Crystal Love

Crystal Love

Yazar
8.0/10
1 Kişi
·
3
Okunma
·
1
Beğeni
·
28
Gösterim
Meditasyon, içebakış ve dua tüm dinlerde olmakla beraber, mistisizm bir din değildir; çünkü onun hiyerarşisi, kuralları, düzenlemeleri ve kutsal metinleri yoktur. Mistisizmde ana karakter kendinizsinizdir. En yüksek duygularınızın içerisinde hem ibadet edilen, hem ibadet eden, hem ibadethane hem de cemaatsinizdir. Mistik yolculuk, gerçek doğası gereği, benliğe yapılan bir yolculuktur ve bu yolculuğa tamamen yalnız çıkılır.
Okyanuslardaki gelgitleri oluşturan ay, bizi su üzerindeki çekim gücü ile doğrudan etkiler. Bilim insanları geçtiğimiz yıllarda, ayın bir fincan çay üzerindeki çekim gücünü ölçtüler. Üçte ikisi sudan oluşan vücudumuz üzerindeki çekim gücü kim bilir ne kadar fazla? Bu durum ayın, dünyadaki sıvılar üzerindeki çekim gücünün en fazla olduğu ve suç ve doğum oranının en yüksek olduğu dolunay zamanlarındaki "delirme" eğilimini açıklamıyor mu?
Zekamız da, tıpkı fiziksel bedenimiz gibi, sadece başı, ortası ve sonu olan şeyleri kavrayabilir. Sonsuz ve daimi olan varoluş realitesini olasılığını kavramak hemen hemen olanaksızdır.
Madde ve ışık aynı elektromanyetik enerjilerdir ve dalga fenomeni olarak fark edilebilen güç alanları olarak tanımlanabilirler.
İşık hayatın kendisidir. O olmasaydı biz varolmazdık. Olduğumuz ve algıladığımız her şey, ışığın hareketinin doğrudan sonucudur.

Işığın hareketi, zaman ve mekanın doğası üzerine bize doğrudan bir fikir veriyor.

Albert Einstein'in İzafiyet Teorisi zaman-mekan fenomenini, ışığın göreli hızına ve gözlemcinin göreli göreli konumuna göre deneyimlediğimizi ispatlar. Einstein ayrıca, ışık hızına oranla ne kadar hızlıysak, zamanın o kadar yavaş aktığını keşfetti.

Bir anlığına ışık hızına ulaşabildiğimizi düşünelim. Işık hızına yaklaştıkça zamanın daha yavaş aktığını hatırlayacak olursak, varsayımsal olarak ışık hızına ulaştığımızda, zaman ve mekanın varlığı sona ererdi. Zaman ve mekanın ötesinde olur ve cismani evrenin içinde hiçbir yerde bulunmazdık.

Işığı anlamak görünen evreni anlamak gibidir. Ayrıca, ışığın fiziksel çağırışımları olduğu kadar, mistik çağırışımları da vardır.
Kitabı Mukaddes'te Işık konusu otuzdan fazla yerde işleniyor ve Milattan sonra 4. yüzyılda İznik Konsülünde İmparator Konstantin tarafından anlatılan Hristiyan öğretileri şu engin sözcükleri içeriyor: "Tüm Alemlerden önce. Tanrı Tanrıyla. Işık Işıkla."
Tanrı'nın ruhsal kavranışından söz etmeye geçmeden önce, varlığın araştırılması gereken bir yönü daha var; sesin doğası. Ses özünde, hava ya da su gibi aracı ortamlarda taşınan bir titreşimdir (ses boşlukta varolamaz) ve insan kulağıyla 20 ile 20,000 hertz (ses dalgalarının frekansı) arasında duyulur.

Yeni Ahit'e göre ses yaradılışın can damarıdır: Bize, "Başlangıçta Söz vardı, Söz deTanrıyla birlikteydi ve Söz Tanrı idi" (Yuhanna 1:1) dendi. Eski Hint edebiyatında Tanrı'nın cismani evreni meydana getirirken Aum (Om) dediği söylenir.

Sesin madde üzerinde nasıl bir etkisi var?
...
Yüce tinsel boyutların varolduğu fikrine, binlerce yıllık tinsel çalışmalar içerisinde çokça rastlasak da, süpersicim teorisinin keşfiyle birlikte, bu boyutların bundan böyle dini fanteziler olmadıklarına, gerçeklik olabileceklerine dair gerçek bilimsel kanıtlar bulduk.

Bu öte boyutlar nerededir? Uzaklarda bir yerde mi varoluyorlar? Hayır. Tüm boyutlar aynı uzayı kaplar, sadece farklı titreşim seviyelerinde varolurlar. Aynı uzayın içinde bir arada mevcutturlar...

Nispeten daha yavaş titreşen cismani dünyada, sadece kendimizle aynı frekansta titreşen materyal formları buluruz. Titreşimi hızlandırdığınızda, başka bir boyuta, astral sahfaya geçersiniz. Burası atomik titreşim hızında varolan bir boyuttur ve burada düşünce formları, ruhsal varlıklar ve ruhlar, düşük yerçekimindeki yuvalarında dolanır ve uçarlar.
Gerçekten de bizler yıldız çocuklarız ve hepimiz, tek yaraticimiz olan Tanrı'mızın, tüm yaradılışın, tüm evrenin ve her şeyin Tanrı'sının çocuklarıyız. Ve şimdiye kadar Yerküre düşünüldüğünde, ister insan, ister hayvan, ister başka şey olsun bu Tanri her şeyi içine alıyor, ilahiyat ister küçük, ister büyük olsun hepimizin içinde varoluyor.

Sonuç olarak bizim Tanrı'mız birdir ve aynı Tanrı'dır, tümyaradılışın Tanrı'sıdır.

Tanrı sınıflara ayırmaz ve tahakküm etmez.
Bunu sadece insan yapar.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 7 okur okuyacak.