1000Kitap Logosu
Abdülkadir Özcan

Abdülkadir Özcan

Yazar
Derleyen
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
8.9
73 Kişi
176
Okunma
23
Beğeni
639
Gösterim
Unvan
Türk Yazar, Profesör Doktor
Doğum
Muğla, 1948
Yaşamı
Prof. Dr. Abdülkadir ÖZCAN 30 Mayıs 1948 tarihinde Muğla'nın Milas ilçesinde doğdu. 1972 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni "Şeyhî Mehmed Efendi-Vekayiü'l-fudalâ" adlı lisans teziyle bitirdi. 1974-1977 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'nde memur olarak çalıştı. 1977'de asistanlık imtihanını kazandı. Doktora çalışmalarını, Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Anabilim Dalı'nda sürdürdü. "Defterdar Sarı Mehmed Paşa, Zübde-i Vekayiât, Tahlil ve Metin" adlı çalışmasıyla 6 Mayıs 1980 tarihinde doktor ünvanını aldı. 1983 yılında yardımcı doçent oldu. 1986-1987 eğitim-öğretim yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi'nde öğretim üyeliği yaptı. 2 Kasım 1987 tarihinde doçent oldu. 1988-89 öğretim yılı başında Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'ne nakloldu ve burada bir dönem dekan yardımcılığı yaptı. 14 Nisan 1993 tarihinde profesör ünvanını aldı. 2000-2001 eğitim ve öğtetim yılında Hoca Ahmed Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi'nde Türk Devletleri Tarihi Bölüm Başkanlığı ve öğretim üyeliği yaptı. Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı ve öğretim üyesi olarak çalıştı.
Ordusunun Başında: Zamanın İskender’i, Şarkın Sultanı
Ordusunun Başında: Zamanın İskender’i, Şarkın Sultanı           ༄ ༄ ༄ Devlet yönetim mekanizmaları çağın ihtiyaç ve gereksinimlerini bir kaşif gibi keşfedip cevap vermelidir. Yöneten ile yönetilen karşılıklı çıkar ilişkileri bir denge haline getirilip istikrarlı bir ilişki kurulmalıdır. Güçlü devlet ile güçlü toplum birbirini besler. Bunun adı dayanışma, sadakat gibi manevi değerlerdir. Osmanlının duraklama döneminde yaşadığı devlet ile toplum arasındaki dayanışma yoksunluğu, sadakatsizlikte var ola gelen düzene yeni bir soluk, yeni bir nefes ihtiyacıydı. Arap – Fars Filolojisi ile Tarih Bölümü’nü bitirerek, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih Bölümü’ne geçen Dr. Abdülkadir Özcan; 1993’te profesör oldu. Türk Tarih Kurumu aslî üyeliği yapan Özcan, halen aynı kurumun şeref üyesidir. 2010’da Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Tarih Bölümü kurucu başkanı oldu ve halen aynı müessesede öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. İki büyük doğu seferi ile Bağdat ve Revan Fatihi olarak bilinen VI. Murad; Abdülkadir Özcan’ın “IV. Murad – Şarkın Sultanı” kitabında “Vesayet Yılları”, “Klasik Padişah Tipinin Son Temsilcisi”, “Sultan IV. Murad’ın Revan Seferi”, “Sultan Murad'ın Bağdat Seferi", “Sultan Murad İstanbul’da Son Olaylar ve Vefatı” ve “Dönemin Kültürel Hayatı” altı başlıkla kitap tamamlanır. 10 Eylül 1623 tarihinde 11 yaşındaki IV. Murad, dönemin manevî büyüklerinden Üsküdarî Aziz Mahmud Hüdai elinden Hazreti Peygamber'e izafe edilen kılıç ile ceddi Yavuz Sultan Selim’in kılıcının kuşanarak padişah oldu. Özcan, kitabın ilk başlığında IV. Murad’un 11 yaşından 19 yaşına kadar olan süreci anlatmaktadır. Bu dönemde padişahın annesi Kösem Mahpeyker Sultan, dönemin sadrazamı Kemankeş Ali Paşa ve Şeyhülislam Yahya Efendi’nin öncülüğünde devlet işleri yönetildi. Osmanlı yönetim tarihinde padişahın etkisi yerine padişahın annesi, sadrazam ve veziriazam gibi devlet yöneticileri etkili oldu. Bu döneme “saltanat naibesi” adıyla Osmanlı yönetiminde ilk kez yaşandı. Özcan, bu dönemde yasan iç ve dış olayları alt başlık halinde kitabında anlatır. Bunlar: Kırım ve Kazak olayları, Avrupa’daki mezhep mücadeleleri ve Osmanlı’ya etkisi, İstanbul’da Sipahi isyanı ve veba salgını, Abaza Mehmet Pasa olayı, Cennetoğlu İsyanı, Bekir Subaşı olayı gibi gelişmeler anlatılmakta. Osmanlı’nın bu dönemde doğudaki sınır ve Bağdat eyaleti Safeviler tarafından işgal edilmektedir. Osmanlı’nın askeri seferleri bu dönemde Hafız Ahmet Paşa ve Hüsrev Paşa’nın Bağdat kuşatmaları başarılı olamadılar. IV. Murad'ın 17 yıllık saltanat dönemini iki kısma ayırmak yerinde olacaktır. İlk dönem 9 senesi annesi Kösem Sultan’ın vesayeti altında geçerken diğer 8 senesi ise oluşa gelen sorunları ve başıboşluğu düzeltmek ve kendi yönetim düzenini inşa etmekle geçirdi. Ülkenin iç sorunları ile dış tehditleri ile mücadele eden IV. Murad, yönetim ile halk arasındaki güven bağlarını inşa etme yanında Osmanlı sınırlarını koruyarak “Şarkın Sultanı” olarak anıldı. Saltanat naibesi döneminde devlet yönetim mekanizmasında çok başlılık bir rekabet havasını estiriyordu. Bu durumun toplum içinde kargaşa yaşanmasına sebep oluyorken farklı niyetteki kişi ve grupların çıkar ortamını hazırlamalarına sebep oluyordu. Buna bir örnek olacak İstanbul'daki sipahi isyanlarıdır. Başdefterdar Yahnikapan Abdülkerim Paşa’nın kötü uygulamalarıyla ulûfe yüzünden sipahiler saraya yürüyerek isyan etmişlerdi. Tam bu sırada İstanbul’da çıkan veba salgınıyla günde 1000 kadar kişi ölüyordu. Saltanat naibesi döneminde Anadoluda yaşanan başlıca isyanlar bunlardır: Abaza Mehmet Paşa isyanı, Cennetoğlu İsyanıdır. 8 Haziran 1632’de Sinan Paşa Köşkünde yirmi yaşında olan Sultan Murad, Ayak Divanı yaptı. Bu toplantıya yeniçeri zabitleri, veziriazam, şeyhülislam, nakibüleşraf, kazaskerler ve Kadızade Mehmed gibi ileri gelen ulema, hatta sipahilerin ağa ve temsilcileri de davet edildi. Uzun bir konuşma yapan Sultan Murad, “Allah'a, Peygamber'e ve içinizden ulü'l-emr olanlara itaat ediniz” mealindeki ayeti okuyup kendisine itaat etmelerini söyledi. Daha sonra, “Emîr bir Habeşî köle olsa da ona itaati emr eden Hâdis-i şerifi bilirsiniz, o halde zorbaları himayeden vazgeçiniz. Ta ki padişahınız devletin uğradığı musibetlere son verebilsin. Sizde babalarınız gibi sadakatinizle iftihar edebilirsiniz.” Deyince bütün yeniçeriler bir ağızdan, “Biz padişahın kullarıyız. Zorbaları himaye etmeyiz. Onun düşmanları bizimde düşmanımızdır” şeklinde bağrıştılar. Hemen bir Mushaf-ı Şerif getirildi ve yeniçeriler onun üzerine yemin ettiler. Yeminleri yazıya geçirilerek tescil edildi. IV. Murad, devlet yöneticilerindeki tüm kademelerinde söz ve yemin alarak tescilledi. Padişaha bağlılık ve birlik ortamı oluşturuldu. Saltanat naibesi dönemini bitiren IV. Murad, bu önemli toplantıdan sonra annesi Mahpeyker Kösem Sultan’ı devlet işlerinden uzaklaştırdı. İktidarı bizzat eline alan IV. Murad geniş çaplı bir cezalandırma faaliyeti başlattı. Seydişehir ve Beyşehir civarındaki Deli İlahi adında eşkıyalık yapan birisi ile Şam Eyaletine vali tayin edilip, bulunduğu Manisa şehrinde eşkıyalık yapan Solakoğlu İlyas Paşa, IV. Murad her ikisini de cezalandırarak taşrada ki sorunları çözüp, güvenliği tesis etti. Büyük İstanbul yangınından hemen sonra IV. Murad, sosyal yaşantının faydasına olacak birkaç yasak getirdi. Bunlar: kahvehanelerin kapatılıp tabakhane ve nalbantlara dönüştürdü. Bir diğer yasakta tütün üretimini ve kullanımını yasaklamak oldu. İleriki zamanlarda bu yasaklara içki üretimi ve tüketimi de eklendi. IV. Murad’ın bizzat katıldığı ve en önemli iki olayı Safevî Devletine yaptığı seferdir. Kitapta Revan Seferi ile Bağdat Seferi şeklinde iki ayrı başlık olarak ele alınmıştır. IV. Murad saltanatının ilk 12 yılında İznik, Bursa ve Edirne'den öteye geçmemişti. Safevî askerleri 1623’te Bağdat’ı işgal etmişler, on yıl kadar sonra Gürcistan’a girmişler ve Van'a saldırıda bulunmuşlardı. Bu son gelişme karşısında Murtaza Paşa Van muhafızlığına getirilirken IV. Murad da sefer hazırlığına başlamıştı. 8 Ağustos 1635 Çarşamba günü 8, 10 günlük Revan Kalesi kuşatması zaferle neticelendi. Kitap, sefer boyunca yaşanan olayları, güzergahı ve Revan Kalesinin kuşatma süresi boyunca yaşanan olayları ayrıntılı biçimde bilgiler vermektedir. 1 Nisan 1636 tarihinde Revan’ı kuşatan Safevî askerlerinin eline düştü. Böylece Revan sadece sekiz ay Osmanlı elinde kalmıştı. Kitapta bu olay sırasına göre ayrıntısıyla anlatılmaktadır. Kitabın “Bağdat Seferi” başlıklı yazısında ise Safevî askerlerinin 1624 yılında Bağdat’ı almışlardı. Hafız Ahmet Paşa ile Hüsrev Paşa Bağdat’ı geri alma girişimlerinde bulunmuşlar fakat muvaffak olamamışlardı. Bu üçüncü Bağdat Seferi’ni ise bizzat Sultan Murad kumanda edecekti. 8 Mayısta başlayan sefer 15 Kasımda ulaşılarak 197 gün sürmüş oldu. Osmanlı hücumlarıyla Bağdat Kalesi 24 Aralık 1638’de Safevî’lerden geri alındı. Böylece 15 yıldır Safevî işgalinden kalan Bağdat, Osmanlı’nın eline geçti. Kışın bitmesiyle 16 Nisan 1639 tarihinde Diyarbakır’dan ayrılan Sultan Murad, 10 Haziran’da İstanbul’a ulaşa bilmişti. Ancak yol boyunca hastalığı iyice artmıştı. 17 Mayıs 1639 tarihinde günümüze kadar gelen Türkiye – Iran sınırı olacak Kasrışîrin Antlaşması imzalandı. Kitabın son iki başlığı ise Sultan Murad'ın son günleri ve vefatı ile dönemin kültürel hayatı anlatılmaktadır. Abdülkadir Özcan, “Sultan IV. Murad – Şarkın Sultanı” kitabıyla Osmanlının duraklama döneminde 10 yıllık bir yükselme dönemini anlatmaktadır. Osmanlı merkezi yönetim ile taşra yönetiminin sisteminde eksik ve hataları 17 yüzyıldan itibaren görmek mümkündür. Bu yönetim sisteminin çağın gereklerine ayak uydurulmadığı aşikardır. Ancak bunu göre bilecek devlet adamlarının sağlıklı bir ortamdan yoksun oldukları da aşikardır. Kitabın Künyesi: Abdülkadir Özcan, IV. Murad – Şarkın Sultanı, Kronik Yayınları, 5. Baskı, Mayıs 2020, 240 sayfa. Yunus Özdemir
4. Murad: Şarkın Sultanı
Okuyacaklarıma Ekle
10