Ned Beauman

Ned Beauman

Yazar
6.3/10
40 Kişi
·
82
Okunma
·
1
Beğeni
·
764
Gösterim
Adı:
Ned Beauman
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
1985
Ned Beauman
Roman Yazarı
Doğum: 1985, Londra, Birleşik Krallık
Bu arada Stalin de, dünya devriminin bir dünya diline sahip olması gerektiği görüşüne varmıştı; hem Pangeaca, hem de Esperanto öğrenmeye çalıştı.(Öğrenmek istemesinin nedeni Yahudi karşıtı Almanya ile düşman olmasıdır.)Başaramadı ve bu dilleri Sovyetler Birliği'nde yasakladı; fazla hevesli astlarının bastırdığı Pangeaca posta pullarının hemen imha edilmesini emretti. Ne Erasmus, ne de Philip Erskine, 1939 yılında Vilnius'taki bir hapishane hücresine giren bir Pangeanacı, bir Esperantocu ve bir Yahudiyle ilgili şu gerçek hikayeyi duyma fırsatına sahip olamadı. (Bu diller yapay dillerdir, Yahudilerin tek bir dil etrafında toplanması için üretilnişlerdir) (Ayrıca, bu diller ortaya çıktıktan sonra, tek bir dili kabul etmek için toplanmışlardır fakat hiçbir karara varamamışardır) "Şalom" dedi Yahudi. "Saluton" dedi Esperantocu. "İlakş" dedi Pangeanacı. Birbirlerini anlayamadılar ve hepsi açlıktan öldü.
''Aşk ve mutluluk gibi sözler ağızda kolay erir. Fakat herkes kolay yoldan gidemez. Uygarlığın bir geleceği olacaksa, bazılarının zor olanı yapması gerekir.''
"Biliyor musunuz Haham, Darwin'den önce Hristiyanların bir de Tasarıma Dayalı Kanıt diye bir şeyleri vardı" dedi Pearl. "Şöyle derlerdi; 'Cayirdaki su güzel kelebekler bir baksaniza! Bunları ancak Tanrı yaratmış olabilir.' İbraniyse şöyle derdi;'Cayir da ne haltmış bakalım?'"
"Çünkü güzellik korkunun ilk anından, hâlâ az çok katlanabildiğimiz, soğukkanlı bir tavırla bizi yok etmeye tenezzül etmediği için hayran kaldığımız bir korkunun ilk anından başka bir şey değildir. Bütün melekler korkunçtur."
"Kapitalist piyasa sisteminde kendilerini(Yahudiler) iyi hissediyorlar;çünkü bütün dinleri bir sözleşmeye dayanıyor. Tabii bir de çölün etkisi var. Yakıcı güneş ve berrak ay ışığı ruhsuz entelektüalizmi besliyor. Duyular ve duygular solup gidiyor; geriye kalan her şey altın oluyor. Aynı zamanda çölde, koyun sürüsü iki katına mı çıkacak, yoksa açlık ve hastalıktan ölü gidecek mi, asla bilemez insan. O yüzden de sınırsız biriktirme, üretme ve spekülasyonu saplantı haline getirir. Böyle bir şey saygın, yerleşik bir çiftçi topluluğunda asla mümkün olamaz."
Gude'a göre, sanatla reklam aynı canavarın iki ismiydi. Böylesi eskiyavari bir fikirle New York'ta zengin olacak son kişi o değil bence; ilk kişi olduğunu sanan son kişi de değil... Fakat Gude şunu çok iyi anlamıştı: insanları sanata bakmaya zorlayamazsın; ama sokağın ortasına yüz bin ampul koyduğun zaman, reklama bakmaya zorlayabilirsin. Bu fikir hoşuna gitti. Şehrin bir parçasını sahiplenmek hoşuna gitti. Bir tür fetih bu aslında. Broadway üzerine Wrigley sakızlarının reklam tabelasını koyduğu vakti hatırlıyorum. Devasaydı. Yüzlerce metreydi. Yale'deki ilk senemdi; herkes bunu konuşuyordu. İnsanları, onlara sakız sattığını söyleyerek heyecana boğuyorsun-büyük bir olay.
Erskine hep merak ederdi: Londra sokaklarında dolanan bir tilki, kentteki değişiklikleri fark eder miydi; aldırır mıydı? Çimentoya, cama, düz çizgilere ve dik açılara baktığında, tıpkı bir kabusta olduğu gibi, çok yanlış bir şeyler olduğunu düşünür müydü?
256 syf.
·3/10
Kitabın önünde ve arkasında yapılan övgülere hiç aldanmayın. Kitap başlığında vadettiği hiçbir şeyi yerine getirmiyor. başlığı oluşturan boksör ve böcek tamamen birbirinden bağımsız bir şekilde kitabın sonuna kadar gidiyor sonunda sırf bağlantı oluşsun diye saçma bir şekilde birbirine bağlanıyor. Akıcı değil, karakterler havada. Yazar birinin yeğeni falan mıdır nedir. yoksa bu kitabın best seller olma ihtimali yok.
256 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Dikkat spoiler içerir.
Balık lakaplı bir adamın garip bir koku yayan bir hastalığı vardır ve Grublock adında bir Nazi koleksiyoncusu için çalışmaktadır. Bir gün Grublock bir adamından haber alamadığını ve onu görmesini söyler. Balık adamı öldürülmüş olarak bulur ve evinde bir mektup vardır. Adolf Hitler'den Philip Erskine'e yazılan bir mektup. Bilim adamının bulduğu Hitleri adlı bir böcekle ilgili olarak yazılan bir övgü mektubu. Artık hepsinin hayatı tehlikededir. Olayı kurcaladıkça 1936 yılında yaşanan bazı olaylara ve büyük bit hikayeye doğru yol alırlar. Zamanında İngiltere'de Seth Roach adında Günahkâr lakaplı bir Yahudi Boksör vardır ve Philip Erskine öjenik düşünceleri sebebiyle bu adamın peşine düşmüştür. Antrenörü Frink ve adamı olduğu mafya Albert Kömmel bu adamdan hiç hoşlanmaz ama Günahkar Amerika'da alkol krizine girip de maçları iptal olunca mecburen uşağı olur. Bir yere giderler. Burada hem Philip ile hem de kız kardeşi Evelyn ile ilişkiye giren Günahkar, Evelyn'in nişanlısının öldürüldüğünü görür. Ama suç bir kaç hizmetçiye atılmıştır. Balık'ı esir eden Galli katil ise bu böceğin peşindedir. Acaba Galli aradığını bulabilecek midir? Stuart'tan yardım isteyen Balık kurtulabilecek midir? Günahkar ve Erskine'lere neler olmuştur? Bu işin içinde kim vardır? Grublock yaşamakta mıdır ve koleksiyonu ne durumdadır? Keyifle bir solukta okunan bir roman.
344 syf.
·3 günde·1/10
Açıkçası kitabı okurken sıkıldım. Konusu güzel gibiydi başlarken.. Ancak konular arası geçişlerde olan kopukluk, ne okuduğunuzu, ne anlatıldığını unutmanıza neden oluyor. Mizahi olarak değerlendirmiş bazı okurlar yorumlarında, ancak belki de benim mizah anlayışıma uymadı ama mizahi bir yanını göremedim. 1930 'lu yıllarda bir tiyatro sahne tasarımcısının bir kadının peşinden oradan oraya sürüklenmesi ile ilgili bir konusu var. Bazı yerlerini maalesef atlayarak okudum. Yarım kitap bırakma alışkanlığım olmadığından bitirmiş olmak için bitirdim diyebilirim. Tabi bu benim şahsi fikrim, okumak isteyenlere ve bu türde kitap okumayı sevenlere tavsiye edilir..
344 syf.
·20 günde·Beğendi·6/10
Başarısız cinsel hayatına fena halde kafayı takmış bu nedenle de çevrede olup bitenlere karşı duyarsızlık halindeki Loeser’ın macerası anlatılan kitabın özellikle ilk 100 sayfasında sabırlı olmak gerekiyor. Kurguda çok fazla tesadüfler var. Şunu da söylemeliyim ki renkli iplerle insanların birbirine dolanması fikrinden sonra sahte ameliyat fikrinin aynı kişiden çıkmış olması beni şaşırttı.
Kitabın yarısına kadar anlama ümidindeydim. Ancak cümleler mi çok karışıktı, yoksa yaşım için ağır bir kitap miydi bilmiyorum ama kesinlikle beklentilerimi karşılamadı. Çünkü hem aldığım yerde hem de yorumlarda kitap çok övülmüş, e haliyle güzelden de güzel bir şey bekliyor insan ancak gelin görün ki kitabı yarıda bırakırken sadece kafamda bir soru işareti duruyordu; ne anlatıyor bu kitap?
280 syf.
#okudumbitti
#kitaptanıtım
#NedBeauman

Glow
Ned Beauman
DOMİNGO YAYINEVİ
Sayfa Sayısı: 280

Güney Londra’nın eğlence hayatına sağlam bir giriş yapan gizemli uyuşturucu GLOW.

"Yarıda kitap bırakmam her zaman bitiririm." diyorsanız sakın başlamayın. Ne amaçla yazıldığını bile anlayamadım. Zamanınızı ziyan etmeyin.

https://www.facebook.com/...51282/?ref=bookmarks
SihirliFlut
http://www.ukitap.com/u/SihirliFlut/
https://zebramo.com/users/323273809
256 syf.
·2 günde·5/10
Kapağında övgüler dizilmiş kitaplardan hep çekinmişimdir çünkü çoğu zaman övgüleri hak etmemiş oluyorlar. Bu da onlardan bir tanesiydi benim için. En son ne zaman bir kitabı bu kadar zor okudum hatırlamıyorum. Yazarın kitapta anlatmak istediği şey ne veya kitabın türü ne hala hiçbir fikrim yok. Kısaca konusu; 1.50 boyunda, dokuz ayak parmağı olan gay bir boksörün hayatını okuyoruz. Konusunu değişik bulduğum için almıştım. Konunun hala ilginç olduğu düşüncesindeyim ama yazarın dili kitabı okunması güç hale getirmiş kanımca.
256 syf.
·4 günde·6/10
Okunmadığında çok şey kaybedilecek bir kitap değil. Oku unut. Anlatım akıcı, kitap kendini okutuyor. Ama isim ilginç işte merak uyandırıyor. Hayatın kenarında kalmış gücü kendinden menkul bir gencin hikayesi. Bu genç içinde yetiştiği çevre dolayısıyla her ortamı görüyor, biraz farklı, uyumsuz ama dürüst.
256 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Ned BEAUMAN'ın okuduğum ilk kitabı. Tamamen ismi sebebiyle satın aldığım kitap beklentimin çok çok üzerinde çıktı. BEAUMAN'ın çok hızlı ilerleyen bir anlatımı var kelime oyunu yapmayı da çok seven bir yazar ve bu hikaye örgüsünün sürükleyici ile birleşince ortaya bir solukta okunan bir kitap çıkıyor. Genel itibariyle konuyu değil kitabın bende bıraktığı etkiyi betimlemeye çalıştım. İyi okumalar.
280 syf.
·1 günde·3/10
Sırf başladığım kitabı bitirme takintim olduğu için bitirdim. Kitabın fikri süper, kapağı çok güzel, içerdiği mesajlar çok iyi. Ama o kadar sıkıcı yazılmış ki zorlaya zorlaya okudum resmen.

Kısa bir özet vermek gerekirse ;Glow uyarıcı bir maddenin adı, sadece glo denen bir bitkiden ve tilkiler aracılığıyla (tilkilere zarar verme anlamında değil )yapılıyor. Fakat bunu yapmayı bilen tek bir kişi var.
Bir tarafta bu glow,un ve onu yapmayı bilen o tek kişinin peşinde olan bir şirket, ki bu şirket amacı uğruna insanları takır tukur öldürmekten çekinmiyor, bi tarafta ise günü 25 saat yaşamak gibi tuhaf bir sorunu olan bu olaya karışmış kitabın ana kahramanı ve arkadaşlarının mücadelesi anlatılıyor.
Dediğim gibi çok iyi bir kitap olabilirmiş, keşke yazar orjinal olsun diye bu kadar karışık ve okunması zor cümleler kurmasaydı.
Sözün özü, iyi kitap aslında ama çok sabırlı değilseniz, okuması işkence

Yazarın biyografisi

Adı:
Ned Beauman
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
1985
Ned Beauman
Roman Yazarı
Doğum: 1985, Londra, Birleşik Krallık

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 82 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 47 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.