Oktan Keleş

Oktan Keleş

Yazar
8.8/10
88 Kişi
·
209
Okunma
·
28
Beğeni
·
1782
Gösterim
Çöle düşmemiş, çöle düşmüşün halinden ne anlar?
Deli der, geçer.
Oktan Keleş
Sayfa 228 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık
Bir insanın zararı yoksa, yararı da yoksa iyidir anlayışı yanlıştır. İnsan yararlı olmak zorundadır. Onun yararsızlığı da zarardır.
Oktan Keleş
Sayfa 45 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık
"Atatürkçü geçinen çevrelerle, Atatürk karşıtlığı yapan çevreler, Atatürk'ün şahsi ve beşeri yönlerini ele alıyorlar. Atatürk'ün üstlendiği misyonu anlamıyorlar..."
Oktan Keleş
Sayfa 165 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 3.baskı, 2017.
İnsan yani eşref-i mahlukât, yaratılmış olan her şeyin efendisi. Ayın, güneşin, nebatâtın, hayvanların efendisi ama bu efendiliği ona Yüce Yaradan lütfetmiş. Dağlara, taşlara da teklif etmiş; ama onlar korkmuş. İnsan kabul etmiş.
O zaman efendi, efendiliğe yakışır olgunluk, nezaket ve alçak gönüllülükle bütün mahlukâta saygılı davranmalı.
Ya taşlar, eşref-i mahlukât olsaydı, onlar bize kötü davransalardı? İster miydik? Yaratılan her şeyle beraber yaşayacağız, istesek de istemesek de. Beraber yaşamayı bileceğiz. Hayvanla yaşıyorsak evimizde besleme kelimesini değil bölüşme kelimesini kullanacağız. Çiçekleri yaşıyorsak sulama gibi üstünlük ve kibir, kokan kelime değil ikram kelimesini kullanacağız.
Unutma! Onların da gönlü var.
Oktan Keleş
Sayfa 30 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık
Hz.Ömer(ra), bir vali atıyor bir yere. Bu vali bir gün çocukları ses çıkarıyorlar diye yanından kovuyor. Hz.Ömer bunu görünce içinde çocuk sevgisi olmayan ve çocuklara tahammülü olmayan halkını sevmez diyerek ondan valiliğini alıyor.
Oktan Keleş
Sayfa 195 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık
Hayvanla insan arasındaki en belirgin fark: İnsan bulunduğu ortama göre hareket eder. Hayvansa bulduğu imkâna.

Yani insan sokakta acıksa oturup yemek yiyeceği ortamı bulur, yer. Hayvansa yolda bir yiyecek görsün hemen kokar yemeye başlar.
Oktan Keleş
Sayfa 199 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık
152 syf.
·5/10
Merhabalar değerli inceleme okuyucuları..
Nekahet dönemime denk gelen bu kitapla ilgili görüşlerim verdiğim puandan da anlaşılacağı üzere çok parlak değil.. Hasta psikolojisi içinde olduğumdan mıdır diye yokluyorum kendimi ki o psikoloji içinde olanlar gayet iyi bilirler yaşamdan çok ölüme yakın olmakla alakalı yaşamsal faaliyetlerin hiçbir anlam ifade etmediği ve keyf vermediği avamca ifadeyle pis bir haleti ruhiyedir efenim.. ne yediğinden bişey anlarsın ne içtiğinden, konuşmak okumak tv izlemek falan tek kelimeyle kafayı kazana çeviren işkencelere dönüşür, hele de dünya yansa bi amaaan sende hali vardır ki tek kelimeyle gözünü toprağa dikmek denir.. bir yandan da etrafınızı ölçersiniz tabii hasta bi kişi ne kadar cazip gelebilir ki insana düşünün, cevap veriyorum geneli adına '' HİÇ '' :) fellik fellik kaçanları mı ararsınız aman bana bulaşmasın diye, kuru bir geçmiş olsun diyip sonra hiiç bi daha nasıl oldun diye sormayanları mı ararsınız, ya bu vatandaş ne yer içer diye düşünmeyenleri mi ararsınız piii dolu.. ha bide densiz tipler var haa sırf zırva bişey sormak için zaten zor bela uyuduğunuzda zır zır telefonu çaldırıp o mumla aradığınız uykunuzun içine eden ve boru gibi sesle '' ne vardı '' dediğinizde '' ayyy hasta mıydın'' diye burun kıvırıp yine de o halde o zırva soruyu soran ve cevap bekleyen ve 15 gündür öksürdüğünüzü görmeden '' Ayy Şimal hanım zayıfladınız mı '' diye ölümüne!!! diyet yaptığınızı zannedip kendi kilolarıyla sizi kıyaslayan... :)

velhasıl güzel oldu güzel :)) en son yararlı baktericiklerime kıyıp inatçı virüslerin üzerine antibiyotikleri saldım da bi kaç gündür rahat uyuyabiliyorum anlayacağınız .. napalım virüslere hücum..kalan sağlar bizimdir :)

Gelelim kitaba efenim.. Hasta adam Osmanlı'nın son mohikanı bir nevi Abdülhamid Han bence :) Fransızların tabiriyle '' Le Sultan Ruj '' yani KIZIL SULTAN!! (Haa Rujun anlamı bu muymuş diyen varsa hadi gene iyisin kardeş bi malumat daha öğrendin sayemde :) ) Nitekim 30 küsür yıllık saltanatında kurduğu acaip istihbarat ağı ile Avrupayı sallamış ve gurubu biraz erteletmiş tabii ki Allah'ın izni inayetiyle.. o dönemde de virüsden mikropdan bol ne var tabi hem ülke içinde hem dışında mücadele edene aşk olsun.. kitapta ilginç bilgiler vardı ama belge ve kaynak gösterilmeden kulaktan dolma malumat izlenimi verdi bana doğrusu.. yazar da zaten biraz hikayeleştirmeye çalışarak bu eksiğini kapatmaya çalışmıştı.. o yüzden tam bir kaynak diyemeyeceğim kitap için.. belki atıştırmalık babında ,gizemli, sırlı, enteresannn bilgilerden hoşlanan ve bunu sohbet malzemesi yapan tiplerin hoşuna gidebilecek tipten bir kitap diyebiliriz.. ben de bu aralar Sunay Akının kitabı ve akabindeki bu kitapla yıllık malumat kotamı doldurdum galiba :)

neyse efenim yine de siz bana bakmayın merak ederseniz de buyrun keyifli okumalar dilerim..
esen ve sağlıcakla kalın :)
kendinize iyi bakın :) çünkü kendinizden başka varsa bi ananız ondan fayda var haa.. hasta adamı hiç kimse pek hazzetmiyor söyliim :) en baba aşıkları bile anında soğutma etkisi var ki Candan'cığım gibi diyeyim '' dünyada ölümden başkası yalan '' :)
408 syf.
Kitabın konusu biraz ilginç yani en azından benim için öyle. Türk milletinin övülmüş bir millet olduğunu Türk sonunun Hz. Nuh ( a.s) oğlu Yasef'ten değilde ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem'in torunu "Turuk" un soyundan geldiğini anlatıyor. Seytan ile ademoğlunun savaşını, Türklerin bu savaşta edindiği bilgileri, Türk tarihi, İslam tarihi, ve dünya tarihi ile ilgili bilgileri motiflere işleyerek halılar dokuduğunu ve bu deruni bilgileri bu silsile yoluyla günümüze kadar Oğuz Kağan teşkilatı vasıtası ile koruduğunu, ulaştırdığını konu edinmiş kitap. Anlattığı tezleri Kur'an ayetlerinden örnekler vererek destekliyor yazar. Türk mimarisi hakkında da ilginç savları var Oktan Keleş'in. Benim açımdan bir hayli ilginç bir okuma oldu.
272 syf.
·23 günde·Beğendi·7/10
Kitap genel olarak sürükleyici ve bilgilendirici ancak kanıt niteliğinde Osmanlı'nın son padişahı Vahdettin'in İngilizlere İstanbul'un anahtarlarını veriyor diye videosunun youtube linki olarak koyulması bana çok saçma geldi çünkü inandırıcılığı yok benim gözümde sebebi de şudur aynı uygulama üzerinden Atatürk'ümüzü karaladıkları gibi herhangi bir Osmanlı padişahını karalamak çok olası buna kimse inanmaz ve delil,kanıt gözüyle bakmaz.
152 syf.
·Puan vermedi
Okudukça bilgilendiren bir kitap.İnsanı sıkmayan akıcı bir üslubu var çok beğendim .2.Abdulhamid Han'ın bilinmeyen sırları ve bu sırların belgeler ve resimlerle verilmesi çok hoş olmuş.Oktan Keleş'in yüreğine sağlık gerçekten çok beğenerek okudum.
300 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Bu kitabı okurken mümkünse altınızda çim, başınızda gökyüzü olsun. Sırtınızı bir ağaca dayayın ve gözünüz arada bir karıncaya veya düşen bir yaprağa takılsın. Sonra insanın eliyle doğaya neler yaptığına, nasıl zulmettiğine bakın. Allah'ın kendisine verdiği yetenekleri nasıl hiç ettiğine bakın.
...
Biraz farklı bir tür; roman değil, kişisel gelişim değil. Kitaptaki birkaç kişinin sohbet etmesi şeklinde yazılmış. Bir serinin ilk kitabı. Ancak devamlılığı olduğunu düşünmüyorum. Sadece bu kitabı okumak bile yeterli ama isteyen olursa tabiki seriyi tamamlayabilir.
...
Konusuna gelince; Allah'ın varlığına deliller, çevremiz ve diğer canlılarla olan ilişkilerimizi, hatta kendimizle olan ilişkimizi dahi sorgulamamızı sağlayacak bir eser. Almak isteyene çok şey katacağını düşünüyorum. Bende bıraktığı etkinin de kalıcı olmasını umuyorum.
...
Keyifli okumalar.
440 syf.
·Beğendi·10/10
Oktan Keleş’in diğer kitapları gibi Kulbak Bilge de insanı içine çekiyor. Anlatılanlar fantastik gibi gelse de aslında dünyada dönen olayları, kaosun sebeplerini anlatıp bilgilendiriyor. Her kitabını mutlaka okuyun. Çünkü insan bazı konularda kendine çeki düzen veriyor.
408 syf.
·7/10
Sakin bir kafayla okunması gereken bir kitap.Desteklediği iddialar ile dikkat çekici.Kendisini de kitabın içerisinde bahsetmesi okuyucuya farklı bir hava katıyor.
300 syf.
·373 günde·6/10
Kitap, sabırla ve dikkatle okunması gerekilen bir kitap. Arada verdiği mesaj ve düşünmenizi istediği yerler nedeniyle, hızla geçilemiyor.

Kitabın genelini ele aldığımda ben sıkıldım. Bunun birkaç önemli nedeni var. Örneğin çok tekrar, konuyu çok fazla açarak anlatım. Ayrıca çoğunlukla tasavvufun edebiyat yönü helede felsefeye bulaşmış edebi yönünü okumaktan pek hoşlanmıyorum.

Kitap bu tarz.
152 syf.
Belgelerle vede resimli anlatımla oldukca başarılı bi eser okurken bazen sizi şaşırta bilir okumakta fazya bulacagınız bi kitap.. Abdülhamid Hanın liderligine hayran kalacaksınız..
272 syf.
·Beğendi·9/10
oktan keleş'in 2017'de yazdığı son kitabı.

kitapta atatürk'le ilgili tartışmalı konular 34 başlıkta incelenmiş. atatürk'e yöneltilen eleştirilerin birçoğu hakkında oldukça tatmin edici cevaplar verilmiş.

sözgelimi bunlardan biri fasülye sırığından yapılan cami minarelerini yıktırması. diğer bazı dini ve siyasi konularda da güzel cevaplar var.

fakat örneğin şapka takmayanların neden asıldığı ve benzeri birkaç konu ile ilgili tatmin edici cevaplar bulamadım.

yani yazar genel olarak atatürk'ü kendi zaman ve şartları içinde tedrici olarak değerlendirmek istemiş. bunu yaparken de günümüz atatürk sevdalılarını üzecek birkaç konuya girmemeyi tercih etmiş.

sonuç olarak atatürk'e günümüzde yöneltilen eleştirilerin birçoğunun haksız olması, birçoğunun da haklı olması mümkündür. fakat keşke bu gibi konulara da açıklık getirseydi iyi olurdu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Oktan Keleş
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 28 okur beğendi.
  • 209 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 103 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.