Yücel Sarpdere

Yücel Sarpdere

Yazar
8.7/10
144 Kişi
·
436
Okunma
·
29
Beğeni
·
2485
Gösterim
Adı:
Yücel Sarpdere
Unvan:
Gazeteci,yazar
Mutluluk, kendin ve başkaları için doğru bildiğin yolda bazen rüzgarı arkana alarak, bazen de rüzgara karşı, önüne çıkan engelleri bir bir aşarak ilerlemektir.
Milyonlarca doları, markı bomba yapıp insanları öldürmek icin ayiriyorlar, sonra bunları da yetersiz görüp daha büyüğünü daha gelişmişini nasıl yaparız da daha fazla insanı öldürürüz, diye daha büyük paralar harcıyorlar ve aynı devletler, bu tip hastalıkların insanları göz göre göre yok edip öldürmesi karşısında çaresizlikten yakınabiliyorlar.
304 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yazarın o kadar büyük bir hayranıyım ki üniversite fan clup açtık yüzlerce kitap sattık ve hediye ettik kendi emeğimizle.
Şiddetle tavsiye ederim 12 eylül darbesini en iyi anlatan kiyaplardan biridir.
237 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
‘Can Dostu’ hayata inadına gülmeyi ve dostluğun ne kadar güzel ve anlamlı olduğunu hatırlatıyor bize. Aşkın, sevginin emek olduğunu anlatıyor. Emeklerinizin değerli olduğunu, haksızlığa boyun eğmemeyi ve beraberliği anlatıyor.
Kitabı okumanızı büyük bir içtenlikle tavsiye ederim.
288 syf.
·Beğendi·10/10
Ağlayarak güldüğüm ilginç bir eserdi. Yapılan işkenceyi bile böylesine bir dille anlatan nadir eserlerden biri. Yıllar oldu okuyalı, hatta bir kaç tane aldım sonra ve yakınlarıma hediye ettim.
288 syf.
·Puan vermedi
Çok farklı hisler bırakan bir kitap : abuzer kendi halinde çok saf vasıfsız bir insan ,bir gün dışarı gazete almaya çıkar ve çıkış o çıkış gazete aldığı için tutuklanır ,çete başı olmakla suçlanır üstüne atılmadık suç kalmaz ama o masumdur ,hapishanede hücreye atılır türlü türlü işkenceler görür ama hiç bir zaman gülümsemesinden birşey kaybetmez ,kitabı okurken bir taraftan ağlatan ve bir tarafta güldüren yanlar bulacaksınız ama asıl gerçek bu kitapta ağlanacak halimize gülmemiz
288 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Aslında doğru düzgün yorum yapmak gibi bir yeteneğim yoktur. Sadece 3-5 cümleyle birşeyler yazar bırakırım ama bu guzel kitap hakkında hiçbir yorum yok ve çok az okunmuş sırf bunun için biraz uzun ve ayrıntılı bir yorum yapmaya çalışacağım.

İlk olarak kitabın konusu Abuzer isimli bir adamın 12 eylül döneminde yaşadıklarıdır. Abuzer vurdumduymaz, saf ve açık sözlü biridir.

Abuzer İstanbul 'a çalışmak için gelir, gelir fakat geldiği gibi şehirden çıkartılır. Çıkartıldığı gibi şehre yeniden girer. Daha sonra kendini karakolda sorgulanırken bulur...

Yazarı ilk kez duydum arkadaşın önerisi ile okuduğum bu yazardan bu kadar güçlü bir kalem beklemiyordum açıkçası.

Hiyerarşik düzeni her bölümde müthiş bir şekilde iğneleyerek asıl yüzünü göstermeyi çok net bir şekilde başarabilmiş. 12 eylül dönemi hakkında pek bir bilgim olmasa da cezaevlerinde neler olduğu konusunda az buçuk bir bilgim var ki kitapta zaten en çok eleştirilen ve yerden yere vurulan tam anlamıyla ALAY EDİLEN ,Tİ'YE ALINAN konu hiyerarşi ve cezaevlerinin durumudur.

Her ne kadar yazar bunu Abuzer ile güldürerek anlatsa da karanlık dönem, siz gulerken arkaplanda sıkı bir şekilde eleştirilmiş...

Hatta size şöyle açıklayayım: eğer siz kitaptan Abuzer'i cıkarırsanız elinizde "cezaevleri ve hiyerarşik düzen" adlı bir kitap kalacaktır...

Son olarak siyasetten sıkılanlar ya da siyasi kitap okumak istemeyenler ya da 12 Eylülü merak edip deneme inceleme şeklinde değilde tam bir roman tadında okumak isteyenler bu kitabı alın okuyun. Hiç kaçırmayın derim...

Bittikten sonra Abuzer'i özlemedim değil... Vay be...
288 syf.
·29 günde·Beğendi·8/10
12 Eylül darbesinin esprili bir dille anlatılmasına rağmen, dönemin koşulları gereği yazarın kullandığı dile aldırış etmeden, acısını hissettiren bir roman olmuştur.
Not: Yazarımızın bu romanını, annem okuyordu ve etkilendiği her sayfasında (yani hemen hemen bütün sayfalarında) beni çağırıp birde benim sesimden duymak isterdi :)
Annem sayesinde okudum, ben sayfaları okurken durdururdu beni sadece okuduğum yere kadar oku diye! Heyecanını yitirmek istemiyordu sonraki sayfaların, haliyle annem uykuya dalınca ben devam ediyordum diğer sayfaları çevirmeye çünkü sizi hep bir sonraki sayfaya yönlendiriyordu önceki sayfa.

Çok güzel bir eserdir önerilir!
288 syf.
·2 günde
Tarih: 12 Eylül 1980. Saat: 04.00

Türk Silahlı Kuvvetleri, 1960 Darbesi ve 1971 Muhtırasının ardından cumhuriyet tarihinin üçüncü açık müdahalesini gerçekleştirdi. Meclis lağvedildi, Başbakan Süleyman Demirel görevden alındı, bütün siyasi partiler feshedildi, parti liderleri gözetim altında tutulmak için götürüldü ve yargılandı. İlk bildiriyi TRT spikerlerinden Mesut Mertcan sesiyle dinledi bütün Türkiye. Ardından da ülke yaklaşık 7 yıl süren bir sıkıyönetime girdi. Bu süreçte 650 bin kişi gözaltına alındı. 1.5 milyondan fazla insan fişlendi. 50 kişi idam edildi, 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.

Vatandaş Abuzer de, 12 Eylül Darbesi’nin hemen sonrasında geçen bir kurguya sahip. Abuzer, sizin benim gibi sıradan bir vatandaş aslında, tek farkı ise biraz daha şanssız olması. Hiç yok yere türlü türlü işkence ve sorgulardan geçip, yıllarca hapis yatıyor. Üzücü olan bir diğer kısım ise koğuş arkadaşlarının da ondan şüpheleniyor olması. Çünkü polisler Abuzer hakkında siyasi bir bağlantı bulamıyorlar ve O’nun üst düzey yönetici olduğunu düşünüyorlar, koğuş arkadaşları ise O’nun siyasi hiç kimseyi tanımamasından dolayı polisle işbirliği halinde olduğunu düşünüyorlar. Bu yüzden her iki tarafa da hiçbir şekilde yaranamayan bir adam Abuzer. Bazen ettiği gereksiz gevezelikler –aslında gevezelikten daha çok Abuzer’in art niyet gütmeden, saf bir şekilde konuşmasından kaynaklı- başını belaya sokuyor. Tabii bu belalar siyasi şube veya cezaevinde olunca dayak ve işkence olarak geri dönüyor. Abuzer aslında oldukça iyimser bir insan, düşündüklerinden vazgeçmeyecek, arkadaşlarını yarı yolda bırakmayacak kadar da özü sözü bir biri. Aslında tipik bir Anadolu insanı. Bazen karşısındaki insanları sinir etmek için yarı ciddi, yarı alaycı laflar da ediyor. Karşısındakiler ise genelde bu ciddiyeti anlamadığı, alaycı kısmını da işine geldiği gibi anladığı için karşılık olarak şiddetten başka bir şey göstermiyorlar.

-SPOILER-
Abuzer, elinden her iş gelen, çalışmak için İstanbul’a arkadaşlarının yanına giden bir vatandaştır. İstanbul’a ayak basar basmaz, daha arkadaşının evine varamadan polisler tarafından yakalanır ve önce nezarete, daha sonra da İstanbul’un dışına atılmak üzere bir trene bindirilir. Simit almak için simitçinin peşinden koştuğu sırada treni kaçırır ve başka bir trene biner. Oysa bindiği tren de gerisin geri İstanbul’a gitmektedir. Abuzer, İstanbul’a varınca aklını kullanarak gardaki askerlerden kurtulmayı başarır ve arkadaşının evine gider. Balıkçılık yapmaya başlayacağı gün, sabah erkenden evden çıkar ve günlük bir gazete alır. Bu sırada polisler tarafından yakalanıp siyasi şubeye götürülen Abuzer, türlü işkence ve sorgulardan geçtikten sonra cezaevine gönderilir. Cezaevinde de, koğuş arkadaşları ile beraber işkence görür. En sonunda koğuş arkadaşları ile beraber bir tünel kazıp cezaevinden kaçar.
-SPOILER-

Yücel Sarpdere, darbe sonrası yaşananları sade bir vatandaş olan Abuzer üzerinden oldukça güzel özetleyen, mükemmel bir kara mizah örneği kaleme almış. Hiç sıkmadan, hem o dönemleri anlatıyor, hem de sistemi ve yapılan yanlışları mizah üzerinden eleştiriyor.

Başlıktaki şarkı için: https://m.youtube.com/watch?v=0ux2ybYFOKk
288 syf.
·Beğendi·10/10
Geçmiş mi daha güzeldi. Bugün mü mutsuzluğa gebeydi. Umut her daim varmıydı? Bir insan ne kadar saf ve güzel niyetli ise o kadsr mı çok şey gelir başına? 20 yıldan sonra tekrar Vatandaş Abuzer ile gülmek, acılara göğüs germek, ortam bozulmasın diye idare etmek, kendini görmek ve ne kadar güçlü bir insan olduğunı yeniden keşfetmek. okunması gereken bir kitap
237 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Yücel Sarpdere'den yine bir klasik. İçimize ısıtan ve burkan. Yıllar yıllar önce Vatandaş Abuzerini okumuştum. Yine beni canevimden vuran bir kitap oldu Can Dostu. Kitap fabrikalarda çalışan emekçilerin yaşadığı bir gecekonduda geçiyor. Kitabın ana karakteri ya da bir kahramanı yok. Çünkü bahsedilen kişiler bizden, içimizden kişiler. Ama daha çok zihinsel gelişimini tamamlayamamış Muzo etrafında geçiyor. Bir mahalle düşünün; 80 li yılların mahalleleri. Türlü zorluklarına rağmen sıcacık ilişkilerin olduğu, dostluğun ve paylaşımın olduğu bir mahalle. Kitabı okurken sanki o mahallede yaşıyormuşsunuz hissine kapılacaksınız. Kör kamil kavalını üflerken yanıbaşında oturup saatlerce dinleyeceksiniz. Ayakkabı tamircisi macitle oturup şarap içeceksiniz. Mahallenin okuru ve filozofu Prof adlı gençle Aristo, heraklitos hakkında konuşacaksınız. Fabrikada işçilerini bilinçlendiren ve haklarını aramalarını sağlayan serpille grev yapacaksınız. Ve hakkınızı almanın gururunu yaşayacaksınız. Ve zihinsel engelli olan Muzo yu yanlarına alan devrimci çift İbo ve Oya'nın dostluğunu, sevgisini ve ülküsünü paylaşacaksınız. İyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yücel Sarpdere
Unvan:
Gazeteci,yazar

Yazar istatistikleri

  • 29 okur beğendi.
  • 436 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 104 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.