1000Kitap Logosu
Tuba Çandar

Tuba Çandar

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.1
30 Kişi
87
Okunma
1
Beğeni
911
Gösterim
Unvan
Gazeteci Yazar
Doğum
İstanbul, 1948
Yaşamı
1948'de İstanbul'da doğdu. Ortaöğrenimini Avusturya Lisesi'nden sonra ABD'de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. "Cumhuriyet" gazetesi bünyesinde yayımlanan "Bizim Almanca" dergisinin yayın yönetmenliğini yaptı. "Gergedan" dergisinde yazı işleri müdürlüğü görevinde bulundu. "Yeni Yüzyıl" gazetesinde kültür-sanat ve gezi yazıları, "Gazete Pazar"da "Portreler" köşesini hazırladı.
712 syf.
"Muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak. Yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak. Kimbilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım? Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım. Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce." Askerdeydim ben. Hem de talihin bana yaptığı kötü bir şakayla Trabzon'da. Her zamanki akşamlardan birinde, her zamanki yerimizde, her zaman yaptığımız şeyleri yaparken bir arkadaşımız geldi yanımıza, evle konuşmuş, "Şişli'de Ermeni bir gazeteciyi vurmuşlar, ortalık karışmış." dedi. Lütfen Hrant olmasın, diye düşündüğümü hatırlıyorum; sanki Hrant olmayan başka bir Ermeni gazetecinin sokak ortasında öldürülmesi daha az kötüymüş gibi. Sırf duyulması istenmeyenleri söyledi, tabu kabul edilenleri sorguladı, görüşlerini açıkladı diye günbegün nasıl hedef gösterildiğini, nasıl yalnızlaştırılmaya çalışıldığını, davalarla, soruşturmalarla yıldırılmaya çalışıldığını hepimiz izlemiştik ve geçmiş tecrübelerimizden dolayı tedirgin olmakta, korkmakta haklıydık. Şahit olduğumuz, yerli bir Kırmızı Pazartesi hikayesiydi adeta. Haber almaya çalıştım, teyit edebilmek için. Doğruydu, korktuğum başım(ız)a gelmişti. Sonrasını herkes az çok biliyor. Yüz binlerce insan yüz yıllık güvercin tedirginliğini fırlatıp hep birlikte uğurladı kardeşini, arkadaşını. Türkiye tarihinde ilk defa insanlar bu denli kitlesel bir şekilde etnik kökeni, görüşü, inancı yüzünden "Arkadaşıma dokunma" diyordu hep bir ağızdan. Kişisel tarihimde orada olamadığım için en çok hayıflandığım günlerden biridir. (Benzer bir duyguyu bir kez daha yaşayacaktım yaklaşık 6.5 sene sonra.) Alışageldiğimiz biyografilerden farklı bir türde yazılmış kitap. Bir yanıyla röpotaj kitabı olarak da değerlendirilebilir. Dink ailesinin yakın dostlarından Tuba Çandar onu sevenlerle, arkadaşlarıyla, akrabalarıyla konuşarak kronolojik bir sırayla anlatıyor Hrant'ın hikayesini. Yetimhane günlerinden üniversite yıllarına, gençliğinde sol siyasete ilgi duyup 'Ermeni kimliğinin örgüte zarar vermemesi için ismini Fırat olarak değiştirmesine, eşiyle tanışmasından çocuklarıyla ilişkisine, Agos'un kuruluşundan Ermeni cemaati için yaptığı çalışmalara ve nihayet artan medya ilgisiyle birlikte hedef gösterildiği, tehditler almaya başladığı, yargılandığı günleri yakınlarının ağzından okuyoruz. Hacimli olmasına rağmen (736 sayfa) bir çırpıda okunan, çoğu yerinde duygulandıran bir kitap. Aklımızdan çıkmayansa hep aynı cümle: "Katillere inat kardeşimsin Hrant"
Hrant
8.3/10
· 77 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
3
34
712 syf.
·
28 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Türkiyeli Anadolulu bir Ermeni aydınıydı Hrant Dink ve biz onu ne kadar tanıyabildik..Bu Biyografiyi okuyana kadar eksik kalmış ona dair her şey. 19 Ocak 2007'de bütün Turkiye'nin gozleri önünde düşünceleri yüzünden öldürülmüştü ! "Ya sev ya terk et "diyerek onu ülkesinden kovmaya çalışmışlar "guvercin tedirginliği içindeyim, ama biliyorum ki bu ülkede güvercinlere dokunmazlar," diye yazdiginin murekkebi bile kurumadan kahpece onu arkadan vurmuşlardı... Bu utancı ve acıyı o zamanlar hep birlikte yaşadık ve gelmeyen adalette Hrant halen o kaldırımda yatıyor! Anadolu'dan Istanbul'a gelişi ve yetimhanede baslayan bir hayat kardeşlerini sahiplenisi ve yine cocuk yaşlarda yetimhanede baslayan ilk ve tek büyük Aşkı Rakel... Annesini intihar sonucu trajik kaybedisi... Ve daha bir cok şey bilmedigimiz... Dostlarinin sevdiklerinin ailesinin ona dair burda anıları ve yaşadığı ozellikle son dönemde aldığı tehditler ve yalnizlasmasi ...Her seye ragmen Memleketini terketmeyen guzel yurekli Bir insan... Yasarken sevdigi insanlara dokunmayi bilmiş, herkeste derin izler bırakmış...Keşke böyle son bulmasaydı hayatı, malesef güvercinlere de kıyıyorlar bu Ülkede Sevgili Hrant... Devr-i Daim olsun ...
Hrant
8.3/10
· 77 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
2
18
712 syf.
·
20 günde
·
10/10 puan
Hrant... Güvercinin hikayesini güvercin ürkekliği ile okumaya başladım ve yine aynı ruh haliyle okumayı bitirdim. Anadolu'ya, doğduğu topraklara, bu kadar sevgiyle bağlı olan bir insanın, bu sevdiği topraklardan böylesine acımasızca koparılmış olması kahredici. Koparılmasına kadar geçen sürede ise toplumumuzun Marquez'in Kırmızı Pazartesi romanındakiler gibi bu cinayetin işleneceğini bildiği halde engellemek için hiçbir şey yapmamış olması da ayrı bir utanç sebebi. Her ne kadar Hrant ile kurulan cümleler "keşke"ler ile dolu olsa da sonuçta olan oldu, ölen öldü... Bundan sonra yapılabilecek tek şey Hrant'ın ölümüyle Türk - Ermeni ilişkilerindeki barış köprüsünün kırılan basamağını onarmak ve yaşam devam ettiği sürece hep sağlam kalmasını sağlamak. Ve unutulmasın ki güvercinler şehirlerin en içlerinde dahi yaşarlar. Evet, biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce!
Hrant
8.3/10
· 77 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6