Taha Abdurrahman, modernliğin Müslüman zihin ve benlik üzerindeki etkisini eleştirirken, seküler aklın evrensellik iddiası karşısında “emanet ahlakı”na dayanan bir ahlaki benlik modeli önerir. Ona göre, seküler düşünce bireyi Tanrı'yla olan bağından, yani varoluşsal sorumluluk alanından kopararak, onu işlevsel ve araçsal bir rasyonaliteye indirger.
Bu da Müslüman bireyin benlik tasavvurunda bir parçalanmaya yol açar: birey, bir yandan geleneksel değerlerle bağını sürdürmek isterken, öte yandan seküler dünyada anlam bulmaya çalışır. Bu arada ortaya çıkan kimlik, “ahlaki sorumluluktan yoksun, tüketici ve teknik bir benlik”tır.