Yervant Odyan

Yervant Odyan

Yazar
7.6/10
19 Kişi
·
54
Okunma
·
2
Beğeni
·
941
Gösterim
Adı:
Yervant Odyan
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 19 Eylül 1869
Ölüm:
3 Ekim 1926
19 Eylül 1869'da İstanbul, Yenikapı'da doğdu. On dokuzuncu yüzyıl başında, Kayseri'nin Muncusun köyünden genç yaşta İstanbul'a gelip K. Balyan'ın yanında saray mimarlığına dek yükselen Boğos Odyan'ın adıyla anılıp ünlenen bir aileye mensuptu. Ermeni Milleti Nizamnamesi (1863) olarak bilinen Osmanlı'daki ilk anayasa örneğinin hazırlayıcılarından Kirkor Odyan'ın (1834–1887) yeğeniydi.


Amcası Krikor Odyan'la birlikte 1879'da Paris'e gitti. 1882'de babasının konsolosluk görevi yaptığı Romanya'nın Circova şehrinde bulundu.


1884'de İstanbul Üsküdar'daki Berberyan Ermeni okulu'na girerek bir buçuk yıl kadar okudu. Okul sıralarındayken Vararan [Soba] adlı elyazılı öğrenci gazetesini yönetti.


Öğrenimini evde, amcasının çevresindeki, dönemin ünlü Ermeni aydınlarından aldığı derslerle, sanat ve edebiyat yoğun bir ortamda sürdürdü. Zengin aile kütüphanesinde çok sayıda Ermenice ve Fransızca eseri okuyarak yetişti.

İstanbul Ermeni basınında ilk yazı ve çevirileri 1887'de yayınlandı. Arevelk [Doğu] ve Manzume-i Efkar'da 1890'da yazıları yayınlandı. Yazar Arpiar Arpiaryan'ın daveti üzerine Arevelk'in yardımcı editörlüğünü 1892'de üstlendi ve günlük yazılarını, tefrika öykü ve romanlarını sürdürdü (dört yıl). 1894'de Hayrenik [Vatan] gazetesine yazmaya başladı. 1896'da Arevelk'in editörlüğünü üstlendi. Aynı yılın Ağustos'unda, Osmanlı Bankası işgali ertesinde Ermenilere yönelik saldırılar sırasında İstanbul'u terk edip Yunanistan'a geçti, Atina'da Miutyun [Birlik] adlı dergiyi yönetti.


1899'da Paris'te Azad Khosk [Özgür Söz] adlı aylık dergiyi çıkardı, Nor Tar [Yeni Asır] ve Anahit'e yazılar yazdı. Birkaç ay Londra'da Arpiaryan'ın Nor Gyank [Yeni Hayat] gazetesinde çalıştı. İskenderiye'de 1902'de Azad Khosk'u yeniden, 1903'te ise Azad Pem [Serbest Kürsü] adlı mizah dergisini (dört yıl) yayınlandı.


1903'te Hindistan Bombay'e gitti. 1904'te ise İskenderiye'ye geri geldi, haftalık ve günlük birkaç gazete yayını girişiminde bulundu. Kahire'de 1907'de Arev [Güneş] adlı günlük mizah gazetesini kurdu.


Şubat 1909'da, II. Meşrutiyet'in (1908) getirmiş olduğu serbest ortam üzerine İstanbul'a döndü. Püzantion [Bizans], Jamanak [Vakit] ve Azadamard [Özgürlük Kavgası] gazetelerine yazılar yazdı (yedi yıl). "Inger Pançuni" [Yoldaş Pançuni] diye bilinen eseri, Püzantion'da "Arakelutyun mı i Dzabılvar" [Dzabılvar Misyonu] adıyla tefrika edildi. Garapnad [Giyotin] adlı mizah degisini 1910'da yayınladı. Püzantion'da tefrika edilen eseri bu kez "Arakelutyun mı i Dzabılvar, Ingervaragan Namagani Inger P. Pançunie" [Dzabılvar misyonu, Yoldaş Pançuni'den sosyalist mektuplar] adıyla, Nışan Babigyan yayınevi ve matbaasınca 1911'de İstanbul'da kitap olarak basıldı.


1912'de Sev Gadu [Kara Kedi] adlı mizah dergisini yayınladı (iki yıl), Manana [Kudret Helvası] adlı mizah dergisini ise 1913'de yayınladı.


Yoldaş Pançuni'nin ikinci bölümünü, "Inger P. Pançuni i Vasburagan" [Yoldaş Pançuni Van'da] 1914'te yayınladı.

Mayıs 1915'te tutuklanıp Suriye içlerine, Dair Ez-Zor'a (Der Zor) tehcir edildi, ağır koşullarda mucize eseri sağ kaldı. İstanbul'a 1918'de geri döndü.


İknad Ağa adlı mizah dergisini 1919'da yayınladı (iki yıl). 1920'de Cagadamard [Muhabere], Verçin Lur [Son Havadis] ve Jamanak'ta özelliklle güncel konuları işlediği yazılar yazdı (üç yıl). 1921'de Yerkidzagan Daretsuyts [Mizah Yıllığı] adlı mizah dergisini yayınladı (iki yıl).


İstanbul'u 1922'de terk edip Bükreş'e geçti.


Ünlü üçlemesinin son bölümü, "Inger P. Pançuni darakrutyan meç" [Yoldaş Pançuni Sürgünde] 1923'te yayınlandı. 1924'te Trablus'a (Lübnan) geçti. 1925'te Kahire'ye geçti. 3 Ekim 1926'da kanserden öldü ve Kahire'deki Marmina Ermeni Mezarlığı'na, A. Arpiaryan'ın yanına gömüldü.
Hele böyle bir hayatı yargılamak, üzerinde fikir yürütmek, düşüncesizlik ve cüretkarlıktır...
Kahrolsun kapitalizm!
Kahrolsun obskürantizm!
Yaşasın sosyalizm!
Yaşasın proletarya!
Yaşasın 1 Mayıs!
Yervant Odyan
Sayfa 50 - Aras Yayınları
Kavganın hayatın temel şartı olduğunu, sosyalizmin zaferi için sınıf mücadelesinin şart olduğunu ve kan dökmeden iyi bir şey yapmanın mümkün olmadığını ise anlamıyordu.
O zaman Pançuni kesin kararını verdi.
İstanbul'dan ziyade taşrayı uyandırmak, aydınlatmak, dönüştürmek kaçınılmaz bir gereklilikti.
Böylece, Arapkir'e, oradan da kendisine merkez olarak seçtiği Dzabılvar'a geçti.
150 syf.
Yoldaş pançuni tipi üzerinden için bir sekterlik, şablonculuk, gerçeklikten kopukluk eleştirisi denilebilir, belki de hiç alakası yok, tamamen dışarıdan ve art niyetli biçimde dönemin ermeni solcuları elestirilmis olabilir, yazarın niyetini kimliğini bilmiyorum. Neyse ne, ilk kısmı özellikle komikti. Tanıdık geldi, eminim ki her solcu için tanıdık gelecektir. Bazen şartlar şablona uymaz sen de biraz tembellik biraz alışkanlık sonucu yeni şablon yaratmak yerine mevcut şartları şablona uydurmaya calisirsin hani ve sonra baktığında komik bir cabadir bu ve gulersin. öyle bir şey ışte. Zaten solcular kendileriyle dalga geçmesini bilen insanlardır.

Dönemin ermeni örgütlerine dair okuma isteği yarattığını da ekleyeyim. Son olarak

"para gönderin"
150 syf.
·Puan vermedi
Değerli iş arkadaşımın Yervant Odyan'ın orijinal dili Batı Ermenice olan "Yoldaş Pançuni' isimli, daha önce bir takım eksikliklerle çevrilmiş olan eserinin tam metin çevirisi! İstanbul Ermenisi olan Yervant Odyan eserde Taşnakçı bir Ermeni propagandisti ve eylemcisi olan hayalî karakter ağzından bol ironiyle bol eleştiriyle II. Meşrûtiyet(1908) sonrası dönemi işliyor. Özellikle ilk bölümde karakter adeta Sancho Panza'sını tam manasıyla bulamamış bir Don Kişot gibi işleniyor. Yönetici, aydın, sosyalizm (hatta genel manada ideoloji) eleştirisi çerçevesinde edebî bir roman. Öte yandan 1915 olayları öncesi Anadolu'da, özellikle taşradaki yaşanmışlıklara da bakış açısı sunan tarihî bir roman. Çolpan yayınlarından çıkan kitabı okumanızı tavsiye ederim.
925 syf.
·6/10
Edebi anlamda gündelik Türkçeye nazaran epey ağır bir eser, kitabın arkasındaki sözlüğe sıkça ihtiyaç oluyor. Önsözde de belirtildiği üzere, Abdülhamid Hanın tahttan ayrılmasının hemen ardından yazıldığı için çok yanlı bir üslubu olduğu söylenebilir.
925 syf.
·Beğendi·7/10
Abdülhamid dönemini hem ağır eleştirilerle hem de taraf tutarak bariz bir şekilde anlatmış yazar, ona rağmen olayların gidişatı ve etkileyiciliği yönünden okunmaya değer bir kitaptı. Keşke benim bu yorumda yaptığım gibi yazar da Sultan Abdülhamit 'e hakkını verse idi.
Abdülhamid tam bir Sherlock Holmes hayranıdır. Ve kader birgün onları bir araya getirir. Bir yandan usta bir dedektif bir yandan cihan hükümdarı bir padişah.
150 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Ermeni edebiyatının en büyük mizah ustalarından olan Yervant Odyan'dan tadına doyulmaz, başyapıt denilebilecek bir mizahi roman okudum. Aras'ın da belirttiği gibi, Pançuni'yi okurken, doğru ilke ve tasarıların bile, demagog, hayalperest ve sorumsuz okumuş cahiller tarafından, mevcut şartlar dikkate alınmadan uygulandıklarında nasıl yıkıcı olabileceklerini düşünüyor insan ister istemez.
925 syf.
·Puan vermedi
Kitabın yüz yıl önce yazıldığı göz önüne alınınca, zaman zaman anlaşılmasında güçlükler yaşanıyor. Kitabın sonunda sıkça başvurulan bir sözlük bulunuyor. Hikaye oldukça taraflı ele alınmış. Hele son sayfasını okuyunca hafiften pişmanlık duymadım değil..
925 syf.
·Beğendi·10/10
yervant odyan'ın 1911'de yazdığı dev eseri!

kitap gerçekten o kadar dev ki, sanırım bir iki kilo çekebilir! tam tamına 920 sayfa!

bu kadar ağırlık yüzünden kollarıma ağrılar girdi. bir sağ kol bir sol kol derken bitti gitti. daha önce metrobüs'te de yedi sekiz yüz sayfalık kitaplar okumuştum ama bu başkaydı be!

izmir'in yeraltı mahzenlerinde çokça gidip geldiğim için 10 günde bitirdim. zaten vakit başka türlü geçmiyor.

* * *

öncelikle kitap oldukça sıkıntılı. eleman abdülhamid'e olan nefretini bir sürü iftiralarla süsleyerek kitap halinde kusmuş! peki ben bu kitabı niye okudum derseniz ona da geliyorum.

ilk olarak dönemi anlamak için bir miktar tarih bilgisi verelim.

yıl 1911. çok değil sadece birkaç yıl sonra ingilizler istanbul'u işgal edecek. fransız, italyan, yunanlar da işin içinde olacak. birkısım ermeniler de sağolsunlar işgalcilere pek yardımcı olmaktalar!

yıllar önce ise "ermeni kıtali" olmuş. ermeniler isyan etmişler, devleti aliye de haklarından gelmiş!

yazarımız ermeni olunca bu bilgiler önemli oluyor. elemana göre abdülhamid tam bir despot yani müstebidmiş, devir de istibdat dönemiymiş!

* * *

dokuz yüz sayfa boyunca abdülhamid ve etrafındakiler tam bir gerizekalı olarak gösteriliyor! o kadar paşalar, komiserler, hafiyeler, tüm devlet teşkilatı sözde tam bir salak sürüsünden oluşuyor! bunlar güya özgürlükçü istibdat karşıtları tarafından sürekli kandırılıyorlar. hatta bizimkiler yakalayıp hapse atıyor, onlar da sürekli hapisten kurtuluyorlar.

abdülhamid'e atılan iftiraların ve hakaretlerin sonu yok. her sayfasında yazarın kin ve iftiralarından bolca var.

abdülhamid hem aşırı paranoyak, hem zalim, hem barbar, hem çocuk katili bile olmuş! valla bu iftiralardan bana gına geldi. aklınıza gelecek her türlü olumsuzluğu abdülhamid'e ve devleti yönetenlere, tüm olumlu ve iyi hasletleri de karşıtlarına yakıştırmış.

hem yabancı devletleri tarafsız göstermeye gayret etmiş, hem de isyancı türklere her türlü gazı vermiş. bunların başındaki "cesur türk kadını"nı ve avenesini yere göğe sığdıramamış!

lakin birçok ittihat(!) ve terakki(!)cilerin yaptıklarından yıllar sonra büyük pişmanlıklar duyduklarını belirtelim!

* * *

gelelim şerlok holmes meselesine. abdülhamid'in gerçek hayatta da polisiye roman hayranı olduğu biliniyor. bu vesileyle şerlok romanlarının yazarı artur konan doyle ile gerçek hayatta görüşmeler yaptığı söyleniyor.

hikayenin başında, gerçekte ingilizlerin başına irlanda kurtuluş ordusu (ira) gibi 100 yıllık belaları, ingiltere'deki portsmouth gibi türk futbol kulüplerini nasıl musallat ettiği hala büyük bir muamma olan ulu hakan abdülhamid han hazretlerinin sözde beceriksiz hafiyeleri art arda öldürülüyor.

bunun önünü alamayan müstebid(!) şerlok holmes'in ününü duyunca paşalarından bu kişinin gerçek olup olmadığını öğrenmelerini, gerçekse kendisinden yardım istemelerini istiyor.

hikaye bu ya, ülkede aklı başında adam kalmadığı için ingiliz şerlok holmes bir çırpıda cinayetleri çözüyor. fakat o da abdülhamid'in güya despotluğunu görüp isyancılara yardım etmeye karar veriyor.

holmes kitabın yalnızca dörtte birinde olup, kitabın büyük kısmında yer almıyor.

* * *

kitabın tek sevdiğim yönü eski türkçeyi çok fazla kullanması. arapça eğitimi almış olsam da osmanlı türkçesindeki terimlerin çoğunu anlamayıp arkada verilen sözlüğe çokça baktım. ama benim için zevkli bir deneyim de oldu.

kitabın sonunda yazarımız hızını alamamış olacak ki, türk ve ingiliz halkları için yarım sayfalık bir mektup yazarak, ingilizlerin türklerin dostu olduğunu, bu iki milletin iyi geçinmesi gerektiğini öğütlüyor.

tabi sanırım ingilizler bu öğüdü tutmamış olacak ki, sadece birkaç yıl sonra ülkemizi işgal edip yüz binlerce dedemizi katlediyorlar!
624 syf.
·3 günde·4/10
Blogumdan alıntılama yapiyorum.Spoi içerir.Bende Eftelya Kitap Yayınlarının bastığı yayın var.Yazar,Sultan Abdülhamit ile Sherlock Holmes'ü bir araya getirmiş ama başarılı bir kitaba imza atamamış.Yirminci yüzyılın ilk yıllarında,Osmanlı imparatorluğunun başkenti sıkıntı günlerden geçer.Bu günlerde Sultan Abdülhamit olayı çözmek ve aydınlatmak için bir istihbarat teşkilatı kurar.Bu teşkilatta görevli hafiyeler sırasıyla öldürülür ve işler daha da karışır.Sultan,dünyaca ünlü Sherlock Holmes'ü davet etmeye karar verir ve zor olsa da getirttirir.Sherlock Holmes'ün de katılımıyla işler iyice değişir.Gizem fazla ama heyecan meyecan,macera falan çok fazla yoktu.Yazar, o doneme de ışık tutmaya çalışmış ama pek de faydalı olamamış.Beni biraz sıkan bir kitap oldu.Çünkü tasvirler yetersiz,detaylar fazla iyi değil,akıcılık yok,düz bir anlatım ve bazı kelimelerin günümüzdeki karşılığı verilmedi için beni sıktı.Keyifli okumalar. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Yervant Odyan
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 19 Eylül 1869
Ölüm:
3 Ekim 1926
19 Eylül 1869'da İstanbul, Yenikapı'da doğdu. On dokuzuncu yüzyıl başında, Kayseri'nin Muncusun köyünden genç yaşta İstanbul'a gelip K. Balyan'ın yanında saray mimarlığına dek yükselen Boğos Odyan'ın adıyla anılıp ünlenen bir aileye mensuptu. Ermeni Milleti Nizamnamesi (1863) olarak bilinen Osmanlı'daki ilk anayasa örneğinin hazırlayıcılarından Kirkor Odyan'ın (1834–1887) yeğeniydi.


Amcası Krikor Odyan'la birlikte 1879'da Paris'e gitti. 1882'de babasının konsolosluk görevi yaptığı Romanya'nın Circova şehrinde bulundu.


1884'de İstanbul Üsküdar'daki Berberyan Ermeni okulu'na girerek bir buçuk yıl kadar okudu. Okul sıralarındayken Vararan [Soba] adlı elyazılı öğrenci gazetesini yönetti.


Öğrenimini evde, amcasının çevresindeki, dönemin ünlü Ermeni aydınlarından aldığı derslerle, sanat ve edebiyat yoğun bir ortamda sürdürdü. Zengin aile kütüphanesinde çok sayıda Ermenice ve Fransızca eseri okuyarak yetişti.

İstanbul Ermeni basınında ilk yazı ve çevirileri 1887'de yayınlandı. Arevelk [Doğu] ve Manzume-i Efkar'da 1890'da yazıları yayınlandı. Yazar Arpiar Arpiaryan'ın daveti üzerine Arevelk'in yardımcı editörlüğünü 1892'de üstlendi ve günlük yazılarını, tefrika öykü ve romanlarını sürdürdü (dört yıl). 1894'de Hayrenik [Vatan] gazetesine yazmaya başladı. 1896'da Arevelk'in editörlüğünü üstlendi. Aynı yılın Ağustos'unda, Osmanlı Bankası işgali ertesinde Ermenilere yönelik saldırılar sırasında İstanbul'u terk edip Yunanistan'a geçti, Atina'da Miutyun [Birlik] adlı dergiyi yönetti.


1899'da Paris'te Azad Khosk [Özgür Söz] adlı aylık dergiyi çıkardı, Nor Tar [Yeni Asır] ve Anahit'e yazılar yazdı. Birkaç ay Londra'da Arpiaryan'ın Nor Gyank [Yeni Hayat] gazetesinde çalıştı. İskenderiye'de 1902'de Azad Khosk'u yeniden, 1903'te ise Azad Pem [Serbest Kürsü] adlı mizah dergisini (dört yıl) yayınlandı.


1903'te Hindistan Bombay'e gitti. 1904'te ise İskenderiye'ye geri geldi, haftalık ve günlük birkaç gazete yayını girişiminde bulundu. Kahire'de 1907'de Arev [Güneş] adlı günlük mizah gazetesini kurdu.


Şubat 1909'da, II. Meşrutiyet'in (1908) getirmiş olduğu serbest ortam üzerine İstanbul'a döndü. Püzantion [Bizans], Jamanak [Vakit] ve Azadamard [Özgürlük Kavgası] gazetelerine yazılar yazdı (yedi yıl). "Inger Pançuni" [Yoldaş Pançuni] diye bilinen eseri, Püzantion'da "Arakelutyun mı i Dzabılvar" [Dzabılvar Misyonu] adıyla tefrika edildi. Garapnad [Giyotin] adlı mizah degisini 1910'da yayınladı. Püzantion'da tefrika edilen eseri bu kez "Arakelutyun mı i Dzabılvar, Ingervaragan Namagani Inger P. Pançunie" [Dzabılvar misyonu, Yoldaş Pançuni'den sosyalist mektuplar] adıyla, Nışan Babigyan yayınevi ve matbaasınca 1911'de İstanbul'da kitap olarak basıldı.


1912'de Sev Gadu [Kara Kedi] adlı mizah dergisini yayınladı (iki yıl), Manana [Kudret Helvası] adlı mizah dergisini ise 1913'de yayınladı.


Yoldaş Pançuni'nin ikinci bölümünü, "Inger P. Pançuni i Vasburagan" [Yoldaş Pançuni Van'da] 1914'te yayınladı.

Mayıs 1915'te tutuklanıp Suriye içlerine, Dair Ez-Zor'a (Der Zor) tehcir edildi, ağır koşullarda mucize eseri sağ kaldı. İstanbul'a 1918'de geri döndü.


İknad Ağa adlı mizah dergisini 1919'da yayınladı (iki yıl). 1920'de Cagadamard [Muhabere], Verçin Lur [Son Havadis] ve Jamanak'ta özelliklle güncel konuları işlediği yazılar yazdı (üç yıl). 1921'de Yerkidzagan Daretsuyts [Mizah Yıllığı] adlı mizah dergisini yayınladı (iki yıl).


İstanbul'u 1922'de terk edip Bükreş'e geçti.


Ünlü üçlemesinin son bölümü, "Inger P. Pançuni darakrutyan meç" [Yoldaş Pançuni Sürgünde] 1923'te yayınlandı. 1924'te Trablus'a (Lübnan) geçti. 1925'te Kahire'ye geçti. 3 Ekim 1926'da kanserden öldü ve Kahire'deki Marmina Ermeni Mezarlığı'na, A. Arpiaryan'ın yanına gömüldü.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 54 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 64 okur okuyacak.