Can, akıl, anlayış ve din, gökten indi; nefis, vücut, kibir ve kin ise yerden çıktı.
Saadet, ikbal ve mertebeler gökten indi; sıkıntılar, fesatlar ve kötülükler de yerden bitti.
Ruhaniler gökyüzünü, nefsine uyanlar da yeryüzünü tutmuştur.
Gökyüzü meleklerle, yerin altı ve üstü ise tabiatları kötü olan şeytanlarla doludur.
Bütün cennetler, göklerde, yedi cehennem ise yerin altındadır.
Yeryüzündeki aydınlık gökten, dünyanın karanlığı da yerden gelmektedir.
Her çeşit rahmet ve nimet, gökten yağmakta, ne kadar zahmet ve sıkıntı varsa yerden doğmaktadır.
Her kap içindekini sızdırır, çünkü gök ruhanilere, yer de cismani varlıklara mekândır. Öyle olunca yer vücut, gök de can demektir.