Murat Alpar

Murat Alpar

YazarÇevirmen
0.0/10
0 Kişi
·
109
Okunma
·
0
Beğeni
·
415
Gösterim
Adı:
Murat Alpar
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
1943
Murat Alpar (1943), Türkçenin uzun yıllardır Danimarka’da yaşayan yetkin Danca çevirmeni. Bugüne dek ülkemizde de sevilen çağdaş Danimarkalı ozan Henrik Nordbrandt (1942)’tan yaptığı çevirilerle ve Ondört Çağdaş Danimarkalı Ozan (1995) adlı antolojisiyle tanınıyordu. Artık, Andersen çevirmeni olarak da anılacak
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Çok küçükken okuduğum bir kitaptır. Amcamın memleketi ziyaret hediyesi olarak istemiştim. Kitap bulamamaktan tekrar tekrar okurdum. Her satırı ezberimde olurdu. O zamanlar her istediğin kitaba netten ulaşma fırsatı yoktu tabi. Gözümüzün nuru gibi bakardık kitaplarımıza. Hiç kimseleri dokundurtmazdık eskir diye. Masallarin içine girer bazen korkar bazen heyecanlanir gulerdik. Tek zevkimiz kitap okumaktı. Şimdiki çocuklar anca tablette oyun oynasın.
Danimarkalı şair Tafdrup, şüphesiz bu alanın en güzidelerinden. Ancak şiirlerinin yazdığı dil ile okunması şartıyla. Bana göre şiir tek bir dil de yazılır ve okunur. Bazı kesimler şiirin söz sanatı olmasının yanında ayrıca bir öz sanatı olduğunu kabul edip, şiirin çevrilmesinde sakınca görmemişlerdir. Evet şiir çevrilebilir bana göre de. Ama özünü kaybetmediğini kimse iddia edemez. Yabancı dilden tercüme edilmiş bir şiir okuyor iseniz çok fazla bir beklentiye girmeden okumalısınız. Çıtayı yüksek tutarsanız şiirler gözünüzde vasat görünür.

Saygılarımla...
Malum masal olduğu için belirli kalıplar var. Çirkinsen; güçsüz ve zavallısındır bir mucize olup güzelleşirsen insanlar seni kale alır masalın yıldızı olursun...Kralın kızıysan dünya güzelisindir -tek meziyetin budur- bir yerde evleneceğin adamı beklersin... Fakir bir adamsındır bir mucize olur zenginleşirsin ve gözünü hemen kralın kızına dikersin... Hep bir arz- talep, güzel-çirkin,zengin-fakir dayatması bence çocuklar için uygun değil yetişkinler okuyup ders çıkarmalı
Bir büyüklere masallar kitabını daha bitirdim, evet masal denildiğinde genellikle akla çocuklar gelir ama bu kitabı elinize aldığınızda biz büyüklere daha uygun olduğunu görüyorsunuz. Birçok masalda verilmek istenenin eksikliğini kendi yaşadıklarımızda ya da bir yakınımızın dile getirişinde hala duymaya devam ediyoruz. Masal denildiğinde hep mutlu son gelir akla ama bu kitapta birçok masalın mutlu sonu geçtim bazen sonu havada kalmış ve sizin hayal gücünüz devreye giriyor. Bu durum benim hoşuma gitti, en azından gerçek dünyaya daha yakın hissettim, bazı ifadeleri kendi yaşadıklarımla içselleştirebildim.
Her masal güzel miydi derseniz hepsinde aynı tadı alamadım ama birçoğunu sevdiğim için onları görmezden gelmem zor olmadı.
Masallarda en sevdiğim özellik mantık aranmaması ve herhangi bir nesnenin dile gelmesi ve onların kendi dünyası üzerinden bizim hislerimize tercüman olmaları, belki de bunda küçükken çok sevdiğim benim için değerli olan eşyalarıma en yakınım gibi davranmam ya da hala bir kitabımın sayfasını yanlışlıkla kıvrılmasına sebep olduğumda canının yandığı hissedip onu düzeltmem gibi anlamlar yükleyerek onlarla bir gönül bağı kurmamın ilgisi olabilir. :) Bu duyguyu bol bol yaşadım, o yüzden de masal seven benim için güzel bir yolculuktu, okuyanlar da aynı tadı alabilir umarım. :)
Normalde öykü kitaplarını çok severim ama bu kitabı hiç sevemedim. Arka kapak yazısına aldanıp almıştım ama hiç benlik değilmiş. Içinde toplamda 15 öykü var ama ben 4 tanesini okuyup devamını getiremedim. #yapıkrediyayınları
YKY'de ilk çıktığı zaman açıklama yazısından etkilenip, büyük beklentiler ile aldığım bir kitaptı. Açıklamanın sadece üzerine yazdığı tema konusunda bir doğruluk içerdiği kanısına vardığım bir kitap oldu. Bir öyküsünde içerisinde düşünsel perspektifinden koparılmış denilecek kadar uzaklaştırılmış bir şekilde işlenen budizm ile kitabın sadece işlediği konuları işleyişinin başarısızlığı değil aynı zamanda, temaları işlerken kullandığı araçları tanıtışındaki yanlış bilgilendirmeler ile vasata varabilecek bir dile ulaşmış olduğunu düşündüğüm halde yarıda bırakmamak konusunda irade göstermiştim. Arasında beni etkileyen öyküler çıkmış olsa da genel anlamda, o zaman içerisinde başka bir kitap okusaydım daha iyi olurdu dediğim nadir kitaplar içerisinde yerini aldı.
Sanırım yeni yazarlar keşfetmektense hoşuma giden yazarların kitaplarını okumak ,onların etkilendiği yazarların kitaplarını almak hoşuma gidiyor.
Son zamanlarda yeni bir adet edindim, belirli bir kitabı okurken , kitapçıya giriyor klasik , felsefe veya tarih konuları ilgili raflarda en ince kitap hangisiyse çok kısa bir inceleme sonrasında satın alıyorum.
Bu defa hangi rafta durduğuna bakmadan bu kitabı aldım.
1970 doğumlu Danimarkalı bir yazar ...
Farklı kısa hikayelerden oluşan bir kitapçık . Bazıları gerçekten ilginç özellikle Nat Newsom şaşırtıcı , Budist fena değil.
Ancak diğer hikayelerinin çoğunu fazla karamsar buldum . Bulunduğu ülke, yaşam şartları belki böyle yazması için bir neden olabilir.
Kendine has bir tarzı var arada sırada insanın aklına gelemeyen ilginç fikirler ortaya atıyor ama ikinci bir kitabını alayım diye düşünmedim.
Bu arada başlangıçta kitabı bırakmak aklımdan geçti ancak ilerledikçe hem diline alıştım hem de hikayelerin kalitesi arttı ilginç hikayeler geldikçe beni sürükledi ve okumaya devam ettim.
Masallar, bir mesaj vermek için, toplumsal farkındalıkları anlatmak için, herkesin kabul ettiği 'iyi' ve 'kötü' kavramlarını resmetmek için yazılır. Okuyan kişi, masallardan kendisine göre anafikir çıkarır ve bu anafikri genelde çocuklara aktarır. Masalın muhatabı genelde çocuklar olmasına karşın her yaştan insanın okuması gereken pasajlardır. Özellikle klasikleşen masalların bilinmesi, okunması, anlaşılması hayatın her alanında rehber olur.

Bu açıdan Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen'in Seçme Masallar kitabı, hem masal çeşitliliği hem de kaynağını bilmediğimiz klasikleşen masallara sahip olması açısından kütüphanede bulunması gereken, her daim başvurabileceğimiz kitaplardan olduğunu düşünüyorum.
Bu kitap beyin yakan cinsten bir roman. Sürekli Flash backler var ve bir okuduğunuz paragrafı belki 20 kere daha okuyorsunuz. Yani aynı paragraflar sürekli tekrarlanmış. Esrarengiz bir kitap olduğunu söylemek istiyorum ancak bu kitabı maalesef kurtarmaya yetmiyor. Hadi ya hadi canım dediğiniz yerler mutlaka olacaktır en azından benim oldu. Ama yazar'ın neyi anlatmak istediğini anlayamadım. Kitap tam bir bilmece diyebilirim. Ve sırf sonunu merak ettiğim için devam ettim. Bir başkası bu kitabı çok sevebilir ama ben sevmedim. Bol Flash back belki de 5 kadının aynı şeyleri sürekli tekrar etmesi okuyucuyu çok fazla yoruyor. Beni oldukça yordu. Bilgi anlamında bir şey katacağını düşünmediğim roman sadece içsel bir devinimden ibarettir. Yani bir ruh halinden başka bir ruh haline sürekli geçiş yapıyor. Ama olaylar aynı kalıyor. 1-2 yerinde şok eden bir olay hadi roman şimdi başlıyor dedirtiyorken hikayenin aynı kaldığına şahit oluyorsunuz. Ben pek zevk alarak okuyamadım. Tadı yoktu.
Ben sadece kendi ülkemin şairinin eserini okurum başkasının dili uymuyor, uysa bile çeviri şiir orijinal anlamını taşımıyor diyenlerdenseniz Henrik Nordbrandt'ın şiirleri karşısında şaşırmaya hazır olun.

Aslen Doğu Dilleri Bölümü mezunu olan Danimarkalı yazarımızın ilk şiirlerinde (bu dönem Soğuk Savaş yıllarında) kentlerdeki toplumsal çözülmeyi şiirlerine konu edinmiş. 1970'lerde ise sık sık geldiği Akdeniz, Türkiye ve Yunanistan, şiirlerinde kendine büyük bir yer tutuyor. Buraların güzelliklerini betimlerken ise edebi bir kaygıdan fazlasıyla uzak. Denemelerinde de sık sık Türkçeye olan aşkını dile getiren yazarın şiirlerinde Türkçe kelimelerle yaptığı oyunlar, memleketimizin güzelliği anlatan dizeler ve hayranlıktan öte olarak adlandırabileceğim bir sevgi var.

Üslubundan bahsetmem gerekirse kullandığı biçim bize hiç yabancı değil Yunus Emre ve Orhan Veli'den de etkilenerek oluşturduğu üslubunda Kavafis'in etkileri görülünce eşi benzeri olmayan bir tarz yaratmış oluyor. İmgelerde ise en çok kiraz ve badem ağaçları ayrıca gülü görüyoruz. Sevgiliye seslenirken ki anlatımı ise kesinlikle okumaya değer.

'Bir Yaşam' adlı şiirinde ise belki bizi bizden daha iyi anlatıyor...

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Alpar
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
1943
Murat Alpar (1943), Türkçenin uzun yıllardır Danimarka’da yaşayan yetkin Danca çevirmeni. Bugüne dek ülkemizde de sevilen çağdaş Danimarkalı ozan Henrik Nordbrandt (1942)’tan yaptığı çevirilerle ve Ondört Çağdaş Danimarkalı Ozan (1995) adlı antolojisiyle tanınıyordu. Artık, Andersen çevirmeni olarak da anılacak

Yazar istatistikleri

  • 109 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 53 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.