Emre Öztürk

Emre Öztürk

YazarÇevirmen
8.4/10
301 Kişi
·
43
Okunma
·
1
Beğeni
·
382
Gösterim
Adı:
Emre Öztürk
Unvan:
Türk Yazar
Bütün insanlık tarihi, baskı altında olan sınıfların baskı yapanları devirmek için giriştikleri mücadelelerle doludur. Köleliğin tarihi boyunca kölelerin verdiği kurtuluş savaşları, yıllar ve yıllar tutar.
Marx'la Engels'i en çok ilgilendiren şey şudur: Maddeci diyalektiğin politik ekonomiye, tarihe, tabiat bilgilerine, felsefeye ve işçi sınıfının taktiğine uygulanması.
Emre Öztürk
Sayfa 14 - Siyah Beyaz Yayınları
Engels 'Genç İngilizlerden ve Thomas Cariyle'dan bahsederken şöyle diyor: "Tarihi gelişmeye meydan okumak gülünçtür."
Emre Öztürk
Sayfa 42 - Siyah Beyaz Yayınları
- İyi ama alınacak tedbirin faydasizligi aşikar bulunan ahvalde işçiler neden işi bırakıyorlar? Neden grev yapıyorlar?
+ Çünkü susmaları bu şartları kabullenmeleri demektir; burjuvazinin, işler yolunda gittiği zaman işçileri sömürmek, işler bozulunca da onları açlıktan öldürmek hakkını kabul ve tasdik etmeleri demektir.
395 syf.
Jane Austen sen bir efsanesin! Zarafet,asalet ve gururun bir kadının en büyük mücevherleri olduğunu bu yazarla ve yarattığı karakterlerle bir kez daha görüyorsunuz.Centilmen beylere ve nezaketlerine hayran kalıyorsunuz.Kızların annelerinin görgüsüzlüğüyle utanıyor,keşke bu kadar ilgisiz olmasaydı dediğiniz babalarının rahatlığına gülmeden edemiyorsunuz.
648 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
1880 yılı Çarlık Rusya'sındayız. Bir tarafta işlemediği bir suç dolayısıyla haksız yere mahkum edilmiş bir fahişe, Katerina Maslova, diğer tarafta yıllar önce yaptığı bir hatayı düzeltmek ve vicdanını rahatlatmak için bu fahişeyi, bu mahkumiyetten kurtarmak amacıyla mal ve mülklerinden vazgeçerek, ünvanını ve hayatını bu uğurda harcamaya karar vermiş bir prens: Dimitriy Nehluda. Ve etkileyici bir hikaye.
Tolstoy bu kitabında bize bu iki kişinin yaşadıklarını anlatırken aynı zamanda da dönemin Rusya'sındaki hukuk ve ceza sistemi başta olmak üzere , sosyal yapılanma, kilise ve dini kurallara ağır eleştiriler getiriyor.
Dimitriy'in verdiği o müthiş mücadeleden ve Katyuşa'nın hiç yitirmediği güçlü duruşundan etkilenmemek mümkün değil.
Tolstoy'un en büyük üç romanından biri. Diğerleri gibi bunu da büyük keyif alarak ve etkilenerek okudum.
Son söz olarak 'okunması gereken bir dünya klasiği' diyorum.

https://www.instagram.com/p/CG0CiidHuzE/
160 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Modern sosyalizmin kurucularından biridir Engels ve tabi ki Karl Marx. Ama bana göre Engels hep Marx'in gölgesinde kalmıştır. Daha doğrusu kendisi böyle olmasını istemiştir. Engels olmasaydı Marx maddi sıkıntılar içerisindeyken büyük eseri Das Kapitali yazamayacakti. Hatta ölümünden sonra bile son iki bölümü Engels yazmış ama Marx'in adıyla yayınlayıp kendini ikinci plana atmıştır. Engels sırf Marx'in maddiyatı düşünmeden eserlerini yazabilmesi için bir fabrikada bile çalışmıştır. Yani anlayacağımız Engels'in çabaları olmasaydı bir Karl Marx ve Das Kapital olmayacaktı.
İkisine gelince; proleterler ne denli çoğalırsa, güçleri o denli büyük olursa sosyalizme o denli yakın olunacaktır demiştir. Marx ve Engels işçi sınıfına kendini bilmeyi, kendi bilincine ulaşmayı öğrettiler. Engels zengin, fabrikaları olan babasına rağmen işçilerin yanında olduğundan adı ve yaşamı her işçi tarafından bilinmelidir. Ve artık Marx'in gölgesinden çıkarılmalıdır.
208 syf.
·2 günde·Puan vermedi
1917 Ekim Devrimi'nin esin kaynağı ve önderi olan Lenin, Marksizm'in çağın gereklerine göre hem politik hem de ekonomik anlamda temel ilkelere bağlı kalarak ülkesinin özel durumuna uyarlamıştır.
Biyografi türünde ki bu eser Lenin' in düşüncelerini anlamak açısından iyi bir başlangıç olabilir. Bu tür liderlerde farkettigim, ülken için iyi biseyler yapmaya çalıştıkça sana muhalif olan partiler dışında uğruna mücadele ettiğin halkın bile sana sırt çeviriyor olması. Sanırım dünyanın her yerinde insanlar seçtikleriyle iyi bir yönetimi haketmedigini dile getiriyor.
632 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
İlk defa bir kitabı 2. kez okumama iten bir şaheser.Roman hem psikolojik hem polisiye hem de felsefi bir roman denilebilir. İlk okuduğumda daha bir hevesle daha çabuk bitirmiştim ama genel olarak fikir sahibi olduğum için ikinci okuyuşumda bazı konuşmaları atlaya atlaya bitirdim.


Romanda Petersburg’a Hukuk eğitimi için gelen ve ruhsal bunalımlar,maddi yetersizliklerden dolayı okulunu bırakan Raskolnikov adındaki gencin işlediği çifte cinayetten sonra duyduğu ızdırap ve ruhsal sorunlarıyla beraber yaşadığı olayları konu alıyor.İşlediği cinayeti toplumun faydasına olduğu için kendi tabiriyle biti öldürerek insanlara fayda sağladığını düşünüyor.Böyle bir cinayetin ise cezalandırılmasının aksine takdir edilmesi gerektiğini öne sürüyor.

Küçük araştırmalarım sonucunda Raskol kelimesinin, “bölünmüş” veya “parçalanmış” anlamına geldiğini öğrendim. Ve bu kısım 17. yy’da Rus Ortodoks Kilisesi’nde meydana gelen anlaşmazlıklara atıfta bulunuyormuş.

Ayrıca yer yer satırlarda kendimi buldum resmen.Bazen çok sevdiğin bir insandan aniden soğuyan, çevresindeki insanlara tahammül edemeyen benim gibi insanlarda kendini bu satırlarda bulacaktır muhtemelen.
415 syf.
·5 günde·7/10 puan
☆ Var olup olmadığı bile bilinmeyen, herkesin bahsettiği ama ulaşabilenin olmadığı bir şato, bu şatoya ulaşabilmek için gayret sarfeden kadastrocu Bay K. ve yanından ayrılmayan asistanlarının kendinizi çıkmaz bir döngüde hissettirecek macerası konu alınıyor. Yazilan resmi yazılar, sahibine ulaşmayan evraklar, karisan ve bulunamayan yazılar, memurlukta alt üst ilişkisi,birilerine tanınan imtiyazlar, sonu gelmeyen yazışmalar ... 1920li yıllarda yazilan bu eserin içeriğinin maalesef günümüz bürokrasisinde cok fazla değiştiğini söylemek mümkün değil.
374 syf.
Kitap, ilk modern roman bence kalpleri de fetheden ilk roman
Kitap bir şövalye nin maceralarını gayet akici bir dille anlatıyor okuyun pişman olamazsınız
120 syf.
·4 günde·Beğendi·6/10 puan
Kitap benim için fazla güzel değildi ama yinede bu kitabı okurken rahatladım, yani bir sessiz köşen birde elinde kitabın olsun insan zaten rahatlıyor, elime bu kitabı aldım ve dünyayıda sessize alıp okumaya koyuldum. Kitabın içindeki hikayelerin bazısını anlayamasam da benim için güzel di yinede...
63 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Evet ... Paul Lafargue yani işçi sınıfının büyük öğretmeni Karl Marx'in damadı Fransız işçi sınıfının direngen ve yılmayan devrimcisi ..

Kapitalist toplumda insanlar yaşamsal gereksinimlerini karşılayabilmek için günün belirli saat aralıkları içerisinde emeğini kapitaliste satmak zorundadır
Zira işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki temel tarihsel çelişki de odak noktasını burada bulur ...

Yazarmizin bu kitapta anlatmak istediği her nekadar "tembellik" kavramına vurgu olsa da esasında insanların uzun çalışma saatlerine ve bu uzun mesai süreleri içinde gerek topluma gerek doğaya ve nihai olarak butun insanı değerlere yabancılaşmasına karşı açtığı mücadele bayrağını dalgalandirmaktadir...

Halkın çok uzun saatler çalışmasını ulusal ekonomilere bir katkı sağlamadığını aksine bu uygulamanın insanları birbirine kırdıran vahşi öğeler barındırdığını fransiz ve ingiliz ekonomisini karşılaştırdığı satırlarda açıkça görebiliyoruz...

Kapitalist toplumsal yapının bir eleştirisi olarak okunması gereken ve okunduğu ölçütler içerisinde önemli dersler çıkarılması gereken bir kitap olduğu düşüncesindeyim...

Yazarın biyografisi

Adı:
Emre Öztürk
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 43 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 34 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları