"Ve yargıçların masalarında biz diyelim 40, siz deyin 50 dosyadan oluşan yığınlar. Kürsünün sağ tarafına yatık bir iskambil destesi gibi serilmiş dava dosyaları... Kapıdaki günlük duruşma listesine bakıyorsunuz; saat 09.30'a beş tane duruşma konmuş alt alta, hepsi aynı saatte. 09.45'te bir o kadar daha... Yani 15 dakikada beş duruşma yapılacak... Yargıç, kürsünün sağ yanından önüne doğru uzanana yatık destenin üzerindeki bir dosyayı (...) önüne çektiği anda, (avukatlar) eğitimli ve disiplinli bir asker gibi hemen yerlerini alıyorlar. Yargıç dosyanın kapağını açıyor, bir cümle söylüyor. Avukat "evet" diyor. Zabıt katibine yargıç yazdırıyor, avukata gelecek duruşmanın gününü söylüyor. Avukatın cep ajandası zaten elinde açık, hemen "okey"ini bildiriyor. Yargıç önündeki dosyayı sola itip sağındaki desteden bir başka dosya çekiyor. Avukatlar yer değiştiriyor (...). Bir çark böylesine dönüp gidiyor. Otomasyona geçmiş bir fabrika düzeninde işler yürüyor. İşte böylece yargıç bir günde 30-40, hatta 50 davanın duruşmasını yapıyor (...)".
Sayfa 219 - Der Yayınları, 15. Basım, 2019, İstanbul