Mürselin Kurt

Mürselin Kurt

Yazar
6.5/10
21 Kişi
·
49
Okunma
·
1
Beğeni
·
1.002
Gösterim
Adı:
Mürselin Kurt
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Muğla, Türkiye, 1967
İlköğretimi Muğla’da, liseyi İstanbul’da, yüksekokulu ise Trabzon’da okudu. 1992’de işi nedeniyle Ankara’ya yerleşti. Evli ve bir çocuk annesi. 2007 yılında Um:ag Yazma Seminerleri’ne katılarak hem o zamana kadarki yazdıklarını ölçüp değerlendirme hem de Mehmet Eroğlu, Çiğdem Ülker, Ahmet Özer, Ahmet İnam ve Cemil Kavukçu gibi değerli yazar-eğitmenlerin bilgi ve deneyimlerinden yararlanma fırsatı bulduğunu ifade ediyor.
"Şiddetli bir kriz anında intihar girişimi olan bir insan gelecekte de benzer bir durumda aynı girişimi tekrarlayabilir."
Mürselin Kurt
Sayfa 34 - Ayrıntı Yayınları
Tanrıdan ilk kez su gibi, ekmek gibi yalın ve anlaşılır bir şey istediğimi hatırlıyorum: Kardeşler ablalarından önce ölmemeli...
Babam o gece beni inekler gibi boynumdan bir yularla ahıra bağlıyor. "İnsana benzer bir tarafın yok " diyor. "Ahırda kal da aklın başına gelsin!" Annem, "Hem insan oldum demeden çözme," diyor babama, "Bir vagon insanı aç bırakmak neymiş öğrensin."
128 syf.
·7/10
Okumamın üzerinden hayli zaman geçmişken bir Murathan Mungan kitabındaki bir hikayede aklıma düşüverdi bu abla-kardeş hikâyesi. İnsanın içini sızlatan, kendini sorgulatan bir hikâye. Gerçekten en yakınımız dediğimiz insanları ne kadar tanıyoruz? Aramıza mesafeler girince kopuyor mu kardeşlik bağı? "Aramızda kaç kilometre olursa olsun, ellerini hep omzumda hissediyorum" demiştim ablama uzaktan uzağa kutladığım bir doğum gününde. Öyle miydi sahiden? Aynı evi, aynı odayı paylaşırken de birbirinden bambaşka hayatlar kurduğumuzda da aynı insan oluyor mu? Ne kadar aksini iddia etsek de kendi hayatlarımıza dalıp gidince ne kadar ilgilenebiliyoruz canımızdan fazla kıymet verdiklerimiz ile? Sözde mi kalıyor hepsi? Günün birinde yüzümüze vurmak için pusuda mı bekliyorlar?
128 syf.
·Puan vermedi
Mutlu'nun yaşam hikâyesine, sıradan denilebilecek bir olay ile ortak oluyoruz. Bacağı kırılarak ameliyata alınması, başta talihsiz bir olay gibi görünse de ablası Sumru'nun refakatçi olarak yanına gelmesi ile büyük bir aile dramı ortaya çıkıyor.

Kardeşler arasındaki gerginlik, kültürel farklılıkların ortaya çıkardığı sorunlar, mutsuz evlilikler, toplumun erkek baskınlığı, kadına yönelik şiddet gibi her ayrıntının ilmek ilmek işlenmesiyle de sır perdeleri aralanıyor.

Herkesin kendine göre bir derdinin, tasasının, sıkıntısının, çaresizliğinin olduğu şu hayatta, kimsenin kimseyi tam anlamıyla anlayamadığı, empati yapamadığı gerçeğini gözler önüne sererek yapılan acı hesaplaşmaları tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Mutlu'nun aslında isminin anlamına tezat olarak çocukluğundan bu yana mutsuz olması, kendini gereğinden fazla uyumlu biri gibi göstermeye çalışması, Sedat ile olan evliliklerindeki karanlık gerçeğin onu yavaş yavaş yok etmesi, derin yaraların sardığı ruhunu rahatlatmanın başka yolunu bulamayan insanları da tekrar tekrar hatırlatıyor.

Bu arada kitabı alırken de okumaya başlarken de herhangi bir beklenti içerisine girmemiştim. O beklentisizlikle okumaya başlamıştım. Okudukça daha çok merak edip daha çok okumak istemiştim. Neyin merakıydı bu çözemiyordum ama siz de bu güzel eseri listeye ekleyin, tavsiye ederim.
128 syf.
·2 günde·Beğendi
Mutlu ve Sumru iki kız kardeş, bir de küçük erkek kardeşleri var. Sumru psikologken Mutlu da bir ameliyathane hemşiresidir. Bir gün Mutlu'nun geçirdiği bir kaza sonucu bacağı kırılır ve ablasıda ona refakat etmeye başlar. Bir haftalık bir süreçte aralarında yaşanan olayları ve konuşmaları okuyoruz kitapta. Belki ömürleri boyunca hiç konuşmadıkları kadar konuşup bazı noktalarda birbirlerine açılıyorlar zira Mutlu'nun pek de rayında olmayan bir evliliği söz konusu. Bazen çocukluklarına atıfta bulunan Sumru bazen de iç dünyasına yaptığı yolculuklarını yansıtıyor bize.
Sumru'nun psikolog olup asla empati yapamaması, karşısındakini anlayamaması beni çok rahatsız etti. Kitap dil açısından okutturucu olsa da iki belirgin karakter de düşüncelerime aykırı olduğu için sevemedim. Ancak yeni bir yazar keşfetmiş olmak ve bu kadar basit bir konuyu 120 sayfa boyunca okutturmayı başarmasını görmek beni sevindirdi.
128 syf.
Kadına şiddetin ayyuka çıktığı bu dönemde bu kitabı, tesadüfen de olsa, seçmem hata oldu. İnanılmaz etkileyici çünkü. Anlatılanların yanında bahsedilmese de bilinen şeylerin rahatsızlığını yaşatıyor kitap.
128 syf.
·4/10
Konusu güzel diyebilirim ama yazarın üslubunu beğenmedim. Bazı yerleri neredeyse ilkokul kompozisyonları gibi yazmış, rahatsız ediciydi.
Ek olarak yazarın ilk romanıymış.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mürselin Kurt
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Muğla, Türkiye, 1967
İlköğretimi Muğla’da, liseyi İstanbul’da, yüksekokulu ise Trabzon’da okudu. 1992’de işi nedeniyle Ankara’ya yerleşti. Evli ve bir çocuk annesi. 2007 yılında Um:ag Yazma Seminerleri’ne katılarak hem o zamana kadarki yazdıklarını ölçüp değerlendirme hem de Mehmet Eroğlu, Çiğdem Ülker, Ahmet Özer, Ahmet İnam ve Cemil Kavukçu gibi değerli yazar-eğitmenlerin bilgi ve deneyimlerinden yararlanma fırsatı bulduğunu ifade ediyor.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 49 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 19 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.