Altan Öymen

Bir Dönem Bir Çocuk yazarı
Yazar
8.9/10
161 Kişi
841
Okunma
49
Beğeni
10bin
Görüntülenme

Hakkında

Altan Öymen (d. 20 Haziran 1932; Trabzon/ö. 19 Temmuz 2025 İstanbul), Türk gazeteci ve siyasetçi. 1955 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. On sekiz yaşından beri gazetecilik yapan Altan Öymen, Ulus, Yeni Ulus, Tercüman, Yeni Gün, Akşam, Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde yıllar boyunca muhabir, röportajcı, yönetici, yazar ve başyazar olarak çalıştı. Anka Ajansı'nı kurdu. Almanya'da basın ataşeliği görevinde bulundu. 6 Ocak - 25 Ekim 1961 tarihleri arasında Kurucu Meclis Basın Temsilcisi üyeliğinden başlayarak politikada da görevler aldı. XVI. Dönem Ankara, XX. Dönem İstanbul milletvekilliği, bakanlık, parti ve grup yöneticiliği yaptı. Altan Öymen'in politikadaki son görevi CHP genel başkanlığı oldu. Radikal gazetesinde köşe yazdı. Almanca ve Fransızca bilen Altan Öymen, Aysel Öymen'in 2024'teki ölümüne kadar evli kalmıştır ve iki çocuk babasıdır. 19 Temmuz 2025'te çoklu organ yetmezliğinden dolayı 93 yaşında vefat etti.
Ünvan:
Türk Gazeteci ve Siyasetçi
Doğum:
Trabzon, Türkiye, 20 Haziran 1932
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 19 Temmuz 2025

Okurlar

49 okur beğendi.
841 okur okudu.
17 okur okuyor.
515 okur okuyacak.
7 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 25.4
Erkek% 74.6
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Ateşi bol olsun … Atatürk’ e ne dediği herkesçe biliniyor.
1960 yılının Mart ayında Nur Cemaati lideri Said-i Nursi Urfa’da kaldığı otelde öldü.
Doğan Yayıncılık·Kitabı okudu
Bence asıl şimdi, Peyami Safa'nın bu yazısını yıllar sonra koleksiyonlara bakıp okurken, “şaşmamak elden gelmiyor”. Şaşılacak şey, Peyami Safa'nın o zamanlar Ulus'un birinci sayfa yazarlığına getirilmiş olması değil... Milletvekili adayı gösterilecek olması da değil... CHP'de artık, onun gibi “sağ” çizgide olan - bazı bakanlar dahil- daha birçok milletvekili var. Hasan Âli Yücel gibi bakanların yerine Reşat Şemsettin Sirer'ler, Tahsin Banguoğlu'lar gelirken Falih Rıfkı Atay gibi yazarların yerine de Peyami Safa'lar gelmiş, Şaşılacak şey, Peyami Safa'nın, bir yazar meslektaşının -hunharca öldürülmesini neredeyse yok sayıp onu suçlaması da, değil... Peyami Safa'nın tabiatı buna müsaitti. Ama şaşılacak şey şu: Sabahattin Ali gibi - yazarlıktan başka, suçu olmayan- bir yazara hoşgörü göstermeyi “rejimimizin va bağımsızlığımızın mezarını kazmak”la eşanlamlı sayan bir saçmalığın, iktidar sözcüsü gazetenin birinci sayfasında yayımlanması. Türkiye'nin bir yazarının yazma hakkı fiilen elinden alınmış... Yazdıklarını bugün yazsa, hatta yazdıklarının on kat yüz kat daha şiddetlisini yazsa, ona kimse bir şey demeyecek... Ama o zaman yazdıkları suç sayılıyor. Sık sık hapse girmiş... Daha da girecek. Zaten hapis dışında yaşadığı hayat da, hapishane hayatı gibi. Her an yakalanıp tutuklanması ihtimali var... Bu çaresizliktep kurtulmak için kaçmaktan başka çare bulamamış... Bu yüzden mi mezarı kazılacak rejimimizin, bağımsızlığınızın? “Rejimimiz”, “bağımsızlığımız”, tek tek yazarların yazdıklarıyla veya ülkeden çıkıp başka ülkeye gitmeleriyle, pat diye devrilip mezara girecek kadar zayıf mu?.. İktidar sözcülüğünün sorumluluğunu taşıyan bir gazete böyle bir zaafı kabul eder mi? Ama işte, dönem öyle bir dönemdi ki, “komünizm tehlikesi"ne işaret eden her iddia, ne kadar mantıksız
Sayfa 344·Kitabı okudu
Reklam
Reklam