Atilla Mehdigil

Atilla Mehdigil

Yazar
5.3/10
3 Kişi
·
17
Okunma
·
2
Beğeni
·
35
Gösterim
Adı:
Atilla Mehdigil
Unvan:
Yazar
Özetle, batılıların talepleri doğrultusunda adına demokratik denilen adımlar atıldı/atılıyor. Çok az sayıdaki halk yararina görünen reformlar dahi zamanla aleyhe dönüşüyor!
YAHUDİLER VE FİTNE...

Hristiyanların haçlı seferleri neticesinde 1099-1187 yılları arasında 88 yıl süreyle yine batılılar, Filistin toprakları üzerinde hâkimiyet sağladılar. Ancak, onların Müslüman
halka yaşattıkları mezalim karşısında Selahattin Eyyubi'nin düzenlediği seferle Kudüs yeniden Islâm toprağı oldu. Bu
donme sürgündeki yahudilerin de kısmen Kudüs'e dönmesine izin verildi. Böylelikle bin yılı aşkın bir sure sonra yahudiler,
yeniden Arz-1 Mev'ud hayalleri kurmaya başladılar. Tabii bununla beraber de fitne kendini göstermiş oldu.
Nihayet Selahattin Eyyubi Nin olumunden sonra yasanan bir takım iç karışıklıklar ve sonrasında yapılan anlaşma neticesinde Kudüs, yaklaşık 40 yıl sonra yeniden batılıların yonetimine devredildi.
Nihayet Selahaddin Eyyubinin ölümünden sonra yaşanan bir takım iç karışıklıklar ve sonrasında yapılan anlaşma neticesinde Kudüs, yaklaşık 40 yıl sonra yeniden batılıların yönetimine devredildi. Onların hâkimiyeti ise bu topraklarda 60 yıl kadar hüküm sürdü. Daha sonra Müslüman Türkler 1250'de Mısır bölgesinde kurmuş oldukları Memlûk devleti ile 1290'li yıllar itibariyle Filistin topraklarında yaklaşık 220 yıl sürecek hakimiyet elde ettiler. Yahuderin Memluklular döneminde de Filistin topraklarına dönmesine müsamaha gösterildi.
Tarih şeridi gözden geçirildiğinde görülüyor ki dünyada bazen hakkı üstün tutan medeniyetler hakimiyet kurmuş, adaleti sağlamış, hükmettikleri coğrafyaya barış ve huzur getirmişler; bazen de bâtılı üstün tutan medeniyetler hâkimiyeti ele geçirmiş ve ne yazık ki dünyada zulüm, kan, gözyaşı ve ardı arkası kesilmeyen vahşetler işlemişlerdir.
Tevrat'in öğretileri sürgündeki Yahudileri bir takım kararlar almaya zorluyordu. Zamanla çeşitli fitneler üreterek bulundukları ülkelerin İçişlerini karıştırdılar. Binli yıllarda fitneleri oldukça tehlikeli boyutlara ulaştı ki bu sebeple 1290'da İngiltere'den, 1394'te Fransa'dan ve 1492'de de İspanya'dan kovuldular..
Kudüs, Hz.Muhammed'in vefatından altı yıl sonra 638'de Hz.Ömer'in Fethi neticesinde ilk defa İslâm toprağı oldu. Kubbetüssahra bu dönemde inşa edildi. Halifeler dönemi, Emevi ve Abbasi devletleriyle birlikte 450 yıla yakın Arapların hâkimiyetinde kaldı. 1071'de Selçuklular'ın Anadolu'ya girmeleriyle birlikte Kudüs de Türk topraklarına dahil olmuş oldu.
"Siz Müslüman kaldıkça bu birliğe üye olamazsınız." diyorlar. Tipkı Lozan'da dedikleri gibi. O halde ne olacak? Hristiyanligi kabul edeceksiniz. Tabii bu birden bire mumkun olmazdı. Peki, nasıl olacak? Aşamalı olacak. Birinci aşama Avrupa Birliğine girmenin çok elzemmiş gibi gösterip milleti buna alıştirarak. Ikincisi, uye olmadan Avrupa Birligi Anayasası'nı imzalayarak. Yani "Biz bu anayasadaki maddelere uyacağız." demek. Tabi bu anayasada ne var ne yok, milleti bu konuda aydınlatmadan.
Imzadan sonra neler oldu? AB uyum yasaları çerçevesinde ulkemizde zina suç olmaktan çıkarıldı, domuz eti kasaplik
etler arasına alındı, eşcinsel evliliklere kapI aralandı, yabancı sermaye ülkeyi adeta istila etti, yerli üretim frenlendi ve aşiri ithalat nedeniyle sanayi ve tarımımız iflas etti, kültürümüz gorülmemiş bir şekilde dejenere oldu.
177 syf.
·Puan vermedi
Siyasetle uğraşan ya da merakı olanların daha fazla ilgisini çekeceği, küresel dünya düzenin, emperyalizmin, siyonizmin ismini bir kez duyanların dahi okuması gereken bir kitap. Evanjelizm, Arz-ı mev'ud gibi konuları inceleyen yazar, yaratılışımızın ilk zamanlarından bugüne konuyu ele almış, siyonistlerin yıllardır yapmakta olduğu planların ne kadarını hayata geçirdiler, ne kadarı için uğraştırlar ve bu amaçlar uğruna hangi yolları izlediler gibi bir çok konuya değinmiş. Onlar Batıl davaları için bu kadar uğraşırken biz Müslümanların halen daha uyuması ne kadar acı, bu kitapta biraz olsun gerçekleri yüzümüze vuruyor.
177 syf.
·Beğendi·4/10
Bu konularda araştırma yapan birisinin yabancı ve yerli kaynaklara başvurması önemlidir. Kaynaklar konusunda da yer verilenler aynı fikriyatta olduğu kişiler olması eseri değersizleştirir. Doğru ya da yanlış olması bir tarafa komplo teorileri belli bir müddetten sonra sıkıcı hale gelir. Bir takım konularda minimal fikir edinebilirsiniz bu kitapla ama fazlasını beklememenizi tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Atilla Mehdigil
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 17 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.