Devrim Çakır

Devrim Çakır

Editör
7.7/10
9 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
20
Gösterim
Adı:
Devrim Çakır
Doğum:
17 Nisan 1980
Devrim Çakır 17 Nisan 1980’de doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü bitirdi. 2006’ya kadar çeşitli dergilerde muhabir ve editör olarak çalıştı. 2006’dan beri metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. İstanbul’da yaşıyor.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
96 syf.
·2 günde·Puan vermedi
“En büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar.”

(Cioran)

Benim için zor bir kitap oldu Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor. Ayfer Tunç bir radyo programında anlatmıştı. Suzan Defter ilk yayımlandığında birçok kişi kitabın yanlış basıldığını düşünerek kitabı yayınevine geri getirmiş. Hatta İlhan Berk, Suzan Defter dergide ilk çıktığında Ayfer Tunç’u arayıp öykünün yanlış basıldığıyla ilgili bilgi vermiş. Ayfer Tunç’un uyarısıyla kitabın yazım tarzının bir edebiyat oyunu olduğunu anlayıp yüzü kızarmış. (Bilen bilir, Suzan Defter’in bir sayfasında erkeğin günlüğü, karşı sayfasında ise kadının günlüğü bulunur. Kitap böyle akıp gider.)

Ben de ilk etapta Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor’u yanlış basılmış herhalde diye bırakmaya niyetlendim. Taa ki kitabın başında “Yazarın özgün dili bu eserde korunmuştur.” uyarısını görene dek. Biraz geç fark ettim, ama ettim.

Yazar, eserinde çok farklı bir dil kurmuş. Biraz delimsi diyebileceğimiz Yakup kendine özgü, bilinç akışı tekniğine uygun bir dille konuşuyor. Kitapta bazen üçüncü tekil şahıs anlayışa bazen de birinci tekil şahıs anlayışa geçildiği için metni anlamak gittikçe zorlaşıyor. Yazarın da bu konuda başarılı olduğunu söyleyemem.

Eserin içeriğini ise Yakup adlı sıradan bir devlet görevlisinin bir dağ halkına kralın mektubunu götürmesi oluşturuyor. Yakup bir süre sonra gittiği yerde tek iktidar olmak için girişimlerde bulunuyor. Arzuları gerçekleşmeyince de deliliği ön plana çıkmaya başlıyor. Devletin mazlum bir kuluyken zamanla halkı üzerinde bir despota dönüşüyor. Halkının terk etmesiyle de boşluğa düşüp yok oluyor.

Son zamanlarda böylesi zorlandığım kitaplardan biri Bin Hüzünlü Haz’dı. Bir anlık gaflete düşüp yoğun bir zamanımda okumuştum. Bu da ikinci kitap oldu. Başka okurların da kitabın ağırlığını bilip öyle okumaları faydalı olur. Özellikle sakin bir kafayla…
bu kitabı o ilgi çekici pembe kapağıyla aklıma yazmıştım. şimdi okur yorumlarına baktım da konusu da beni mest edecek türdenmiş. bu rastlaşmanın ileri versiyonlarını kendi küçük hayatımızda biz de kurguluyoruz aslında, akıllı telefonlar, bilgisayar vasıtasıyla gelişen teknolojinin tüm diğer nimetleri kendimizi hiç tanımadığımız kişilerle dertleşirken, kim olduklarını hayal ederken, bir fotoğrafa bakıp analiz ederken bulmamıza yol açmıyor mu. eminim tarık dursun k., ki kendisi karanfilli hikaye"yi, gönlümün bir parçası"nı yazmış eşsiz bir öykü yazarı, yazdıklarıyla beni on küsur yıl önceki buhranlarımdan kurtarıcım, bir anlamda eski sevgilimdir, bu romanı da o duru anlatım diliyle nefis kurgulamıştır.
144 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Ian McEwan’ın Man Booker ödüllü Amsterdam’da Düello kitabı bence modern bir başyapıt. Dönem romanlarının çoğunda okuduğumuz orta ve alt sınıf karakterlerin dışında elit karakter sınıfı ve yaşamı yaratmış yazar. Bir yayın yönetmeni ile bir klasik müzik bestecisinin hayatlarını olaylar çerçevesinde çok güzel irdelemiş. Dil oldukça etkileyici olarak kullanılmış. Çoğu bölümde karakterlerle beraber bütün olayları yaşıyor gibi hissediyorsunuz ve kaçınılmaz sona doğru beraber yaklaşıyorsunuz. Oldukça akıcı ve güzel bir roman. Hafta sonu başlayıp zevkle bitirebilirsiniz. Tavsiye edilir
168 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
İki yalnızın, telefon hattının iki ucunda gerçekleşen naif diyalogları. Sevgi, özveri ve vefa dolu, iç ısıtan kimi zaman göz yaşartan diyaloglar. Ben çok beğendim.
144 syf.
·1 günde·8/10
Yoğunluğum nedeniyle okuduğum kitapların incelemesini yazamıyorum. Ama bu roman beni etkiledi. Bir kadının ölümü ve eski sevgilerinin ekseninde insan ruhunu ve ahlaki sorgulamaları yapan bir roman olmuş. Başlangıçta sıradan , sıkıcı gibi görünse de ilerleyen sayfalarda sizi içine alan ve sonunu merakla beklediğiniz bir kitap. Böyle kısa ve vurucu kitapları seviyorum. Klasik romanları ya da uzun betimlemeleri sevenler için basit gibi gelebilir.
144 syf.
·1 günde·3/10
Aslında düşündüğüm gibi ilerlemedi ve çok fazla beğendim diyemeyeceğim. Karakterlerin gereksiz yere konu dışı olaylarına fazla girmiş diye düşündüm hani kişisel işlere bu kadar girilecek bir konu yok yada bunu uzatacak 4-5 sayfa .
Konusuna gelecek olursak hiç beklemediğim gibi ilerledi ben daha fazla beklenti ve başka olaylar bekledim ama hani beklediğimden farklı olması şaşırtıp vayy be dedirtmedi.
144 syf.
·Puan vermedi
Vakti zamanında aynı kadına aşık olmuş iki mecnun kadının cenazsinde biraraya gelir, ölüm bir anlamda birbirlerine yaklaştırır ama olayların gelişimi bu iki ahretliği hasım haline getirir, düğüm Amsterdam’da çözülür #ianmcewan yine yapmış yapacağını, güzel hikaye, güzel kurgu, estetik son #amsterdamdadüello #ianmcewan
80 syf.
·Beğendi·8/10
Değişik bir dili var yazarın.. Bir dönem şiir yazdığından olsa gerek şiirimsi dil epey hakim.. Bir masal aslında. Yeri zamanı bilinmeyen bir masal.. güç, otorite,halk,vatan kavramları üzerine düşündürücü bir kitap.. aslında çok daha iyi olabilirdi diyor insan. Bir şeyler eksik geliyor..ama güzel kitap..

Yazarın biyografisi

Adı:
Devrim Çakır
Doğum:
17 Nisan 1980
Devrim Çakır 17 Nisan 1980’de doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü bitirdi. 2006’ya kadar çeşitli dergilerde muhabir ve editör olarak çalıştı. 2006’dan beri metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. İstanbul’da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 5 okur okuyacak.