·
Okunma
·
Beğeni
·
925
Gösterim
Adı:
Boksör Böcek
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056180170
Kitabın türü:
Çeviri:
Sabri Gürses
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınevi
"Bu yeni edebiyat gücü karşısında hayranlıktan nefesim kesiliyor ve bundan sonra ne yapacak diye merakla bekliyorum" ...
Victoria Moore, Daily Mail

"Seth Roach gibi dokuz ayak parmaklı, bastıbacak bir alkolikten trajik bir kahraman çıkarabilmek ciddi bir hüner gerektirir. Bu sarsıcı zafer Beauman'ın 21. yüzyılın en iyi gerçekçi romancılarından beklenen o karmaşık paradoksal ustalığa sahip olduğunu gösteriyor: eski ve öngörülebilir bir yapıyı alıp onun yeni ve öngörülemeyen bağlantılar üretmesini sağlamak" ... Scarlett Thomas, Guardian

Nazi eşyaları koleksiyoneri genç bir adam. Bir elli boyunda, dokuz ayak parmaklı, eşcinsel -ve yenilmez- bir Yahudi boksör. Üstün ırk yaratma çalışmaları saplantıya dönüşmüş bir aristokrat.
İngiltere'nin en iyi yeni yazarlarından Ned Beauman'ın şaheseri Boksör Böcek, Tarantino'nun henüz çekmediği bir filmin karakterlerini alıp onlara belki de tüm zamanların en ürkütücü olmaya aday karakterini ekliyor: Üzerinde gamalı haç işareti olan bir böcek, bir Anophthalmus Hitleri.

Boksör Böcek, okurken bir büyük yazarın ilk sahne aldığı ana tanık olduğunuzu düşündürten, dizginsiz, çığırından çıkmış bir roman.
256 syf.
·3/10
Kitabın önünde ve arkasında yapılan övgülere hiç aldanmayın. Kitap başlığında vadettiği hiçbir şeyi yerine getirmiyor. başlığı oluşturan boksör ve böcek tamamen birbirinden bağımsız bir şekilde kitabın sonuna kadar gidiyor sonunda sırf bağlantı oluşsun diye saçma bir şekilde birbirine bağlanıyor. Akıcı değil, karakterler havada. Yazar birinin yeğeni falan mıdır nedir. yoksa bu kitabın best seller olma ihtimali yok.
256 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Dikkat spoiler içerir.
Balık lakaplı bir adamın garip bir koku yayan bir hastalığı vardır ve Grublock adında bir Nazi koleksiyoncusu için çalışmaktadır. Bir gün Grublock bir adamından haber alamadığını ve onu görmesini söyler. Balık adamı öldürülmüş olarak bulur ve evinde bir mektup vardır. Adolf Hitler'den Philip Erskine'e yazılan bir mektup. Bilim adamının bulduğu Hitleri adlı bir böcekle ilgili olarak yazılan bir övgü mektubu. Artık hepsinin hayatı tehlikededir. Olayı kurcaladıkça 1936 yılında yaşanan bazı olaylara ve büyük bit hikayeye doğru yol alırlar. Zamanında İngiltere'de Seth Roach adında Günahkâr lakaplı bir Yahudi Boksör vardır ve Philip Erskine öjenik düşünceleri sebebiyle bu adamın peşine düşmüştür. Antrenörü Frink ve adamı olduğu mafya Albert Kömmel bu adamdan hiç hoşlanmaz ama Günahkar Amerika'da alkol krizine girip de maçları iptal olunca mecburen uşağı olur. Bir yere giderler. Burada hem Philip ile hem de kız kardeşi Evelyn ile ilişkiye giren Günahkar, Evelyn'in nişanlısının öldürüldüğünü görür. Ama suç bir kaç hizmetçiye atılmıştır. Balık'ı esir eden Galli katil ise bu böceğin peşindedir. Acaba Galli aradığını bulabilecek midir? Stuart'tan yardım isteyen Balık kurtulabilecek midir? Günahkar ve Erskine'lere neler olmuştur? Bu işin içinde kim vardır? Grublock yaşamakta mıdır ve koleksiyonu ne durumdadır? Keyifle bir solukta okunan bir roman.
Kitabın yarısına kadar anlama ümidindeydim. Ancak cümleler mi çok karışıktı, yoksa yaşım için ağır bir kitap miydi bilmiyorum ama kesinlikle beklentilerimi karşılamadı. Çünkü hem aldığım yerde hem de yorumlarda kitap çok övülmüş, e haliyle güzelden de güzel bir şey bekliyor insan ancak gelin görün ki kitabı yarıda bırakırken sadece kafamda bir soru işareti duruyordu; ne anlatıyor bu kitap?
256 syf.
·2 günde·5/10
Kapağında övgüler dizilmiş kitaplardan hep çekinmişimdir çünkü çoğu zaman övgüleri hak etmemiş oluyorlar. Bu da onlardan bir tanesiydi benim için. En son ne zaman bir kitabı bu kadar zor okudum hatırlamıyorum. Yazarın kitapta anlatmak istediği şey ne veya kitabın türü ne hala hiçbir fikrim yok. Kısaca konusu; 1.50 boyunda, dokuz ayak parmağı olan gay bir boksörün hayatını okuyoruz. Konusunu değişik bulduğum için almıştım. Konunun hala ilginç olduğu düşüncesindeyim ama yazarın dili kitabı okunması güç hale getirmiş kanımca.
256 syf.
·4 günde·6/10
Okunmadığında çok şey kaybedilecek bir kitap değil. Oku unut. Anlatım akıcı, kitap kendini okutuyor. Ama isim ilginç işte merak uyandırıyor. Hayatın kenarında kalmış gücü kendinden menkul bir gencin hikayesi. Bu genç içinde yetiştiği çevre dolayısıyla her ortamı görüyor, biraz farklı, uyumsuz ama dürüst.
256 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Ned BEAUMAN'ın okuduğum ilk kitabı. Tamamen ismi sebebiyle satın aldığım kitap beklentimin çok çok üzerinde çıktı. BEAUMAN'ın çok hızlı ilerleyen bir anlatımı var kelime oyunu yapmayı da çok seven bir yazar ve bu hikaye örgüsünün sürükleyici ile birleşince ortaya bir solukta okunan bir kitap çıkıyor. Genel itibariyle konuyu değil kitabın bende bıraktığı etkiyi betimlemeye çalıştım. İyi okumalar.
256 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Chuck Palauhnik'in "Ölüm Pornosu"ndan bile daha iğrendirici bir kitaptı. O eşcinsel sahnelerde, kitabı kendimden uzak tutarak okudum. Fakat bu iğrendiricilik kitaba ilginçlik de katıyordu. Çok fazla karakter vardı fakat bunlar hakkında detaya pek girilmiyordu. Bu yüzden bazen onları karıştırsam da pek önemsemedim ilerlerken.

Tıfıl Yahudi eşcinsel bir boksörün merkezde olduğu, Yahudilerin ve Hitlerin üzerinde durulduğu, öjenik(en iyi insanı, en iyi genlerden üretme) çalışmaları yapan bir bilim adamının(Hitlerci) çalışmalarında boksörü ve böcekleri kullandığı, kitabın anlatılış tarzını C. Palauhnik'e çok benzettiğim(hikaye aralarında bilgi verme), kitabın baştan sona doğru durumdan olay hikayesine geçtiği ve bu yüzden aksiyonun giderek arttığı, kendimce bu kitabı yeraltından saydığım ve best seller olmasına üzüldüğüm bir kitap.
256 syf.
·Beğendi·8/10
Boksör Böcek, Nazi dönemine ait bulgulara atıf yapan, sınıflar arasındaki uçurumu gözler önüne seren, özgün ve arsız dilde yazılmış, bir sonraki olayı önceden kestirmenizin mümkün olmadığı sayfalarla karşılaşacağınız sürükleyici bir roman. İlk sayfasından son sayfasına Tarantino filmlerindeki karakterlere benzer karakterlerde insanların aralarında gelişen olaylar kimi zaman aksiyon kitaplarını aratmayacak hızda devam ederken kimi zaman yerini ikili sorgulayıcı konuşmalara bırakıyor. Özgün roman okumak isteyenler için son zamanların en iyi kitapları arasındaki yerini alıyor.
''Aşk ve mutluluk gibi sözler ağızda kolay erir. Fakat herkes kolay yoldan gidemez. Uygarlığın bir geleceği olacaksa, bazılarının zor olanı yapması gerekir.''
Bu arada Stalin de, dünya devriminin bir dünya diline sahip olması gerektiği görüşüne varmıştı; hem Pangeaca, hem de Esperanto öğrenmeye çalıştı.(Öğrenmek istemesinin nedeni Yahudi karşıtı Almanya ile düşman olmasıdır.)Başaramadı ve bu dilleri Sovyetler Birliği'nde yasakladı; fazla hevesli astlarının bastırdığı Pangeaca posta pullarının hemen imha edilmesini emretti. Ne Erasmus, ne de Philip Erskine, 1939 yılında Vilnius'taki bir hapishane hücresine giren bir Pangeanacı, bir Esperantocu ve bir Yahudiyle ilgili şu gerçek hikayeyi duyma fırsatına sahip olamadı. (Bu diller yapay dillerdir, Yahudilerin tek bir dil etrafında toplanması için üretilnişlerdir) (Ayrıca, bu diller ortaya çıktıktan sonra, tek bir dili kabul etmek için toplanmışlardır fakat hiçbir karara varamamışardır) "Şalom" dedi Yahudi. "Saluton" dedi Esperantocu. "İlakş" dedi Pangeanacı. Birbirlerini anlayamadılar ve hepsi açlıktan öldü.
"Biliyor musunuz Haham, Darwin'den önce Hristiyanların bir de Tasarıma Dayalı Kanıt diye bir şeyleri vardı" dedi Pearl. "Şöyle derlerdi; 'Cayirdaki su güzel kelebekler bir baksaniza! Bunları ancak Tanrı yaratmış olabilir.' İbraniyse şöyle derdi;'Cayir da ne haltmış bakalım?'"
Gude'a göre, sanatla reklam aynı canavarın iki ismiydi. Böylesi eskiyavari bir fikirle New York'ta zengin olacak son kişi o değil bence; ilk kişi olduğunu sanan son kişi de değil... Fakat Gude şunu çok iyi anlamıştı: insanları sanata bakmaya zorlayamazsın; ama sokağın ortasına yüz bin ampul koyduğun zaman, reklama bakmaya zorlayabilirsin. Bu fikir hoşuna gitti. Şehrin bir parçasını sahiplenmek hoşuna gitti. Bir tür fetih bu aslında. Broadway üzerine Wrigley sakızlarının reklam tabelasını koyduğu vakti hatırlıyorum. Devasaydı. Yüzlerce metreydi. Yale'deki ilk senemdi; herkes bunu konuşuyordu. İnsanları, onlara sakız sattığını söyleyerek heyecana boğuyorsun-büyük bir olay.
"Kapitalist piyasa sisteminde kendilerini(Yahudiler) iyi hissediyorlar;çünkü bütün dinleri bir sözleşmeye dayanıyor. Tabii bir de çölün etkisi var. Yakıcı güneş ve berrak ay ışığı ruhsuz entelektüalizmi besliyor. Duyular ve duygular solup gidiyor; geriye kalan her şey altın oluyor. Aynı zamanda çölde, koyun sürüsü iki katına mı çıkacak, yoksa açlık ve hastalıktan ölü gidecek mi, asla bilemez insan. O yüzden de sınırsız biriktirme, üretme ve spekülasyonu saplantı haline getirir. Böyle bir şey saygın, yerleşik bir çiftçi topluluğunda asla mümkün olamaz."
Erskine hep merak ederdi: Londra sokaklarında dolanan bir tilki, kentteki değişiklikleri fark eder miydi; aldırır mıydı? Çimentoya, cama, düz çizgilere ve dik açılara baktığında, tıpkı bir kabusta olduğu gibi, çok yanlış bir şeyler olduğunu düşünür müydü?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Boksör Böcek
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056180170
Kitabın türü:
Çeviri:
Sabri Gürses
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınevi
"Bu yeni edebiyat gücü karşısında hayranlıktan nefesim kesiliyor ve bundan sonra ne yapacak diye merakla bekliyorum" ...
Victoria Moore, Daily Mail

"Seth Roach gibi dokuz ayak parmaklı, bastıbacak bir alkolikten trajik bir kahraman çıkarabilmek ciddi bir hüner gerektirir. Bu sarsıcı zafer Beauman'ın 21. yüzyılın en iyi gerçekçi romancılarından beklenen o karmaşık paradoksal ustalığa sahip olduğunu gösteriyor: eski ve öngörülebilir bir yapıyı alıp onun yeni ve öngörülemeyen bağlantılar üretmesini sağlamak" ... Scarlett Thomas, Guardian

Nazi eşyaları koleksiyoneri genç bir adam. Bir elli boyunda, dokuz ayak parmaklı, eşcinsel -ve yenilmez- bir Yahudi boksör. Üstün ırk yaratma çalışmaları saplantıya dönüşmüş bir aristokrat.
İngiltere'nin en iyi yeni yazarlarından Ned Beauman'ın şaheseri Boksör Böcek, Tarantino'nun henüz çekmediği bir filmin karakterlerini alıp onlara belki de tüm zamanların en ürkütücü olmaya aday karakterini ekliyor: Üzerinde gamalı haç işareti olan bir böcek, bir Anophthalmus Hitleri.

Boksör Böcek, okurken bir büyük yazarın ilk sahne aldığı ana tanık olduğunuzu düşündürten, dizginsiz, çığırından çıkmış bir roman.

Kitabı okuyanlar 51 okur

  • Hakan
  • Betül Özselçuk
  • Cem Güneysu
  • Uygar Güher
  • Serdar Gülmez
  • Güray Angılcı
  • ayça eken
  • sAhte
  • Kabuk Kadın
  • Funda Argalı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.7 (2)
9
%13 (3)
8
%17.4 (4)
7
%13 (3)
6
%21.7 (5)
5
%8.7 (2)
4
%13 (3)
3
%4.3 (1)
2
%0
1
%0