Sultan Hamid Düşerken

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.336
Gösterim
Adı:
Sultan Hamid Düşerken
Baskı tarihi:
Mart 2009
Sayfa sayısı:
262
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753292429
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Baskılar:
Sultan Hamid Düşerken
Sultan Hamid Düşerken
Abdülhamit Düşerken
"Nahid Sırrı Örik'in tutumu, İkinci Meşrutiyet'ten, İttihat ve Terakki'den, Sultan Hamid'den söz açan öteki romancıların tutumlarına hiç mi hiç benzemiyor: İttihat ve Terakki'nin zorbalığına karşı çıkıyorlardı o romancılar ama hiçbirinin aklından 31 Mart'ı sevimli göstermek ya da Sultan Hamid'i tutmak geçmiyordu; oysa Nahid Sırrı Örik'in gönlü de, kafası da Sultan Hamid'den yana. Ne var ki Balzac'ın kralcı oluşu toplumsal gerçekliği nesnel gelişmesi içinde vermesine nasıl engel olmamışsa Nahid Sırrı'nın Sultan Hamid'den yana olması da toplumumuzun belirli bir tarihsel kesitini bütün gerçekliğiyle yansıtmasına engel olamamış."
-Fethi Naci-

"Nahid Sırrı Örik, statik kuralları belirlenmiş somut bir tarihsel dönemden, dinamik ve sürekli olarak değişen somut bir tarihsel döneme geçişi, Nimet'in (somut) bireysel tarihiyle temellendirir. İki meşrutiyet arası dönemde sıradan, alelade ve herhangi bir paşa kızı olan Nimet, bu devingen somut tarih içinde, akılalmaz ölçüde tutkulu ve hırslı (kocasını Abdülhamid'den sadrazamlık istemeye sevkedecek kadar) bir Balzac ya da Dostoyevski tipine dönüştürür."
-Hilmi Yavuz-

Türk Edebiyatı'nda klasik roman var mı tartışmalarına kesin yanıt: Sultan Hamid Düşerken Oğlak Klasikleri dizisinde yayımlanıyor...
262 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Sultan Hamid Düşerken, Nahid Sırrı Örik'in 1957 yılında yazmış olduğu tarihi romanıdır. Roman II. Meşrutiyet'in ilanı ile II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi arasında geçen süredeki toplumsal ve siyasi olayları ele almaktadır. Örik, her ne kadar Abdülhamid taraftarı bir yazar olsa da, bu dönemde geçen olayları gerçekçi bir bakışla ele almayı başarmıştır bu romanında. Roman, İttihat ve Terakki cemiyetinin II. Abdülhamid'in padişahlığının son günlerinde oynamış oldukları siyasi rollere odaklanmaktadır. İktidarın sürekli değişmesi ve muhalefetle olan ilişkileri romanın ana temasıdır. Paşa soyundan gelen kimseler ile kendini yetiştirmiş askerlerin bir mücadelesi olarak da ele alınmaktadır.
Sultan Hamid Düşerken, siyasi hayatta yer alan insanların gerçek yüzlerini büyük bir açıklıkla gözler önüne seren tarihsel bilgiler sunduğundan okunmaya değer bir eser olarak görülmelidir...
262 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Dikkat spoiler içerir.
2. Meşrutiyet ilan edildikten sonra  Sultan Abdülhamid ve Istanbul'a dair bilgilerin anlatıldığı güzel bir roman. Mehmet Şehabeddin Paşa istediği Bakanlığı alamamış ve hakkında rüşvet suçlamaları yapılmıştır. Bunu engellemek için kızı Nimet, İttihat ve Terakki cemiyetine gider ve orada binbaşı Şefik ile tanışır. Hakkında gazetede çıkan haber için tekzip yayınlanır ve Nimet ile Şefik yakınlaşırlar. Mebus seçilen Şefik ile Nimet'in evlenmesinden kısa bir süre sonra Mehmet Paşa ölür ve Nimet hem annesini hem de ilişki yaşadığı kahyayı kovar. Türlü oyunlarla İttihat ve Terakki cemiyetine ayrılan Şefik dahiliye Nazırı olmuştur ama 31 Mart olayından sonra hareket ordusu yola çıkmıştır. Sultan Hamid asi lere müdahale etmeyecektir ve Şefik karısının aklı ile olanları lehine çevirmek için Hareket ordusuna iltihap etmeye gider. Nimet en başta gönderse de sonra kaçmaya karar verir. Acaba neler olacaktır? Şefik planlarında başarılı olabilecek midir? Nimet kaçmayı başarabilecek midir? Sultan Abdülhamid ne olacaktır? Keyifle bir solukta okunan bir roman.
262 syf.
Öncelikle bir sözlük yardımıyla okumak gerekiyor ki ilk iki bölümde, okumayı bırakmayı düşündüm. Sonra arkadaşımın devam et tavsiyesi üzerine okumaya devam ettim. Başlangıçtan sonra okuması daha bir kolay hal alıyor lakin yine de sözlük kullanmak gerekiyor. Tarihsel bir roman, o günün olaylarını bir şekilde değiniyor. Bir şekilde diyorum, ben Sultan Abdülhamid'den daha fazla söz edecek, onun üzerinden tarihi olayları anlatacak diye bekliyordum. Yazar o günlerde gelişen olayları farklı karakterler üzerinden anlatmaya çalışmış.
Hilmi Yavuz kitap hakkında şöyle yazmıştır:
"tarihsel bir romandır ve tarihselliği, onun Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü oluşturan siyasal ve toplumsal koşulların soyut ve teorik olarak temellendirilmesinden ileri gelmiyor. Şüphesiz, romanın tarihsel bağlamı, budur. Ama, Nahid Sırrı Örik II. Meşrutiyet’in ilanından Hareket Ordusu’nun İstanbul’a gelişine kadarki dönemde yer alan toplumsal ve siyasal gelişmeleri, tıpkı Tolstoy’un ‘Savaş ve Barış’ında yaptığı gibi, bu gelişmelerin roman karakterlerinin bilincinde meydana getirdiği dönüşümlerin içine yerleştiriyor; bu dönüşümlerin bireyin heyecanlarında içselleşmesini öneçıkarıyor. Mehmet Şehabettin Paşa’nın bir İttihad ve Terakki hükümeti kurulması ihtimalinden duyduğu korku ve tedirginliğin karşısına, Paşa’nın bu tehlike savuşturulduktan sonraki iktidar tutkusunu koyarak, bu duygusal dönüşümü ülkedeki nesnel siyasal ve tarihsel koşulların dönüşümünü temellendirmekte kullanıyor. Burada soyut bir çözümleme değil, somut bir temellendirme var. Nahid Sırrı Örik, toplumsal ve siyasal dönüşümlerin çok hızlı ve dengesiz bir gelişme gösterdiği bu tarihsel dönemi, Mehmet Şehabettin Paşa, kızı Nimet ve damadı Binbaşı Şefik Bey’in birer tarihsel özne olarak gösterdikleri somut yapıp etmelerde, onların duygu, davranış ve edimlerinde ortaya koyuyor. Bu siyasal dönüşümün yoğunluğu içinde Mehmet Şehabettin Paşa’nın kızı Nimet’in bir roman karakteri olmaktan çıkıp, bir roman tipi’ne dönüşmesine tanık oluruz. Bu, Nahid Sırrı Örik’in romanının gerçekten büyük bir tarihsel roman olduğunun ayırdedici özelliği. İki Meşrutiyet arasında doğmuş, kimlik oluşumu Abdülhamid’in mutlak egemenliği altında tamamlanmış ve siyasal olayları Abdülhamid yönetiminin getirdiği normlar bağlamında kavramaya alışmış olan Nimet, II. Meşrutiyet’le birlikte siyasal yaşamın içinde etkin bir rolü benimsemeye başlıyor. İki Meşrutiyet arasındaki siyasal yaşama, sadece babasının anlattıklarıyla pasif ve dolaylı bir biçimde katılmıştır: Kuralları Abdülhamid tarafından tespit edilmiş bir siyasal ortamda, eski deyişle, kuvve’den fiile çıkmamış, çıkmasına da imkan bulunmayan ihtirasları, Nimet’i, II. Meşrutiyet’in günden güne siyasal koşullarda, özellikle de Şefik Bey’le evlendikten sonra, korkunç ve çılgınca bir iktidar özlemine itecektir. Nahid Sırrı Örik, kuralları katı bir biçimde belirlenmiş somut bir siyasal ve tarihsel dönemden, sürekli değişen bir başka somut tarihsel döneme geçişi, Nimet’in somut bireysel tarihinde temellendirir. I. ve II. Meşrutiyet arasında sıradan, herhangi bir paşa kızı olan Nimet, bu somut tarihsel belirsizlik içerisinde akıl almaz bir ölçüsüzlükle tutkulu ve hırslı (kocası Şefik Bey’i, Abdülhamid’den sadrazamlık istemeye kışkırtacak kadar!) bir Balzac ya da Dostoyevski tipine dönüşür.

Birkaç hafta öncesine kadar Rumeli’nde bir binbaşı olan Şefik Bey’in, Abdülhamid’den sadrazamlık istemeye varan bu cüreti, tikel bir olgu değil: Nahid Sırrı Örik, Binbaşı Şefik’in, yine birkaç hafta öncesine kadar hayal edilmesi bile mümkün olmayan bu isteği gerçekleştirmeye kalkışmasıyla, Lukacs’ın ‘Tarihsel Roman’daki kavramsallaştırması bağlamında söyleyecek olursak, ‘bugünün somut tarihöncesini’ verir. Bu bakımdan roman, II. Meşrutiyet’i aşarak bugün’e kadar gelir.

‘Sultan Hamid Düşerken’, yine Lukacs’ın deyişiyle, ‘tarihi dekoratif bir malzeme gibi kullanarak değil, bu sorunun somut tarihöncesini ortaya koyarak’ temellendirir. "
262 syf.
·21 günde·Beğendi·7/10
Roman Sultan Abdülhamid'in Kanuni Esasiyi ilan etmesinden 31 Mart Vakasına kadar olan olayları konu ediyor. Yazar romanda yoğun bir şekilde bu dönemi, devlet yönetimini ve bu yönetimdeki kişileri işlemiş. İşte bu kişilerden bir tanesi de Mehmet Şahabettin Paşa'dır. Paşa İttihat ve Terakki'nin yönetimde etkin olması ile istibdat döneminden kalma görülerek devlet görevinden alınmış ve konağında kendisini bekleyen acı kaderi beklemektedir. Zira o dönemde görevden alınan paşalar sürgün edilmekte ve mallarına da el konulmaktadır. işte böyle bir anda paşanın güzel kızı Nimet İttihat ve Terakki'nin sözü geçenlerinden genç subay Şefik ile karşılaşır. Şefik, nimetten çok etkilenir ve onunla evlenmek ister. İşte bence romanın başkahramanı olan Nimet, Şefik'e evlenmek için babasının nazır yani bakan olmasını şart koşar. Şefik İttihat ve Terakki'deki konumunu kullanarak Mehmet Şahabettin Paşa'yı bakan yaptırır ancak paşa bir süre sonra ölür. Daha sonra Şefik, Nimet'in akıl vermesi ile bir şekilde bakan olur. Ancak bu sırada da 31 Mart ayaklanması çıkmıştır. İttihat ve Terakki'den uzaklaşan Şefik kendisini yöneten karısı Nimet'in yönlendirmesi ile Sultan Abdülhamid'e yanaşır ancak Sultan Şefik'in istediğini kabul etmez. Roman bu şekilde yoğun bir tarih ve zaman zaman da toplum ve insan ilişkilerini hani biraz beylik bir laf olacak ama tüm çıplaklığıyla ele alıyor....
Başka kitap yorumlarım için profilimdeki blogumu ziyaret etmeyi unutmayın.
262 syf.
·9 günde·7/10
Öncelikle kitabın 3. baskısını (1994) okudum dili biraz ağır ama hızlı şekilde okumayı engelleyecek kadar değil. 2. Meşrutiyetin ilan edilişinden Hareket Ordusunun İstanbul'a gelişine kadar geçen sürede yaşanan siyasi ve sosyal olaylar çok güzel tasvir edilmiş. Tarih kitabı gibi bir roman. O döneme bir roman gözüyle bakmak güzel bir deneyim oldu.
262 syf.
·Beğendi·9/10
Meşrutiyet'in ilanından 31 Mart'a giden süreçte; bir padişah, hürriyetin ilanı, Anayasa'nın yürürlüğe girmesi, meclisin açılması, eski bürokratların karşısına yeni simaların çıkması, basının ve halkın içinde yükselen sesler, ordudaki hareketlenmeler, imparatorluktaki toprak kayıpları...

Örik, güzel bir dönem romanıyla selamlıyor bizi.

Ve sonra 31 Mart'ı kimin yaptığına dair soruları kafamızın içine bir bomba gibi bırakıp ezberlerinizi, size dayatılanları sorgulayın diyor.

Bir sorgulama yöntemi öğretiyor.
"Mezara sokulacağı günü beklemesi için bir köşeye mecalsiz bırakıldığına hükmedilen ihtiyarı teselli etmeye kimse lüzum görmedi."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sultan Hamid Düşerken
Baskı tarihi:
Mart 2009
Sayfa sayısı:
262
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753292429
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Baskılar:
Sultan Hamid Düşerken
Sultan Hamid Düşerken
Abdülhamit Düşerken
"Nahid Sırrı Örik'in tutumu, İkinci Meşrutiyet'ten, İttihat ve Terakki'den, Sultan Hamid'den söz açan öteki romancıların tutumlarına hiç mi hiç benzemiyor: İttihat ve Terakki'nin zorbalığına karşı çıkıyorlardı o romancılar ama hiçbirinin aklından 31 Mart'ı sevimli göstermek ya da Sultan Hamid'i tutmak geçmiyordu; oysa Nahid Sırrı Örik'in gönlü de, kafası da Sultan Hamid'den yana. Ne var ki Balzac'ın kralcı oluşu toplumsal gerçekliği nesnel gelişmesi içinde vermesine nasıl engel olmamışsa Nahid Sırrı'nın Sultan Hamid'den yana olması da toplumumuzun belirli bir tarihsel kesitini bütün gerçekliğiyle yansıtmasına engel olamamış."
-Fethi Naci-

"Nahid Sırrı Örik, statik kuralları belirlenmiş somut bir tarihsel dönemden, dinamik ve sürekli olarak değişen somut bir tarihsel döneme geçişi, Nimet'in (somut) bireysel tarihiyle temellendirir. İki meşrutiyet arası dönemde sıradan, alelade ve herhangi bir paşa kızı olan Nimet, bu devingen somut tarih içinde, akılalmaz ölçüde tutkulu ve hırslı (kocasını Abdülhamid'den sadrazamlık istemeye sevkedecek kadar) bir Balzac ya da Dostoyevski tipine dönüştürür."
-Hilmi Yavuz-

Türk Edebiyatı'nda klasik roman var mı tartışmalarına kesin yanıt: Sultan Hamid Düşerken Oğlak Klasikleri dizisinde yayımlanıyor...

Kitabı okuyanlar 51 okur

  • Ömer Naci
  • Şadan Çağlar
  • I. Emin
  • Kumsal Cayoğlu
  • Serra
  • Esma karaköse
  • Sedat Yıldırım
  • Yasemin Eroğlu
  • Onur Mutlu
  • R.S

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (5)
9
%30 (6)
8
%15 (3)
7
%30 (6)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0