Abdullah Özkan

Abdullah Özkan

YazarDerleyen
9.2/10
6 Kişi
·
27
Okunma
·
0
Beğeni
·
590
Gösterim
Adı:
Abdullah Özkan
Unvan:
Türk Araştırmacı, Yazar, Sosyolog
Doğum:
İzmir, 24 Mart 1947
İzmir Halil Rifat Paşa semtinde doğdu. Balkan Savaşı sonrasında Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalarak İzmir'e yerleşen İbrahim Özkan ve Mübadele'yle Girit'ten İzmir'e göç eden Gülsüm Göksel çiftinin üç çocuğundan biridir. Kemal Reis İlkokulu'nu bitirdi. Orta ve liseyi İzmir Namık Kemal Lisesi'nde okuduktan sonra, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. Günaydın ve Yeni Ortam gazetelerinde çalıştı. 1973'te Marianna Yerasimos'la kurduğu Gözlem Yayınları'nda yöneticilik ve editörlük yaptı. 12 Eylül 1980'den sonra Ansiklopedik Yayıncılık A.Ş'yi kurdu ve yönetti. Bu yayınevinde çıkan Resimli Ansiklopedik Büyük Sözlük (10 cilt), Genel Kültür Ansiklopedisi (10 cilt), Ünlüler Ansiklopesi (4 cilt) vb. ansiklopedi çalışmalarında genel yönetmenlik yaptı. Türk Klasikleri Dizisi’ni çıkardı. Eşi Sevgi Özkan'la Türkiye İşçi Sınıfı Yıllığı 1976’yı, okul öncesi dönemde anne-babaların çocuk eğitimine ilişkin sorunlarını işleyen Pembe Bağcık dergisini çıkardı (16 sayı) ve okul öncesi eğitim kitapları hazırladı. Özellikle tarihle ilgili pek çok ders kitabının editörlüğünü yaptı. Edebiyat, eleştiri, edebiyat sosyolojisi, çocuk edebiyatı ve eğitim konularında Soyut, Yordam, Halkın Dostları, Militan, Milliyet Sanat gibi dergilerde yazdı. Yeni Yüzyıl gazetesinde ünlüleri tanıtıcı Anı-Kronik köşesini hazırladı. Hâlen Boyut Yayın Grubu yönetim kurulu üyesi ve Boyut-Dosya Yayınları yöneticiliğini yapmakta olup burada yönettiği şiir dizisi yanı sıra Adım Adım Osmanlı Tarihi ve Padişahlar Albümü (4 cilt, İstanbul 1999), Cumhuriyetten Günümüze Türk Şiiri Antolojisini (Refik Durbaşla birlikte, 5 cilt, İstanbul 1999) ve Başlangıcından Cumhuriyete Türk Şiiri Antolojisi (5 cilt, İstanbul 2003) hazırladı.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
DUA
DUA Cumhuriyetten Günümüze Türk Şiiri Antolojisi Cilt 1'i inceledi.
256 syf.
·10/10
İnceleme içermez. Şiirlerle ilgili anımı anlatacağım.

Her insan şiirle çok erken yaşta tanışır. Ta ilkokul sıralarında bizlere Atatürk, vatan, doğa konulu şiirler ezberletilir. Ezberimde hala ilkokul döneminden kalma bir sürü şiir var. Ancak ben öğrencilere yanlış bir eğitim verildiği kanısındayım. Keşke öğretmenler şiiri ezberleyin demek yerine hissederek okuyun, ne anlattığını anlayın deseler o zaman şiir seven insan sayısı fazla olurdu.

İlkokuldaydım. Cumhuriyet bayramı için öğretmenlerimiz törende okutulmak için günün anlam ve önemine özel çocukça yazılmış şiir arayışına girmişlerdi. Her biri ben yazabilirim ancak basit olmaz diyordu.

Okul kütüphanemiz genelde okulun en sessiz odası olduğundan toplantıların çoğu burada gerçekleşirdi ve kütüphanenin tek daimi üyesi olan ben onlara kulak misafiri oluyordum ve bir anda "şiiri ben yazarım" dedim. Önümde Atatürk ve Cumhuriyet şiirleri isimli bir kitap okuyordum ve ben o an aşka gelip yazarım demiştim.

Onların kararsız gözleri benim alev almış öz güvenimi söndürmüştü. Ve Selim öğretmenim söze girdi. Şu gözleri görmüyor musun cin gibi eminim yazabilir deyince biraz kendime geldim. Paydos saatine 2 ders vardı. ''Sen derslere girme şiir yaz. Çocuk diliyle yazman lazım unutma'' dedi kontes kılıklı bir öğretmen.

Kendimle başbaşa kalmıştım. Şiir yazmak tamam ama çocuk diliyle nasıl olacak anlamamıştım. İlgi görmek için mi yoksa gerçekten yazabileceğime inandığım için mi ben yazarım demiştim bilemiyorum ama demiştim bir kere. Ve onlarda yazabileceğime gerçekten inanmışlar miydi acaba. Babamla bazı şiir denemelerimiz oluyordu ancak bu bambaşka bir şeydi.

Önümdeki Atatürk ve cumhuriyet şiirleri kitabını karıştırmaya devam ettim. Deliler gibi uğraşıp sağdan soldan mısralar yürütüp değiştirerek kırparak eklemeler yaparak 6 kıtalık şiir hazırlamıştım.

Selim öğretmenim geldi. Çekingen bir edayla şiiri gösterdim. Gözleri gittikçe açılmaya başladı. Beraber öğretmenler odasına geçtik. Benim uydurma şiir için muhteşem deniliyordu. ''Şiiri ezberle törende okuyacaksın'' dediler. Sonucun bu olacağını bilmiyordum. Heyecan basmıştı beni. Tören okul töreni değildi il geneli bir törendi. Bu iş neden bu kadar büyüdü diye düşünüp ölmek istedim.

Ertesi gün şiiri ezberledim ama korkuyordum. Selim öğretmenim geldi şiiri okuttu bana ama okumamı beğenmedi. Ezbere okuma ahenkli oku coşkuya kapıl diyordu ama coşkuya nasıl kapılır bilmiyordum. Ve bana o öğretti nasıl anlayarak şiir okumam gerektiğini. Ezberlemekten çok daha farklıydı.

Törene hazırdım. İsmim anons edilirken ben bayılacak gibi olmuştum. ''Gözünü kapat ve sadece bana okuyormuş gibi yap bak TRT gelmiş seni ünlü yapacaklar'' dedi Selim öğretmenim. Tek kanallı tv döneminde değildik ama TRT önemli bir kanaldı.

Elimden tutup kürsüye çıkarttı beni iner gibi yapıp gizlendi ve elimi hiç bırakmadı. Ondan aldığım cesaretle şiiri çok güzel okuduğumu aldığım alkışlardan anlamıştım. İşte coşku buydu. Sonra vali beni yanına isteyip tebrik etmişti. Heyecandan onunla da konuşamamıştım. Ama beni unutmamıştı 30 tane çocuk kitabı göndermişti okula. Müdür kitapların okulda kalması gerektiğini söylese de Selim öğretmenim mani olmuş ve kitapları evime götürmüştüm.

Sonrasında her gün büyük teneffüste Selim öğretmenimle kütüphanede buluşur şiirler okurduk. ''Beni şiire tekrar döndürdün yazmaya da başladım'' diyordu. O aslında benim öğretmenim değildi. Alt sınıfın öğretmeniydi. Ben sınıfta kalıp onun öğrencisi olmayı bile istemiştim.

Ve 24 yaşındayken Selim Öğretmenimin öldüğünü öğrendim. Çok istediği şiir kitabını çıkartamamıştı. Kendisi de şiirleri de toprağa gömülmüştü. Bende bırakmıştım şiir okumayı. Şimdi yine çıkarttım ve anlamlı okuyorum artık. Tıpkı yine kürsünün altından elimi tutuyor bana güç veriyormuş gibi. Ruhu şad olsun.

https://www.youtube.com/watch?v=usx9qGAf2Jo

Neyse iki satır inceleme yazayım. Bu kitabı yeni şairlerle tanışma adına okudum. 84 şairimiz var kitapta. Hepsi 1800'lü dönemlerde doğan şairler. Bu sebeple şiirler eski kelime fazlalığından dolayı bana biraz uzak kaldı. Sanırım okumaya son ciltten başlamam lazım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdullah Özkan
Unvan:
Türk Araştırmacı, Yazar, Sosyolog
Doğum:
İzmir, 24 Mart 1947
İzmir Halil Rifat Paşa semtinde doğdu. Balkan Savaşı sonrasında Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalarak İzmir'e yerleşen İbrahim Özkan ve Mübadele'yle Girit'ten İzmir'e göç eden Gülsüm Göksel çiftinin üç çocuğundan biridir. Kemal Reis İlkokulu'nu bitirdi. Orta ve liseyi İzmir Namık Kemal Lisesi'nde okuduktan sonra, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. Günaydın ve Yeni Ortam gazetelerinde çalıştı. 1973'te Marianna Yerasimos'la kurduğu Gözlem Yayınları'nda yöneticilik ve editörlük yaptı. 12 Eylül 1980'den sonra Ansiklopedik Yayıncılık A.Ş'yi kurdu ve yönetti. Bu yayınevinde çıkan Resimli Ansiklopedik Büyük Sözlük (10 cilt), Genel Kültür Ansiklopedisi (10 cilt), Ünlüler Ansiklopesi (4 cilt) vb. ansiklopedi çalışmalarında genel yönetmenlik yaptı. Türk Klasikleri Dizisi’ni çıkardı. Eşi Sevgi Özkan'la Türkiye İşçi Sınıfı Yıllığı 1976’yı, okul öncesi dönemde anne-babaların çocuk eğitimine ilişkin sorunlarını işleyen Pembe Bağcık dergisini çıkardı (16 sayı) ve okul öncesi eğitim kitapları hazırladı. Özellikle tarihle ilgili pek çok ders kitabının editörlüğünü yaptı. Edebiyat, eleştiri, edebiyat sosyolojisi, çocuk edebiyatı ve eğitim konularında Soyut, Yordam, Halkın Dostları, Militan, Milliyet Sanat gibi dergilerde yazdı. Yeni Yüzyıl gazetesinde ünlüleri tanıtıcı Anı-Kronik köşesini hazırladı. Hâlen Boyut Yayın Grubu yönetim kurulu üyesi ve Boyut-Dosya Yayınları yöneticiliğini yapmakta olup burada yönettiği şiir dizisi yanı sıra Adım Adım Osmanlı Tarihi ve Padişahlar Albümü (4 cilt, İstanbul 1999), Cumhuriyetten Günümüze Türk Şiiri Antolojisini (Refik Durbaşla birlikte, 5 cilt, İstanbul 1999) ve Başlangıcından Cumhuriyete Türk Şiiri Antolojisi (5 cilt, İstanbul 2003) hazırladı.

Yazar istatistikleri

  • 27 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 34 okur okuyacak.