Yücel Sarpdere

Yücel Sarpdere

Yazar
8.5/10
70 Kişi
·
200
Okunma
·
17
Beğeni
·
1.609
Gösterim
Milyonlarca doları, markı bomba yapıp insanları öldürmek icin ayiriyorlar, sonra bunları da yetersiz görüp daha büyüğünü daha gelişmişini nasıl yaparız da daha fazla insanı öldürürüz, diye daha büyük paralar harcıyorlar ve aynı devletler, bu tip hastalıkların insanları göz göre göre yok edip öldürmesi karşısında çaresizlikten yakınabiliyorlar.
...adam maden ocağında üç kuruş maaş için yıllarca çalışıyor, kömür tozları ve çeşitli maddeler ciğerini eritiyor, o da doktora koşuyor. Şimdi bu adam da bu işin sonunda ciğerlerinin çürüyeceğini hesaba katmalı ve doktora koşmamalıydı. Öyle değil mi, sayın doktor?
Doktor hırsla,"Götürün bunu! Götürün bunu! Nasıl biliyorsanız öyle yapın,"diye bağırdı gardiyanlara. Gardiyanlar, Abuzer'in koluna girip götürmeye çalışırken ,Abuzer'in şu sözleri duyuluyordu.
" Sinirlendiniz mi doktor bey? Öyleyse size bir kutu aspirin vereyim!"
Polis gözlerini kıstı , aşağılayıcı , ama aynı zamanda tehditkâr bir yüz ifadesi takındı : "Bakın ben demokrat bir adamım , yanınıza gelirsem ayrımcılık yapmam hepinizi odunlarım bilmiş olun!"
Yücel Sarpdere
Sayfa 11 - Evrensel
Köylü şansını bir daha denemek için, "şu yolları da bir türlü duzeltmediler," diye söylendi. "Yıllardan beridir böyle köstebek çukuru gibidirler. Kimse düzelteyim demez. Başımızdakiler ancak seçim zamanı uğrarlar, bir suru sözler verirler, sonra kodunsa ara bul birini"
"Başçavuş niye uğraştı seninle?" dedi. "Askerler de silahlarını sana doğrultmuşlardı."
"Yanlış hedefe doğrultmuşlar," dedi Abuzer ve iç çekti. "Ahh! O silahlardan biri bende olsaydı..."
Köylü heyecan, merak ve biraz da korkuyla irkildi.
"Ne yaparsın o zaman?"
"Hiç," dedi Abuzer. "Ağaçtaki kargaları bir güzel vururdum."
Abuzer, "rahatsız ettiğim için özür dilerim," dedi. "Işıkta uyumak çok zor. Acaba rica etsem lambayı söndürebilir misiniz?
Yukarıdaki polis okkalı bir küfür savurduktan sonra o lambayı kafasında kıracağını söyledi. Bunun üzerine abuzer:
"Öyleyse zahmet etmeyin," dedi. "Çünkü sağlam bir lamba, kırık bir lambadan her zaman daha iyi ve faydalıdır"
288 syf.
·Beğendi·10/10
Ağlayarak güldüğüm ilginç bir eserdi. Yapılan işkenceyi bile böylesine bir dille anlatan nadir eserlerden biri. Yıllar oldu okuyalı, hatta bir kaç tane aldım sonra ve yakınlarıma hediye ettim.
288 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Aslında doğru düzgün yorum yapmak gibi bir yeteneğim yoktur. Sadece 3-5 cümleyle birşeyler yazar bırakırım ama bu guzel kitap hakkında hiçbir yorum yok ve çok az okunmuş sırf bunun için biraz uzun ve ayrıntılı bir yorum yapmaya çalışacağım.

İlk olarak kitabın konusu Abuzer isimli bir adamın 12 eylül döneminde yaşadıklarıdır. Abuzer vurdumduymaz, saf ve açık sözlü biridir.

Abuzer İstanbul 'a çalışmak için gelir, gelir fakat geldiği gibi şehirden çıkartılır. Çıkartıldığı gibi şehre yeniden girer. Daha sonra kendini karakolda sorgulanırken bulur...

Yazarı ilk kez duydum arkadaşın önerisi ile okuduğum bu yazardan bu kadar güçlü bir kalem beklemiyordum açıkçası.

Hiyerarşik düzeni her bölümde müthiş bir şekilde iğneleyerek asıl yüzünü göstermeyi çok net bir şekilde başarabilmiş. 12 eylül dönemi hakkında pek bir bilgim olmasa da cezaevlerinde neler olduğu konusunda az buçuk bir bilgim var ki kitapta zaten en çok eleştirilen ve yerden yere vurulan tam anlamıyla ALAY EDİLEN ,Tİ'YE ALINAN konu hiyerarşi ve cezaevlerinin durumudur.

Her ne kadar yazar bunu Abuzer ile güldürerek anlatsa da karanlık dönem, siz gulerken arkaplanda sıkı bir şekilde eleştirilmiş...

Hatta size şöyle açıklayayım: eğer siz kitaptan Abuzer'i cıkarırsanız elinizde "cezaevleri ve hiyerarşik düzen" adlı bir kitap kalacaktır...

Son olarak siyasetten sıkılanlar ya da siyasi kitap okumak istemeyenler ya da 12 Eylülü merak edip deneme inceleme şeklinde değilde tam bir roman tadında okumak isteyenler bu kitabı alın okuyun. Hiç kaçırmayın derim...

Bittikten sonra Abuzer'i özlemedim değil... Vay be...
288 syf.
·Puan vermedi
Çok farklı hisler bırakan bir kitap : abuzer kendi halinde çok saf vasıfsız bir insan ,bir gün dışarı gazete almaya çıkar ve çıkış o çıkış gazete aldığı için tutuklanır ,çete başı olmakla suçlanır üstüne atılmadık suç kalmaz ama o masumdur ,hapishanede hücreye atılır türlü türlü işkenceler görür ama hiç bir zaman gülümsemesinden birşey kaybetmez ,kitabı okurken bir taraftan ağlatan ve bir tarafta güldüren yanlar bulacaksınız ama asıl gerçek bu kitapta ağlanacak halimize gülmemiz
288 syf.
·Beğendi·10/10
Geçmiş mi daha güzeldi. Bugün mü mutsuzluğa gebeydi. Umut her daim varmıydı? Bir insan ne kadar saf ve güzel niyetli ise o kadsr mı çok şey gelir başına? 20 yıldan sonra tekrar Vatandaş Abuzer ile gülmek, acılara göğüs germek, ortam bozulmasın diye idare etmek, kendini görmek ve ne kadar güçlü bir insan olduğunı yeniden keşfetmek. okunması gereken bir kitap
237 syf.
·Puan vermedi
Yücel Sarpdere, "Vatandaş Abuzer"den sonra, ikinci romanı "Can Dostu" ile okur karşısında. Can Dostu, özgün bir dostluk, bağlılık ve mücadele romanı. Zihinsel gelişmini tamamlayamamış, anasız babasız bir genç ile onu yanların alan olgun bir devrimci karı koca olan Oya ile İbo arasındaki dostluk ilişkisi bizi yoksul bir gecekondu mahallesinin yaşamının ve olaylarının içine çekiyor. Deli dolu işçi kız Serpil, fabrika düdüğü kadar dakik Kör Kamil, mahallenin iyi kalpli "entel"i Prof, içkiyle arası hoş gönül adamı Ayakkabıcı Macit, ticaret dünyasında kendine bir yer arayan, ruh hali de ticari performansına paralel olarak değişen "keskin solcu" Yaşar ve ötekiler... canlı, zaman zaman öne çıkan mizah unsurlarıyla zenginleşen bir üslupla anlatılıyor
288 syf.
·Puan vermedi
Vatandaş Abuzer, ülkemizin karanlık dönemi 12 Eylül'ü ti'ye alan bir roman. Cuntanın getirdiği boğucu havayı, polis merkezleri ve tutukevlerindeki uygulamaları, ikbal peşindeki işkenceci şefleri, kraldan çok kralcı komutanları; tüm zalimliklerine karşın zavallılıkları ve gülünçlükleriyle betimliyor. Vurdumduymaz, saf, açık sözlü konuşkan kahramanımız Abuzer, 12 Eylül'ün uygulamalarına çağdaş bir Bektaşi tavrıyla katlanırken, bu heybetli zalim devin, aslında toplumsal destekten yoksun, gülünç ve zavallı bir fani olduğunu gösteriyor bizlere. Kaba zulme, silahlı çaresizliğe gülmemizi, alaya almamızı sağlıyor.
288 syf.
·7/10
İlk kez okuduğum bir yazar olmasına rağmen beğendiğim bir eserdi. 12 Eylül döneminin acımasız yüzünü mizahi bir dille okuyucuya aktarmış yazar. Hiçbir suçu olmadığı hâlde, yolda yürürken tutuklanıp cezaevine götürülen ve hayatı zindan edilen Abuzer isimli karakter üzerinden yansıtılmış olaylar. Pek çok sıkıntıya maruz kalmasına rağmen hâlâ masumiyetini ve direncini sürdüren Abuzer okuyucuyu esprileriyle kitaba bağlıyor. İnsan kitabı okurken kâh Abuzer'in esprilerine ve iyimserliğine gülüyor kâh o dönemde insanların bir hiç uğruna heba edilen hayatlarına ve ćektiklerı her türlü işkenceye bir kez daha şahit olmanın hüznünü yasıyor. Yazar üzüntü ve sevinci iç içe geçirerek başarılı bir kurgu oluşturmuş. Okunan her satır insana bu kadar çok zalim insanın olduğu dünyada iyi insanlara ne denli ihtiyaç olduğunu hatırlatıyor. Türkiye'nin karanlık dönemlerinden biri olan 12 Eylül dönemini unutmamak ve unutturmamak adına okuyun, okutturun dostlar.
304 syf.
·Puan vermedi
Kızılcık Operasyonu, Yücel Sarpdere'nin ikinci mizah romanı. Yazarın, büyük beğeni toplayan ilk romanı Vatandaş Abuzer, mizah silahını 12 Eylül dönemine doğrultmuştu. Kızılcık Operasyonu'nda ise daha yakın bir dönemin olaylarına tanık oluyoruz. Romanın baş kahramanı Dilaver, aldığı cezalarla askerliği bir türlü bitmeyen, "kıdemli" bir askerdir. Bu arada birbirinden ilginç olaylar kahramanımızı önce sürgün bölüğüne, ardından da Somali'ye gidecek Türk bölüğü içinde ilk sıraya taşır. Ve sonra, beklenmedik bir dizi tesadüfün ardından, Dilaver'i askerlik görevini tamamlamış olarak küçük bir kıyı kasabasında görürüz. Olaylar birbirini kovalar, gelir, o adı büyük "operasyon"a dayanır... Bütün bu olaylar içinde toplumsal yapı, devlet organlarının işleyişi, insan ilişkileri keskin hatlarıyla karşımızda belirir. Katıla katıla gülme isteği uyandıran kitap, bizi yaşadığımız dünyanın gerçekleriyle yüz yüze getirerek ağzımızda acı bir tat da bırakıyor.
237 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hemen hemen hepimiz fabrikalarda çalışmışızdır patronların nasıl rant elde etmek için işçileri alın terini hiç düşünmeden göz ardı ettigini ve buna karşı yaşam alanlarinda nasıl bir örgütlenme ye gidildiğini anlatıyor ve unutmayın diğer bir mesajda insan alışkanlıkların bedelini çok ağır öder
288 syf.
·Puan vermedi
bu kitap bir şekilde elinize geçerse mutlaka okuyun.elinize geçerse dedim çünkü halen baskısı var mı emin değilim. vasatın üstü bir politik mizah eseri.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yücel Sarpdere
Unvan:
Gazeteci,yazar

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 200 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 58 okur okuyacak.