Beatrice Lenoir

Beatrice Lenoir

Yazar
9.0/10
3 Kişi
·
4
Okunma
·
0
Beğeni
·
64
Gösterim
Adı:
Beatrice Lenoir
Unvan:
Yazar
Fontenay, Saint-Cloud Yüksek Öğretmen Okulu mezunu, felsefe doçenti.
"Doğa hiçbir şeyi kusurlu yaratmaz. Güzel ya da çirkin olsun tüm biçimlerin bir varoluş nedeni vardır; ve varolan tüm varlıklar arasında, olması gerektiği gibi olmayan tek bir varlık yoktur.”
Hem resim, hem heykel yapan Leonardo da Vinci'nin, bu iki sanatı birbirinin karşısına koyup, ağırlığı resme verirken yaptığı budur: "Resim ile heykel arasında bunlardan başka şu farkları da buluyorum: heykelci, yapıtlarını ressamın harcadığından daha büyük bir çaba ile gerçekleştirir; ressam da kendi yapıtlarını ortaya koyarken daha büyük bir entelektüel çaba harcar.”
Doğal ya da sanatsal olsun güzellik böylelikle, dünya ile aramızda varolan ve kullanma ya da bilmeyle sınırlı kalan belirli tarzda bir ilişkiden bizi özgür kılar. Heidegger bu akıl yürütmeyi "Sanat Yapıtının Kökeni"nde bazı yanlarıyla geliştirip sürdürürken sanatın doğa üzerindeki özgüllüğünün altını önemle çizer, çünkü sanat, nesnelerin gerçekte ne olduklarını gözler önüne sermekle kalmayıp, dünyayı bütünler. Heidegger bu denemesinde, nesneyi genel olarak neyin belirlediğini anlamak için, her gün kullanılan bir nesnenin (bir çift ayakkabı) incelenmesini ve onu temsil eden yapıtla (Van Gogh'un bir tablosu) karşılaştırılmasını önerir. Oysa bu ayakkabıların basit bir betimlemesi de, yapım sürecinin gözlenmesi de, kullanılış biçimleri de bu ayakkabıların nesne olarak kavranmasını sağlamaz Hiçbir Yere Varmayan Yollar.
Doğa, ortaya koyduğu yaratığın yaşaması ve varlığını sürdürmesi, varlığını koruması ve üremesi yönünde davranır; bunu yaparken de onun güzel ya da çirkin görünmesi gibi bir kaygı taşımaz.
"Bizi oluşturan, yetkinlestiren şeyin ortaya konan yapıtın görünüşleri ya da dünya üzerindeki etkileri değil, bizim o yapıtı ortaya koyuş biçimimiz olduğunu düşünüyordum.”
Dünyadaki tüm insanlar güzel sesleri dinlemekten zevk duyar ama bu zevk onlara aşina olan farklı ezgisel tonları içermezse hiç de hoş değildir, onlara hiçbir zaman tat vermez. Bizim zevkimize seslenen en güzel şarkılar, o seslere hiç alışık olmayan kulaklarda sıradan bir etki yapar; sözlugunu elimizin altında bulundurmamız gereken bir dildir bu.
“Nedenleri ve sonuçları kesin olarak bilseydik, varlıkları çok daha kolaylıkla, oldukları gibi canlandırabiliriz. Öykünmenin kusursuz olduğu ve nedenlerle benzerlik gösterdiği ölcüde doyuma ulaşırdık."
"(Diderot'nun) inançlarının temel kuramsal özdeyişler olarak çağımız insanlarının sahip olduğu düşüncelerle dolu olduğunun ve bunların uçarı bir uygulama olarak hoş karşılandığının farkına vardığımda, öfkemin doğru olduğu kanisina varıyorum. Rahmetli Diderot ile ve onun bir bakıma eskimiş yazısıyla bir alıp veremediğim yok, buna karşılık onun teşvikçilerinden biri oldugu o devrimin sürüp gitmesini engelleyenlere karşıyım.Onlar bu devrimi özengenlik ve şarlatanlık yolunda, sanat ile doğa arasında ayak direterek engelliyorlar; öte yandan, derinlemesine bir doğa bilgisine olduğu gibi, köklü bir sanat etkinliğine dayanmaktan da yoksun kişiler."
Yaratıcı ile yarattığı şey arasında, onun yabancılaşmasından başka, hiçbir bağ kalmamaktadır. Baudelaire bu kopuşu şöyle anlatır: "Çalışmaya başlar başlamaz, gizemli ve parlak modelime çok uzak durduğumu fark ettiğim bir yana, farklı bir şeyler yaptığımı da sezinledim, ki bu durum benden başka herkese gurur verirdi ama yapmayı tasarladığı şeyi doğru yapmayı en büyük onur kabul eden bir şairi ancak derinden yaralayabilirdi" (Paris Sıkıntısı, giriş bölümü).
İnsanın bir sanat yapıtının önünde durduğunda, o yapıtın nasıl ortaya konduğunu anlamasına olanak yoktur. Zaten haklı ya da haksız olarak duyduğumuz hayranlığın nedenlerinden biri, Nietzsche'nin de yazdığı gibi, sanat yapıtının tüm başka ürünler gibi, ağır ağır ve zorluklarla edinilmiş bir mesleğin sonucu olmasıdır: "Bitmiş ve kusursuz olan her şey hayranlık uyandırır, yapılmakta olan her şey de küçümsenir. Oysa bir sanat yapıtına baktığında kimse onun nasıl yapıldığını göremez; bu, sanat yapıtının avantajıdır, çünkü nerede olursa olsun onun oluşmasına tanık olunduğun da, araya belli bir soğukluk girer. Ifadesini bulmuş bir sanat, her türlü gelecek düşüncesini dışlar; kendini güncel yetkinlik olarak zorbaca dayatır.”
222 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Sanatın büyük düşünürler tarafından sekillenmesini anlatan bir kitap dusunurler hakkında bilgi sahibi ve sanatın oluşumu ve sorgusunda yol gösterici olan bir kitap

Yazarın biyografisi

Adı:
Beatrice Lenoir
Unvan:
Yazar
Fontenay, Saint-Cloud Yüksek Öğretmen Okulu mezunu, felsefe doçenti.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur okudu.
  • 7 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.