Anne Moir

Anne Moir

Yazar
10.0/10
2 Kişi
·
4
Okunma
·
1
Beğeni
·
247
Gösterim
Erkek çocukların dünyası eylemlerden, keşiflerden ve cisimlerden oluşur. Okulda istenen ise sakince, kımıldamadan oturması, susup dinlemesidir. Tüm bunlar onun bünyesinin ihtiyaç duyduğu, beyninin istediği şeylerin tam tersini oluşturur. Daha önce de söylediğimiz gibi öğretim "kadın beyni"ne daha uygun bir süreçtir. Çünkü dilsel yoldan verilip alınan enformasyonların, sorular ve yanıtlar biçiminde pasif kabülüne dayanır. El becerilerine dayalı ödevler, örneğin yazma işi de kızlar için daha uygundur, çünkü otomatik hareketlere dayalı alanlarda da onlar daha yeteneklidirler. Erkekler ise daha kapsamlı mekanik işlerle uğraşmayı severler.

Dianne McDuinnes eğitim ve öğretimin neredeyse erkek çocuklara karşı kurulmuş bir komplo olduğunu söyler:
Okul eğitiminin ilk yıllarında çoğunlukla okuma ve yazma işi üzerinde durulur. Bu alanda kızlar avantajlıdır. Bu ne-denle de yardımcı sınıflar, yani geri kalan çocuklara ders ve-ren sınıflar okuma yazmayı gerektiği gibi beceremeyen erkek çocuklarla dolar. Disleksia, yani okuma yazma güçlüğü çeken çocuklar arasında erkeklerin oranı kızların dört katıdır. Eğer çocuklar arasında geri kalmışlık kategorisi bir zamanlar olsaydı, Faraday, Edison ve Einstein de gelişmede geri kaldı diye ilan edilir ve damgalanırdı.
Kadınlar acılara karşı daha çabuk ve keskin tepkiler veriyorlar, ama uzun vadeli acıları daha sakin karşılıyorlar. Deneylerden çıkan sonuçlara göre kadınların vücudu, derileri üzerinde oluşan baskıya karşı çok daha hassas.
Ana rahminde kimyasal dengenin değişmesi, annenin gebelik esnasında bazı ilaçları kullanması beynin oluşumunu etkilediği gibi, çocuğun ilerideki cinsel tercihini de belirliyor.
Kız çocuklar erkeklere göre daha erken konuşmaya başlıyor­lar. İlk kelimeleri, ilk kısa cümleleri daha erken söylüyorlar. Erkek çocuklara göre daha önce, okul çağına bile gelmeden hızlı konuşabiliyor, birçok kelimeyi birbirine bağlayarak kendilerini ifade edebiliyorlar. Daha çabuk okumayı öğreniyorlar, dilbilgisinin temel bölümlerini daha kolay söküyor, imla kurallarını daha süratli özümsüyorlar. Kadınlar yabancı bir lisanı daha kolay öğ­reniyor, ana dillerini de erkeklere göre daha güzel kullanıyorlar. Dilbilgisinde güçlüler, imla kurallarına daha hakimler. Daha hız­lı ve güzel konuşmada avantajlılar. Kekemelik ve diğer konuşma hataları erkeklerde daha sık karşılaşılan bir durum.
Bir erkek fare doğduğu anda beyninin gelişmişlik düzeyi yedi haftalık cenin düzeyinde oluyor. Eğer erkek fare bu aşamada hadım edilirse, üreyememekle birlikte, ilerde tam anlamıyla dişi fareye dönüşüyor, en azından beyni öyle sanıyor. Yetişkinlik döneminde erkek farelere göre çok daha az saldırgan oluyor. Dişi­ler gibi kolay ilişki kuruyor. Yavru fareleri aynen bir dişi fare gibi yalıyor.
Karşı cinsler arasında öğrenme sürecinde de farklılıklar var ve bu farklılıkların suskunlukla geçiştirilmesi yarardan çok zarara neden olmaktadır. Erkek çocukların kızlara göre okuma yazmayı daha geç öğrenmeleri bir anormallik değil. Ama bunun vurgulanmaması birçok erkek çocukta bunalıma neden oluyor. Daha da kötüsü birçok çocuk, hiçbir teşhise dayanmayan "hastalık" için ilaç almak zorunda kalıyor.
Fareleri genellikle kimse sevmez. Oysa paha biçilmez bir değerleri vardır ve bu nedenle de vazgeçilemez deney hayvanıdır­lar. Fareler de bizler gibi genlere, hormonlara ve merkezi sinir sistemine sahipler. Ama bir farklılıkları var: beyinleri ancak doğumlarından sonraki dönemde tam gelişme evresine ulaşıyor. Bu nedenle farelerde beynin gelişme evrelerini izleme, hatta bu süreçlere müdahale etme şansına da sahibiz.
İnsanoğlu kendi kaderine hakim olduğunu düşünüyor, ama biyoloji yasalarının kendi bedeni üzerinde de egemen olduğu gerçeğini gözden kaçırıyor. Erkek ve kadın birbirini daha iyi anlasa ve sevse daha mutlu olabilir. Eğer birbirlerinden farklı olduklarını kabul edebilseler dünyayı daha başarılı bir şekilde dönüştürebilirler. O zaman yaşamımızı farklı cinsiyetlerin farklılığına dayanan yeni bir dünya koşullarında inşa edebiliriz . İşte o zaman kadın ve erkeğin doğasının aynılığını kanıtlamaya çalışan çabalar da sona erecektir. Erkekler ve kadınlar birbirlerinden farklılar. Bunu ütopik ideolojilerin değiştirmesi de mümkün değildir. Bizim mantık yürütmemiz en fazla farklı cinsiyetler arasındaki ilişkinin daha da gerginleşmesine neden olacaktır, o kadar.
Erkeklerin ve kadınların birbirlerini mükemmel bir şekilde tamamlayan farklı yanlarını sevinçle kabul edip, bundan yararlanmak daha mantıklı değil mi? Kadınlar, güçlerini bir tür "sahte erkeklik" peşinde koşarak tüketeceklerine, kadın olmaktan kaynaklanan güçlü yanlarını herkesin yararına kullanmalılar. Çünkü hayal etme yeteneklerinin sayesinde kadınların çözümsüz gibi görünen bir problemi bile bir çırpıda "içgüdülerini dinleyerek" halledebildiklerini biliriz.
Eski bir fıkra vardır: eğer "Erkeklerin Kadınlara Dair Bildikleri..." adlı bir kitap olsa bu kitap herhalde incecik bir kitapçık olurdu, hem de sayfaları boş bir kitapçık! İşte bu sayfaları boş kitapçığı doldurmanın zamanı geldi.
224 syf.
·Beğendi·10/10
Beyin ve beynin cinsiyeti adına yazılmış okuduğum en iyi kitaptır, benim için bir başyapıttır. Çiftlerin okumasını kesinlikle öneriyorum. Erkeğin kadını, kadının erkeği anlamasında oldukça faydalı ve bilimsel kitaplardan.

Yazarın biyografisi

Adı:
Anne Moir
Unvan:
Eğitimci, Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 4 okur okudu.
  • 13 okur okuyacak.