Atakan Sevgi

Atakan Sevgi

Yazar
9.5/10
6 Kişi
·
9
Okunma
·
1
Beğeni
·
77
Gösterim
Adı:
Atakan Sevgi
Unvan:
Yazar
Ortaya öyle bir manzara çıkmıştı ki,Edirne’nin içindeki demiryolundan Çatalca’daki bulgarlara vagonlar dolusu yiyecek geçerken,Edirne halkı ve askeri süpürge tohumundan ekmek yaparak hayatta kalmaya çalışıyordu.Buna rağmen Edirne aylar boyunca dayanmaya devam etti.
Atakan Sevgi
Sayfa 123 - Ceren yayıncılık
Bu arada aynı bölgede yer alan ilgi çekici bir bilgi de; Bulgarlar'ın bölgedeki mezalimin den kaçan Rumların da Osmanlı'ya iltica etmesi ve bu kişilerin Anadolu'ya yerleştirilmesinin uygun görülmesidir.
Atakan Sevgi
Sayfa 292 - Ceren Yayınları
Emperyalist güçler,gözünü kırpmadan komşusunu öldürebilen canavarlar yaratmıştır:
Olayların çoğunda,Müslümanlara zulmeden Bulgarlar sıradan köylülerdi;hatta bazen halkı karma olan köylerde yüzyıllardan beri babaları,dedeleri Müslümanlarla yan yana yaşamış olan köylülerdi.
Edeköy halkı için katliam ve acılara son veren,Mustafa Kemal Atatürk olmuştur.Bu yüzden 10 Kasım 1938 günü çok yoğun duygularla yaşanır Edeköy’de.
Lütfiye Tezel o günü şöyle anlatıyor:
“Atatürk öldüğünde 13 yaşındaydım.Bayraklar yarıya indi okulda.Eve geldiğimde annemler ağlaşıyorlardı.Ben de ağlamaa başladım.’Biz bir katliam gördük gene mi görücez?Atatürk bizi kurtardı,Atatürk gitmiş,biz gene mi katliam görücez diye ağlaştı annem hep.Ağlaşmaz mı?”
Carnegie Raporunda batı avrupalıları en çok etkilemiş bulunduğu anlaşılan şey,tutukluların Tunca nehri üzerindeki tıkıldığı adada ağaç kabuklarının,bir insanın uzanabileceği yüksekliğe kadar soyulmuş(kemirilmiş ya da koparılarak yenmiş) bulunmasıydı.
İnsanın erişebileceği yüksekliğe kadar kabukları soyulmuş,ağaçlardan oluşan bir koruluk,ağaç kabuklarını yemiş insanların çektiği açlık hakkında pek açık seçik anlatım veriyordu.
Edeköy halkı için katliamı acılara son veren Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. Bu yüzden 10 Kasım 1938 günü çok daha yoğun duygularla yaşanır Edeköy'de. Lütfiye Tezel o günü şöyle anlatıyor;

"Atatürk öldüğünde 13 yaşındaydım. Bayraklar yarıya indi okulda. Eve geldiğimde annemler ağlaşıyorlardı. Ben de ağlamaya başladım. "Biz bi katliam gördük, gene mi görecez Atatürk bizi kurtardı, Atatürk gitmiş, biz gene mi katliam görecez diye ağlaştı annem hep. Ağlaşmaz mı?"
Atakan Sevgi
Sayfa 211 - Ceren Yayınları
428 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Trakya hakkında bugüne kadar bu kadar ayrıntılı araştırma-inceleme ve tarihi bilgi okumamıştım.Bir Trakyalı olarak bu kitabı okuduktan sonra burada yaşayan masum hemşehrilerimin nasıl vahşice canice yapılan eziyetlere soykırıma uğradıklarının,daha 8 yaşındaki çocukların bile namusuna göz diken kendini Avrupalı uygar sanan kan emici Batılıların yaptıklarını hem sinirlenerek hemde gözlerim dolarak okudum.Kitap bende büyük bir farkındalık yarattı.Artık Edirne’de yolda gezerken bile yıllar öncesinde burada vahşice katledilen masum insanların,bebeklerin,kadınların kanlarının ayağımın altında olduğunu hissederek yürümeye başladım.Yazar kitapta anlattığı her şeyi belgeleyerek okura sunuyor içi boş asılsız kulaktan dolma bilgilere yer vermiyor.Bu katliamları birebir yaşamış insanları ve akrabalarını gidip buluyor onlardan dinleyerek notlar alıyor.Sadece Türkiye’de değil Yunanistan ve Bulgaristan’a da gidip o sene neler yaşanmışsa kayıtlı belgeleri gün yüzüne çıkartıp derinlemesine inceleme yapıyor.Herkesin o günlerde masum ve yalnız kalmış bir bölge halkının neler yaşadığına tanık olması açısından okumasını tavsiye ederim.Bu kitabı okumakla hiç bir şey kaybetmeyeceğinize aksine tarihi bilgilerinizin zenginleşeceğinden emin olabilirsiniz.
428 syf.
·11 günde·9/10
Anneannesi tarafından Edeköy'lü olan yazarın kendi ifadesiyle "Anneannem Nigar Kocaman, kış geceleri soba başındaki uzun aile sohbetlerinde doğum yeri Edeköy'den bahsederdi. Dedesi Hacı Mehmet Ağa'nın, halaları Nigar ve Şaziye'nin, ailemizden daha bir çok kişinin 'kesildiğini' söylerdi." diyerek kitabın konusuna giren yazar için bir tesadüf eseri bir kitapçıda rastladığı Genel Kurmay Askeri Tarih Belgeleri Dergisi'nde yer alan bir raporda "Edeköy'deki Bulgar Zulmü"nden yüzeysel de olsa bahsetmesi ile aile anlatımı ve somut gerçekliği kafasında uyuşturarak bu kitabı yazma macerası başlıyor.

Meriç'in doğu kıyısında kurulu olan ve varlığı 14.Yüzyıla kadar uzanan Edeköy'ün Meriç'in hemen batı kıyısındaki Sofulu Kasabası'nda yaşayan rumlar tarafından nasıl katliama maruz kaldıkları kitabın ana konusu. Bu katliamı uzun uzun anlatan yazar bununla birlikte 1.Balkan Harbi'nde ordunun hızla bozulması, düştüğü harap durum ile bütün Türklerin uğradığı soykırımı da uzun uzun anlatıyor. Kitabı 156 adet görsel ile destekleyen yazar, bu görseller sayesinde kafanızda o günleri somutlaştırıyor.

Beş yüzyıl Türk hakimiyetinde Türklerle kardeşçe geçinen gayri müslim halkın, devletin ilk sendelemesi anında nasıl da kudurmuş kurda döndüğünü somut olarak gözler önüne seriyor. Katliamı yapanların kendi çobanları, hizmetkarları, arkadaşları olduğunu anlatıyor. Kelimenin tam anlamı ile insanların kesilmesinin yanında kadınların önce tecavüze uğraması, sonra kesilmesi ve çok güzel olan kadınların bulgar askerlerince Bulgaristan'a götürülmeleri de somut olarak anlatılıyor.

Edeköy katliamı yanında bütün Makedonya ve Trakya'da yaşanan katliamlardan da uzun uzun bahsediliyor.

Yazar, rum ve bulgarların katliam başta olmak üzere her türlü zulmüne karşı gayrimüslim halkın ve din adamlarının tamamının sessiz kalmadığını, bir kısmının bunları engellemeye çalıştığını da belirtiyor. Bunu belirtirken çok usta bir şekilde sadece iki din adamı ile bir köyün savunmasız Müslüman Türkleri korumaya çalıştığını, kalan hıristiyanların ya katliama katıldığını ya da sessiz kaldığını hatırımızdan çıkarmamamızı sağlıyor.

Edeköy ve diğer Türk yerleşim yerlerini katliama tabi tutanların çoğunluğunu oluşturan rumların 2.Balkan Harbi'nde bu defa Bulgarların zulmüne nasıl uğradığını görselleri ile bize gösteren yazar bize "etme bulma dünyası" demek istiyor.

Türkiye'de de okuyucu kitlesi olan Dido Sotiriyu'nun bir kitabında Edeköy Katliamını gerçekleştiren rumları "Spartacus"e benzettiğini üzülerek belirten yazar bu yazarın kitaplarını bilinçsizce okuyanlara alttan alta sitem ediyor.

Özel olarak kökeni Balkanlara uzanan herkesin ve tüm Trakyalıların, genel olarak ise her insanımızın okuması ve anlaması gereken bir kitap. Kitabı sadece okumak bize edebi açıdan bir şeyler katabilir ama anlayarak okursak geleceğimize dair dersler de çıkarabiliriz.

İyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Atakan Sevgi
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 12 okur okuyacak.