Carlos Batista

Carlos Batista

Yazar
8.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
4
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Genelde çevirmen, dili ameliyat etmek için kaynak metni uyuşturup uyutur.

Hamile bir çevirmen: “Her kadın çevirmen, erkek olan kaynak metinden aldığı tohumla melez bir çocuk dünyaya getirir. Bebek, babasına ne denli benzerse o kadar meşru kabul edilecektir.”

Don Juan bir çevirmen şöyle der: “Kuzey Amerika’da yaşayan bir Kızılderili halk olan Huronların dilinde, yemek yemek eylemi her yiyecek maddesine göre değişir. Acaba gönlünü fethettiğin her kişiye göre sevmek fiilinin değiştiği bir dil var mıdır?”

Racine’in yaşadığı XVII. Yüzyıldan Fransız İhtilaline kadar olan dönemin Fransızları gibi Romalılar da “çevirme” nin fethetme anlamına geldiğini düşünüyorlardı.

XVIII. yüzyılda yaşamış Alman yazar Jean Paul’e göre: “Fransızların koca olarak eşlerine sadakati çevirmenlerin sadakati kadardır.”

Aynı aşk dolu bir kucaklaşma gibi çevirinin de mekanik (sıkıcı) ve şiirsel (büyüleyici) yönleri vardır.

Deli bir çevirmen der ki: “Sözcüklere bu kadar yakından bakmanın sonucunda sözcükler benden daha çok uzaklaştılar.”

Çevirmen acemi bir şaire seslenir: “Edebiyat için delirenleri çeviri ya olgunlaştırır ya da eskisinden daha deli yapar.”

O zaman şair ona sorar: “Sadakat mümkün müdür?” O da: “En mükemmel biçimde sadık olmak, daha da fazla ihanet demektir “ der.

Şair bir soru daha sorar: “Peki, çevirmenin eseri nedir?” Çevirmen yanıtlar: “Seçim yapabilme yetisi.”

Özgün ifade ne kadar eksiksiz ve verimli ise; çevirmenin çekeceği sıkıntılar da o derece büyük olurlar.

Çeviride, güzellik ve işkence eş anlamlıdır.

Çeviriler, yabancı metinden her zaman daha uzun görünür. Gerçekte onları uzatan verdikleri sıkıntıdır.

Üç ayrı çevirmen tipi vardır: Sünger, süzgeç ve elek. Sünger her şeyi siler geçer; bu şekilde, her şeyi yeniden kurduğunu zanneder. Süzgeç, tortusu kalsın diye sıvıyı süzer. Elek ise; sağla samanı ayırır. Sen elek olmalısın.

Çeviri, sadakati yasaklayan bir evliliktir.

Sofist bir çevirmen: “mantıklı çevirmenler kaynağı kendi dilleriyle bağdaştırmaya çalışırlar (sav). Mantıksız çevirmenler ise; kendi dillerini ısrarla kaynak dille bağdaştırmaya çalışırlar (karşı sav). Böylelikle en iyi çeviriler akılsız olmayan çevirmenler tarafından yapılır (saçmalık).

Çevirmen olma hakkında şüphe duymayan çevirmen yoktur.

Simyacı bir çevirmen: “Çeviri, kaynak metnin en bir kopyasıdır ne de kaynağa dönüşüdür, onun taçlandırılmasıdır.”

Babil: Dillerin buluştuğu bir randevu evidir.

Ya Tanrı insanoğlunu kendi imgesinden harfiyen çevirirken karşıt-anlam oluşturduysa?

Nabokov şöyle derdi: “Uyakta allanır pullanır ya da ayaklanıp havalanır.” Tıpkı Goethe’nin kendi eseri Faust’u Nerval’in çevirisinden okumayı tercih etmesi gibi.

Şiirlerinin çevirilerini görmeyi arzulayan yabancı bir yazar, editörüne şöyle der: “Benime serime, bir başka benim eşlik etmemi sağlayın.”

Çevirmen kim bilir kaç kez sararıp soldu, kaç kez içini çekerek inleyip durdu, kaç kez kaynak eseri yastığının altına koyup sabah uyandığında arzu ettiği bağdaşımı bulmayı arzu etti?

Bir gazeteci sorar: “Bütün çevirmenlerin hayal ettikleri iltifat nedir acaba?” Çevirmen: “Çift dilli bir okurun, çeviriyi kaynak metne tercih etmesidir” diye yanıtlar.

Yapı ustası bir çevirmen: “Çeviri yapmak, evi yıkmadan temelleri yeniden yapmaktır.”

Traduttore traditore: Çevirmen haindir.

Başarısız bir çeviri, kaynak eserin tortusu, başarılı bir çeviri ise temelidir.

Çevirileri çevrilmeyi bekleyen kaynak eserlere acıyorum.

Bir çeviri neden bir sanat eseri olarak kaynaktan daha aşağı düzeyde kabul edilir? Çünkü biri yarı-gerçekliktir, diğeriyse bütün halinde bir yalandır…

Süha Demirel, 26 Mayıs 2013.

***

Kitabın Künyesi:

Kitabın Özgün Adı: “Bréviaire d’un traducteur”, Arléa, 2003
Kitabın Türkçe Adı: Çevirmenin Başucu Kitabı
Yazar: Carlos Batista
Türkçesi: Füsun Ataseven
Yayınevi: Diye Yayınları, Birinci Baskı, 2013