Burak Kara

Burak Kara

Çevirmen
8.1/10
54 Kişi
·
75
Okunma
·
0
Beğeni
·
14
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
440 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bitirdiğim an sıcağı sıcağına yazmadığıma pişman olduğum bir yazı bu. Son dönemlerde fazlasıyla yoğun olduğum için yazdıklarımın ifade gücünün ne kadar kuvvetli olacağından da emin değilim. O yüzden şimdiden kusuruma bakmayın.

Dönüş'ün incelemesini sıcağı sıcağına yapmamam bana kitabı unutturmadı elbette, fakat kitap o kadar detaylıydı ki, her birini hatırlamak emin olun elde değil. O yüzden okurken de ayrıntıları hatırlamaya uğraşmak yerine anın büyüsüne kapılmak en iyisi. En azından ben bunu yapabildiğimi düşünüyorum.

Bilim kurgu geleceğe dair kaygı taşır. İlk ve en önemli örneklerde bunları görebiliriz. En önemlilerinden bahsetmek gerekirse; Cesur Yeni Dünya, 1984 ve Fahrenheit 451... Bunlar kesinlikle büyük yazarları geleceğe dair olan kaygılarının somutlaş kanıtıdır. Dönüş ise biraz daha farklı bir yönden gidiyor. Aslında bir nevi teori üzerine kurulu. Bu teoriyi açıklamayı ne kadar istesem de kitabın ilerleyen kısımlarında kendini tam anlamıyla belli ettiği için elim kolum bağlı. Sadece şunu söyleyebilirim; Dönüş bizi dehşete düşürmeyi bilimsel gerçekleri kullanarak en doğru yoldan başarıyor.

Modern bilim kurguların eskilerin gölgesinde kaldığını çoğu okur fark etmiştir. Örnek vermek gerekirse; büyük beklentilerle Warcross'u okuyup ortalama bir olay örgüsü ile karşılaşmıştım. Elbette bu demek değildir ki tüm modern bilim kurgular düşüşte. Dönüş'ün ne kadar başarılı bir roman olduğundan zaten bahsettim, bu yüzden onu geçerek bir de hafızamızı tazelemek için Illuminae'ye bakalım diyorum. Tamamen farklı bir anlatım biçimi belirleyen, alıştığımız tüm kuralları yıkan bir ederdi Illuminae ve bunu oldukça başarılı bir biçimde yapmıştı. Bu eserlerin ışığında, modern bilim kurgudan ümit kesilmemesi gerektiğini söyleyebilirim.

Dönüş, üçleme olarak geliyor. Geliyor diyorum çünkü serinin diğer iki kitabı daha çevrilmedi. İlk kitap İthaki'nin elinden çıktığı için diğerlerinin de aynı yolu izleyeceğini düşünüyorum. Umarım bu yol kısa sürede tamamlanır, çünkü Wilson bizlere kulak vermemiz gereken muazzam bir hikaye anlatıyor. Devamı için sabırsızlanıyoruz.
440 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Kitap, Robert Charles Wilson'ın, Dönüş Üçlemesi Serisi'nin ilk kitabı. Hikaye, üç ana karakterimiz Tyler Dupree, Diane Lawton ve Jason Lawton'ın çocukluk döneminde bir gece vakti yıldızların ve ayın ortadan kaybolmasına şahit olmalarıyla başlıyor ve bu olayın arkasındaki nedenler, insanoğlunun aciz kaldığı durumlar karşısında neler yapabileceği konusu yazarın parlak fikirleriyle işleniyor.
Genel hatlarıyla beğendim, ama benim için kitabın en olumsuz yönü yazarın çok önemli olaylardaki duygu yoğunluğunu yaşatamaması buna bir kaç örnek verebilirim

-- Bundan sonrası spoiler içerir --

Kitap çok iyi başlıyor (hatta ilk 20 sayfada kesin sinemaya uyarlanır diyorum içimden) yıldızlar ve ay bir anda ortadan kayboluyor gerçek hayatta böyle bir şey olsa dünyada yer yerinden oynar ama yazar bu duruma insanların tepkisini okuyucuya yeterince yansıtmadan ileriki yıllara atlıyor.

İkinci olay, dünyayı saran kabuk dışında yüz milyonlarca yıl geçerken Marsı yaşanılabilir bir dünya haline getirmek için harika bir fırsat yakalanmış (Buda çok güzel bir fikir) ve bu büyük uğraşlar sonunda başarılıyor ve sonra (önceden bunu tahmin etmiştim:) ) Marsın etrafında da bir kabuk oluşuyor. İlk örnekte olduğu gibi bu durumunda insanlar üzerinde yaratması gereken etki okuyucuya yansıtılamıyor.

Son olarak da Marslı insanın dünyaya gelişi sonrasında Garnd Kanyon'u gezdikten sonra gece teröristleri tarafından öldürülmesi. Bu önemli olayın öncesiyle, sonrasıyla sıradan bir olaymış gibi geçilmesi.

Öte yandan;
DNA tamiratıyla insan ömrünün uzatılması,
Kabuk sayesinde korunan dünyanın dışında zamanın ışık hızıyla akması,
Kitabın sonlarına doğru ortaya çıkan (Her ne kadar bende çok sevdiğim Stargate izlenimi yaratsa da) geçit fikri,
Konunun gideceği yön adına merak uyandırıcı ve umut vadedici.

--Spoiler bitti :)

Özetle kitapla ilgili şunu söyleyebilirim, konu güzel, orjinal fikirler var konunun işlenişi de kötü değil ama özellikle bazı olaylar daha doyurucu işlenebilirdi. Her şeye rağmen spoiler bölümünde bahsettiğim, konunun gideceği yön adına, merak uyandırıcı ve umut vadedici nedenlerden dolayı devam kitaplarını da alıp okuyacağım.
440 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Büyük ev diye tabir edilen mekandan Mars'ın hatta evrenin derinliklerine kadar yol alan bir serüven var karşımızda. Bu serüven güzel miydi? Genel anlamıyla, evet. İlk olarak yaşamın en temel yasasıyla bağdaştırıcıydı. Her şey doğar, yaşar ve ölür. Gezegenler ve yıldızlar. Bilimsel çalışmalarla şunu biliyoruz ki Güneş bir gün devasa büyüklüğüne ulaştığında yani yaşlandığında sona geleceğiz. Hidrojen yakan bir devasa kütle. Kitap ise tam buradan yürüyor. Güneş büyüyor, büyüyor ve dünyaya o kadar radyoaktif bırakıyor ki. Güneşin hüküm sürdüğü alanda sinyalleri yok edecek bir enerji açığa çıkarıyor. Wilson'un yarattığı dünyada ise bizi koruyan Varsayımsallar'ın oluşturdugu zar var. Bu zar kenara çekildiğinde veya tamamen yok olduğunda ise dünya sonuna yaklaşıyor. Bu olayın bilimsel noktası. Bir de sosyolojik ve psikolojik boyutu var. İntiharlar, iş bırakmalar, otoban soygunları, cinayetler vs. dünya sonuna yaklaştıkça insanların da ruhen sona yaklaştığını gösteriyor. Neyse ki evrende yalnız değiliz! Başka evrenlerde, gezegenlerde, yıldızlarda yaşam var. Belki de tüm bu senaryo bir gün olduğunda bize yardıma gelenlerde onlar olacaktır.

Bir de es geçmeyeceğim Jason var. Bilmek, keşfetmek için kendini ölüme yollayan adam. Oluşan zar hakkında her şeyi bilmek , geleceğe bilgi bırakma uğruna kendinden vazgeçen adam. Destansı bir ölüme gidiş, kabulleniş ve ona meydan okuyuş. Kitapta da yazıldığı gibi ölme sanatı, yaşama sanatıdır.
440 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Dönüş bitti fakat şu an kitap hakkındaki hislerimi sadece ünlemlerle anlatabiliyorum...
Kısaca bayıldım!
Kafamı bir toplayayım ayrıntılı yorumu da gelecek!

Düzeltme: Yorum geldi... https://yaprakonur.wordpress.com/...bert-charles-wilson/
440 syf.
·Beğendi·9/10
Dönüş bir bilimkurgu üçlemesinin ilk kitabı. Eksen ve Girdap olarak da devam edecek. Söylenecek inanın çok şey var. Adam muazzam yazmış yahu. Onlar nasıl ayrıntılar, nasıl bir hayal gücü inanılır gibi değil. Bayıldım. Kitap, ebat olarak normal kitaplardan hem uzun hem geniş hem de yazı karakteri küçük. Üstelik 436 sayfa. Ama su gibi aktı. Kitaptan en sevdiğim yemekten aldığım tadı aldım resmen. Kalan kitaplarını heyecanla bekliyorum. Bilimkurgu seven biriyseniz ne olur alın ve okuyun. Bir puanı Diane isimli karakterin uyuzluklarına kestim, siz kesmeye de bilirsiniz :) Lütfen, okuyun. İthaki Allah' ına kurban :)
440 syf.
·15 günde·9/10
Hayal gücünü zorlayan sürekli merak uyandıran bir kitap.İlk kitap çok daha büyük bir şeylerin girişi niteliğindeydi bana göre. Birçok bilim kurgu eserinden alıntılarda vardı elbette,yinede yeterince farklı şekilde ortaya koyabilmiş.Kesinlikle okunmalı.Yazarın okuduğum ilk kitabı.Diğer kitaplarını da okuyacağım.
440 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Okurken bütün samanyolu galaksisi , ucsuz bucaksiz evren, milyarlarca yıldız tozu cigerinize doluyor. Sonra da kafanizin etrafinda Satürn'un su bilindik efsanevi kusakları dönüyor. Kafamda Satürn kusaklariyla, kitabi okudugum icin acayip mutluyum. Jason Lawton, Tyler Dupree ve Diane Lawton ile tanismak harikaydi. Deniz, kum, gunes tadi çıkarmadığım yaz tatillerimde tanıştığım en harika arkadaslardan.
440 syf.
·16 günde·8/10
1- Tek kelime ile beğendim, çok kelime ile beğendim ama bir kaç söyleyeceğim var.

2- Yaratılan dünya, oluşturulan hastalıklar, yansıtılan atmosfer.. Oldukça iyiydi. Cidden yazarı tebrik ediyorum. Özellikle tebrik etmek istediğim konu ise kişilikler ve toplumdu. Bence çok gerçekçi ve ilginç bir toplum yaratılmıştı. İnsan ırkının sonun geldiğinden nerdeyse emin olan insan topluluğunun kitaptaki ile tıpa tıp aynı şeyleri yapacağını düşünüyorum.

3- Baş karakterin çok sönük kaldığını düşünüyorum. Duygusal anlamda tabi ama bu hoşuma gitti çünkü yansıtılmak isteneni yansıttığını düşünüyorum.

4- Benim için tek sıkıntısı sanırım yavaş okunmasıydı. Merak uyandırsa da çok hızlı okuyamadım. Hem kitabın ebatı çok büyüktü hem de olaylar ve anlam veremediğim bir şey hızlı okumama olanak vermedi. Olumsuz yanı bu olabilirdi.

5- Kitaptaki diğer sıkıntı ise zaman sıkıntısıydı. Asla olayların kaç yıl ara ile olduğunu algılayamıyordunuz. Bir sayfa önce karakterler beraberken diğer sayfa birden ayrılıyorlardı ve karakter "20 yıldır görüşmüyoruz" diyordu. Karakterlerin ömrü sanırım 120 yıl ya da 15 yaşında mesleki hayata atılıp evlendiler. Zamanı hala kavrayabildiğim söylenemez.

6- Bazı yerlerde monologlar çok uzundu ve gerçek hayatta 2 cümle ile anlatılacak şeyi kitap da 10 cümle ile anlatmak biraz garip geldi. Monologları atladığım oldu.

7- Her şeye rağmen çok beğendim. Yani bunca eleştirim sadece basit dil ile ilgili şeylerdi. Yoksa kitap gayet güzel, konu merak uyandırıcıydı ama açık olmam gerekirse ikinci kitabı merak etmiyorum ve ikinci kitapta ne anlatabileceğini de kestiremiyorum. Umarım yazar yazmak için yazmamıştır.

8- Aşık olduğum karakter bir robot. Tabi biyolojik olarak insan olsa da tek düşündüğü şey BİLİM ve bu beni nasıl etkilemiş olabilir bilmiyorum. Jason sana düşmekten kendimi alamıyorum. Keşke biraz olsun ikili ilişkilere ilgin olsaydı :')

9- Kısacası okuyun!
440 syf.
·Beğendi·9/10
Peki ya hayatınızda asla yok olamayacağını düşündüğünüz hayatınızı ona bağladığınız bir nesnenin yok olduğunu düşünebilir misiniz? Belkide düşünemezsiniz bu kitap size yardımcı olabilir bi yokluğa düştüğünüzde ne olur ki size ?
440 syf.
·10/10
Kitapta gelecek ve geçmişin sırasına ayak uydurmak başta zor ama alışınca eğlenceli.
Uzay ve teknoloji hakkında kafanızı karıştırabilecek, bilim kurgu sevenlerin okuması gereken bir kitap.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 75 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 132 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.