Ahmet Özkaya

Ahmet Özkaya

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
1
Beğeni
·
31
Gösterim
Adı:
Ahmet Özkaya
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kadıköy / İstanbu, 30 Temmuz 1993
1993 Kadıköy doğumlu olup ilköğretim ve liseyi İstanbul'da tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi coğrafya bölümünü bitirdikten sonra Yeditepe Üniversitesinde Tarih bölümünde yüksek lisans yapmaktadır. Çeşitli bilimsel dergilerde yazılarının yanı sıra popüler bilim yazarlığı da yapmaktadır.
McDowell'in ifadesiyle beden bir mekandır. Sizin bedeniniz, giyim tarzınız, cinsiyetiniz, davranışlarınız kimliğinizi oluşturmakta ve onu temsil etmektesiniz.
Ahmet Özkaya
Kırmızı Çatı Yayınları
David Harvey kentte yaşamanın bir sanat olduğundan bahseder. Bizler şehirleri yaratırız onlarda bizleri yaratırlar. Mimari ve estetik anlayışlarımızı yansıttığımız oranda şehirde bizi etkiler. Karşılıklı bir diyalektik ilişki söz konusudur. Her yaratılan şehirler zaman ve mekanın özellikleri yansıtırlar. Diğer zaman ve mekanlarla ilişkisel olarak varlıklarını korurlar.

İstanbul tarihte, Doğu Roma, Osmanlı ve şimdi de Cumhuriyet dönemini yaşıyor. Ayasofya, Sultanahmet ve modern mimari ile yapılmış binalar şehrin silüetini yansıtıyor. Geçmiş, şimdi ve gelecek diye yaptığımız ayrımlar burada yok. Geçmiş ve şimdinin ilişkiselliği burada yaşıyor. Ayasofya geçmişe olan dönüşü hatırlatırken gökdelenler ilericiliği yansıtıyor.

Bir de arada kalmışlar var. Geleneksel ve modern mimarinin harmanlanışı ve geçmişe olan özlem ile geleceği bırakmayan mimari yapılar. Onlar daha uzlaşmacı, orta yol bulucu olarak varlar. Liminal mekanlar dediğimiz bu mekanlarda geleneksel ve ilericilik tarafından dışlandığı için çarpık gözükür bizlere.

Diyebiliriz ki; şehirler düşüncelerimizi ve estetik anlayışlarımızı yansıtabildiğimiz ölçüde bizleri temsil ederler.
Ahmet Özkaya
Kırmızı Çatı Yayınları
Kropotkin'in şu sözleri felsefesini özetler niteliktedir:

"Her birimizin mutluluğu, etrafındaki herkesin mutluluğuna sıkı sıkıya bağlıdır. Başkalarının kötülüğü üzerinde yükselen bir toplumda, rastlantı sonucu, birkaç yıl görece mutlu olunabilir ama bu mutluluk, kumdan şatolar gibi yıkılır ve devam edemez. En küçük şey bile onu parçalamaya yeter ve eşit insanların toplumundaki olası mutluluk ile karşılaştırıldığında acınacak derecede küçüktür. Bu yüzden, herkesin iyiliğini hedeflediğin her seferinde, doğru davranırsın."
Ahmet Özkaya
Sayfa 207 - Kırmızı Çatı Yayınları
Bazı biyologların Kültürel evrimi önemsizleştirip var olan her olguyu tek başına biyolojiye indirgeme çabası feministlerin sert itirazlarına sebep olmak olmaktadır. "Coğrafya Kader midir?" yazımızda determinist/kaderci kuramların eleştirilmesi bu sebeple çok önemlidir. Çünkü bu görüşler bir şekilde bilinçaltında oluşturulan mekanın ve ona yansıyan insan davranışlarının kendi elinde olmadığını ve yasalar tarafından belirlendiğini savunmaktadır. Kadınların özellikle de 5.000 yıllık yazılı tarihinde ayrımcılıklarla dolu yaşamları, "kader" ile açıklanamaz.
Ahmet Özkaya
Kırmızı Çatı Yayınları
256 syf.
·37 günde·Beğendi·10/10
Kitapta on ana başlık bulunmaktadır. Birinci bölüm, coğrafyanın bilimsel kimliğini sorgulamaktadır. Strabon'dan itibaren sömürgeciliğe aracılık etmiş coğrafyanın değişimini ele alarak, coğrafya ve sosyal bilimin ezilenlerin yanında olması gerektiği ve bu durumun sosyal bilimcilerin sorumluluğu olduğunu hatırlatıyor. Coğrafyada Antik Yunan'dan itibaren günümüze kadar gelişen paradigmaları ele alarak yaşanan baş döndürücü tartışmaları okuyucuya sunarak onlarında bu serüvene katılmasını istiyor yazar.

İkinci bölüm, bölgesel coğrafyaya çeşitli eleştiriler getirerek onun günümüzün dünyasında niçin etkisini yitirdiği anlatılıyor. Küreselleşmenin baş döndürücü bir aşamasında sınırları belirgin olarak çizmiş bölgeselciliğin değişmeye kapalı yaklaşımı ve statikliği yaşanan sosyal olaylarda yetersiz kalmaktadır. Özcülük, indirgemecilik, nedensellik ve betimleyicilik özellikleri olan bölgeselciliğin çelişkileri tek tek üzerinde durularak açıklanmaktadır.

Üçüncü bölüm, sosyal bilimlerde pozitivizm yerine geçmeye çalışan post pozitivizm açısından mekânı irdelemektedir. Mekânın çok yönlü boyutunu açıklayan kitapta Orta Çağdan günümüze felsefeciler ve sosyal bilimcilerin mekâna bakışının niçin ve nasıl değiştiği ele alınmaktadır. Mekânın insanla, insanında mekanla olan ilişkiselliği okuyucunun yaşadığı mekâna bakışında farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır.

Dördüncü bölüm, sıklıkla duyduğumuz “coğrafya kaderdir” ifadesine eleştirel yaklaşmakta ve ona getirilen olumlu ve olumsuz görüşleri sıralayarak seçme hakkını okuyucuya bırakmaktadır. Emperyalizme hizmet etmiş çevresel determinizmin artık sosyal bilimlerde niçin etkisini yitirdiği anlatılmaktadır.

Beşinci bölüm, 19. yüzyılda bilimde gelişen uzmanlaşma ve bilimin yüzlerce alt dala ayrılmasını ele alırken bütüncül (holistik) bakmanın önemini hatırlatmaktadır. Coğrafyanın doğasında geçmişten itibaren var olan bütüncül bakış açısı, uzmanlaşmayla birlikte tehdit altına girmiş ve fiziki- beşerî coğrafya arasındaki ayrım daha da artmıştır.

Altıncı bölüm, mekânın cinsiyetçi ve erkek egemen özellikle barındırdığını eleştirmekte ve bu durumun sadece kadınlar ve LGBTT bireylerinin değil, erkeklerinde olumsuz etkilendiği ifade edilmektedir. Ayrıca bu kısımda militan ya da daha çok kullanılan ismiyle radikal feminizm eleştirilmekte ve aşırılığın bir çözüm üretmek yerine ayrımcılığı arttırdığı vurgulanmaktadır. Kadınların durumundan çok kötü olan LGBTT bireylerine daha fazla dikkat çekilmekte ve bu sorunların kökenin nerede yattığı açıklanmaya çalışılmaktadır.

Yedinci bölümde postmodernizmin genel bilimsel ve toplumsal bakışından bahsedilmektedir. Postmodernistler her şeye karşı mıdır? Onlar bilim düşmanı mıdır? Niçin modernizme, aydınlanmaya, rasyonaliteye, bilimciliğe karşı çıkmaktadırlar? Şüpheci olmalarının altında yatan sebepleri açıklarken hem postmoderniteye getirilen eleştirileri hem de postmodernistlerin eleştirilerini anlatarak okuyucuyu tartışmaya davet etmektedir.

Sekizinci bölüm, Kropotkin'in yaşamını ve doğa gözlemlerinden anarşist coğrafyaya giden düşünsel evrimini bizzat kendi ifadeleri ile açıklamaktadır. Kropotkin'in karşılıklı yardımlaşma kuramına Sibirya'daki gözlemleriyle ulaşması ve sosyal darvinistlere karşı mücadelesi ayrıca Darwin'e olan hayranlığı ele alınmaktadır.

Dokuzuncu bölüm ise Antropojenik jeomorfolojiyi ele almaktadır. Doğada yaptığımız her faaliyetin doğada bir karşılığı olmaktadır. Sanayi devriminden sonra ise insanın doğaya bıraktığı ayak izi büyümekte ve doğanın kendisini yenileme hızı, insanın faaliyetinden daha yavaş hareket emektedir.

Onuncu bölüm, post truth kavramını ele almakta ve günümüzde sosyal medyanın da etkisiyle ortaya çıkan çeşitli saçmalıkların artmasını bu kavramla açıklamaktadır. Çünkü bu kavram bize hakikatin değil, ancak çıkarların ön planda olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca bilimsellik kisvesine bürünmüş ancak bilimsel olmayan, şahsi görüşleri eleştirmekte ve okuyucuya dikkatli olması gerektiğini hatırlatmaktadır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Özkaya
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kadıköy / İstanbu, 30 Temmuz 1993
1993 Kadıköy doğumlu olup ilköğretim ve liseyi İstanbul'da tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi coğrafya bölümünü bitirdikten sonra Yeditepe Üniversitesinde Tarih bölümünde yüksek lisans yapmaktadır. Çeşitli bilimsel dergilerde yazılarının yanı sıra popüler bilim yazarlığı da yapmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 1 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.