Başak Çaka

Başak Çaka

Çevirmen
8.4/10
13 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
21
Gösterim
Adı:
Başak Çaka
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
48 syf.
·Beğendi·8/10
Yine hakkında yazması çok zor bir kitap. Kısacık bir hikaye aslında ama o kadar etkiledi ki beni okurken çığlık atmak istedim. Hikayeyi yaşayanın ağzından dinlememiz, deliliğin o sapsarı uçurumuna yavaş yavaş kaydığını hissederek okumamız bana gerçek dehşeti yaşattı. İnsan zihninin ne kadar kırılgan olduğunu ve insanın asıl sevdikleri tarafından yok edilebileceğini bir kez daha gördüm. Bizi eşsiz yapan duygularımız, bize her şeye dayanma gücü veren duygular, aynı zamanda bizi felakete götüren. Yılların yaşanmışlığı, biriktirilen anılar, yürekteki sevgi, aile, dostlar; her şey bir anda bir duvar kağıdının desenlerinde yok olabilir, işte bu kadar kırılgan aslında ruhumuz, karanlığa karışmaya meyilli. Kitabın okuduğum versiyonunda şahane çizimler var, o kadar şahane ki olayların etkisini on kat artırıyor belki bu yüzden bu kadar etkilendim hikayeden. En sevdiğim renk sarıdır benim ama kahramanımızın dediği gibi “Böyle bir sarı yok! Şimdiye dek gördüğüm tüm sarı şeyleri düşünüyorum ama düğün çiçeği gibi güzellerden ziyade eprimiş, kokuşmuş sarılıktaki çirkin olanları.” Çeviri de çok iyi bu arada değinmeden geçemeyeceğim, şahane ve dehşet bir kitap olmuş emeği geçenlerin emeğine sağlık
48 syf.
·1 günde·9/10
Sarı Duvar Kâğıdı
Charlotte Perkins Gilman

Deli Dolu Yayınevi'nin çıkardığı karton kapaklı ve resimli, 46 sayfalı baskısından okudum kitabı. Daha sonra 115 sayfalı başka bir baskısını da okumayı düşünüyorum.

Amerikalı ünlü feminist yazarın daha önce de Kadınlar Ülkesi adlı ütopik kitabını okumuştum. C. Perkins Gilman, ABD'nin ilk feminist yazarlarından ve bu iki kitabı da çok ünlü.

Bu uzun öykü diyebileceğimiz kitap 1892' de yazılmış ve yazarın kendi öyküsü de diyebileceğimiz bir konuyu anlatıyor. Şimdi rahatlıkla doğum sonrası depresyonu diye adlandırılan bir rahatsızlığı olan ve yazmayı seven bir kadının öyküsü. Eşi ve kardeşi doktor olan genç bir kadın bu. Bebeği var. Fakat kadın depresyonda. Kocası onu seviyor, onunla ilgileniyor gibi görünüyor ama kadının yazarak kendini ifade etmesine izin vermiyor. Kasvetli bir evde istemediği bir odada üç ay geçiren kadın sonunda hastalığının daha da ilerlemesiyle deliriyor.

Bu hastalığın hiç anlaşılmaması, kocasının maddeciliği ve duyarsızlığı, ilgi ve özen gibi gösterilen baskıcılığı kitabı okurken özellikle bir kadın olarak onu anlayabildiğim halde kocasının bir doktor olmasına rağmen zerre kadar kadın ruhundan ve ruhsal sıkıntılardan anlamaması sinir bozucu. Toplumsal olarak kadının ciddiye alınmaması sinirleri yıpratan bir haksızlık.
48 syf.
·1 günde
Aslında Otonom Yayınları'ndan sipariş etmek istediğim ancak kitapçımın Deli Dolu Yayınları'ndan getirdiği bu kitaptan kitabın iletmek istediği mesajları alamadım desem, yeridir. Çünkü Otonom'dan çıkan tam metin 115, Deli Dolu'dan çıkan ise 48 sayfa, ayrıca çizimlerle desteklenmiş kitap çizgi roman kategorisinde yer alıyor.

Tabii ki az ve öz olanda da iletilmek istenen mesajlara hakim olunabilir. Ancak ben ayrıntılara önem verdiğim için tam metin hali olsa daha iyidir diye düşünüyorum.

Tam metin halini temin edeceğim bu kitap, birinci dalga feminizm akımının temsilcilerinden Charlotte Perkins Gilman'ın kalemine ait. On dokuzuncu yüzyılın en önemli kitapları arasında yer almakla birlikte içinde barındırdığı konu 'kadın' temasından doğar.

Dinlenmeye ihtiyacı olduğu düşünülerek yazlık malikaneye götürülen kadın, doğum sonrasında sinir buhranları geçirir. Ve bu süreçte yaşadıklarını, kadının gizlice(!) aldığı notlar üzerinden takip ediyoruz. Duvarla olan monologları ürperticiydi diyebilirim. Eğer ki tam metnini okusaydım daha fazla etki altında kalırdım.

Feminist edebiyatın en önemli yapı taşı olduğunu da dile getirerek yorumumu sonlandırırken asıl yorumumun tam metni okuduktan sonra geleceğini belirtmek isterim.

Küçük bir tavsiye; yayınevi, sayfa sayısı ve açıklama kısmını kontrol ederek temin edin. Kitapçımın yaptığı yanlışı siz de yapmayın efendim.

[Kaynak: https://www.instagram.com/...igshid=92kdxzddw8g7]
48 syf.
·Puan vermedi
İsmi olmayan başkarakter hanım bunalım geçiriyor ve temiz hava alıp içinde bulunduğu buhrandan çıkması için kocası John ona büyük, güzel bir yazlık tutuyor. Bir süre burada yaşamaya başlayan çiftin bir de bebekleri var ama başkarakter bebekten çok uzak. Öyle ki hem eş hem anne olmaya yabancılaşmış ve çoğu zaman ya sanrılar görüyor ya da uyuyor. Kitaba ismini veren sarı duvar kâğıdına her geçen gün yeni anlamlar yüklüyor, öyle ki kitabın sonuna doğru kâğıdın altından sürünerek çıkan bir kadının varlığını bir kadının varlığını fark ediyor.

Ve son sayfada da adeta o kadın gibi sürünerek ve duvar kâğıdını parçalayarak iyileşmeye çalışıyor. Oysaki deliriyor.

Uygar Özdemir

İncelemenin tamamı için: https://kayiprihtim.com/...otte-perkins-gilman/