Derin Çizer

Derin Çizer

Çevirmen
9.0/10
53 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
47
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
671 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Bazı kitaplar ikinci kez okumayı hakeder
Kitabı hangi duygularla bitireceğimi çok merak ediyorum çünkü 2009 yılında okumuş çok beğenmişim.
Ve bir çok kitabını okumuş bitirmişim bu sene hepsinin üzerinden tek tek geçeceğim.
282 syf.
·3 günde·4/10
20. yüzyıl Rus edebiyatının tanınan isimlerinden Maksim Gorki'nin ünlü eserlerinden Çocukluğum bir süredir merak ettiğim bir kitaptı. En son söyleyeceğimi en başta söylemem gerekirse tatmin olmadım, tabi bunda hastalığımın etkisi var. Şöyle bir kötü anım var geçmişte; bu kitabı ilkokulda hiç sevmediğim birinin elinde görmüştüm o gün zihnime kazınmıştı, okurken o karaktersiz aklıma geldi sürekli. Çok beğenmedim kitabı olmayınca olmuyor. Dili sade gibi görünüyor aslında kitabı karıştırıp bir iki cümle okuyunca tamam iyi dedim, fakat tamamını okurken bir ağırlık çöktü bazı cümleleri tekrar tekrar okudum. Kimi vakitler okuyup okuyup sanki hiç okumamışım gibi geldi, böyle boşa okumuş gibi oldum sanki. Belki çeviriden kaynaklıdır, kitabı Oda Yayınlarından okudum iki tane çevirmen ismi vardı. Konuya gelirsek Leskey Peşkov adında bir çocuğun babasının ölümünden sonra taşındığı büyükbaba ve büyükannesinin yanında geçirdiği zorlu yılları okuyoruz. Zavallı bir çocuğun biyografisi aslında konu gayet normal ancak anormal derecede bir daldan dala atlama durumu var. O kimdi, bu nereden çıktı, öteki ne oldu derken hepsi çorba oluyor. Bazı olayları sayfalar sonra idrak etmek olası bir durum, çok hızlı geçişler olunca kafa karışıyor haliyle. Sıkıntılı bir yaşam dışında aşırı bir din etkisi var eserde, sürekli dua eden ve hikayeler anlatan büyükanne bana bazen sus artık be kadın dedirtti. Büyükbaba harbi iğrenç bir insan, çocuk dövmekten hiç utanıp çekinmiyor ve her fırsatta bunun gereğini savunuyor. Çocuk oldukça şanssız kiminle arası iyi olsa onun başına bir şey geliyor sürekli. Hem dilin anlaşılmaz oluşu, hem ani konu geçişleri, hem de hikayenin sinir bozucu olması beni mahvetti. Son sayfaları okurken yeter bitsin diye okudum. Ne kadar zorlansam da yarım bırakmak istemedim Rus edebiyatına saygımdan dolayı. Bazen öyle anlar oldu ki kendime gelmem zorlaştı okumak ağır geldi gerçekten. Çok uzatmak istemiyorum hoşuma gitmedi kitap işte. Yazarın diğer kitaplarını okumayı düşünüyorum ancak biraz zaman lazım. Demek istediğim olmadı Gorki, daha sonra tekrar gel.
671 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
4.okuyuşum...Kesinlikle John Steinbeck en sevdiğim yazardır.Herkese şiddetle tavsiye ederim.Yaşadığı yerleri mükemmel bir şekilde tasvir ederek gözler önüne seren Steinbeck,hikayenin akıcılığını muazzam bir şekilde arttırıyor.
251 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Müthiş bir üçlemenin birinci kitabı! Bu kitabı bitirdiğimde tamı tamına 3 dopdolu sayfa not çıkarttığımı söylemeliyim. Kitabı okurken çok insan kendini görebilir, anlatılanların içinde akılda hep sevginin kuvvetini, acının panzehirinin sadece sevgi olduğuna vurgusunu farkedecektir. Kitapta geçen bir metin vardır hiç aklımdan çıkmayan: Hüzün ve sevinç, insanların içinde yan yana, neredeyse birbirinden ayrılmayacak gibidir; fakat farkedilmesi zor, akıl almaz bir hızla birbirlerinin yerini alırlar. Bol şans...
677 syf.
·13 günde·10/10
Alıştığımız o güzel doğa tasvirleriyle başlıyor yine Steinbeck kitabına, bu durum artık jenerik gibi geliyor bana, sonra bölgeden ve oradaki insanların özelliklerinden bahsediyor ve gerisi su gibi akıp gidiyor.

Altın Kitaplar Yayınevi 1973 baskısı, Derin Çizer ve Ömür Candaş çevirisiyle okudum kitabı. Hamilton (yazarın annesinin ailesi) ve Trask (kurgu) ailelerini tanımak hem keyifli hem de öğretici bir deneyim oldu benim için ve zihnimde oluşturduğum Steinbeck sıralamasında zirveye yerleşti. Gazap Üzümleri ile benzer özellikleri/karakterleri mevcut fakat ondaki kadar araya girip açıklama yapmıyor anlatıcı (halbuki ben o uzun anlatımlarını da keyifle okumuştum) ve Cennetin Doğusu daha heyecanlı ve akıcı ilerliyor. Yine Gazap Üzümleri’nde olduğu gibi dini sorgulamalar, kutsal kitaplar, günahlar konuşulup tartışılıyor. Steinbeck’in inançlar konusunda kafa yorduğu belli. İkisini de okumak güzeldi kesinlikle tavsiye ederim.

Biraz içerikten bahsetmek gerekirse, bir tarafta silik bir anneyle fazlasıyla despot bir babanın iki zıt karakterde oğluyla ilişkisi/mücadelesi, tam karşısında yedi çocuklu baskın bir anne ve her bir çocuğunu olduğu gibi kabullenmiş, kendini her anlamda geliştirmeyi başarmış bir baba var. Farklı uçlarda yaşayan iki ailenin yolları bir şekilde kesişiyor ve bu süreçte doğru ve düzgün olmayı, kavgacı ve bencil olmayı, aile bağlarını, istediğinin peşinden gitmeyi, istemediğine mecbur kalmayı, iyiyi ve kötüyü, siyah ve beyazı çeşitli kombinasyonlarda okuyoruz. Bilhassa kötülük ve sebepleri hakkında düşündüğümüzde bunun; adeta bir uzvun yokluğu gibi acıma ve vicdan duygusundan yoksun olarak dünyaya gelmekle mi, hırsların,arzuların kölesi olmakla mı, sevgisiz,ilgisiz ve dışlanmış olarak büyümekle/yaşamakla mı, kötü ebeveynlerden genetik olarak miras kalmasıyla mı, baskı altında boyun eğerek yaşamaya mecbur olmakla mı ilgili olduğunu sorguluyoruz.
Bütün bunlar yerine tek kelime kullanmam istenseydi Timshel derdim sanırım Lee’nin yeri hep ayrı olacak.
671 syf.
·27 günde·10/10
iyi ile kötünün kavgasını anlatır, iyi; salt lekesiz sakin ve ölümüne iyidir.
kötü ise gerçekten kötüdür ve bunun farkındadır, iyi ise salt iyiliğinden bunun bile fakında değildir.
iyinin her zaman kazanmak zorunda olmadığını gözümüze sokar, anlamamızı sağlar.
671 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
John Steinbeck yine harikalar yaratmış:
Akıcı diliyle, gizemli ve düşündürücü üslubuyla, ilgi çekici olaylarıyla, insanın iç yapısını ve hayatı sorgulamasıyla okurun ilgisini çekmeyi başarmış durumda.
Ne olursa olsun hayat devam ediyor. Bir şekilde yaşanıyor. Önemli olan da hayatın biraz olsun bilincine varmak, hayatı yaşama konusunda engellerle mücadele etmek, hayatı sorgulamak insanın kendisine verebileceği en güzel armağan.
İnsan kendisini eğitirse, her şeyi eğitmiş olur. Varlığını hep iyiye doğru yönlendirmek, yaşamın tadını alması konusunda daha faydalı olacaktır.
Kitapta; Habil ile Kabil’in olayı da yeniden masaya yatırılıyor.
Özgür iradeye atıfta bulunuluyor.
İnsanlara gereğinden çok fazla anlam yüklemek; ileride oluşabilecek olumsuzlukta insana kaldıramayacağı büyük bir darbe vurabilir. Onun için kadın erkeğe; erkekte kadına çok fazla anlam yüklememelidir.
Psikolojiyi sevenler için iyi bir kitaptır.
Harcadığınız zamana deneceğini düşünüyorum kitabın.
Okuyanlar için de tekrar farklı bir gözle okunabilir diye düşünüyorum.
Keyifli okumalar...
671 syf.
·21 günde·9/10
Her geçen gün büyüyen iki erkek çocuğu arasında denge kurma çabasında olduğum, çok okuduğum, çok düşündüğüm, çok sorguladığım ve yeni şeyler üretme sancısı yaşadığım bir dönemde su gibi geldi bana Cennetin Doğusu. Satırlar arasında kayboldum, kendimi buldum, düşündüm, sorguladım, doğrularımı yanlışlarımı sayfalara serdim ve arasında kuruttum. "Ben neden bu zamana kadar Steinbeck okumamışım? dedim.

En tanınmış eserleri Fareler ve İnsanlar ile Gazap Üzümleri olsa da Steinbeck bu şaheseri için şöyle demiş: “Bugüne kadar yazdıklarım, bu kitap için bir hazırlık niteliğindeydi”

Gerçekten de bu ne muhteşem bir kitaptı yahu! Onlar ne leziz betimlemelerdi! Habil ile Kabil'i, çiftçi ile çobanı, bilgeliği, erdemliliği, yozlaşmayı, ahlaksızlığı, hırsı, sevgiyi, kardeşliği ve kıskançlığı yolları bir şekilde bir vadide kesişen iki aile ve bu ailelerin hayatlarına dokunan insanlar çerçevesinde, mitolojik ve felsefik soslara bandırıp ne de güzel anlatmış Steinbeck! Hiç etrafında dolanmamış, aklında ne varsa ulu orta soyunmuş. Sanki bir geceyarısı terler içinde uyanmış da, içindekileri anlatmış ve rahatlamış.

Diliyle, betimlemeleriyle, karakter seçimleriyle, fikirleriyle beni çok etkiledi Steinbeck. Diğer kitaplarını da en kısa zamanda okuyacağım. Siz de okuyunuz, okutunuz efendim. Kendinize bir edebiyat ziyafeti çekin!