Yunus Emre

Yunus Emre

Yazar
8.8/10
193 Kişi
·
613
Okunma
·
498
Beğeni
·
8.953
Gösterim
Adı:
Yunus Emre
Unvan:
Ozan
Doğum:
Eskişehir, 1240
Ölüm:
Eskişehir, 1321
Tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Yunus Emre’nin, on üçüncü yüzyılın ikinci çeyreği ile on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar Sarıköy’ de yaşadığını, bazılarıysa Karamanlı olduğunu düşünür. Hacı Bektaş Veli’nin bir eserine dayanarak Sarıköy’de yaşadığı ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ölümü 1320 olarak kabul edilen Yunus Emre’nin seksen iki yaşında öldüğü söylenir. Buna göre doğum tarihi de 1238 yılına denk gelmektedir. Yunus Emre’nin eserleri yaşamı hakkında bazı bilgiler içermektedir. Bütün bir Anadolu’yu dolaştığı, Mevlana’yı gördüğü eserlerinde geçen cümlelerden anlaşılmaktadır.

Destansı Yaşamı

Yunus Emre’nin yaşamı halk arasında söyle anlatılmaktadır: Yunus Emre küçükken okula gitmiş ama alfabeyi bir türlü öğrenememiştir. Bunun üzerine okulu bırakıp köyünde çiftçilik yapmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda kıtlık olur. Yunus ta kıtlıktan etkilenir. Kırşehir’e yakın Sulucakarahöyük’te Hacı Bektaş Veli adlı biri olduğunu ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini eli boş göndermediğini duyar. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli’nin yanına gitmeye karar verir. Yolda giderken eli boş gitmemek için alıç toplar. Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına varır. Hacı Bektaş Veli, Yunus’un samimi ve saygılı davranışlarından çok memnun kalır. Yunus’un buğday için geldiğini öğrenince “Sorun bakalım buğday mı ister, himmet mi?” der. Bu sözleri duyan Yunus “ Ben himmeti ne yapayım, karın doyurmaz ki, bana buğday gerek,” der. Buğdayını alan Yunus yola çıkar.

Yolda giderken buğdayı aldığına pişman olan Yunus, geri döner. Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna çıkar ve buğdayı istemediğini himmet istediğini söyler. Hacı Bektaş Veli “O söylediğin artık geçti biz o anahtarı Taptuk Emre’ye verdik,” der. Yunus, bunun üzerine Taptuk Emre’yi bulmak için yola çıkar. Taptuk Emre’yi bulur ve ona durumu anlatır. Taptuk Emre’nin dervişi olur ve dergâha odun taşımakla görevlendirilir. Kırk yıl odun taşıdığı dergâha bir tek eğri odun getirmez. Sebebini soranlaraysa “Bu kapıdan içeriye odunun eğrisi bile giremez,” der. Taptuk Emre kızını Yunus ile evlendirir ama Yunus şeyhinin kızına kendisini layık görmediği için kıza elini sürmez. Onun tek amacı erenler mertebesine ulaşmaktır. Yunus bir türlü erenler mertebesine ulaşamadığını düşünüp, üzülür ve Taptuk Emre’nin yanından ayrılır.

Taptuk Emre’den ayrı geçirdiği zaman içinde başından geçen bazı olaylar sonucunda Yunus istediği mertebeye ulaştığını anlar. Tekrar Taptuk Emre’nin yanına döner ama Taptuk Emre’ye mahcup olduğu için önce karısı ile görüşür. Şeyhinin kendini affetmesini ister. Kadın “Bilirsin gözleri görmez, sen kapının eşiğine yat. O sabah namazına kalktığında ayağı sana dokunur. Bu kim diye bana sorar. Ben de Yunus, derim. Eğer hangi Yunus derse ses çıkarmadan çek git. Yok, eğer bizim Yunus mu derse, kalk şeyhinin eline sarıl,”der. Kadının dediğini yapan Yunus şeyhinin “Bizim Yunus mu?” sorusu üzerine kalkar şeyhini ellerine sarılır. Bu olaydan sonra da Yunus’un hayatını kaybettiği söylenir.

Sanat Yaşamı

Yunus Emre sanat yaşamında halka, halkın dili ile hitap etmiştir. Yani Türkçe’yi çok güzel kullanmıştır. Öz Türkçe ile eserler vermiştir. Bu da Yunus’un her zaman okunup anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yunus’un şiirleri tasavvuf ağırlıklıdır. Tasavvuf; ruhunu temiz tutmak, Allah sevgisini kalbinde yaşamak, Allah’ı öylesine sevmektir ki cennet için değil, onun sevgisine erişebilmek için uğraş vermek, ömrünü bu yola adamak demektir. İşte Yunus şiirlerinde genellikle bu konuları işlemiştir. Onun hoşgörüsü de çok önemlidir. “Yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü,” diyebilecek olgunluktadır. Yunus Emre bir halk şairi değil halkın şairidir. Öylesine çok sevilmiştir ki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde adına anıt mezarlar yaptırılmıştır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır ama onun en güzel şiirleri hece ölçüsü ile yazdıklarıdır. Yunus Emre’’nin “Risalettü’n- Nushiyye” ve “Divan” olmak üzere iki eseri vardır. Eserlerine başka âşıkların eserleri karıştıysa da sonradan bunlar ayıklanmıştır.
Hocam aşık olanların işi ah ile zar olur
hasretinden ol maşukun gözü yaşı pınar olur

Dünü günü kılar zari yani görmek diler yari
İşitmezler bu haberi aşksızlar bi-haber olur

Aşık isen Didar' ına koma bugünü yarına
Girenler aşk pazarına kendisinden bizar olur

terk eyle gel sen senligin onun aşkınla kıl talep
Bu aşk içinde olanın kan bahası didar olur

Aşıklar la-mekan olur cihanın terkini vurur
Can u cihan ne nesnedir çün dost ile pazar olur

Aşka yoldaş olacağız cümle işler olur geniz
Maksud ele gireceğiz dost iline sefer olur

Hani gerçek aşık hani gelin isteyelim onu
Biçare Yunus' un canı dost yolun da isar olur.
Yunus Emre
Sayfa 81 - Elips Kitap 2007 basım
Çürümüş, toprak olmuş ten, sin içinde yatar pinhan
Boşanmış damar akmış kan, batmış kefenleri gördüm
Kiminin başında biter ağaçlar
Kiminin başında sararır otlar
Kimi masum kimi güzel yiğitler
Ne söylerler ne bir haber verirler
Sen sana ne sanırsan ayrığa da ânı san
Dört kitâbın ma’nîsi budur eğer varısa

Başkalarını ayrı tutma kendinden,
Budur, dört kitabın anlamı, eğer varsa.
Dervîş olan kişiler deli olagan olur
Aşk neydiğin bilmeyen gülegen olur
Gülme sakin sen ana iyi değildir sana
Kişi neyi gülerse başa gelegen olur
Ah bu aşkın eseri her kime uğrar ise
Derdine sabretmeyen yolda kalagan olur
Bir kişi âşık olsa aşk deryâsına dalsa
O deryânın içinde gevher bulagan olur
Aşık lâ-mekân olur dünyâ terkini vurur
Dünyâ terkin vuranlar didâr göregen olur
Dervîs Yûnus sen dahi incitme dervîşleri
Dervîşlerin duâsı kabûl olagan olur
"O ceylan bakışlı gözler solmuş, ay gibi parıldayan yüzler belirsiz olmuş;kara toprağın altında gül deren eller gördüm. "
Yûnus birgün Mevlânâ'ya; "Mesnevî'yi siz mi yazdınız" demiş. Mevlânâ evet deyince; “uzun yazmışsınız”
Ben olsam: “ Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm” derdim olur biterdi” demiş
192 syf.
·Beğendi·9/10
Büyük Türk Şairi Yunus Emre ile ilgili pek bir şey yoktur aslında.Tarihte hayatına dair bir şeyler söylemek ve teyit etmek çok zor. Menkıbelerin içinde Yunus Emre' yi tanıyıp şiirlerini okumak nasip oldu ileri ki devirlere...Hak yolunda hayat şiirlerini en samimi bir şekilde bizlere yaşatmıştır...Denilecek çok şeyler var aslında ve hepsini yazıya dökmek mümkün değil; zira hangi güzel hisler kelimeleri karşılayabilmiş ki ! ...Okumanız dileğiyle...
214 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Yunus Emre, Risaletü'n-Nushıyye adlı mesnevisinde, Anadolu'da yeni bir medeniyetin temellerini atmaya çalışan Türk insanını dıştan içe döndürerek onun kendi iç dünyasındaki seferini hikaye eder. Modern psikolojinin, insanın kendisine dönmesi ve Tanrı ile birleşen bir içben keşfetmesi şeklinde ifade etmeye çalıştığı fikirler, onun eserinde asırlar önce halkın anlayacağı bir dille anlatılır.
568 syf.
·16 günde·Beğendi·8/10
Elinizdeki kitaptaysa, Yunus Emre’nin 1307-8 yıllarında yazdığı bilinen küçük mesnevîsi Risâletü’n-Nushiyye’nin (Öğüt Kitabı) yanısıra, Gölpınarlı’nın 1930’lardan 1981’e dek sürdürdüğü çalışmalarla, ozana ait olduğu kesinleşmiş "Bütün Şiirleri" yer almaktadır.Abdülbâki Gölpınarlı (1900-1982); 20. yüzyılda ülkemizin yetiştirdiği en önemli edebiyat tarihçilerinden ve (şarkiyat) doğubilimcilerindendir.
140 syf.
·1 günde·8/10
Aşk iklimi, söz ve ses dünyası, ruh yüceliği, insan sevgisi ve vicdan özgürlüğüyle günümüze dek eşsizliğini koruyan Yunus Emre, yaşadığı dönemin halk diliyle söylenmiş tasavvuf şiirleriyle hatırlanır. Derin bir insan sevgisini ve hoşgörüyü yüceltmiş olan Yunus Emre, Türk dilinin en büyük ustalarından biri olduğu kadar, efsaneleşmiş bir bilgedir de.
130 syf.
Hz. Pir'in divanından derlenen en güzel mısraları ve Hz. Pir'in kısa bir yaşam öyküsünün bulunduğu bu kitap, başarılı çevirme diliyle ve sade tasarımıyla göz dolduruyor. Söyleyebileceğim tek şey, okurken bütün mısraları atlamadan, tek tek sizlerle paylaşmak istediğim arzusudur. Fakat buna tabi ki de imkan yoktur. Yunus Emre Hz. bu topraklar için neden bu kadar önemlidir diye soranlara en güzel cevabın bu kitabın olduğunu düşünüyorum. Okumayanların muhakkak okuması gerekmektedir. Bende bu yaşıma kadar okumadığım için kendime kızıyorum. Allah, okumaktan ziyade, bu ilahi aşkı kalbinde hissedebilenlerden eylesin. Demine, devranına Hu!
192 syf.
·3 günde·10/10
Miskinlikten buldular
Kimde erlik var ise
Merdivenden ittiler
Yüksekten bakar ise

Gönül yüksekte gezer
Dembedem yoldan azar
Dış yüzüne o sızar
Içinde ne var ise

Ak sakallı pir koca
Bilmez ki hali nice
Emek vermesin hacca
Bir gönül yıkar ise
140 syf.
·2 günde·10/10
Bilmeyen ne bilsin bizi,bilenlere selâm olsun demişsin..Selâmların en güzeliyle selâm olsun güzel yüreğine..

Yunus'un hikayesi nasıl başlıyor ? Yunus'u Yunus yapan neydi,Nasıl Yunus Emre oldu sorularıyla biraz anlamaya çalışalım bu koca yürekli adamı..
Yunus'un yaşadığı dönem bir kıtlık dönemi imiş,Halk açlık ve sefalet içinde..Halkın bu hali Yunus'un o güzel yüreğine dokunur ama elden de birsey gelmez,Derin düşüncelere dalarmış.O günlerde bir büyük insandan bahsedilmekteymiş..Yokluk çeken insanlara yardım ettiği dilden dile dolaşan,onlara buğday dağıtan bir zât, Hacı Bektaş Veli..

Elinde başka bir çözüm gelmeyen Yunus, Hacı Bektaş Veli'den yardım alabilmek için düşer yollara..Giderken de böyle bir Veli'nin huzuruna eli boş çıkmayı uygun görmez,yol kenarlarından alıç meyveleri toplayarak gider..Uzun bir yolculuktan sonra, dergaha ulaşır.Geliş sebebini dervişlere bildirir.Durumu Bektaş-i Veli'ye anlatan dervisler ,Yunus'u onun karşisina çıkartir.Yunus hemen elindeki alıçları Bektaş veli'ye uzatir.Ve durumu anlatmaya başlar. Buğday ister..Bektaş veli ,Yunustaki manevi potansiyeli hisseder.Hemen göndermek istemez.Bu sebeple bir kac gün dergahta misafir edilir. Yunus'un derdi ise,bir an evvel Buğdayı alıp,köyüne dönüp, ailesinin sıkıntılarını bir nebze hafifletmek istemesiymiş..Ve yunus'un hikayesi "Buğday mı istersin, himmet mi ?" sorusuyla başliyor..

Bektaş Veli 'nin sorusuna Yunus, Buğday diyerek karsilik veriyor..
Bektaş veli durumun farkindadir, tekrar sordurtur dervişlere..
"İsterse getirdiği alıçların her bir tanesi için kendisine himmet edeyim" der.
Ama Yunus ailesinin sıkıntılı durumundam dolayı başka birsey düşünemez ve tekrar red eder.ısrarla Buğday ister.
Yunus'a üçüncü defa teklifte bulunur.
"-isterse getirdiği alıçların çekirdeklerinin on katı kadar,kendisine himmet edeyim"der.
Fakat Yunus, himmet degil bugday derdindedir..Buğdaylari alıp yola koyulan Yunus yoldayken yavaş yavaş pişmanlık duymaya başlar. Aklı başına gelir ve geri döner.Himmeti ister.. Bektaş veli artik aradigi himmetin kendisinde degil, Tapduk Emre de oldugunu ,ondan almasi gerektigini dile getirir.Tabduk Emre ve Yunus'un girdikleri süreç onu Yunus Emre yapar.

Destansı,masalsı bir süreç belki.. İnanması çok güç şeyler anlatılsa da, insan neden olmasın ki diyebiliyor..Benim okuduğum Kitap, karanfil yayınları ,175sayfadan oluşuyor. Dili sade, sadece şiirlerinde bilmedigimiz kelimeler var ,onlarda hemen alt kisimda, kelimelerin karşiligi verilmiş halde. Kısa kısa hikayeler var.Çoğunu biliyordum diyebilirim.Yazdiği şiirler onun kocaman bir yureği olduğunu, dünya görüşünü net bir şekilde belli ediyor.Sana taş atana sen gül at deyiminin karşılığıdır Yunus Emre.. Sadece bir şair değildir, Yunus Emre, bir düşünür,ilim ve irfan sahibi bir Veli'dir..Geçmişin bize bıraktığı en güzel hazinelerdendir.Değerlerimizin kıymetini bilip yaşatmakta bizim elimizdedir..

Çoğumuzun bilmediği,benim de bilmeyip kitapta öğrendiğim bir konuyu da sizinle paylaşmak istiyorum.Yunus Emre'nin mezari oldugu düşünülen 10ayrı yer varmış.Bunun sebebi olarak, hem belli net kaynaklar olmayişiymiş hem de çok fazla sevilen bir insan olduğu ve cogu yeri gezdigi için, herkes sahiplenmiş ve türbe yapmıştır. Bir başka sebep ise ondan etkilenip,coluk çocuguna bu ismi verip,onlarin ölmesiyle oluşan mezarlarmiş..

Tahmin edilen on mezar :

1.Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de (şimdiki adı,Yunus Emre köyü)
2.Karaman ilinde Kirişçi Baba diğer adıyla Yunus Emre Camii'nin bahçesinde.
3.Niğde-Ortaköy'de Ziyarettepe adıyla anılan türbede.
4.Manisa'ın Kula ilçesinin Emre Sultan adlı köyünde.
5.Erzurum yakınlarındaki Dutçu köyünde.
6.Isparta ilinin Keçiborlu ilçesi yakınlarında.
7.Afyon'un Sandıklı ilçesinin Yeniçay köyünde.
8.Ordu'nun Ünye ilçesinde.
9.Sivas yakınlarında.
10.Aksaray ilinin Ortaköy'ünde.

Bir dörtlüğüyle bitirelim incelemeyi,herkese keyifli okumalar dilerim..

Ya elim al kaldır beni
Ya vasılına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni Aşk n'eyledi..

**** ***** ***
232 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Yunus Emre için üslup anlamında iki evreden bahsedilir; ilk Yunus ilahi aşkı her şeyden üstün tutar ( cennet, din, şeriat vb gibi kavramlarda vardır bunların içerisinde) tabiri caizse terk-i dünya ve terk-i ukba anlayışını benimsemiş yani aşk dışında her türlü dünyevi ve uhrevi metadan/düşünceden elini eteğini çekmiştir.. Fakat ikinci bir Yunus vardır ki o din, cennet, Kabe, Kur’an vb gibi kutsal/uhrevi değerler konusunda çok daha ılımlı ve olumludur, zira bu yukarıda saydıklarımın da Yüce Yaradanın birer eseri olduğu bilincindedir ve bunların ilahi aşkın bir parçası olduğu düşüncesindedir..

Kaynaklar incelendiğinde ülkenin çeşitli yerlerinde (Karaman, Aksaray, Bursa, İzmir) Yunus Emre kabirleri olduğu görülmektedir.. Bunların bazıları sembolik olup bazıları da ismi Yunus olan başka tarihi şahsiyetlere aittir..

Mevlana ile muasır olan Yunus Emre (1238/Eskişehir/Sivrihisar-1321/??) ilk Yunus’tur.. İkinci Yunus ise yukarıdaki kısaca değindiğim Bursa’da kabri olan Bursalı Yunus’tur.. Bursalı Yunus; Bursa’da yaşamış Yıldırım Bayezid’in kızı ile evlenmiş Evliyaullahtan bir zat olan Emir Sultan’dan şiirlerinde övgü ile bahsetmiştir.. Emir Sultân ise 1368-1429 yılları arasında yaşamıştır.. Yani ilk Yunus’un vefatından 47 yıl sonra dünyaya gelmiş olan bir Allah dostuna yani Emir Sultan’a şiirlerinde yer vermiş olması mantık açısından mümkün değildir.. Buradaki Yunus daha önce de ifade ettiğim üzere ikinci Yunus yani Bursalı Yunus’tur..

Sonuç olarak ilk Yunus ve ikinci Yunus üslup ve fikir yönünden birbirinden oldukça farklıdır..

Yunus Emre okurken bunun bilincinde olmak gerekir..

Okuyunuz efendim..
141 syf.
·10/10
Yunus Emre binlerce kişisel gelişim kitabının yalandan vaat ettiğini gerçekleştirebilen bir âlim ,
Yunus Emre insanlığın en değerli aynası,
Yunus Emre hümanizmin ta kendisidir,
Yunus Emre psikolojinin piri,
Yunus Emre gönül,ruh şifacısı,
Yunus Emre varoluş hastalığının en büyük doktoru, Yunus Emre en büyük Aşk'a gönül vermiş hak yolcusu.
Anlatmaya kelimelerim yetmiyor ...

Yolunu bulamadan dünyada sürüklenen ruhunuza, amaçsızlıkla geçen yıllarınıza, boşa geçen bir ömre oturur ağlarsınız. Sonra Yunus Emre'den bir satır okursunuz sizi yaralarınızı sarar , göz çeşmenizi tamir eder , "Olsun be yaradan var! ,Sanma zâlimin ettiği kârdır."diye geçirttirir içinizden .

O kadar yalın akıcı bir dille yazılmış ki eser Cemal Süreya'nın dediği gibi ;
"Yunus ki süt dişleriyle Türkçenin
Ne güzel biçmişti gök ekinini " Herkes çok rahat keyif alarak okuyabilir.Edebiyat derslerinde duyup taa şimdi okuduğum için ah be dedim!
Siz ah be demeyiniz ! Mutlaka okuyunuz!

Yazarın biyografisi

Adı:
Yunus Emre
Unvan:
Ozan
Doğum:
Eskişehir, 1240
Ölüm:
Eskişehir, 1321
Tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Yunus Emre’nin, on üçüncü yüzyılın ikinci çeyreği ile on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar Sarıköy’ de yaşadığını, bazılarıysa Karamanlı olduğunu düşünür. Hacı Bektaş Veli’nin bir eserine dayanarak Sarıköy’de yaşadığı ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ölümü 1320 olarak kabul edilen Yunus Emre’nin seksen iki yaşında öldüğü söylenir. Buna göre doğum tarihi de 1238 yılına denk gelmektedir. Yunus Emre’nin eserleri yaşamı hakkında bazı bilgiler içermektedir. Bütün bir Anadolu’yu dolaştığı, Mevlana’yı gördüğü eserlerinde geçen cümlelerden anlaşılmaktadır.

Destansı Yaşamı

Yunus Emre’nin yaşamı halk arasında söyle anlatılmaktadır: Yunus Emre küçükken okula gitmiş ama alfabeyi bir türlü öğrenememiştir. Bunun üzerine okulu bırakıp köyünde çiftçilik yapmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda kıtlık olur. Yunus ta kıtlıktan etkilenir. Kırşehir’e yakın Sulucakarahöyük’te Hacı Bektaş Veli adlı biri olduğunu ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini eli boş göndermediğini duyar. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli’nin yanına gitmeye karar verir. Yolda giderken eli boş gitmemek için alıç toplar. Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına varır. Hacı Bektaş Veli, Yunus’un samimi ve saygılı davranışlarından çok memnun kalır. Yunus’un buğday için geldiğini öğrenince “Sorun bakalım buğday mı ister, himmet mi?” der. Bu sözleri duyan Yunus “ Ben himmeti ne yapayım, karın doyurmaz ki, bana buğday gerek,” der. Buğdayını alan Yunus yola çıkar.

Yolda giderken buğdayı aldığına pişman olan Yunus, geri döner. Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna çıkar ve buğdayı istemediğini himmet istediğini söyler. Hacı Bektaş Veli “O söylediğin artık geçti biz o anahtarı Taptuk Emre’ye verdik,” der. Yunus, bunun üzerine Taptuk Emre’yi bulmak için yola çıkar. Taptuk Emre’yi bulur ve ona durumu anlatır. Taptuk Emre’nin dervişi olur ve dergâha odun taşımakla görevlendirilir. Kırk yıl odun taşıdığı dergâha bir tek eğri odun getirmez. Sebebini soranlaraysa “Bu kapıdan içeriye odunun eğrisi bile giremez,” der. Taptuk Emre kızını Yunus ile evlendirir ama Yunus şeyhinin kızına kendisini layık görmediği için kıza elini sürmez. Onun tek amacı erenler mertebesine ulaşmaktır. Yunus bir türlü erenler mertebesine ulaşamadığını düşünüp, üzülür ve Taptuk Emre’nin yanından ayrılır.

Taptuk Emre’den ayrı geçirdiği zaman içinde başından geçen bazı olaylar sonucunda Yunus istediği mertebeye ulaştığını anlar. Tekrar Taptuk Emre’nin yanına döner ama Taptuk Emre’ye mahcup olduğu için önce karısı ile görüşür. Şeyhinin kendini affetmesini ister. Kadın “Bilirsin gözleri görmez, sen kapının eşiğine yat. O sabah namazına kalktığında ayağı sana dokunur. Bu kim diye bana sorar. Ben de Yunus, derim. Eğer hangi Yunus derse ses çıkarmadan çek git. Yok, eğer bizim Yunus mu derse, kalk şeyhinin eline sarıl,”der. Kadının dediğini yapan Yunus şeyhinin “Bizim Yunus mu?” sorusu üzerine kalkar şeyhini ellerine sarılır. Bu olaydan sonra da Yunus’un hayatını kaybettiği söylenir.

Sanat Yaşamı

Yunus Emre sanat yaşamında halka, halkın dili ile hitap etmiştir. Yani Türkçe’yi çok güzel kullanmıştır. Öz Türkçe ile eserler vermiştir. Bu da Yunus’un her zaman okunup anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yunus’un şiirleri tasavvuf ağırlıklıdır. Tasavvuf; ruhunu temiz tutmak, Allah sevgisini kalbinde yaşamak, Allah’ı öylesine sevmektir ki cennet için değil, onun sevgisine erişebilmek için uğraş vermek, ömrünü bu yola adamak demektir. İşte Yunus şiirlerinde genellikle bu konuları işlemiştir. Onun hoşgörüsü de çok önemlidir. “Yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü,” diyebilecek olgunluktadır. Yunus Emre bir halk şairi değil halkın şairidir. Öylesine çok sevilmiştir ki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde adına anıt mezarlar yaptırılmıştır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır ama onun en güzel şiirleri hece ölçüsü ile yazdıklarıdır. Yunus Emre’’nin “Risalettü’n- Nushiyye” ve “Divan” olmak üzere iki eseri vardır. Eserlerine başka âşıkların eserleri karıştıysa da sonradan bunlar ayıklanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 498 okur beğendi.
  • 613 okur okudu.
  • 30 okur okuyor.
  • 521 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları