Mats Strandberg

Mats Strandberg

Yazar
7.4/10
54 Kişi
·
144
Okunma
·
1
Beğeni
·
851
Gösterim
Adı:
Mats Strandberg
Unvan:
İsveçli Yazar ve Gazeteci
Doğum:
İsveç, 1976
Bazı savaşlar gereklidir. İnsan bazı şeyler için savaşmak zorundadır, bazı şeyleri düzeltmek için hayatını ortaya koyma cesaretini göstermek zorundadır.
456 syf.
"Gemi" özellikle 300. sayfasına kadar çok sürükleyici ve dikkat çekici geçen bir roman. Gerilim, aksiyon, dram, romantizm, korku gibi ögeler içeriyor. Yaklaşık 300 sayfa çok iyi biçimde kendini okutan kitap ne yazık ki son 100-150 sayfada tekrar ve bir nebze sıkıcılığa sürüklense de gene de başarılı bir seyirle son buluyor.

Kitapta birkaç ana vurgu ve grup etrafında dönüyor konu. Aileler, çocuklar ve bir eş cinsel ilişki... Hatta eş cinsel ilişki ve evlilik meselesi oldukça ön plana çıkarılıyor. Romantizmin geneli bu eş cinsel ilişki üzerinden yürütülüyor. Bizim kültürümüze pek uymadığı için bu hususta konunun içine dâhil olamayıp o havayı da yakalayamıyoruz. Haricinde ise arkadaşlık ilişkileri ve aile dramları, aşina olunan şeyler her toplumca ve kültürce.

Kitap türüne göre birçok alıntı çıkarılacak bir kitap olarak da dikkat çekiyor. Ben şahsen kitaptan 30'a yakın alıntı çıkardım ve not ettim. Bu hususta oldukça doyurucu.

Son sözde diyeceğim o ki okunabilecek bir tür romanı. Vampirlere ve Soğuk Avrupa'ya meraklılar için değerli bir romanç
512 syf.
·11 günde
Engelsfors Üçlemesi'nin birinci kitabı "Halka" sonun da bitti, puntosu çok küçük elimde ağır ağır taşıdım, okurken yoruldum biraz, fantastik sevenler bu kitabı sevebilir ergen diyalogları var bildiğimiz korku filmlerine benzer şeyler.
512 syf.
Engelsfors üçlemesinin ilk iki kitabını da fuarda kapağını görüp de almıştım ikinci romanı ise Ateş. Açıkçası kitap hakkında bilgim yoktu kapağı ilgimi çektiği için aldım diyebilirim.Kitabı çok beğendim akıcı ve sürükleyiciydi kitapta aşk, gerilim ve doğaüstü güçler işlenmiş. Okunması keyifliydi fantastik türünü seviyorsanız öneririm.
512 syf.
·4 günde·7/10
Evveett, 511 sayfalık yoğun bir imtihan gibiydi kitap resmen.. Kabul ediyorum kurgu, hikaye hiç fena değil, merak unsuruda oldukça iyi ayakta tutuyor kitabı ama ahhh o ergen olaylarına boğulmuş sayfalar var ya yedi bitirdi beni... Ohh be söyledim rahatladım. Özellikle o sayfaları okurken içim şişti desem yeridir :D

Kırmızı Ay'ın gözükmesiyle bir grup liseli genç kızımız büyülü yeteneklere sahip olduklarını ve birer cadı olduklarını öğreniyorlar. Bir yandan kimliği belirsiz olan katile karşı hayatta kalmaya çalışırken diğer yandan da büyülerinin gizemini çözmeye çalışıyorlar. Katil onları birer birer avlarken tabiiki de bu iş hiç kolay değil. Bilinmeze karşı verdikleri bu savaşta normal hayatlarında birbirlerinden nefret eden bu kızların bir de birbirlerine güvenmek zorunda olmalarını düşünün ;)

Katili tahmin etmek hiç de zor olmadı benim için ama yine de kitap bir polisiye roman olmadığı için kendi türü içinde konuyu yine de heyecanlı tutmuş. Sadece başta da dediğim gibi kızların fazlasıyla ergen muhabbetlerine ve ergenlik sorunlarına boğuluyoruz. Hatta bazı satırlarda o kısımlar o kadar uzun uzun anlatılmıştıki dayanamayıp sadece göz gezdirdim. İlk kitap için fena değildi. Minu'nun yeteneğini merak ettiğimden 2.kitaba devam edicem. Herkese iyi okumalar :)
560 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Seçilmişler, koca bir yaz tatilini Şeytanlar'ın bir sonraki hamlesini bekleyerek geçirdiler. Sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı okullarına dönmek zorunda kaldılar. Ancak tehlike, bu sefer hiç ama hiç akıllarına gelmeyen bir yerden gelecekti. Engelsfors'ta bir şeyler gerçekten ters gidiyordu. Sıra dışı sıcaklar, tüm kasabayı ele geçirmiş, açıklanamayan bir güç ve cinayetler…

Geçmiş ve gelecek âdeta bir düğüm olmuştu ve işin içinden çıkmak, hiç olmadığı kadar zordu. Büyünün kimseyi mutlu etmediğini ve kırık kalpleri onarmadığını iyice anlayan Seçilmişler'in, hayatta kalmak için birbirlerine her şeyden çok güvenmekten başka çareleri yoktu.

Konya'ya gelen kitap fuarından almıştım bu kitabı ve halka serisinin ikinci kitabı.
Diğer kitaba göre daha durgun olsa da yine de güzeldi.
512 syf.
·5/10
Kitapyurdu'nun hediyesi olarak gelen bu kitabı , elimde okunacak kitap kalmayana kadar beklettim. Doğrusu hiç de bekletilmeyi hak eden bir kitap olmayıp , aksine son derece akıcı bir anlatım tarzı ve merak uyandırıcı fantastik kurgusuyla güzel bir kitap. Okurken kendinizi kitabın içinde, olayları birebir yaşarken hayal ediyorsunuz. Yanlız yazı puntosu biraz sıkıcı o kadar. Teşekkürler Kitapyurdu....
456 syf.
·Beğendi·8/10
Baltık denizinin en yaşlı gemisi
Baltic Charisma’dır. 24 saatlik bir yolculuk başlamıştır. Yolcuların en büyük isteği, konfor ve sınırsız eğlencedir. Gece güzel başlamış herkes istediği şekilde eğlenmekte, vakit geçirmektedir. Fakat hiç beklenmedik olaylar silsilesi, herkesi esir almış, korku salmış durumdadır. Kime güveneceğini bilmediğin bu gemide kaçacak yerin de yoksa ne yapabilirsin? Çok güzel bir kitap okudum. Gerilim, macera, heyecan hepsinden harmanlanmış bir konusu, türü vardı. Başlarda konu ilerlemesi biraz ağır oldu, sebebi de karakterli tanıyıp analiz etmemizdi sanırım. Bir yerden sonra kitabı, bir sonraki sayfayı heyecan ile merak ile çevirerek okudum.
Yazarın daha önce " Engelsfors üçlemesi " serisinin ilk iki kitabını okudum. Fantastik türü sevdiğim için o seriyi de çok sevmiştim. Bu kitabı da en az onlar kadar sevdim ve tavsiyemdir..
512 syf.
·5 günde·5/10
Çok kötü değil, çok iyi de değil sadece kapağı kapattıktan sonra ben ne okudum az önce dedirtmeyecek, vampir günlüklerinin cadılı versiyonu diyebilirim sanırım. Okurken sıkmayan bir çırpıda okunabilecek bir kitap.
456 syf.
Tamamı gemide geçen, korku ve gerilim türünde bir roman. Denizin ortasında geçen tüyler ürpertici bu hikaye, yazarın kalemi ile etkileyici hale geliyor. Korku sevenler, özellikle vampir hikayelerinden hoşlananlar beğenebilir ancak benim için vasattı. Çok daha güzel kitaplar okudum. İsveç yazarlarına alışkın olmadığımızdan isimleri akılda tutmak zor oluyor. Zamanınız çoksa neden olmasın?
456 syf.
Blogumdan alıntılama yapiyorum.Bu yıl okuduğum en iyi kitaplardan biri idi.Yazar bizi Baltık Denizine götürüyor.Baltık denizinin en yaşlı gemisi olan Baltıc Charisma gemisine ve bu gemideki yolculara bakıyoruz.Yolcuların tek isteği,korkuları ne olursa olsun ve neden kaçarlarsa kaçsınlar muhteşem bir şekilde eğlenmek istiyorlar.Kaçacak yerleri ve saklanacak yerleri olmadığı halde eğlenmek istiyorlar. :)

Kitabı okurken aklıma ‘Cebimdeki Yabancı’ filmi geldi.Herkesin birbirine olan güvenlerinin azalması,her şeyin ortaya dökülmesi ve kaçamayacaklardır için her şeyi ortaya dökmek zorunda kalmaları anlatılıyor.İliklerinize kadar hissedebileceğiniz güzel bir kitap.Korku,gerilim dolu ve zevkli bir kitap idi.Keyifli okumalar. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Mats Strandberg
Unvan:
İsveçli Yazar ve Gazeteci
Doğum:
İsveç, 1976

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 144 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 42 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.