Görevinde kalma hakkını koruyan bilim adamları bile saygınlıklarını arttırmak ya da terfi edebilmek için makale yayımlamayı sürdürmek zorunda kalırlar. Bunların da etkisiyle bilim adamları arasında kariyerlerinde yükselmek için etik kurallarını çiğneme eğiliminde olanlar çıkabilir. İkinci konu ise şu: Araştırmaları destekleyen devlet fonları, fon arayan bilim adamı sayısının artmasını ve bütçenin darlığı nedeniyle, geçmişe oranla daha az verilmektedir. Fon alabilmek ve fonun kesilmemesi için, bilim adamları sonuçlar üretmek zorundadırlar. Eğer bir deney iyi gitmiyorsa veya sonuçlar muğlaksa, bilim adamları fona başvururken veya çalışmalarını sonuçlarını bildirirken bu sorunları gizleyebilmektedirler. Üçüncü konuya gelince; araştırmalar, pek çok bilim alanında parasal yönden ödüllendirilmeleri de beraberinde getirir. Yeni bir metodun, tekniğin ya da icadın patentini
alan kişi, binlerce, hatta milyonlarca dolar kazanabilir. Böylece, parasal ödüllerin bilim etiğine aykırı tavırlara imkan vermesi mümkündür. Dördüncü konu ise şudur: Bilimin -danışmanlık, yayımlama ve cevap hakkı gibi- çok desteklenen kendini düzeltme mekanizmaları, hataları ve sahtekarlıkları ortaya çıkarmakta genellikle yeterli olmaz. Makaleleri ve makale önerilerini gözden geçiren hakemlerin de çoğu zaman hataları veya hileleri tespit etmek için detaylı bir inceleme yapacak zamanları yoktur; yayımlanan makalelerin çoğu okunmaz ve deneylerin çoğu tekrarlanmaz.