Abdullah Ekinci

Abdullah Ekinci

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
169
Gösterim
Bu donemdeki sanayi, ticaret ve tarımın gelişmesinin sonucunda ihvan-i Safa,
insanları üç tabakaya ayirmiştir: Zenginler, orta halliler ve fakirler. iktisadi hayatin gelişmesi ve Arapların başlica üretim faaliyeti olan fetih harplerinin sona
ermesi neticesinde, futuhatin yarattigi Arap askeri aristokrasisini bertaraf eden, irk
ve din bakimindan homojen olmayan idareci ve tacirlerden mürekkep yeni bir hakim
sınif meydana geldi. Bu degişiklik hükümet teşkilati ve idareci zümresine
aynen aksetti. Aynca zirai hayatın gelişmesiyle bir başka sosyal sınıf; koleler
ortaya çikti. Bundan sonraki süreçte adından çokça soz ettirecek olan kolelerin isyanları
oldu. Zenci kölelerin çikarmiş oldugu ayaklanma bu duruma verilecek en
güzel orneklerden biridir.
Batın-Zahir felsefesi, imamet düşüncesine, daî erkanı kabul edilen unsurlar üzerine
uygulanmıştır. Taharet, namaz, zekat, oruç, hac, cihad, velayet gibi dinin
temel hususlar batın-zahir felsefesine göre yorumlanmıştır. İsmailîlikteki hakaik
gizli, bir gerçekliğin içerik dünyasını temsil eden bir gnostik sistem oluşturur. Bu
gizli manevî gerçeklik dünyasını temsil eden bilgiyi normal bilgiden (zahir) ayırt
etmek gerekmektedir. Bu bilgi, daha sonralan genellikle “Marifet” olarak da anılmıştır.
Bu yönüyle ilmi bilgiden ayrıdır. Arifane bilgi “dini sırların yüce bilgisi”
veya “gizli ve vahiy ilham edilmiş” bilgi devamlı ve daha isabetli olur. Çünkü bu
şahsî ve mistik bir bilgidir. Daha çok seçkin ve mistik tabiatlı insanlara aittir. Dolayısıyla,
bu nitelikteki insanlar tabiat üstüdür. Bu düşünce tarzı, I. ve II. yüzyılda
Yunan felsefesinin, bilhassa Eflatun ve Yeni Eflatuncu felsefesinin etkisiyle yani
felsefî cereyan olan İsfaniye mezhebi denen Gnostizm’den etkilenmiştir.
İsma’ilî-Karmatî tarihinin ikinci dönemi Devr el-Keşf (Devr-i Zuhur)’dir. Bu
İsma’ilî-Karmatî imamının açıkça toplumun başında olduğu açığa çıkma ya da
kendini gösterme dönemidir. İsma’ilî-Karmatî tarihinin dönemlere ayrılması
hareketin ideolojisinde de bir takım değişikliklerin olmasına neden olmuştur. Bu
farklılıklar hareketin başında bulunan Mehdi-İmamın fonksiyonunun nasıl olması
gerektiği, hareketin nasıl idare edilmesi gerektiği, verginin nasıl toplanacağı
hususlarında olmuştur.
Bahreyn’de Hamdan Karmat’a bağlı olan Ebu Said Cennabî yaklaşık 900
yılında el-Hasa (el-Ahsa) da, zenci isyanından ayakta kalanların desteğiyle bir
Karmatî devleti kurdu. Bu devletteki rejim hakkında teferruatlı bilgi olmamasına
rağmen El-Hasa’yı X. yüzyılda ziyaret eden iki İsma’ilî seyyahın vermiş olduğu
bilgilere dayanarak Oligarşik ve iştirakçi özellikler arz eden bir devlet
teşkilatlanmasını esas aldıkları söylenebilir.' Devlet başkanı eşit kimseler arasında
başta gelen idi. Bahreyn devletinde bu komite dışında farklı görevleri olan
vezirler de bulunmakta idi. Kitab’ül Uyun vezirlerin sayısının yedi olduğunu
belirtmektedir. Karmatî devleti, ahbablardan oluşan bir komitenin yardımıyla
idare ediliyordu. Karmatîler El-Hasa şehrini savaşa hazırlandığı dönemde 20.000
den fazla nüfusu vardı. Bu yapılanmada “altılılar meclisi” doğruluk ve adaletle
devlet işlerini yürütüyorlardı. Bu meclis tanm işlerinde çalıştırmak için 30.000
işçiye sahipti. Karmatî toplumundaki fakirler ve borçlular, cemaatin yardımıyla
ayağa kalkıyordu. El-Hasa’ya yabancı sanatkarlar geldiği zaman vardığı andan
itibaren yerleşmesi için gerekli fonu bulurdu. Fakirlerin evlerinin tamiri devlet
giderlerinden alınırdı. Buğday devletin değirmenlerinde parasız olarak
öğütülüyordu. Alış-verişler dışarı çıkarılmayan nakdi paralar vasıtasıyla yapılıyordu. Bu meclis sosyal hayatı da düzenledi. Oruç ve namaz gibi ibadetler
kaldırıldı. Cami yapılmasına müsaade edilmemekte idi. Yalnız özel müteşebbisler
tarafından yapılan tek camii bulunmakta idi. Bu da ehl-i sünnet hacılarınla
ibadetlerini yapması için yapılmıştı.
X. yüzyıla kadar İslam dünyasında İlmî ve kültürel alanda yapılan faaliyetlerde
büyük ilerlemeler kaydedilmiş olmalarına rağmen, bu yüzyıla geldiğimizde tslam
dünyasında siyasi birlik ve sosyal bütünlüğün bozulmaya başlandığım görmekteyiz.
İlk halifelerinin saltanatlarının özelliği olan ihtişam da artık sönmüş, yönetimde
çözülme ve bozulma başlanmış, halifeler “herkes tarafından tanınan halife” olmaktan
çıkmış, bir otorite boşluğu meydana gelmişti. Bu boşluk neticesinde de İslam
dünyasında yerel hanedanlıklar kurulmuştu. Siyasi birlik ve sosyal bütünlüğün bozulmasını
kendi menfaatlerine göre şekillendirmeye çalıştılar. Bu devletlerin bir
kısmı Abbasi halifeliğinin yanında yer alırken bazıları da onlara muhalif olmalarına
rağmen menfaatleri gereği Abbasi halifelerinin yanında yer aldılar. Üçüncü bir
grupta siyasi, askeri, politik ideolojik olarak Abbasi halifelerine ve onlara birlikte
hareket eden devletlere karşı muhalefet bayrağı yükselttiler.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdullah Ekinci
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okuyacak.