Ertuğrul Bozkurt

Ertuğrul Bozkurt

Yazar
7.8/10
12 Kişi
·
25
Okunma
·
1
Beğeni
·
19
Gösterim
Adı:
Ertuğrul Bozkurt
"Anlayalı epey oldu. Toplum kendi gibi düşünmeyeni; kim olursa olsun dışlıyor. Kendinden zeki olanı, kendinden aptal olanı, kendi saçma inancına inanmayı reddedeni ve hatta kendi gibi görünmeyeni. Çok duymuşsunuzdur, " Geçicidir dış güzellik, iç güzelliği olsun yeter ki." diyeni... Ama hiçbir çirkini (onlara göre çirkin) içi güzel diye seveni görmedim. "
Ertuğrul Bozkurt
Sayfa 16 - fa yayınları
Bizler yaşanması mümkünken yaşanamayan şeylere iç çekeriz. Onlar ise bunu görmezler bile çünkü duyarlılıkları daha farklı ve istekleri değişiktir. Onlar çok kez ne istediklerini bilmeyen, duygusuz et yığınlarıdır. Oburlukları o kadar derindedir ki bunu görmeyi hep reddetmişlerdir.
" Siz... Burada doktorsunuz, sokakta erkek, evde baba, kiminde beyefendi, kiminde külhanbeyi, kiminde romantik biri, kiminde hödüğün teki ama bende kişilik bozukluğu var öyle mi..? "

Ben çok çok farklı kendi tarzım olmayan bir kitap okudum ama beğendim mi beğendim valla

Kitap sizi öyle güzel içine çekiyor ki psikoloji ağırlıklı olduğu için de bir miktar düşündürüyor. Kitapta postit yapıştırmadığım sayfa kalmadı doğrusu...

Kitabın konusuna gelecek olursak kısaca spoi vermeden.. Akıl hastanesinde yatan bir hastanın oradaki yaşadıklarını konu alıyor. Gelen ziyaretçilerini, oradaki görevli ve hastalarla olan ilişkilerini.. Babasının ölümünden sonra hastalığı ilerleyen ve çoklu kişilik bozukluğu olan baş kahramanımız. Sanırım bu da gelen ziyaretçilerini de açıklıyor..

Mesela gelen bir kaç ziyaretçisinden bahsetmek istiyorum; Filazof Agora, Goethe, Shakespeare, Mustafa Kemal Atatürk, Einstein... Evet evet yanlış okumadınız ziyaretçilerimiz bunlar hatta sadece bir kaçı bunlar
Çoklu kişilik bozukluğunda zaman, mekan, gerçeklik kavramını yitirmiş olan kişinin iç dünyasını, iç dünyasıyla olan savaşını okudum ben ve beğendim..
#kitaptanalıntılar
"Penceremde parmaklıklar var. Beni mi sizden, sizi mi benden koruyorlar? Anlamadım. Son kararım beni sizden korudukları yönünde. Tersi niye olsun ki?"

"... bir gün tüm ülkelerin işçileri, emekçileri birleşecek ve cenneti yeryüzünde kuracaklar. Bak o zaman, ortaklar sofrası ne kadar zengin ve ne kadar doyurucu olacak."
"... bir gün tüm ülkelerin işçileri, emekçileri birleşecek ve cenneti yeryüzünde kuracaklar. Bak o zaman, ortaklar sofrası ne kadar zengin ve ne kadar doyurucu olacak."
Toplum kendi gibi düşünmeyeni; kim olursa olsun dışlıyor. Kendinden zeki olanı, kendinden aptal olanı, kendi saçma inancına inanmayı reddedeni ve hatta kendi gibi görünmeyeni.
"Toplum kendi gibi düşünmeyeni; kim olursa olsun dışlıyor. Kendinden zeki olanı, kendinden aptal olanı, kendi saçma inancına inanmayı reddedeni ve hatta kendi gibi görünmeyeni.."
"Siz... Burada doktorsunuz, sokakta erkek, evde baba, kiminde beyefendi, kiminde külhanbeyi, kiminde romantik biri, kiminde hödüğün teki ama bende kişilik bozukluği var öyle mi?"
Penceremde parmaklıklar var. Beni mi sizden, sizi mi benden koruyorlar? Anlamadım. Son kararım beni sizden korudukları yönünde. Tersi niye olsun ki?
128 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Herkese merhaba Bugün farklı bir tarzı olan kitapla geldim. Okurken düşündüren cinsten... Bir akıl hastanesinde yatmakta olan deli diye tabir ettikleri adamı konu alıyor. Doktorların çoklu kişilik bozukluğu tanısı koydukları bu adam, günlerini pencereden izlediği salkım söğüt ağacını, duvardaki çatlakları ve karıncaları izleyerek geçiriyor. Bu deliliğin bir güzel yanı ise çok değerli misafirlerin onu ziyaret etmesi. Gerçekte değil, hayal dünyasında... Marx, Ömer Hayyam, Freud, Nietzsche... Daha kimler kimler var. Kitabın en güzel yeri bu bilim insanlarıyla, şairlerle yaptığı güzel sohbetler. Okurken kendi düşüncelerimi, görüşlerimi görmek beni çok mutlu etti. Çünkü benim gibi -bizim gibi- düşünen insanların sayısı oldukça az. O yüzden bu kitap bazılarına hitap etmeyebilir. Ama farkındalığınızın artması için okuyun ve sorgulayın kendinizi derim.
128 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitabımız akıl hastanesinde yatan bir delinin hikayesi...
Tek arkadaşı ve kahramanı olan babasının ölümünden sonra kendi iç dünyasına çekilen bir çocuk annesinin onu akıl hastanesine yatırıp bir daha arayıp sormaması ile başlıyor. Kahramanımız hastalığı ise çoklu kişilik bozukluğu... Neden mi? Çünkü onu ziyaret eden özel arkadaşları var. Birkaç tanesini söyleyeyim size. Nietzsche, Einstein, Agora, Hasan Sabbah, Ömer Hayyam, Shakespeare ve Mustafa Kemal Atatürk... Birde konuştuğu karga var tabi onu unutmamak lazım. Okurken acaba akıl hastası olan kim diyor insan çünkü karakterimizin öyle derin fikir ve düşünceleri var ki insanı etkilemiyor desem yalan olur. Aslında kapatıldığı bu hastane onun için özgürlük demek.
Ben kitabı çok beğendim. Birkaç bölümde sadece ters bulduğum fikirler oldu ama bu başkasına ters gelecek değil tabiki de. Hayatı sorgulatan ve yaşantımıza bir göz atmamız için bizi uyuduğumuz uykudan uyandıran güzel bir kitap. Kitapla kalın dostlar.
128 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Bugün psikoloji tarzı bir kitap tavsiyesi ile geldim, bu tarz kitapları pek okumasam da oldukça sevdim kitabı. Baş karakterimizin akıl hastanesinde geçen günlerini anlatıyor kitap. Öyle ki değerli misafirlerini ağırlıyor.. Kitabın en güzel kısımları diyebilirim.. Mustafa Kemal Atatürk, Einstein, Nietzsche gibi daha kimler var kimler..
128 syf.
·Beğendi·10/10 puan
O kadar çok kişiliğim var ki hangisi farkedemedim ; Tam bu şekilde bir kitap okudum. Okurken düşündüren düşünürken sorgulatan cinsten bir kitap. Yazarın kalemi anlatımı çok hoşuma gitti. Kitapta çoğu düşünürün filozofun bilim adamının ismi geçiyor bu arada tavsiye ederim. Kitapla
kalın.
128 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Editör Yardımcılığını yaptığım kitabın yorumu ile karşınızdayım. Bu sefer sizi bir akıl hastanesine götüreceğim. "Çoklu Kişilik Bozukluğu" tanısının konulduğu bir hastanın yaşadıklarına şahit olacaksınız.

"Benim deli olduğuma kimler karar veriyor? Akıllı olduğunu söyleyen sizler. Ya sizin akıllı olduğunuza kim karar veriyor? Tabii sizin gibi akıllı olduğunu söyleyen diğerleri. Benim deli olmam aslında, var olagelmiş binlerce Tanrı arasında piyango çekmeye benziyor. Ya diğeri gerçekse?"

Onun yaşamı ile hayatın keskin çizgilerini de sorguluyorsunuz. Hayat, akıl, özgürlük, delilik, kişilik ve daha nice kavrama deli olarak tabir edilen bir kişinin gözünden yeniden bakacaksınız. Kahramanımızın hayali misafirleri ise adını duyduğumuz ve yüzyıllar önce yaşamış kişiler. Nietzsche, Ömer Hayyam, Hasan Sabbah, Freud ve daha niceleri.. Onlarla yapılan sohbetleri okumak bana keyif verdi. Yazarın zekasını gösterdiğini düşündüm bu bölümlerde.

"Anlayalı epey oldu. Toplum kendi gibi düşünmeyeni; kim olursa olsun dışlıyor. Kendinden zeki olanı, kendinden aptal olanı, kendi saçma inancına inanmayı reddedeni ve hatta kendi gibi görünmeyeni. Çok duymuşsunuzdur, " Geçicidir dış güzellik, iç güzelliği olsun yeter ki." diyeni... Ama hiçbir çirkini (onlara göre çirkin) içi güzel diye seveni görmedim. "

Toplumun farklı olarak lanse ettiği kişilerin aslında neler düşündüğünü size sorgulatacak bir kitap. Bakış açısınız genişleterek, bu yönden de bakmak lazım, diyeceksiniz. Keskin düşüncelerin aslında bir ipin ucunda sallandığını, ip koptuğunda o düşüncenin de sarsıldığını fark ettiren kitaplardan biri oldu benim için.

"Dışarısı duyarsız insan yığınları ile dolu. Evindeki çiçeğe gözü gibi bakarken sokakta üzerine basıp geçiyor. Kendi çocuğunu nefesinden sakınırken bir başka çocuğu ölüme yollayabiliyor. Kadınların eziyet çekmesine duyarsız kalmalarına tahammül edemiyorum insanların ve en çok da kadınların çektiği eziyete, kadınların sessiz kalışına çok içerliyorum..."

İnsanların davranışlarını sorgulayacağınız bunu yaparken kendi hayatınızı irdeleyeceğiniz bir kitap. Eğer bu tarzda kitaplar okumayı seviyorsanız bu kitaba bakabilirsiniz.
128 syf.
·Puan vermedi
Herkes kendiyle hem fikir olanları akıllı olarak görüyor, olmayanları kendi fikirlerini savunanları da hastaneye kapatıyorlar. Peki ama neden? Bizim bildiklerimiz neye ve kime göre dogru? Evet hikayemiz bir akıl hastanesinde geçiyor. Babasının ölümünden sonra hastalığı ilerleyen (çoklu kişilik bozukluğu) zaman, mekan, gerçeklik kavramını yitirmis bir kişinin kendi içsel dünyasını ve çevresine bakış açışını keşif yolculuğuna çıkıyoruz.Bu kitapta kimsenin adı yok. Hasta bakıcısı anne gibi sevdiği Gülen Yüz, yan odasında kalan Boncuk Göz, Genç, Doktor, Uzun Saç (hemşire), Pos Bıyık, Göbekli, Karga Kara, Salkım sögüt agacı, Kızıl Sakallı karınca ordusu... Evet bütün karakterleri bu şekilde anlatıyor. Bir de hayali arkadaşları var. Bilim adamları, filozoflar, krallar, sultanlar daha kimler kimler. Onlarla sohbetler ediyor, hayatı sorguluyor, bilim ve felsefe üzerine tartısıyor ve günler böyle akıp gidiyor. Herkesin hayatına bir şekilde dokunup kendine faydası olmadığını düşünürken acaba fikri değisecek mi? Hastane de ne kadar kalacak? Peki gerçekten deli mi? Hepsinin cevabı kitapta. Özellikle Tesla,Ömer Hayyam, Mahatma Gandi ile olan sohbetleri çok keyif alarak okudum.
128 syf.
·9/10 puan
#okudumbitti #kitapyorumu

#alıntı: Bir seylerimin olması mutlu etmeye yeter miydi beni?
Yani çoğunluk bir şeye inanıyor diye normal olmuyor.
Toplum kendi gibi düşünmeyeni kim olursa olsun dışlıyor.

Deliliğin Sınırında = Ertuğrul Bozkurt

#yorum: Selammlaar ! Bugün size hala beni düşündüren bir kitap ile geldim. Genel olarak ön yargı ile başlayıp beğenmeyeceğimi düşündüm fakat kitabı çok beğendim. ( Bazı yerleri hariç)
Akıl hastanesine kapatılmış bir adamın düşüncelerini ve dünyasını okuyoruz diyebilirim. Ama öyle bayıldım ki kitaba ! Beni böyle çekeceğini hiç beklemiyordum. Baş karakterimizin bipolar bozukluğu olsa da düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları o kadar mantıklı ki adamın her gün odasına konukları gelmese asla deli demezsiniz. Konuk dediğime bakmayın, bu bildiğimiz misafirlerden değil. Tarihte yaşamış ve bugüne kadar iz bırakmış, ne kadar büyük düşünür, bilimci, yazar, aklınıza kim gelirse hepsi sırayla gün için de misafir olarak adamın odasına gelir.

Ben kitaba bayıldım ve herkesin okumasını şiddetle tavsiye ediyorum çünkü gerçekten bazı şeyleri düşündürecek bir kitap.

Bir başka kitap yorumunda görüşmek üzere.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Kendini akıllı sanan deliler ve deli olduğunu düşünen akıllıların evine konuk olalım. Baş karakterin düşünceleri size deli kavramını sorgulatacak, beraber ünlü düşünürlerle oturup kalkacaksınız.

Karakterimiz aynada sürekli farklı yüzler gören, kim olduğunu bilmeyen bir insan... Hangimiz kim olduğumuzu biliyoruz ki?

Zekası sizi hayrete düşüren bu deli(!) hayatı boyunca mutsuz olmuş. Bir neden aramış bu duruma. Ancak sonunda ünlü düşünürlerle yaptığı konuşmaların da katkısıyla mutsuzluğun kişi üzerinde üretkenlik olarak etki oluşturduğunu anlamış. Ben mutsuzluğa hiç bu açıdan bakmamıştım.

Karıncalar, Salkım Söğüt, Boncuk Göz, Gülen Yüz, Kara... Hastaneyi ayrı bir dünya yapan karakterimizle keyifli bir okuma yapacağınıza eminim.
128 syf.
·3 günde·8/10 puan
Merhabalar bugün sizlere içerisinde birçok bilginin yer aldığı bir kitapla geldim. Dünyaca ünlü bilimciler, yazarlar, aristokrat, mesneviler ve Osmanlı döneminde yaşayan önemli kişilerin bulunduğu bu kitap gerçekten ilgi çekici. Deli olduğu düşünülen bir adamın tımarhanede yaşadıklarını kendi düşündüklerini anlatan bir kitap. Gerek ünlü kişilerle konuşup gerek hayvanlarla sohbet eden bu adamın deli olduğuna inanmak güç. Okuduğunuz zaman sizde benim ne demek istediğimi anlayacaksınız.
128 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Siz hiç elinize bir kitap alıp ilk sayfadan son sayfasına kadar  onunla konuştunuz mu? Ona sorup cevapları aldınız mı?
Ya da ;
Bir odada kendinizle kalıp filozoflarla, ilim önderleri ile konuştunuz mu kitap okurken? Mesela; Nietzsche, Marx, Engels, Nerval, Frida,  Mustafa Kemal, İbn-i Sina, Mimar Sinan, Hammurabi, Hegel, Kant, Sokrates, Ömer Hayyam, Hasan Sabbah, Nizamülmülk gibi bilim önderleriyle....
Evet ben okudum. ince olmasina rağmen beni her sayfada araştırmaya koyan  @fayayayinevinin kalitesiyle bastırılan ertuğrul batakğrulbozkurtun #deliliğinsınırında kitabinda okudum.  İnanilmaz bilgilere sahip oldum. Hem filozlar hakkinda bilgiye ve hayata bakış açılarına  hem de özellikle Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamülmülk üçlüsünün arasındaki  inanilmaz ilişkileri ve yaşadıkları olaylara vakıf oldum.

Hayal dünyası geniş olan kitabın kahramanı gelin görün ki kimlerle ne konuşuyor?
Kimlere yol gösterici oluyor?
Kendisi tedavi görmesi gerekirken kimler onun bu hayal dünyasıyla yaşama dönüyor?
İnsanlara mutluluk veren şey nedir?
Erkekler neden var? Erkeklerin varlık amacı nedir?
Bize yaşam azmini veren şey nedir?
İnsan sizce nedir?

Bu soruların cavabını kitapta ve ilim önderleriyle bulmak için kitaba bir göz atın derim.

Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.  Ben bu eseri tekrar okuyacağım.  Çünkü gerçekten fayda göreceğim bilgiler var. O yüzden sizlerin de okumanızı tavsiye ediyorum. Bir kaç sayfayı sizlerle paylaşayım.  Haydi sayfayi kaydırınız.

"En iyi nasihatları en karanlık yüreklerden duyarsın. "

"Mutsuzluğumuz bizleri  güçsüz yapmaz, aksine mutsuzluğumuzu bilirsek büyük devrimler yaratabiliriz."

"Şuarkanızda duran kütüphanedeki kitaplara hiç dokundunuz mu? Dokunmadınız... Hem de hiç... Bu odaya geldiğim ilk günden beri farkındayım. "

Yazarın biyografisi

Adı:
Ertuğrul Bozkurt

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 25 okur okudu.
  • 3 okur okuyacak.