Ertuğ Uçar

Ertuğ Uçar

8.2/10
5 Kişi
·
8
Okunma
·
1
Beğeni
·
390
Gösterim
Adı:
Ertuğ Uçar
Unvan:
Türk Mimar, Yazar
Doğum:
Antalya, Türkiye, 1971
1971'de Antalya'da doğdu. 1987 yılında Antalya Lisesi'ni bitirdi. Orta Doğu Teknik üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden 1993 yılında mezun oldu. Lisansüstü çalışmalarını aynı bölümde 1998 yılında tamamladı. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüller kazandı. Güncel sanat çalışmalarıyla Almanya ve Türkiye'de sergilere katıldı. Çeşitli mesleki ve popüler periyodik yayınlara yazılar hazırlıyor. “Rüya Arızaları” ve “Yalnızlığın 17 Türü” adlarında iki öykü kitabı yayınlandı. 1993'ten 1999'a dek Antalya, Ankara ve İstanbul'daki mimarlık bürolarında çalıştı ve serbest olarak mimarlık yaptı. Bugün profesyonel mesleki yaşamını ortağı olduğu Teğet Mimarlık'ta sürdürmekte. 2006-2007 yılları bahar dönemlerinde Yıldız Teknik üniversitesi Mimari Tasarım derslerinde hocalık yaptı. 2008 bahar döneminde İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde Mimari Tasarım derslerine giriyor.
“Bense dolaplardan çıkan albümlerde, bu neşeli, şaşkın, ebleh, sakil suratlar arasında bir ifade aradım. Bir tane yoktu.”
Uyanıklık âlemi, seçilmiş bir avuç insan dışında bu yansımaya geçit vermez. İnsan uyanıkken kâinatın mülk yüzündendir. Maddenin hantallığı hâkimdir yaşantılara. Göz, ağız, burun, eller ve ayaklar, kulaklar ve beden, bitmez tükenmez meşguliyetlerle iki ayna arasındaki kumaşı ilmek ilmek dokur, sıkılaştırır.
Ertuğ Uçar
Sayfa 27 - Can Yayınları
Önün güney. Alabildiğine deniz. Solun doğu. Sağın batı. Güneş iyice yatmış, ama bir türlü batmıyor. Boğazında kimbilir ne zamandır öylece duran, nefes alıp vermeni, konuşmanı zorlaştıran düğümün sebebi ise kuzey. Arkanda bıraktığın dünyaya kulak verirsin... Çığlıklar, cırtlak renkler, sirenler, korna sesleri, bitmez bir keşmekeş. Nazlar, kaprisler, ikiyüzlülükler; anlaşılmaz insan ilişkileri. Arabalar, ofisler, okullar.
Ertuğ Uçar
Sayfa 77 - Yapı Kredi Yayınları
“Her günü tekrar tekrar yaşadığımız kolay hayatı sundu bize şehirler. Şehirlerden çıkmıyor, çıksak da asfalttan ayrılmıyoruz. Dünya ise televizyonlarımızda. Biz robotlar imal etmedik, yaptığımız şehirler bizi robotlaştırdı. Bırakıp gidemeyiz. Şehirden ayrılırsak yok oluruz.”
“Hayat, bilimkurgu filmlerindeki gibi gelişmedi bir türlü. Kült filmler geleceği yazamadı, birer fantezi olarak kaldılar. Ne uçan araçlar ne uzay kolonileri var. Androidler yönetimi ele geçirmedi. Dünya savaşı çıkmadı bir daha. Tüm dünya her an savaşıyor onun yerine. Kentler cam fanuslarla kapatılmadı. Yiyecekler küçülüp haplara dönüşmedi. Bilimkurgu filmlerinin isabet kaydettiği tek gerçek var. Yalnızlık. İnsanı sarıp sarmalayan kesif bir yalnızlık. Kalabalığın ortasında yalnızlık. Denizin ortasında, tundrada, çölde, zirveye yakın bir krater gölü kıyısında değil, şehirde yalnızlık. Herkes kendi başına.”
“Hepimizin bir penceresi var. İçeriden dışarıya bakmak için. İçeriyi dışarıdan, içimizi dışımızdan ayırmak için. Nemi, sıcağı, kokusu, tozu beni hapşırtan İstanbul’dan korunmak için. Dünyayı her günün sonunda şaşmadan saran karanlıktan kaçmak için. Kara gökyüzüne tabak gibi asılı ayla ve onun seyrettiği huzursuz şehirle aramızda ince bir cam var.”
“Eşyalar sizi koruyormuş gibi yapar. Sarıp sarmalayan bir hale oluşturur. Onların kullanım amacı, rengi, dokusu yaratmaz insanı kucaklayan suni sıcaklığı. Eşya eve bir kez girdi mi orada kalır. İşte bu kararlılık evde sahte bir güven iklimi yaratır. Onlara ihtiyacın olmadığını pekâlâ anlayabilirsin. Onlardan kurtulmaksa hiç kolay olmaz.”
Denize sırtını çevirirsen, üç bir yanında dağlara doğru yükselen bu toprakların her bir karışı için bitkilerin itiştiklerini fark edersin. Ama hepsi de büyür; çünkü herkese yetecek su, güneş ve yalnızlık vardır bu saklı dünyada. Kıyıda denizkamlumbağaları görürsün sonra. Başka kıyılara doğru yola çıkmadan önce dinleniyor olacaklar kabuklarını ısıtan güneş altında. Yanlarından geçen turuncu motosiklete aldırmayacaklar...
Ertuğ Uçar
Sayfa 74 - Yapı Kredi Yayınları
aslen mimar olan ertuğ uçar'ın yazdığı kitaplardan "dünyayı seyretmek için bir yer", deniz fenerlerinden esinlenerek yazdığı belgesel ve kurgusal hikâyelerden oluşuyor. bugüne kadar okuduğum en güzel öykü kitaplarından diyebilirim. kitapta sadece öykü değil, aynı zamanda deniz fenerleri hakkında gayet detaylı bilgiler de var. kitabın sonunda ülkemizin önemli fenerlerinin kısa biyografileri ile birlikte gezi önerilerini de bulabilirsiniz. aslında bu küçük ama dopdolu kitap, benim okuma deneyimime göre, bugüne kadar karşıma çıkan en çarpıcı kitaplardan biri çünkü kurgusal olanla belgesel/gerçek olanın bu kadar iyi birleştirildiği çok az metin vardır. tür olarak aynı olmamasına karşın hemen aklıma herman melville'in moby dick'i geliyor. melville, bu kitapta sadece ishmael'in hikâyesini anlatmaz, aynı zamanda dönemin balinacılığı hakkında bir yığın bilgi de verir. benzer şekilde, ertuğ uçar da bu küçük ama bana göre dünyayı deniz fenerlerinden anlattığı kitabında bunu denemiş. ve bence başarmış. kitabı belki bu kadar çok sevmemin bir nedeni de denizciliğin eski mesleğim olması olabilir. en romantik dönemlerimde denizde, gemilerde çalışırken vardiyada deniz fenerlerini ve içindeki muhtemel hayatları düşündüğüm çoğu anlarda, hep bir fener bekçisi olmak istemiştim. gençlikten kalan fener hayatlarına duyduğum ilgi, merak ve özlemle bu kitaba kavuşunca, uzun süre ayrı kalmış sevgililer gibi aşkla birbirimize sarıldık. daha ne olsun!
İki kısımdan oluşan, iki sayfayı geçmeyen öykülerin olduğu inanılmaz başarılı bir kitap. ilk kısım rüyaların derinliği, rüyaların anlamlarıyla harmanlanmış şahane öyküler. Yaratıcılığın en güzel örneklerinden olan bir kitap. Yazar sizi hep uyanık (Birinci kısmın adı uykuda) tutarak rüyalara atıyor diyebilirim, sıkılmadan okuyorsunuz. İkinci kısım (uyanık - Resimli Dizin) ise deniz fenerleri çizimleriyle ayrı ayrı hikayeler yer alıyor. Çok değişik ve güzel bir kitap okudum ben. Yazarın eline emeğine sağlık.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ertuğ Uçar
Unvan:
Türk Mimar, Yazar
Doğum:
Antalya, Türkiye, 1971
1971'de Antalya'da doğdu. 1987 yılında Antalya Lisesi'ni bitirdi. Orta Doğu Teknik üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden 1993 yılında mezun oldu. Lisansüstü çalışmalarını aynı bölümde 1998 yılında tamamladı. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüller kazandı. Güncel sanat çalışmalarıyla Almanya ve Türkiye'de sergilere katıldı. Çeşitli mesleki ve popüler periyodik yayınlara yazılar hazırlıyor. “Rüya Arızaları” ve “Yalnızlığın 17 Türü” adlarında iki öykü kitabı yayınlandı. 1993'ten 1999'a dek Antalya, Ankara ve İstanbul'daki mimarlık bürolarında çalıştı ve serbest olarak mimarlık yaptı. Bugün profesyonel mesleki yaşamını ortağı olduğu Teğet Mimarlık'ta sürdürmekte. 2006-2007 yılları bahar dönemlerinde Yıldız Teknik üniversitesi Mimari Tasarım derslerinde hocalık yaptı. 2008 bahar döneminde İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde Mimari Tasarım derslerine giriyor.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 13 okur okuyacak.