Abdullah Aren Çelik

Abdullah Aren Çelik

Yazar
8.3/10
39 Kişi
·
73
Okunma
·
14
Beğeni
·
687
Gösterim
Adı:
Abdullah Aren Çelik
Unvan:
Yazar
“Birbirleriyle savaşan insanlar, tarihin pislikleridir. Hayatta kalanlar ölenlere ait eşyaları sergiliyor müzelerde. Hem de ne için biliyor musun? Ölenlerin hatırası üzerinde daha iyi tepinebilmek için. Böylece öldürdükleri insanlardan daha fazla intikam aldıklarını düşünüyorlar, bir de buna tarih diyorlar utanmadan.
Müzesi çok olan toplumların günahı çoktur..”
"Ama bir noktada, belki de, içgüdüsel olarak, insan geri döner ve arkasında bir kapının kapanarak dönüşü olanaksız kıldığını fark eder."
"İnsan kaybolursa, gerçekten kaybolursa, bir daire çizdiğini söylüyorlar, dedi. Başladığın yere dönermişsin. Yalnız, her zaman bunu fark edemezmişsin."
230 syf.
·Puan vermedi
Hem güldüren hem hüzünlendiren, iki kısım ve toplam on bölümden oluşan dört farklı hayata konuk olduk biz Maviş ile. Romanların en sevdiğim yanı da bu. Hiç tanımadığınız insanların hayatlarına konuk olabiliyorsunuz.
Berber, Muhtar, Sünnetçi ve Talip.
Bu dörtlü bir definenin peşine düşüyor. Fakat define bir süre sonra sadece araç oluyor. Bu dörtlü kendi hayat hikayesini arıyor.
Ben nedense en çok Berber’i sevdim bu romanda. Fakat Muhtar’ın kafiyeli küfürlerine de hayran olmadım desem yalan söylemiş olurum. Çoğu yerde gülümsetti beni.
Talip’in Beşiktaş aşkı ben.

İlerde Hep Yalnız, yazarın ilk romanı. Fakat bunu size hiç hissettirmiyor. Kullandığı dilin samimiyeti, kurgunun güzelliği ile kaptırıyorsunuz kendinizi bu güzelim romana.

Ben severek okudum.
230 syf.
·2 günde·8/10
İki kısım toplam 10 bölümden oluşan ve çok beğenerek okuduğum bir kitap. Yavaş, temkinli ve sağlam yazılmış kitapları çok seviyorum. Kalitesini okurken o kadar çok fark ediyorsunuz ki yazara saygınız artıyor. "İlerde hep yalnız" Diyarbakır'a yakın bir yerleşkedeki muhtar, berber, imam ve işkenceci sünnetçinin Muhtar'ın çaldığı bir define haritası ile define aramalarını anlatan bir roman. Karakterlerin gerçekliği, hayatlarına dair detaylar, kahramanların birbirleri ile olan iletişimleri beni gerçek anlamda sarıp sarmaladı. Basit bir hikaye gibi gözüküp aslında her yaratılan kişilikle olaya bakışınız, yaşadığınız paranoya okur üzerinde bir hayli etkili olabiliyor. Ben çok sevdim.
272 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Nedendir bilmem. Ama edindiğim bir alışkanlıkla kitapları okumaya başlamadan önce son cümleyi ya da cümleleri okurum. Bunu yaparken belki de hislerimi ne kadar değiştirebilecek kitabın içindeki onca sözcük diye düşünüyorumdur. Bilemedim..
#KandanAdam 'i bitiren o son cümleden sonra, okuduğum hikayenin o cümleye bir daha cikmamacasina hapsoldugunu, içimde bir siziyla hissettim. Tanıdık bir sızı.., Satırlar arasına sinmiş çaresizlikle, hikâyesini yaşayan Ahmet Boz değil de bendim sanki...
"Tarihin gözyaşları" var mı bilmiyorum. Ama eminim ki Ahmet Boz ve Gülhan için içten içe aglamistir..
#kandanadam @abdullaharencelik
272 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Polise tadında başlayan kitap Ahmet Boz 'un görevinden alınmadan cinayet büroda çalışan bir komiserdi. Şimdi ise çalıştığı arşiv odasında yapacakları sınırlı idi. Görevini layıkıyla yaparken aldığı bir dosya yüzünden görevinden alınması. Eşi ile bazı yaşadığı sorunlar evliliğinde olacaklar . Kitap bir solukta okunabilecek harika bir kitap idi benim için. Yazarın kalemi anlatımı çok güzel. Tavsiye ederim
272 syf.
·8/10
Yılın ilk kitap yorumuyla geldim sizlere.Diyarbakır sokaklarında bolca gezeceğiniz; On Gözlü Köprü'den Keçi Burcuna, Kapılara, Hasan Paşa Hanı' na kadar uzanan ve buram buram Diyarbakır kokan bir kitap okudum.Diyarbakır 'ı daha önce gidip gezdiğim için bu yerleri duymak bana adeta anılarımı canlandırttı:) Konusuna gelecek olursak bir tarafta Polis müfettişiyken üzerine oynanan oyunla arşiv görevine sürgün edilen Ahmet Boz ve canlılığını yitirmiş bir evlilikte yer alan eşi Gülhan.Tüm bunların yanında birilerinin kapatmak birilerinin ise kapatmak istemediği dosya, silah sesleri, cinayet, mektuplar, ilginç deliller ve gizli bir el Kamil Bey(?).. Volume'ün hiç düşmediği bu kitapta atraksiyon hiç bitmiyor.En sonunda da benim gibi soru işaretleri ile kalakalıyorsunuz=) Çok severek okuduğum @everestyayinlari 'ndan çıkan bu kitabı Şebnem Şanlı moderatörlüğünde kalabalık bir grupla okuduk.Herkese çok teşekkür ediyorum ve yazarımız @abdullaharencelik ' e yazın hayatında başarılar diliyorum:) Matmazelle birlikte sevgiyle, dostça ve hoşça kalın:)
272 syf.
·Puan vermedi
Bir diyarbakırlı olarak bu kitabı okumak... yazarıyla tanışmak...kitabını imzalamak...ne kadar güzel duygular anlatamam efsane bi kitap tekrar tekrar okumaktan gocunmadığım kitap
Bence sizlerde okumalısınız Diyarbakır’ın farklı dönemlerdeki üç hikâyesini iç içe geçirerek, tek bir noktaya aktaran ve bu yanıyla dağdan kopan bir çığ topunu andıran romanın hikâyesi, giderek büyüyor ve “başı belada” polis Ahmet Boz’un yaşadıklarında hayat buluyor.
kitap için Diyarbakır polisiyesi tanımlaması yapmak gayet yerinde .
272 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yazarıyla tanışma fırsatı bulduğum harika ötesi bir kitap.
Polisiye roman hayranı olarak tek solukta okudum diyebilirim. Akıcı bir üslupla yazılan romanda cümleler Ahmet Ümit kadar güçlü olmasa da içerdiği unsurlar itibariyle ( cinayet, gizem, tarikat, yalnızlık, terkedilmişlik) polisiye romanın bendeki önemli yerini almış bulunmakta.
Kitabı ilk elime aldığımda ne yalan söyleyeyim önyargıyla inceledim. Varlığından bile haberdar olmadığım yerel bir yazar ne kadar iyi olabilir diye düşünürken, yanıldığımı anladım kitabı bitirdiğimde. Güçlü bir kurgu, sağlam hikaye, güzel mekan ve muhteşem bir kalem.
Derin devlet, siyasi ilişkiler, tarihi sırlar, sahte dostluklar, sahte kimlikler,esrarengiz tipler, şüphe içinde bir hayat,mutsuz bir aşk ve sonu ölümle biten bir yok oluş...
Büyük bir heyecanla okuduğum kitabın sonu şok etkisi yarattı. Kemal Fevzi niye öldürüldü, Gülhan’a ne oldu ve en önemlisi Ahmet Boz neden teşkilattan afaroz edildi neden vatan haini ilan edilip öldürüldü. Böyle bir son olmamalıydı. Okuyucu bu kadar merakta bırakılmamalıydı.
İlk fırsatta Abdullah Aren Çelik’e sormayı planladığım sorular bunlar. Umarım cevapları alabilirim.
272 syf.
·Puan vermedi
Bazı kitaplar açılış cümleleriyle sizi ilk bakışta etkiler. Bu kitap da beni daha ilk cümlesiyle çarptı. "Büyük devletlerin büyük arşivleri ve yalnızlıkları olur. Onlar kadar bu arşivde çalışan küçük de insanları." Kemal Fevzi'nin sözleriyle giriş yapıyoruz. "Her şey değişir;kahrı değişmez bu cihanın." Araştırdığımda tarihe damgasını vuran önemli insanlardan biri olduğunu anlıyorum. Baş karakter polis memuru Ahmet Boz'un emniyetteki görevini, başına gelenleri, cinayet amiriyken arşiv memurluğuna nasıl getirildiğini, eşi Gülhanla yıllardır süren mutsuz evliliğini, karşısına çıkan cinayeti çözmek için herşeyini ortaya koyuşunu, devletlerin yüzyıllardır süren zulmünü Osmanlı'dan günümüze yaşanan Diyarbakır' ın tarihi ve politik hikayesiyle birlikte öğreniyoruz. 3 büyük dönem ve insandan bahsediliyor. Diyarbakır'ın İrandan çıkıp Osmanlı'ya katılması, cumhuriyetin gelişi ve 90lı yıllar. Fevzi Kemal, Law reşit ve nakkaş Mıgirdiç.Polisiye bir roman gibi başlasa da aslında tarihi ve politik bir roman aslında. Beğenerek okudum.
230 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
İlerde Hep Yalnız kitabının ana karakterleri olan Muhtar, Berber Binali, Sünnetçi ve Talip "Zeyus"un definesini bulmak için yola çıkıyor.
Bir tür yol anlatısı olan ( böyle bir sınıflama var mı bilmiyorum, yol filmleri vardır ya ...belki bu da vardır) hikâye, 74 model Ford pikapla (pick-up) başlayıp, içsel bir yolculuğa dönüşüyor.
Yurdun gerçekleri de güçlü bir arka plan oluşturuyor.Sarı mekaplılar, Kasap Reco, düzenin maşası Sünnetçi bu arka planın temsilcileri.
Kişiler arasındaki gerilimin iyi yansıtıldığını, metnin tiyatro sahnesine de yakışabileceğini düşündüm kitabı okurken.
Başarılı bir ilk kitap İlerde Hep Yalnız.Yazarın ikinci kitabı olan Kandan Adam gelecek ayın okuma planında yerini aldı.
272 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Kandan Adam, Abdullah Aren Çelik'in ikinci romanı.Benim de okuduğum ikinci kitabı yazarın.
Diyarbakır'ın mekân olarak seçildiği romanda kar da ana bir karaktermiş gibi kitabın başından sonuna kadar arzı endam ediyor.
Diyarbakır'ın soğuğunu iliklerimde hissettim.
Gözden düşmüş cinayet masası polisi Ahmet Boz, arşivde görevlidir artık.Gözden düşmesinin nedeni olan cinayet vakasının devamı gibi görünen gelişmelerle birlikte, hayatını yeniden düzene sokacağını düşünür.
Ahmet Boz sadece mesleki olarak değil, evliliğinde de çıkmaza girmiştir. Polisiyeye yakın duran Kandan Adam, tarihi, politik gerçeklerden besleniyor.Diyabakır'ın Osmanlı'dan, Cumhuriyet Dönemi'ne ( İstiklâl Mahkemeleri), 1990'lı yılların karmaşık, kanlı dönemlerine uzanan tarihini de hatırlatırken, ötekileştirilmişlerin sesi oluyor.Her şeyden önce avcıyken, av konumuna düşen Ahmet Boz üzerinden, iktidarın meşruiyetini sorguluyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdullah Aren Çelik
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 73 okur okudu.
  • 24 okur okuyacak.