Mehmet Mazak

Mehmet Mazak

YazarÇevirmen
7.4/10
11 Kişi
·
17
Okunma
·
1
Beğeni
·
718
Gösterim
Adı:
Mehmet Mazak
Unvan:
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum:
Erdemli, Mersin, 1971
1971 yılında Mersin’in Erdemli ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini burada tamamladı. 1995 yılında Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nden mezun oldu. 1998 yılında “İstanbul’da Kayıkçı Esnafı ve 1802 Tarihli Kayıkçı Esnafı Sayım Defteri” konulu yüksek lisans tezini tamamladı.

İlk kitabı 1998 yılında “Eski İstanbul'da Deniz Ulaşımı” adıyla İDO tarafından yayımlandı. Daha sonra İstanbul’un aydınlatma ve ısıtma tarihi ile ilgili olarak“Osmanlı'dan Günümüze Havagazının Tarihçesi” kitabı üç cilt halinde İGDAŞ tarafından yayımlandı. Bu yayınları 2000 yılında “İstanbul Depremleri”, 2001 yılında“Osmanlı'da Çevre ve Sokak Temizliği”, 2006 yılında “Baki Kente Ab-ı Beka Hamidiye” kitapları takip etti.
İstanbul şehir tarihi ve kültürü üzerine çok sayıda makalesi yayımlanan Mehmet Mazak bazı dergilerin yayın ve bilim kurullarında bulundu.
Çalışmalarına İstanbul’un 1850-1930 yılları arasındaki sosyal değişimi ve gündelik hayatı üzerine araştırmalarıyla devam etmektedir.
1996 yılında Aynur Hanım’la evlendi. Bu evlilikten 18 Nisan 2001 yılında Beyzanur,19 Mart 2003 yılında Betül, 23 Ekim 2008 yılında Mehmet Emre dünyaya geldi.

İş hayatına 1995 Ağustos’unda İstanbul Kültür Sanat A.Ş.’de eski Eserler ve Arşiv Uzmanı olarak başladı. İki yıl burada çalıştıkdan sonra Haziran 1997 yılında İGDAŞ (İstanbul Gaz Dağıtım A.Ş.)’e geçti.2007 Yılında tekrar İstanbul Kültür Sanat A.Ş.’ye geri döndü, burada kültür yöneticiliği yaptıktan sonra Ocak 2011 yılında Sultanbeyli Belediyesi'nr Kültür Müdürü olarak geçti.

Halen Sultanbeyli Belediyesi'nde Kültür ve Sosyal İşler Müdürü olarak iş hayatıdevam etmektedir.
Yetim kalan Mecit, 1917 yılında Kazım Karabekir Paşa’nın talimatlarıyla, İstanbul’a, Okmeydanı’nda şimdiki Darülaceze’nin yakınlarında bulunan, çocukların kaldığı devlet yetimhanesine gönderilmiştir. Kazım Karabekir Paşa, İstiklal Savaşı öncesi ve sonrası, ailesi savaşlarda şehit düşmüş çocukları toplatarak hem onlara bir yuva kurmuş hem de eğitim ve öğretimleriyle yakından ilgilenmiştir. Tarihe “Mavi Gömlekliler” olarak geçen bu yetim çocuklar, ülke ekonomisine katkıda bulunmak üzere özel olarak kurulan iş ocaklarında kıymetli birer usta olarak yetiştirilmiş ve eğitilmişlerdir. İşte bu yuvalara yolu düşen ve buradaki eğitimlerle vatanına ve milletine hizmet etme bahtiyarlığına erişenlerden biri de Mecit Çetinkaya’dır.
Mehmet Mazak
Sayfa 163 - Yeditepe Yayınevi; 1. Baskı: Mayıs 2010
Kayıkçı esnafının kendi aralarındaki yetki ve sorumluluğu bakımından diğer esnaf grupları gibi hiyerarşik bir düzeni vardır. Bu düzenin sıralanması şöyledir:
— Başkethüda
— İskele kethüdaları
— Kethüda vekilleri
— Bölükbaşılar
— Usta veya ihtiyarlar
— Sıradan kayıkçılar
— Şâkirdler
— Aylakçılar
Mehmet Mazak
Sayfa 148 - Yeditepe Yayınevi; 1. Baskı: Mayıs 2010
Bizans’ın peremesi, Venedik’in gondolu nasıl sembol ise İstanbul ve Boğaziçi’nin sembol deniz ulaşım vasıtası da piyade kayıklarıdır. Theophile Gautier, Venedik gondolunu Türk kayığı yanında kaba saba bir sandukaya benzetir. Gondulculara da, Türk kayıkçılarının tersine “sefil serseriler” gözüyle bakar.
"Bana yaşadığım şehrin kapılarını aç,
Başka şehirleri özleyelim orada seninle.
Bu evler,bu sokaklar,bu meydanlar,
İkimize yetmez."
(Özdemir Asaf)
... Amadeo Preziosi, diğer Oryantalist ressamlardan farklı olarak, İstanbul’dan gelip geçmedi. İstanbul’dan hemen hiç kopmadan, Eylül 1842 yılından Eylül 1882’ye kadar Batı’lıların ifadesiyle “Dünya Kentlerinin Kraliçesi” İstanbul ile yaşamını bütünleştirdi. Bu nedenledir ki Haluk Şehsuvaroğlu’nun tanımladığı gibi, “İstanbul’un semasının ve ışığının bütün sırrını suluboya tuvallerinde dile getiren ressam” olarak Osmanlı ve İstanbul’lu yaşamını sürdürdü.
Preziosi’nin bu yaklaşımını 19. yüzyıl İngiliz yazarı Julia Pardoe’nun ifadesiyle şöyle belirtebiliriz “Bir Avrupalı, bu ülke halkını ne kadar yakından tanır, onların içgüdülerini inceler, geleneklerinin sağlamlığını sezinlemeye çalışırsa, giderek, Türklerin yüce gönüllülüğüne o oranda daha çok hayran kalır.” diyerek Preziosi’nin de Türkiye’deki minyatürü, nakışı, çiniyi ve çarşıdaki kalabalığın renklerini adamakıllı inceleyerek resimlerini öyle yaptığı anlaşılmaktadır.
Mehmet Mazak
Sayfa 100 - Yeditepe Yayınevi; 1. Baskı: Mayıs 2010
Kayıkçıların genel olarak yolcu taşımada uymak zorunda oldukları kuralları şöyle sıralayabiliriz.
a) Kayığa haddinden fazla yolcu alınmaması,
b) Kadın ve erkek yolcuların aynı anda taşınmaması,
c) Yolcuların herhangi bir şekilde rahatsız edilmemesi,
d) Yolcu alımında nöbet usulüne dikkat edilmesi,
e) Yolcudan fazla ücret alınmaması,
f) Nizamname ile belirtilen özelliğin dışındaki kayıkların kullanılmaması,
g) Kayıklara yelken takılmaması.
302 syf.
·2 günde·9/10
İstanbul'un kapısı Sultanbeyli veya Sutanbeyliği veya Sultanbeyli Çiftliği.
İstanbul'u fethetmeden, öncelik Kocaeli'de. Bu yüzden de bu stratejik noktanın alınması gerek. Sultanbeyli'nin (Aydos Kale'sinin) fethedilmesiyle başlayan ve cumhuriyet dönemi Sultanbeyli'si ile devam eden yarısından fazlası belge olan güzel bir kitap.
184 syf.
·7/10
İstanbul..
İstanbul kavgaların, renklerin, dertlerin, aşkların, mitlerin, efsanelerin ve kelimelere sığdırmakta zorlanılan dünyanın ender şehirlerinden biri. Tüm bu tarifler yerine sadece bi durup düşünüldüğünde, İSTANBUL, bu güzel isim bile şehrimizin derin manâsını hissettiriyor diyebiliriz. İşte böyle bir şehrin kim merak etmez ki kim derinlerine inip daha fazla bilgi sahibi olmak istemez ? Bende bu sebepten kitabı şans eseri görüp aldım, tabiki böyle bir kitaptan roman gibi bir akıcılık beklemek yanlış olur ama yinede anlatırken sıkmayan üslubuyla kitap kendini bir köşeye koydurmamayı başarmıştı, başarmıştı ama yer yer durgunlaşan yerleride illaki vardı bazı konular fazla uzatılmıştı. Kitapta aslında normal bir insanın İstanbul hakkında merak edemeyeceği detaylı bilgiler mevcut ve bu detaylı bilgilerin birkaçı hariç hiç uzatmadan olması gerektiği gibi anlatılmış ve okuyucuya unutamiyacağı bilgiler sunmuş, okurken sizinde yer yer durupta ‘bu yaşadığımız şehirde böyle şeyler mi varmış’ diyeceğinizi tahmin ediyorum. İşin özü bu kitabı rahatlıkla kitap okuma listenize koyabilirsiniz, kafa dinlendireyim derken aynı zamanda yeni keyifli bilgiler edinirsiniz, şunuda söylemeden geçemeyeceğim, kitap bi bu kadar daha devam edip yeni bilgiler verseydi güzel olabilirdi
Saygılarımla..
296 syf.
·2 günde·8/10
Özel ilgi duyduğum Mersin tarihi ve gelişimi üzerine yazılmış az sayıda kitaptan biri. İçeriğinde Selçuklular öncesinden başlayarak Osmanlı dönemi sonuna kadar Türk Denizcilik tarihine de ait genel bilgiler verilmiş. Mersin, genel anlamda biraz yüzeysel tanıtılmış ancak kentin kuruluşunda etkili olan iç ve dış etkenlere, idari tarihçesine ve nasıl olup da bir liman kenti haline gelmesine ait etmenler ele alınmış. Buraya kadar hızlı ve akıcı bir okuma sunan yayın. Mersin'de gelişen limanı ve deniz ticaretini, belgeler üzerinden inceleme başlayınca (osmanlıcadan çevrilen belgelerle) daha ağır ve akademik bir dile bürünüyor. Ayrıca kitapta şehirdeki deniz ticaretinin günlük hayata olan etkileri de incelenmiş. Genel olarak yararlı bulduğum kitap, araştırmaya yönelik bir yayın olmuş. Anlatımın o dönemi gösteren arşiv görselleriyle de desteklenmesini beklerdim ancak ne yazık ki kitabın kapağında bile içeriğinden daha fazla resim var.
168 syf.
·6/10
1880'li yıllarda ticaretin gelişmekte olduğu bir anadolu kasabasında gündelik hayatı olabildiğince gerçek anlatan nadide eserlerden. benzer konulara değinen araştırma kitaplarından ayrılan yanı yazarının bizzat o dönemi görerek yazması. olumsuz diyebileceğim yani ise üslubun, cümlelerin günümüz diline uzaklığından dolayı akıcı olmaması. belki de çevirenlerle ilgili bir problemdir, osmanlı alfabesi bilmediğim için yorum yapamıyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Mazak
Unvan:
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum:
Erdemli, Mersin, 1971
1971 yılında Mersin’in Erdemli ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini burada tamamladı. 1995 yılında Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nden mezun oldu. 1998 yılında “İstanbul’da Kayıkçı Esnafı ve 1802 Tarihli Kayıkçı Esnafı Sayım Defteri” konulu yüksek lisans tezini tamamladı.

İlk kitabı 1998 yılında “Eski İstanbul'da Deniz Ulaşımı” adıyla İDO tarafından yayımlandı. Daha sonra İstanbul’un aydınlatma ve ısıtma tarihi ile ilgili olarak“Osmanlı'dan Günümüze Havagazının Tarihçesi” kitabı üç cilt halinde İGDAŞ tarafından yayımlandı. Bu yayınları 2000 yılında “İstanbul Depremleri”, 2001 yılında“Osmanlı'da Çevre ve Sokak Temizliği”, 2006 yılında “Baki Kente Ab-ı Beka Hamidiye” kitapları takip etti.
İstanbul şehir tarihi ve kültürü üzerine çok sayıda makalesi yayımlanan Mehmet Mazak bazı dergilerin yayın ve bilim kurullarında bulundu.
Çalışmalarına İstanbul’un 1850-1930 yılları arasındaki sosyal değişimi ve gündelik hayatı üzerine araştırmalarıyla devam etmektedir.
1996 yılında Aynur Hanım’la evlendi. Bu evlilikten 18 Nisan 2001 yılında Beyzanur,19 Mart 2003 yılında Betül, 23 Ekim 2008 yılında Mehmet Emre dünyaya geldi.

İş hayatına 1995 Ağustos’unda İstanbul Kültür Sanat A.Ş.’de eski Eserler ve Arşiv Uzmanı olarak başladı. İki yıl burada çalıştıkdan sonra Haziran 1997 yılında İGDAŞ (İstanbul Gaz Dağıtım A.Ş.)’e geçti.2007 Yılında tekrar İstanbul Kültür Sanat A.Ş.’ye geri döndü, burada kültür yöneticiliği yaptıktan sonra Ocak 2011 yılında Sultanbeyli Belediyesi'nr Kültür Müdürü olarak geçti.

Halen Sultanbeyli Belediyesi'nde Kültür ve Sosyal İşler Müdürü olarak iş hayatıdevam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 17 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 29 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.