Bahar Tırnakçı

Bahar Tırnakçı

Çevirmen
8.6/10
73 Kişi
·
191
Okunma
·
0
Beğeni
·
102
Gösterim
Adı:
Bahar Tırnakçı
Bahar Tırnakcı 1989 yılında sosyoloji lisans eğitimini tamamladı. 1999’dan bu yana kitap çevirmenliği yapıyor.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
1088 syf.
·35 günde·Beğendi·9/10 puan
Muhteşem bir eser. Ancak bana göre iki sorunu var. Birincisi kitapta hiç görsel yok. Bundan dolayı onlarca defa google amcaya bir şeyler sormak zorunda kalıyorsunuz. İkincisi ise kitabın çevirisini 5 çevirmen yapmış ve Nurettin Elhüseyn in yaptığı çeviriler gerçekten kötü.
1088 syf.
·7/10 puan
İngiliz araştırmacı yazar Peter Watson’un tuğla kitabı Fikirler Tarihi insanlığın tarihini anlatıyor. Kısa diyemiyorum çünkü toplam 1060 sayfalık bir kitap. Beş farklı kişi tarafından çevrilmiş, ben çeviriler arasında okumayı zorlaştıracak derecede farklılıklar görmedim.
Öncelikle konuya sadece merak çerçevesinden bakanlar için gereğinden fazla ayrıntılı olduğunu söylemeliyim.
İkinci olarak kitapta anlatılanların daha çok batı fikirlerinin tarihi olduğunu belirtmem gerek. Bu durum, yazarın batılı olmasının doğal sonucudur tabi ki ancak okuyucu batılı olmayınca doğal olarak bir hassasiyet oluşuyor:) Kitapta diğer kültürlere de yer verilmiş ancak bu sadece batıya etkileriyle sınırlı olacak şekilde oldukça kısa kapsanmış. Örneğin kitapta ismi geçen batılı filozof sayısı, doğulu diyebileceğimiz filozof sayısı ile karşılaştırılamayacak kadar fazla.
Yazar özellikle dini inanış anlamında oldukça taraflı bir tutum sergilemiş. Kendisinin dini inancının olmaması eleştirilecek bir konu değil ancak kitabın büyük bir kısmı Hristiyanlık eleştirisinden oluşuyor ve görüşlerine yer verilen kişilerin neredeyse tamamı dine karşı kimseler.
Yazarın taraflı tutumu milliyetçilik yönünden de geçerli. İngiltere tarafından uzun yıllar sömürülen Hindistan hakkında kitapta geçen ifade rahatsız edici: Dünyanın en büyük demokrasisi olan Hindistan, Britanya hükümdarlığına söylendiğinden daha çok şey borçludur (sayfa 963). Şark Rönesans’ı başlıklı bölümde Osmanlı İmparatorluğunun rönesansı olarak 2. Viyana Kuşatmasından sonra ülkenin geri kaldığının anlaşılmasından sonra batıdan bir şeyler almaya başlamasından sonraki süreç kabul edilmiş (sayfa 843-845). Bu örnekler çoğaltılabilir.
Sonuç olarak oldukça ayrıntılı, konunun ilgilileri için önerebileceğim bir kitap.
1088 syf.
·39 günde·Puan vermedi
Kitap pozitif bi sürü cümle kurabilirim. Sanırım bir o kadar da negatif cümlem olur. Bir çok bilgiyi sunan kitabın, aynı zamanda yazarin kafasının karışık olduğu düşündüğüm kısımları var. Kitabın okunmasını tavsiye ederim. Zihinde kalanlar algı açıcı bilgiler. Fikirler Tarihi - Ateşten Freud'a Peter Watson
268 syf.
·2 günde·8/10 puan
Ütopyalar güzeldir ama hangileri? Hepimiz hayal kurarız, gerçekleşmesi zor dahi olsa bir ütopyamız olur. İncelememe ütopya kelimesinin üzerinde yoğun durarak başladım çünkü bu kitabı okursanız en çok tekrarlanan kelimelerden biri olan 'Ütopyaya ' denk geleceksiniz. Yazar Gray, eserinde geçmişten günümüze gerek Ruslar gerek Naziler gerek Amerika'lıların ütopik siyasi düşünceleri üzerinden dünyayı nasıl etkilediğini merceğe almıştır.


Modern siyaset din tarihinden bir kesittir diye başlıyor Gray. Ütopik hezeyanın, bin yılcı tezlerin kökenine inip sonrasında günümüzün şiddet dolu dünyasına uzanıyor. Ütopyaların kusursuz veya tanrısal bir düzen peşinde koştuklarını ancak sonunda bir kan denizi yarattıklarını ifade ediyor.Nazizmden tutun da komünizme; cihadist islamcılardan Amerikan yayılmacılığına kadar birçok olgunun bu binyılcı, mesihçi anlayışla olan bağını sorguluyor.John gray çok da doğru olarak insan varoluşunun çatışmayla yoğrulduğunu, başka türlü bir varoluşunun imkansız olduğunu, bunu önlemeye çalışmanın bu varoluşu daha da trajik hale getirdiğini tarihten derlediği nadide sayfalarla izah ediyor.

Bir proje hiçbir koşulda gerçekleşmiyorsa ütopyacıdır, diye yazmış.
ütopyalar total kurtuluş tezleridir ve bu rüyadan uyandığınızda aslında bir karabasının altında kaldığınızı anlarsınız.

Ütopyalara panzehir olarak çok yetenekli ve güçlü yazarların distopyalar'na bakabiliriz diye devam ediyor.
Huxley , Orwel , Philip K. dick , Zamyatin.. eserlerinde gerçekleşmesi imkansız düşlerin peşinde koşan insanların ve toplumların kendilerini nasıl bir cehennemde bulduklarını örnekliyor.

John gray modern Ateizme de giydiriyor bu arada. ' Çağdaş tanrıtanımazlık entelektüel hamlığı bakımından önceki heretik inançlardan ayrılan bir Hristiyan heretizmidir. Bu hiçbir yerde dine bakışındaki kadar açık değildir. Marx, dinin zulmün bir yan ürünü olduğu yolundaki indirgemeci bir görüşe bağlı kaldı; yine de bunun en derin insani özlemlerin ifade ettiğinden kuşkusu yoktu; yalnızca kitlelerin afyonu değil 'kalpsiz bir dünyanın kalbiydi' de. Fransız olgucular Hristiyanlığ'ın yerine gülünç bir insanlık dini'ni koymak istediler ama dinin evrensel insan gereksinimlerine yanıt verdiğini anladılar. Ancak çok saf bir düşünür dinin bir yanılsama olduğunu göstermenin ortadan kalkmasına yeteceğini düşünür...'

İncelemem bu kadardı, okurken yanınızda bir sözlüğün bulunmasını tavsiye ederim keza ben sözlük olarak tuttuğum defterime kitap sayesinde birçok kelime kazandırdım.Keyifli okumalar dilerim.
328 syf.
·11 günde·Puan vermedi
İnsanın ergenliği, çocukluğu, bebekliği derken ceninin oluşum zamanına kadar incelenerek zihinsel ve duygusal sürecin evrimi hakkında yazılan kitapların başarılı bir örneği daha oldu benim için bu kitap.
Bu kitabı okuduktan sonra hala büyükçe bir kesim tarafından söylenen "çocuktur anlamaz, ay o daha ne bilsin, bizim zamanımızda bıd bıd bıd.." tadında cümlelere karşı olarak deney gruplarına, yıllarca süren gözlemlere dayanan cevapları şak diye yapıştırabilirsiniz.
Havalı olur.

Bende yarattığı değişim ise şöyle oldu; televizyonda kavgaya karışan, hırsızlık yapan tipler gördükçe, "prefrontal korteksi çok iyi gelişmemiş demek ki.. ya da amigdala sorunu var.." gibi yorumlar yapmaya başladığımı farkettim.
Koca koca adamları anneleri tarafından sevilmeyen bebekler, parkta oynamamış olan çocuklar olarak görüyorum sanki.
Ve bu hoş bir durum değil.
328 syf.
·7/10 puan
#vladimiralexandrov’un yazdığı #siyahrus adlı #kitap bize inanılmaz bir yaşam öyküsünü aktarıyor. Bir roman değil, nesnel bir biyografi bu. Ama öylesine akıcı ki, bir romandan bile daha keyifle okunabiliyor. Kitabın başkahramanı #FrederickBruceThomas.
Amerika Birleşik Devletleri’nin güneyinde Coahoma County’de dünyaya gelmiş. Çeşitli baskılar sonucu aile topraklarını yitirir ve Babasının ölümünden sonra Frederick evden ayrılır ve Chicago’ya gelir. Beş yıl boyunca Avrupa’nın büyük şehirlerini en güzel otellerde çalışarak gezer. Bu süre içinde kendini mesleğinde başarılı bir kişi olarak kabul ettirir.

Thomas bir çok olay yer gezer ve çeşitli iş ilişkilerinin ardından çok kazanan biri olur ama uzun sürmez. Devrim sonucu herşeyini kaybeder ve #istanbul'a gönderilir. Her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalır. İstanbul’un işgal yıllarıdır ve kentin eğlence yaşamı oldukça zengindir. Geleli daha bir ay olmadan iki ortak bularak Şişli’de bir klüp açar; Stella Klübü. Stella Thomas’a yetmez ve 1921 yılı yaz bitiminde yeni bir yer açmaya karar verir. #Sıraselviler Caddesi’nde actigi o mekana Adını Rusya’daki klübünden taşır: #Maxim… Ya da Türkçe okunuşuyla #Maksim. Evet hepimizin bildiği Maksim’in tarihini başlatan işte bu siyah Rus’tur!
Bu olağanüstü yaşam öyküsü, çok ustaca bir kurgu ile kitaba aktarılmış. Siyah Rus gerek ele aldığı kişiliğin ilginçliği, gerekse İstanbul’un gece yaşamının karanlıkta kalmış bir dönemini aydınlattığı için zevkle okunan bir kitap. Okurken geçmiste yaptiginiz yolculuk sizi çok saairtacak. #kitapmuhabbeti yapilmasi cok keyifli olabilecek bir eser #tavsiyekitaplar arasina alinir.
@denizhacisalihoglu'na #hediyekitap icin tesekkurler.
Kitab insanın bəlkə də ən yaxın dostudur, əzizidir. Çox vaxt heç kimdən ala bilmədiyin məlumatları, sənə həyatda var olmaq üçün , düzgün yaşamaq və insanlarla münasibət qurmaq üçün lazım olan informasiyaları kitab verir. Hər bir insanın özünü dərk etdiyi gündən ilk dostu onun birinci kitabıdır.
428 syf.
·12 günde·8/10 puan
Kitap çok akıcı bir dille yazılmış, Jack Goody tarihsel bir açıyı iyi yakalıyor. Okuyucuyunun rahat anlamasına yardımcı oluyor. Doğu ve Asya kültürlerinin kesiştiğini bunun avrupaya aktığını ve Avrupa Rönesansı başarılı olduğunu vurguluyor. Çeviri çok iyi yapılmış
Tarihi iyi bir bakış açısıyla sunuyor.
1088 syf.
·31 günde·10/10 puan
Peter Watson'un bu başyapıtını dilimize kazandıran çevirmenleri öncelikle kutlamak gerek. Kitap en temelde, ateşin bulunmasından günümüzde insanlığın teknolojik ilerlemesine kadarki kısmı detaylı olarak anlatıyor. Kitap, kütük gibi durmasına rağmen dili bir o kadar akıcı, okurken hiçbir sıkıntı çekmiyorsunuz. Bu kitabı okuduktan sonra Jared Diamond'un ''Tüfek, Mikrop ve Çelik'' (kitabın Tübitak çevirisini okumanızı öneririm. Pegasus Yayınları'nın çevirisinde çok hata mevcut.) bu kitaptan sonra da , Norman Davies'in İmge Yayınları'ndan çıkan kitabı ''Avrupa Tarihi'' adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim.
285 syf.
·2 günde·2/10 puan
Steven Runciman'nın seyahat üzerine yazdığı, daha doğrusu yazmaya çalıştığı bu kitabı okumak tam anlamıyla işkence. Zar zor bitirdim. Hiçbir akıcılığı ve güzelliği yok.

Yazarın biyografisi

Adı:
Bahar Tırnakçı
Bahar Tırnakcı 1989 yılında sosyoloji lisans eğitimini tamamladı. 1999’dan bu yana kitap çevirmenliği yapıyor.

Yazar istatistikleri

  • 191 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 422 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.