Ercan Çağlayan

Ercan Çağlayan

YazarEditör
7.7/10
3 Kişi
·
11
Okunma
·
5
Beğeni
·
349
Gösterim
Adı:
Ercan Çağlayan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bingöl, Türkiye, 1980
1980 Bingöl doğumlu. İlk ve ortaöğrenimini Bingöl’de, yüksek öğrenimini Erzurum Atatürk Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümü’nde tamamladı. Bir süre öğretmenlik yaptı. 2008 yılında Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Bingöl (Çapakçur) ve Çevresinde Ermeni-Müslüman İlişkileri (1856-1914)” başlıklı tezle yüksek lisans, 2012 yılında “Tek Parti Döneminde Diyarbakır (1923-1950)” başlıklı tezle de doktora derecesi aldı. “Geç Osmanlı”, “Erken Cumhuriyet” dönemi şehir tarihi, milliyetçilik, azınlıklar ve Kürtler üzerine çok sayıda ulusal ve uluslararası çalışması bulunan yazar halen Muş Alparslan Üniversitesi FEF Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Arap coğrafyacıları Kafkasya'ya ''Cebelü'l Elsan'' (Dillerin Dağı) adını vermişlerdir. Kafkaslarda 30 ile 360 arasında dil çeşitlenmesinin var olduğu tahmin edilmektedir. Romalılar buradaki ticari faaliyetlerini rahatça sürdürmek için 354 tercüman kullanmak mecburiyetinde kalmışlardır.
Varto’nun kuzeyinde, Bingöl dağlarının eteklerinde, doğu-batı ekseni üzerinde Alevi-Kürtler yaşarlar. Güneyde ise Sünni-Kürtler ile Sünni Kafkas göçmenleri –Lezgi, Abaza ve Çerkez- meskûndur. Bu mezhepsel ayrım, bugünkü Varto ilçe merkezini de kabaca ikiye böler: Şehir merkezinde aşağı çarşıda Sünniler ve yukarı çarşıda Aleviler yoğundur. (s. 225-226)
“Modern kimlik” konusunda yetkin bir isim olan Charles Taylor’a göre, modern öncesi dönemlerde insanlar “kimlik”ten ve “tanınmak”tan söz etmiyorlardı. Bu durum, insanların kimliklerinin olmamasından veya bu kimliklerin tanınmaya dayanması nedeniyle değil; tam tersine, bu kavramlar “konulaştırılmaları”na gerek bile duyulmuyordu. Burdan hareketle Taylor’ın vurguladığı üzere, “kimlik sorunları” tipik olarak “modern bir kaygı”dır. Sadece, modern insan, “kendi değerini yaratma, seçme, kendini tanımlama ve eşsiz olma” anlamında bir kimlik taşır. Dolayısıyla kimlik, “modern insanın temel bir gereksinmesidir.”
Ercan Çağlayan
İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI
"Kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti erken döneminde benimsenen "eğitim" politikalarındaki en büyük amaçlardan imparatorluk bakiyesi İslami değerlerin hâkim olduğu geleneksel bir toplumdan
modern/seküler değerlerin hâkim olduğu Batılı bir topluma geçişi sağlamaktı."[*]

Tespit yerinde görülsede, Osmanlı toplumunun çok az bir dönemi istisna olmak üzere (Kur'an referans alan) değil, örfün hâkim olduğu bir yapılanma kurduğu tespitini de eklemek gerekir.
Eğitim, hukuk, gibi toplum yapısını oluşturan paradigma seküler zihnin bakışından farklı
olduğu tespitini yapmak gerekir. (R.S.S.)

[*]Kemalist Ulus Devletin İnşası // Ercan ÇAĞLAYAN, sh,14 - Açılım Kitap -
Zaza toplumundaki dinsel ve mezhepsel çeşitliliğe bağlı olarak tarikatlar da geniş bir tabana sahiptir. Tunceli, Sivas, Erzincan, Kiğı ve Varto yörelerindeki Zazaların ekserisi Alevi; Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Mutki ve Siverek'teki Zazalar Şafii; Çermik, Çüngüş ve Malatya'daki Zazalar ise Hanefi mezhebine mensuptur. Adıyaman Gerger'deki Zazaların az bir kısmı ise Hıristiyan'dır. (s. 108-109)
Şüphesiz herkesin bir şehri, bir memleketi; sevinçlerini ve acılarını yaşadığı yerler, özlem duyduğu diyarlar, ekmeğini yediği topraklar vardır. Yahut baskı ve acılar karşısında terk ettiği bir evi barkı, yıllarca dönemediği bir yurdu ve ruhunda bir yara olarak kalan ''yersizliği, yurtsuzluğu'' bulunmaktadır. Öyleyse Muş'a nereden bakmalı? Meşhur türküyü yakanın ağzından mı, yoksa gidenin dönmediği yerden mi? Uzun ve karlı geçen kıştan mı, bahar gelince gelinciklerle/lalelerle süslenen ovadan, coşan çamurlu Murat kıyısından mı? Yoksa sisin bilinmezliklere sürüklediği ''yokuş yoldan'' mı?
Zazacanın Kürtçenin bir lehçesi olduğunu iddia edenler, Zazacanın müstakil bir dil olduğunu savunanlar tarafından “Kürtçü” veya “Lehçeci” olarak adlandırılmaktadır. Zazaların ayrı bir etnik grup olduğunu savunanlar da birinci görüş taraftarlarınca “Zazacı” olarak nitelen- dirilmekte ve bu kişilerin Kürtleri “bölmek” maksadıyla devlet tarafından desteklenmekte oldukları ileri sürülmektedir. Hiç şüphesiz bu yaklaşımların, önyargılara dayalı, ideolojik belirlemelerden kendini kurtarması gerekir. Çünkü bu ayrıştırma ideolojik yaklaşımlardan ziyade, linguistik, tarihi, sosyolojik ve dolayısıyla ilmi bir yaklaşımla ele alınmayı gerektirmektedir.
Ercan Çağlayan
İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI
"Bütün Ulus - Devlet Projeleri gibi, Türk ulus - devlet inşasıda daha ziyade "homojenleştirme" politikalarına dayanır."

Kemalist Ulus Devletin İnşası // Ercan ÇAĞLAYAN, sh,16. - AçılımKitap
Muş sınırları içindeki bir başka aşiret; Muş Merkez, Sungu, Hasköy, Düzağaç, Kırkağaç, Eşmepınar gibi ilçe/beldelerde Arapça konuşan Bıdrilerdir. Siirt tarafından geldikleri kabul edilen ve yaklaşık yüz yıldır bu coğrafyada bulunan Bıdriler, önemli bir nüfusa sahiptirler. Hasköy'den Serinova beldesine doğru anayol üzerinde sağda ve solda yani Güroymak'a giden yol üzerindeki köy ve beldelerde mukimdirler. Aşiretler Raporu'nda Bıdriler, muhacir olarak tanımlanan Bekıriler gibi iskân edilmiş aşiretler ve Türkmen gruplar başlığıyla ''yurdumuza bağlıdır'' etiketiyle işaretlenmişlerdir.
11-14 Ağustos 1941 tarihinde CHP Bitlis Bölgesi Müfettişi sıfatıyla Muş üzerine bir teftiş raporu kaleme alan Hasip A. Aytuna, Muş havalisinde konuşulan diller hakkında şu tespitleri yapmaktadır:
"Merkezde bugün, umumiyetle Türkçe konuşulmaktadır. Fakat Kürtçe de unutulmuş değildir. Kazalarda ve köylerde Türkçe, az konuşulan bir dil halindedir. Fakat Türkçe; mektepler, pazarlar, iktisadî münasebetler, halkın devlet meseleleriyle olan temasları dolayısıyla seneden seneye ve merkezlerden başlayarak köylere doğru süratle yayılmaktadır."
400 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Muş’a ilk ayak bastığımda 15 yaşındaydım. Dilimde, ‘’Burası Muş’tur, yolu yokuştur’’ türküsü vardı. Şehrin en canlı yerinde, İstasyon caddesinde dolaşırken, ‘’Vallahi bir tuhaflık var. Buranın yolu yokuş falan değil. Galiba türkünün aslının Muş değil Huş olduğunu söyleyenler doğru diyor.’’ diye düşünmüştüm. Çünkü bir Trabzonlu olarak İstasyon caddesinin yokuş olmadığına yemin edebilirdim. Yanılmışım. Yıllar geçip de Muş’a tarih öğretmeni olarak atandığımda Muş’a dâir her şeye ilgi duymaya başladım. Kitaplar, makaleler taradım. 100 yıl öncesinin fotoğraflarını inceledim. Gördüm ki, şehrin kurulduğu yer gerçekten de yokuşmuş. Şehir Kurtik Dağı’nın eteklerine kurulmuş. Asıl Muş’la bugünkü Muş arasında fark varmış. Düşündüm, kendi cahilliğime güldüm. Sonra yine aynı türküde adı geçen Mongok’u gördüm, sularından içtim (Mongok’un suları soğuk akar, ağam asker olmuş ovaya bakar. Tez gel ağam tez gel dayanamirem, uyku gaflet basmiş uyanamirem, ağam öldüğüne inanamirem). Alaaddin Bey Camii’nde namaz kıldım, Hasköy’de döner yedim, Varto’nun çiçekli dağlarında dolaştım, Hamurpet göllerini doya doya seyrettim, Korkut’un Doğular mezrasında kaya mezarlarına baktım, Mollakend’de Türk tarihinin izlerini gördüm, Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını açtım, Arak Manastırı’na tırmandım, Nazik Gölü’nde toy kuşlarını seyrettim ve Murat Köprüsü’nde türkü söyledim. Hülâsa, Muş’tan gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin (Urartuların, Selçukluların, Romalıların, Osmanlıların ve diğerlerinin) izini sürdüm. Yağmalanmış, tahrip edilmiş, vandalizme uğramış ve gözyaşları içinde çırpınan bir tarihi gözlerimle gördüm.

Burası Muş’tur isimli eser, Türkiye’de birçok insanın haritada yerini dahi gösteremeyeceği bir şehri tarihten edebiyata, iktisattan siyasete, eğitimden kültüre, etnik gruplardan milliyetçiliklere, müzikten mimariye, aşiretlerden dengbejlere kadar geniş bir yelpazede tanıtma gayesi güdüyor. Eserde Muş’a dâir farklı konularda 19 farklı yazarın makalesi bulunuyor. Bütün bu makaleler Muş’u tanıtmak için yeterli olmasa da, bazı yerlerde ‘’ideolojik’’ manada şerhlerim olsa da, mezkûr eser Muş’u tanımak isteyen yahut Muş’la ilgili araştırma yapacaklara bir rehber niteliği taşıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ercan Çağlayan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bingöl, Türkiye, 1980
1980 Bingöl doğumlu. İlk ve ortaöğrenimini Bingöl’de, yüksek öğrenimini Erzurum Atatürk Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümü’nde tamamladı. Bir süre öğretmenlik yaptı. 2008 yılında Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Bingöl (Çapakçur) ve Çevresinde Ermeni-Müslüman İlişkileri (1856-1914)” başlıklı tezle yüksek lisans, 2012 yılında “Tek Parti Döneminde Diyarbakır (1923-1950)” başlıklı tezle de doktora derecesi aldı. “Geç Osmanlı”, “Erken Cumhuriyet” dönemi şehir tarihi, milliyetçilik, azınlıklar ve Kürtler üzerine çok sayıda ulusal ve uluslararası çalışması bulunan yazar halen Muş Alparslan Üniversitesi FEF Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 11 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.