Türkan Şoray

Türkan Şoray

Yazar
8.6/10
40 Kişi
·
92
Okunma
·
24
Beğeni
·
4360
Gösterim
Adı:
Türkan Şoray
Unvan:
Türk Oyuncu, Senarist, Yönetmen
Doğum:
Eyüp, İstanbul, Türkiye, 28 Haziran 1945
Türkân Şoray (28 Haziran 1945, İstanbul), Türk oyuncu.

Türk sinemasında Sultan lakabıyla anılmaktadır. Fatih Kız Lisesi orta bölümünü bitirmiştir. 1960'larda sinema ile tanışmış, 1964'te 1. Antalya Film Festivali'nde "Acı Hayat" filmiyle en başarılı kadın oyuncu ödülünü almıştır. Dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusudur.

Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik'le birlikte, Türk sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş dört önemli kadın oyuncudan biri kabul edilir. Bu dörtlü içinde, tek yönetmenlik yapan oyuncudur.

90'lı yıllarla birlikte, TV çalışmalarına da ağırlık vermeye başlamıştır. Yaptığı bu çalışmalardan en çok ses getiren ve uzun ömürlü olanları, İkinci Bahar ve Tatlı Hayat olmuştur.

Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983'te evlenmiş 1987'de ayrılmış ve bu evlilikten Yağmur adlı bir kızları olmuştur. Bugüne kadar 203 filmde rol almıştır. Türkân Şoray ilk televizyon programı olan ve NTV'de yayınlanan Sinema Benim Aşkım'ı sunmaktadır. Şoray programında sinema oyuncuları ile sinema kariyerini anlatmaktadır.

Şoray, 12 Mart 2010 tarihinde Unesco Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiş ve "Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur diye düşünüyorum. Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz" demiştir. Ayrıca Şoray'ın kendi adını taşıyan bir ilkokul vardır.
Güllü filminde Karaköy meydanında çekim yapıyoruz;ilk defa büyük şehre gelmiş,Karadenizli bir kızı oynuyorum.Üstümde yöresel kıyafet,elimde bohçam,korkuyla şaşkın şaşkın etrafa bakınıyorum. Kamera,karşıdaki bir binanın penceresinden çekim yaptığı için film çekildiği belli değil.Sahne çekilirken yanıma tanımadığım bir genç yaklaştı ve "Şşşt kız,benle gel,bak ben seni ne güzel yerlere götürürüm." gibi laflar etmeye başladı. Bir türlü yanımdan gitmiyor,devamlı konuşuyor.Çekim bitti,bizim setçi arkadaşlar durumu farkedip beni kurtarmak için yanıma gelince adam nasıl kaçacağını bilemedi.
“Dünyada her şey benim deme
O şeyler dünyada kalacak sensiz
Elinle koyduğun her eşyanın yerini
Başka biri değiştirecek sensiz
Sensiz yaşayamam diyen yârin
Üç gün sonra gülebilecek sensiz.” Özbek türküsü
Türkan Şoray
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
“Onlar (Marilyn Monroe ve Türkan Şoray) kadın filan da değiller: Kadın üstü, kadın karesi, kadın hülasası, esansı: Al bunlardan birer dirhem, at bir kazana karıştır, karıştır. Yüz binlerce kadına yetecek kadınlık çıkar. Kadın yaratığı onlar. Öyle fazlalar ki. Öyle çoklar ki bir başlarına.” Perihan Mağden
Türkan Şoray
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Özel yaşamımda yalancıktan ağla deseler ağlayamam. Erkekler ağlayan kadına dayanamaz düşüncesiyle bir iki kere yalanciktan ağlamayı denedim, gözlerim bile dolmadı."
Türkan Şoray
Sayfa 73 - Iş Bankası Kültür Yayinları
Yeşilçam, İstanbul’da Beyoğlu’nda bir sokağın adıdır. 60’lı yıllarda film yazıhanelerinin çoğu bu sokaktaydı. Türk filmleri bu yazıhanelerde tasarlanıyor ve yapılıyordu. Yani Amerikan sinemasının Hollywood’u gibi.
Türkan Şoray
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Adımın duyulmasında, seyirci tarafından tanınmamda Ayhan Işık, Fikret Hakan, Orhan Günşiray ve Göksel Arsoy gibi sevilen, şöhretli jönlerle film çevirmemin de etkisi oldu.
Türkan Şoray
Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"SELIM ILERI: (...) Sonralari anladim ki; entellektüellik vehmi içinde küçümsedigimiz dönemlerde Şoray, ciddi bir sosyolojik olayın temsilcisi imiş. Her biri "külkedisi' masalı olan filmleriyle ev kadınlarının tekdüze-bıktırıcı dünyalarına büyük bir hayal zenginliği katıyor, 'rüyalardaki kadın' olabiliyordu."
Türkan Şoray
Sayfa 428 - Iş Bankası Kültür Yayinları
"Toplum sevdiğini sevgisiyle taçlandirir; ben de bu sanslilardan biri oldum. Bir sanatçıyı yücelten, yaşatan o sanat dalında kendisini izleyenlerdir; ben de seyircim için yaşadım, sanirim seyircim bunu anladı. Yoksa ben ne en güzelim ne de en iyi oyuncu."
Türkan Şoray
Sayfa 454 - Is Bankasi Kultur Yayinlari
Bir anda bütün kadınların, genç kızların sevgilisi oldu. Ama Tarık Akan'ı romantik jön rolleri tatmin etmedi. Zamanla çizgisini değiştirdi, farklı rollerde oynadı. Kendi dünya görüşüne uygun senaryolar seçti. Sosyal içerikli, politik filmlerle çok güçlü bir oyuncu olduğunu ispat etti. Tarık Akan her demokratik eylemin içinde oldu, muhalif oldu, halkın yanında oldu.
496 syf.
Bir Türkan şoray hayranı olarak.Kitabi zevkle okudum.Çok icten ve samimi beğendim. Edebi yönden zayif ama benim icin önemli değildi.Bircok fotograf var içinde çok mutlu oldum.Okumanizi tavsiye ederim...Tabi bunu bana hediye eden mahmut arkadasima da teşekkür ederim .:))
496 syf.
·8 günde
Türkan Şoray…
Yeşilçam’ın Sultan’ı…
Bana göre en iyi kadın oyuncusu…

Türkan Şoray, sinemayla ilk kez 7 yaşında İtalyanların ünlü yıldızı Silvana Mangano’nun Acı Pirinç filmini seyrederek tanışır. Annesi ile babasının ayrılmasının ardından dönemin ünlü oyuncularından birinin evinde kiracılık yaparlar, Emel Yıldız’ın. Emel Yıldız’ın bir gün Türkan Şoray’ı film setine götürmesi, ertesi gün o güne hiç görmedikleri iki üç kişinin Türkan Şoray’a filmde oynaması için annesine teklif getirmesiyle, sinemada Türkan Şoray efsanesi 1960 yapımı Köyde Bir Kız Sevdim filmiyle doğar. Kısa sürede şöhret basamaklarını tırmanmaya başlayan Türkan Şoray, Yeşilçam’ın en çok izlenen yıldızları arasına girmeyi başarır. Hatta öyle ki –kendisi bu tanımlamadan rahatsız olsa da– Şoray Kanunları adı verilen anlaşma şartlarını dahi kabul ettirir yapımcılara. 60’lı yıllarda kimlerle oynamaz ki? Dönemin en büyük jönleri olan Ayhan Işık, Sadri Alışık, İzzet Günay, Fikret Hakan, Murat Soydan, Ediz Hun, Kartal Tibet, Cüneyt Arkın… Daha sonra 70’li yıllarda bu isimlere ek olarak Tarık Akan, Kadir İnanır…

60’lı yılların sonlarına doğru oyunculuğunu geliştirmek için bir arayış dönemine girer ve aşk/melodram filmlerinden gerçekçi filmlere geçiş yapmak ister. Bu fırsat Şoray’a, Lütfi Akad’ın 1967 yapımı Ana filmiyle gelir. Ertesi yıl yine Lütfi Akad’ın yönettiği, Safa Önal’ın Sait Faik Abasıyanık’ın öyküsünden esinlenerek senaryosunu yazdığı Vesikalı Yârim filmiyle en iyi oyuncu ödülünü alır. (Üstelik bu ilk ödülü değildir, daha önce 1964 yapımı Acı Hayat filmiyle Altın Portakal’ı kazanmıştır. Vesikalı Yârim ile ikinci kez kazanır. Bu başarısını daha sonra 1987 yılında Hayallerim, Aşkım ve Sen; 1994 yılında ise Bir Aşk Uğruna filmleriyle tekrar eder.) Vesikalı Yârim filminde, Türkan Şoray, Sabiha; İzzet Günay ise Halil karakteriyle yer alır. Yan rolde de Ayfer Feray mükemmel oyunculuğuyla göz kamaştırır.

70’li yılların başında Ediz Hun ile rol aldığı iki Güllü filmiyle komedi oyunculuğunu da başarabileceğini gösterir Türkan Şoray. Bu arada başına korkunç bir kaza da gelir. Kemal Bilbaşar’ın eserinden uyarlanmış olan Cemo filminin son sahnesinde attan düşerek boynunu zedeleyen Şoray, felç olmaktan son anda kurtulur. İçindeki sinema aşkı sayesinde setlere çabucak dönen ve ilk yönetmenlik denemesini de Kadir İnanır ve Bilal İnci’nin mükemmel performans sergiledikleri Dönüş filmiyle yapan Türkan Şoray, bu filmle seneler sonra Belçika Kadın Yönetmenler Festivali’nde özel ödül alır. (Daha sonra 4 filmde daha yönetmen koltuğuna oturur Şoray. Bunlar: 1973 yapımı Azap, 1976 yapımı Bodrum Hâkimi, 1981 yapımı Yılanı Öldürseler ve 2015 yapımı Uzaklarda Arama filmleridir.)

70’li yıllar Yeşilçam sinemasının gerilediği dönem olarak da göze çarpar. Seks filmleri furyası ve sansür dönemiyle birçok oyuncu sinemadan çekilmek veya furyaya ayak uydurmak ya da şarkıcı olmak zorunda kalır. Türkan Şoray da bu furyadan ve sansürlerden nasibini alır. 1976 yılında yalnızca 3 film çeker: yönetmenliğimi de yaptığı Bodrum Hâkimi, Deprem ve Devlerin Aşkı. Burada Devlerin Aşkı filmine ayrı bir parantez açmak gerekir. Bu filmde Kadir İnanır karizması ve yakışıklılığıyla, Türkan Şoray ise güzelliğiyle göz doldursa da, kıskanç âşık rolünde Savaş Başar, her ikisini de geride bırakacak bir performans sergiler.

1977 yılında da 3 film çeker: Baraj, Dila Hanım ve Selvi Boylum Al Yazmalım. Dila Hanım ve Selvi Boylum Al Yazmalım filmleri hakkında da ayrı parantez açmak gerekir. Dila Hanım’da Kara Haydar rolüyle Erol Taş (Kamran Usluer seslendirmesi ile) ile dört dörtlük bir performans sergilerken, Kadir İnanır da Karadağlı Rıza rolüyle göz doldurur. Ve belki de Türk sinemasının en iyi filmi: Selvi Boylum Al Yazmalım. Âşık olduğu erkekle, çocuğuyla beraber kendisine sahip çıkan erkek arasında seçim yapmak zorunda kalan Asya’nın hikâyesi. Usta yazar Cengiz Aytmatov’un kaleminden çıkmış olan öyküyü Atıf Yılmaz-Ali Özgentürk senaryolaştırır ve yine Atıf Yılmaz yönetmenliğinde film çekilir. Hülya Tuğlu, Nurhan Nur ve İhsan Yüce’nin iyi performansları, Tijen Par, Pekcan Koşar ve Kamran Usluer’in mükemmel seslendirmeleri ve Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin’in harika oyunculukları filme 3 ödül birden getirir. (Ayrıca Taşkent’teki film şenliğinde Türkan Şoray en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanır.)

70’li yılları geride bırakırken, 80’lerle birlikte Türkiye ihtilal dönemine girer. Türkan Şoray da, liberalleşen Türkiye ile beraber liberalleşmeye başlar. Ancak onun liberalliği, siyasi görüşüyle değil, kendi koyduğu kuralları yıkması ile gerçekleşir. Artık cesur sahnelerde o da vardır. Bu arada evlenir, çocuk sahibi olur ve boşanır. Tek bir şeyden vazgeçmez: Sinema. 80’ler boyunca 14 filmde rol alır.

Evlere televizyonların girmesi, özel kanalların açılması ve çekilen dizilerin sayısının artmasıyla Türk sineması uzun süren bir duraklama dönemine girer. (Bir Yavuz Turgul filmi olan Eşkıya’ya kadar.) 90’lı yıllarda birkaç sinema filmiyle beraber, ilk defa bir dizide, Tatlı Betüş’te, rol alır. Birkaç dizi denemesinden sonra Türk dizi tarihinin en başarılı dizilerinden biri olan İkinci Bahar’da Şener Şen ile başrolü paylaşır. İkinci Bahar’ı, Haluk Bilginer ile beraber rol aldığı sit-com tarzı Tatlı Hayat takip eder. Ve milenyum çağında Türk sinemasının silkelenişiyle beraber yeniden filmlerde ve televizyon dizilerinde rol almaya devam eder.

Çocukluğumdan beri çok az filmini seyretmemişimdir Türkan Şoray’ın. 20 yıldan fazla zamandır ne zaman bir Türkan Şoray filmi görsem, daha önce kaç defa izlemiş olursam olayım, sanki ilk defa izliyormuşçasına izlerim. Çünkü bana göre Türkan Şoray, Yeşilçam’ın en büyük starıdır. Türkan Şoray şalvar giyip başına yemeni örtünce köylü kadın, şık elbiseler ve şapkalar giyince şehirli kadın, abartı makyaj ve daha süslü püslü giysiler giyince hayat kadını olur. Karakteri oynamaz, adeta yaşar. Tıpkı Kemal Sunal’ın jilet gibi bir takım elbise giyince karizmatik bir jön edasına bürünmesi, kasket takınca saf köylü havasına girmesi, günlük kıyafetlerle halktan biri olması; Sadri Alışık’ın lacileri çekince salon erkeği ama yırtık şapkasını, gömleğini giyince de gariban bir adam olması gibi. Kanımca, star olmanın, büyük oyuncu olmanın getirdiği en önemli şey budur.

Kitap hakkında çok fazla bilgi vermeye gerek var mı, bilmiyorum. Detaya girip, heyecan kaçıracak bilgiler vermeden kısaca bahsetmek gerekirse; çocukluğundan başlayarak, setteki ilk yıllarını, zaman içinde nasıl tecrübeli bir oyuncu haline geldiğini sayfa sayfa okuyarak ve Türkan Şoray’ın heyecanını paylaşarak okuyorsunuz. Oyunculuğa çok genç yaşta başladığı için eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmış Şoray. Bunun eksikliğini okuyarak, araştırarak, merak ederek, öğrenerek ve filmlerinde yaşayarak kapatmış. (Muazzam derecek derecede kitap kurdu bir insan olması sevgimi daha da arttırdı.) Kitapta da anılarını fazlasıyla anlatmış. Setteki bazıları üzücü, genellikle komik anılarını da çok güzel betimlemiş. İnsan büyük bir oyuncu olunca, anılarını anlatması bile o sahneleri adeta gözünüzde canlanmasına neden oluyor. Seyircilerine karşı sorumluluklarını bilen, sinemaya saygı duyan, emek veren ve çok seven bir yıldız; aynı zamanda toplum bilincine sahip, sosyal sorumluluk projelerine de katılmayı kendine ve seyircisine bir borç bilen içimizden biri.

Yeşilçam’ın Sultan’ı… Başka bir ülkede, başka bir isimle dünyaya gelseydin, yine seni oyuncu olarak seyrederdik ve severdik. Fakat tek bir farkla; neden bizim sinemamızda böyle bir oyuncumuz yok diyerek. Bu yüzden, iyi ki Türkiye’de doğmuş, oyuncu olmuş ve bizlerin karşısına çıkmışsın. Çok yaşaman, çok güzel filmler çekmen dileğiyle…
Türkan Şoray hayranı olarak kendisinin daha samimi bir dile sahip olduğunu hayal ediyordum. Yeşilçamı, o dünyayı daha çok anlatmasını dilerdim, ama kitap daha çok Türkan Şoray'ın hayatı etrafında devam ediyor. Sinemadan tanıdığımız Türkan Şoray'ı aradım belki de satırlarda; bir de daha önce görmediğimiz, sinema çekimlerinden kareler kitaba renk katmış diyebilirim.
Arkadaşım hediye etti geçen gün :') İnceledim biraz , içeriği gayet güzel .Türkan Şoray'ın otobiyografisi. Bir Türkan Şoray nasıl doğar :)) Merak etmeyeniniz yoktur herhalde. Okumak için sabırsızlandığım kitaplardan.
496 syf.
·Beğendi·8/10
Çok keyifli bi kitap,kendilerine hayranım zaten kitapta bolca kendisinin daha önce görmediğimiz fotoğrafları mevcut elime aldığım an 2 günde bitirdiğim bi kitap oldu o hayalimde ki mükemmel güzellikteki kadın tamamen gerçek kitapta bahsettiği Kişiler hakkında asla olumsuz bi yorum yapmamış hatta arada kendini bile eleştirmiş
495 syf.
Maalesef bitti. Kaç gündür Türkan Şoray ("Ablam" desem artik) ile yaşıyordum. Gün içinde durup dururken onun hayatindan örnekler verip anılarını paylaşıyordum. Annemin ona benzemesinden dolayıdır belki onu bu denli sevmem, şimdi hayatını da okuyunca aileden biriymiş gibi daha bir yakın hissettim onu kendime. Hayran kaldim bu sefer bilinçlice.. AVM'de şöyle bi karıştırırken kitabini baktim olduğum yerde okumaya başlamışım.. Doğum günü hediyem oldu ayni zamanda kendime.. Çok samimi buldum yazdıklarını.. Ve o bir sinema oyuncusu değil, sinemanin kendisi bence.. İyi ki var.. İyi ki bizim sanatçımız...
496 syf.
·Puan vermedi
Sinemam ve Ben kitabında Türkan Şoray çocukluğundan itibaren bütün hayatını, kendi kalemiyle anlatmış.

Kitapta birçok bölüm var. Çocukluk, Film ve Diziler, Yönetmenlik, Basınla İlişkiler, Seyirciyle İlişkiler bu bölümlerden bazıları.

Kitapta çok güzel, daha önce görülmemiş, en azından benim görmediğim, fotoğraflar var. Fotoğraflara bakarken o yıllar ve kişiler gözünüzde daha net canlanıyor.

Kitapla ilgili yapabileceğim tek olumsuz eleştiri Türkan Şoray’ın herkes hakkında iyi şeyler yazması olur. Buna Yeşilçam’daki en büyük rakipleri de dahil. Biliyorum eski zamanlarda insanlar daha ince düşünceli, daha naiftiler ama koskoca sinema dünyasında hiç mi çekişme, yoğun rekabet, birbirinin kuyusunu kazma, arkasından konuşma vs. yoktu. Şahsen ben kitapta bu tarz itiraflar, iddialar da okumak isterdim ama sanırım bu çok cesurca bir beklenti olur. Hem Türkan Şoray bu tarz yazılar yazacak biri değil (gibi) hem de bahsedilen kişiler hayattaysa çıkabilecek tartışmalardan çekinmiştir.

Sonuç olarak Sinemam ve Ben; Yeşilçam filmlerini seven, sinema dünyasına ilgi duyan herkese önerebileceğim bir kitap.

Kitapla ilgili detaylı yorumuma blogumdan ulaşabilirsiniz: https://suleuzundere.blogspot.com/...-sinemam-ve-ben.html
496 syf.
·Beğendi·8/10
Türkan Şoray a neden “sinemanın sultanı” dendiğini merak ediyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Küçük yaşlardan itibaren sinemaya başlaması , yaşadığı onca kaza , hayal kırıklığı , acılara , zorluklara rağmen aşkla tuttuğu eli bırakmamış.Mesleğine olan saygısı herkese örnek olmalı.
Filmlerden bahsederken bunu izledim , galiba hatırlıyorum, aaa bunu neden izlemedim deyip durdum.
496 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"O bir..." diye uzayıp gidecek cümlelerin yegâne öznesi Türkan Şoray. Biz genç kuşağın maalesef ki sadece televizyondan tanıyıp hayran kaldığı,büyüklerimizin ise sinema perdesinde ağzı açık kalarak izlediği bir star o. Öyle bir büyü ki sinema öyle ulvi anlamlar yükleyebiliyoruz ki hayranı olduğumuz starlara ancak böyle kapsamlı metinleri okuduğumuzda anlayabiliyoruz sen ben gibi olduklarını. Kendine star denmesinden imtina eden bir sinema emekcisi oysaki o. Star denildiğinde akla gelen suya sabuna dokunmaz tiplere inat gerektiğinde hikayeler bulup getirerek filmin başlangıcının temelini atmış,gerektiğinde yònetmen koltuğunda oturmuş,gerektiğinde kendi seslendirmesini yapmış,aktörün,aktrisin hakkını gerektiğinde en önde savunmuş velhasıl camlı vitrin her türden ödülle dolmuş.
Kısacası bir varmış bir yokmuş.
Bir zamanlar ve iyi ki hala bu zamanlar kocaman bir Türkan Şoray varmış...
392 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Türkan Şoray, sinema yolculuğuna başladığı günden günümüze kadar akıllıca guruplanmış başlıklar altında anıları ve hayatına dair bilinmeyenleri fotoğraflar eşliğinde sinema dünyasını birinci elden bizlerle paylaşıyor.

Keyifle okuyacağınız bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Türkan Şoray
Unvan:
Türk Oyuncu, Senarist, Yönetmen
Doğum:
Eyüp, İstanbul, Türkiye, 28 Haziran 1945
Türkân Şoray (28 Haziran 1945, İstanbul), Türk oyuncu.

Türk sinemasında Sultan lakabıyla anılmaktadır. Fatih Kız Lisesi orta bölümünü bitirmiştir. 1960'larda sinema ile tanışmış, 1964'te 1. Antalya Film Festivali'nde "Acı Hayat" filmiyle en başarılı kadın oyuncu ödülünü almıştır. Dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusudur.

Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik'le birlikte, Türk sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş dört önemli kadın oyuncudan biri kabul edilir. Bu dörtlü içinde, tek yönetmenlik yapan oyuncudur.

90'lı yıllarla birlikte, TV çalışmalarına da ağırlık vermeye başlamıştır. Yaptığı bu çalışmalardan en çok ses getiren ve uzun ömürlü olanları, İkinci Bahar ve Tatlı Hayat olmuştur.

Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983'te evlenmiş 1987'de ayrılmış ve bu evlilikten Yağmur adlı bir kızları olmuştur. Bugüne kadar 203 filmde rol almıştır. Türkân Şoray ilk televizyon programı olan ve NTV'de yayınlanan Sinema Benim Aşkım'ı sunmaktadır. Şoray programında sinema oyuncuları ile sinema kariyerini anlatmaktadır.

Şoray, 12 Mart 2010 tarihinde Unesco Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiş ve "Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur diye düşünüyorum. Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz" demiştir. Ayrıca Şoray'ın kendi adını taşıyan bir ilkokul vardır.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 92 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 49 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları