Candan Selman

Candan Selman

YazarÇevirmen
8.0/10
29 Kişi
·
63
Okunma
·
0
Beğeni
·
390
Gösterim
Adı:
Candan Selman
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1974
1974 yılında İstanbul’da doğdu. 2001 yılında Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli liselerde İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra 2006 yılında çevirmenliğe başladı. Çağdaş Amerikan ve İngiliz yazarlardan romanların yanı sıra Halil Cibran ve Henry David Thoreau’nun eserlerini dilimize kazandırdı. Sinema yazıları, öykü ve şiirleri çeşitli sanat dergilerinde yayınlandı. Dergilerde şiir editörlüğü yaptı. 2012 yılında “Goglis Ne Demek?” öykü dosyasıyla Orhan Kemal Öykü Yarışması’ndan ödül aldı. Kadın Yazarlardan Kadın Öyküleri, Hayatımın Bütün Kadınları, Kadın Masalları, Genel Hayat Öyküleri, Kadın Yazarlardan Savaş Öyküleri, En Güzel Aşk Öyküleri kitaplarında öyküleri Kara Şiir Antolojisi’nde (Haz. Altay Öktem-Halil Gökhan) şiiri yer aldı.

Eserleri:
Güldür Be Kız... Canım Acıyor (2006), anı-biyografi
Goglis Ne Demek? (2013), öykü
Duran Ufo (2013), öykü
Halil Cibran Neden Evine Gidemedi? (2013), derleme
Karaktersiz (2014), roman
Direniş CHE (2014), derleme
Sen Sarıldın Kış Bitti (2016), şiir
"Kaçak Gelin filmini bilir misin? Julia Roberts ve Richard Gere'in?
"Yok, sanırım izlemedim."
"Julia yumurtayı nasıl sevdiğini bilmez. Aşka dair yaşadığı bütün sorun buradan kaynaklanır. Sevgilileri yumurtayı nasıl seviyorsa, o da onlar uyum sağlar. Bir ilişkide sürekli yağda kızarmış yumurta yerken, diğerinde haşlanmış yer mesela. Çünkü kim olduğunu bilmiyordur. Birlikte olduğu adamın hayatını yaşıyordur. BUnu ben de bilmiyorum galiba."
Derin arkasına yaslandı. Şarabından bir yudum aldı.
"Sen yumurtayı nasıl seversin Vildan?"
"Ben yumurta sevmem."
Candan Selman
Sayfa 44 - V.Kadeh
" Mutluluk" ve “Mutfak" kelimelerinin ilk hecesinîn aynı olması bir tesadüf olamazdı. Sofra demek, aş demek hayata bağlı kalmayı sürdürmek demekti. Pişen bir yemek, her şey yolunda demekti. Dumanı tüten bir çaydanlık, ocakta ısınan bir tencere, fırında kabaran bir kek ve kızaran ekmekler. Buğulanan pencereler, etrafa yayılan kokular ve masaya buyur edilen insanlar. Kahvaltının mutlulukla olan ilişkisinden çok daha fazlası mutfakta vardı.
Candan Selman
Sayfa 18 - I. Kadeh
Yani ben hep aşığım sanıyordum. Ama hiç böyle olmamıştı. Kendimi havalanmış bir poşet gibi hissediyorum. Rüzgarın boyunduruğu altında bir o yana bir bu yana savruluyorum. İçim bir hava doluyor havalara uçuyorum, bir boşalıyor yerde sürünüyorum. Kendi ağırlığım yok, varlığıyla doluyum, yokluğuyla boş.
Candan Selman
Sayfa 27 - I.Şişe II.Kadeh
"Evet, bir de tuvalete gideyim. Geldiğimden beri gitmedim. Yusuf Atılgan, Aylak Adam kitabında okuduğu bir romandaki karakter için, " Hiç miçişi gelmedi? İnanılacak şey değil." der. Biz de seninle birer roman karakteri olsaydık burada bütün gece şarapları içip öylece oturamazdık. Arada tuvalete gitmemiz gerek"
Candan Selman
Sayfa 62 - 7. Kadeh
172 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Şimdi ben bu kitabı niye okudum, ya da adı Nöbet Çiçeği olan bir kitap okunur mu gibi soruları önemsemeyerek öncelikle kitabın konusuna odaklanmak istiyorum.

3 şişe ve 15 kadeh şaraptan oluşan bir kitap Nöbet Çiçeği. İki kadın kahramanımız Vildan ve Derin her bölümde bir kadeh şarapla kitabı bitirtiyorlar bize. Evet iki kadın var kitapta, farklı yaşlarda farklı yerlerden, Lodos'un birbirine bağladığı iki kadın. Ortak özellikleri ikisinin de bir parça kaybetmiş olması. Baştan sona bir kadın kitabı Nöbet Çiçeği, bir kadın kitabı olmasına rağmen bana da kendini okutabilen bir kitap aynı zamanda.

Kim var başka kitapta, Nüvit Alkan var, 40 yaşında şiirin bile kendisini kurtaramadığını söyleyerek intihar eden ünlü bir şair (Nilgün Marmara'yı hatırlattı değil mi?) Arkasından 4 ayrı şairi sürüklemiş Nüvit Alkan. Hepsi 40'ıncı yaş günlerinde aynı mesajla intihar etmiş. Sonra Serhat Savaş var, garip bir adam kitabın sonunda bile tam olarak anlaşılamayan. Sonra Heybeliada var. Edebiyat var her açıdan, şiirleri var Nüvit Alkan'ın (Candan Selman'ın kaleminden), Müzik var bir filmin soundtrack'ı gibi, filmler var, resimler var, hayat var. Çok şey var yani.

Bir kadın tarafından yazılan, iki kadını anlatan bir kadın kitabını neden beğendim peki be?. Öncelikle kitabı okuma sebebime geleyim. Yazarı tanıyorum, kitabın yazım sürecinden haberdarım, hatta içinde bana ait bir şey bile var. Yeterli mi:) Tabi ki bu kitabı övüp promosyon bir kitap kazanmak için bir fırsat olabilirdi:) Ama çıktığından beri okumamıştım bu kitabı, internetten parasını verip aldım yani. Candan Selman'ın bir önceki kitabı Karaktersiz 'i okuduğumda beğenmediğim bazı yerleri söylemiştim kendisine. O kitabın kurgusu da güzeldi ama biraz erken bitmişti sanki.

Ama açıkça söylemek gerekirse, bir günde bitirdiğim bu kitabı beklemediğim kadar beğendim. Nöbet Çiçeği ismine bile kıl olmuştum en başında, bitirince o bile batmadı mesela. Kurgu için oldukça uğraşmış yazar, anlaşılıyor, açık bir kapı bırakmıyor bize. "Ya bu böyle olmamış" diyebileceğiniz bir yer yok. Yazarın-ki kimse tanımıyor anladığım kadarıyla okunma sayısına bakarsak sitede- dili çok güzel. Sıkılmıyorsunuz içtiğiniz kadehten, yakmıyor boğazınızı. Tatlı tatlı akıyor hikaye içinize doğru, ara sıra güzel şiirler var Nüvit Alkan'dan. Kendisini göstermeyi seviyor Candan Selman , bazen zekice girdiler yapıyor romana, ama bir ukalalık olarak değerlendirmiyorsunuz bunları – ya da ben değerlendirmedim:) - kıvamında çünkü her şey, abartmıyor hiç bir şeyi.

Basit bir hikaye aslında, iki kadın bir adada bir evde mahsur kalıp birbirlerini tanıyorlar sonuçta, ne bekleyebilirsiniz ki. Korku, gerilim? Romanın içinde Candan Selman iki ayrı sondan bile bahsediyor kitapla ilgili beklentilerinizi arttıran, ama hayal kırıklığına uğramıyorsunuz ne olursa olsun romanın bitiminde de.

Neyse ismi bilinmeyen bir yazarın altıncı kitabı, ikinci romanı olan Nöbet Çiçeği isimli bir roman okunur mu hususuna gelelim şimdi. Okunur efendim,yazarı tanımasanız bile benim gibi, kadın romanlarından (nasıl oluyorsa) haz etmiyorsanız bile okunur. Sonuçta denemeden hiç bir şey kazanamazsınız.

Kitapta bolca geçen bir şarkıyla bitireyim bari incelemeyi. Hayat sevince güzel sonuçta:)

https://www.youtube.com/watch?v=gRjsXfD6ivo
400 syf.
·10/10 puan
Olay kurgusu kafa karistirici olan kitaplara bayiliyorum. Hem kafa karistirici hem zihin yoran bir kitap . OkUmak isteyen varsa biran once baslasin. On Ucuncu hikayeyi Okumamak buyuk bir Kayip.
400 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10 puan
Klasik, duygusal, esrarengiz bir öykü. Kenara çekilmiş ünlü kadın yazar Vida Winter ve yaşam öyküsünü yazmasını istediği genç bir kadın, Margareth.
Vidanın gizemi ‘Değişim ve Umutsuzluk Öyküleri Üzerine On Üç Hikâye’ adlı ilk kitabının başlığında gizli. Kitapta on üç hikâye yerine sadece on iki tane var. On üçüncü hikâyenin gizemi okuyacağınız kitabın asıl konudur. Vida & Margaret’in geçmişlerine yaptıkları yolculuktur.
135 syf.
·3 günde·4/10 puan
Babaannesi ölen, annesi ve babası sürekli kavga eden, engelli bir ikiz kardeşi ve Ucuz adında bir kedisi olan Küçük Martin'in hayatının küçük bir kısmını okuyoruz. Sesi güzel olduğu için kilise korosunda ilahi söylüyor ve burada başına bir olay geliyor. Ben pek beğenmedim açıkçası, rahatsız edici bölümler vardı. Tavsiye etmem.
400 syf.
·Puan vermedi
Çok aşırı okuyan birisi değilim ama hep elimde yani okuduğum kitap olur.Yani bir kitabı bitirince bir kitaba daha başlarım.On Üçüncü Hikaye kitabını beğendim.Marjinal hayatları anlatsa da sıradan hayatları olanların da ortak noktalar bulabileceği bir kitap.Doğum ve hayatı , ikiz kardeş ,aile konuları anlatılmış.Tavsiye ederim.Dili sade ve akıcı, anlatımı iyi.Okuyucuyu çeken ilginç ve beklenmedik olaylar var.Bir yönüyle dram bir yönüyle sıradan hayatların gizli dramları.
400 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap başlangıçta biraz tekdüzeydi, olay akışı klasik bir şekilde devam edecek sanmıştım ama beni neredeyse her bölümde şaşırttı. Ayrıca olay örgüsünün arasına serpiştirilmiş olan betimlemeler harikaydı. Heyecanlı ve klasiğin dışında bir kitap okumak isteyenler bu kitaba kesinlikle göz atmalı.
400 syf.
Bugüne kadar okuduğum en iyi kitaptı diyebilirim.
Çok sarsıcı, etkileyici ve sürekli merak uyandırıyor.
Kitap bitti fakat ben de bittim.Hah şimdi çözdüm diyorsunuz, taşlar yerine oturdu diyorsunuz ama aslında hiçbir şey bilmediğinizi fark ediyorsunuz sayfalar ilerledikçe.
96 syf.
·32 günde·Beğendi·6/10 puan
Kitap tantımında kitabın asıl konusu bahsedilmiyor, içerikte çocuk istismarı konusunda bir hikaye var, bilmiyorum belli ki amaç çocukları biliçlendirmek ama beni rahatsız etti okurken, eğitimbilimciler daha iyi bilir ama kitabı yeğenlerime vermekten vazgeçtim.
400 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10 puan
Her ne kadar ilk önce filmini izlemiş olsam bile, insanı çok farklı dünyalara sürüklüyor. Kitabın ortalarında, kitap artık sizin hayatınız gibi oluyor. Okumadan yapamıyorsunuz. Çok iyi bir dille yazılmış kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Candan Selman
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1974
1974 yılında İstanbul’da doğdu. 2001 yılında Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli liselerde İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra 2006 yılında çevirmenliğe başladı. Çağdaş Amerikan ve İngiliz yazarlardan romanların yanı sıra Halil Cibran ve Henry David Thoreau’nun eserlerini dilimize kazandırdı. Sinema yazıları, öykü ve şiirleri çeşitli sanat dergilerinde yayınlandı. Dergilerde şiir editörlüğü yaptı. 2012 yılında “Goglis Ne Demek?” öykü dosyasıyla Orhan Kemal Öykü Yarışması’ndan ödül aldı. Kadın Yazarlardan Kadın Öyküleri, Hayatımın Bütün Kadınları, Kadın Masalları, Genel Hayat Öyküleri, Kadın Yazarlardan Savaş Öyküleri, En Güzel Aşk Öyküleri kitaplarında öyküleri Kara Şiir Antolojisi’nde (Haz. Altay Öktem-Halil Gökhan) şiiri yer aldı.

Eserleri:
Güldür Be Kız... Canım Acıyor (2006), anı-biyografi
Goglis Ne Demek? (2013), öykü
Duran Ufo (2013), öykü
Halil Cibran Neden Evine Gidemedi? (2013), derleme
Karaktersiz (2014), roman
Direniş CHE (2014), derleme
Sen Sarıldın Kış Bitti (2016), şiir

Yazar istatistikleri

  • 63 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 38 okur okuyacak.