Esra Çetin

Esra Çetin

YazarÇevirmen
7.3/10
374 Kişi
·
717
Okunma
·
0
Beğeni
·
211
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
352 syf.
·9/10
Masal tadında bir romandı. Akıcı bir anlatımı var yazarın ve gerçekten tam bir masalı anlattı kitabında.
Spoi içerir..
Veliaht prensimiz Nicholas'ın aşk hikayesini anlattı bize yazar. Insan aşkı için nelerden vazgeçer? Buna en güzel örnekti Nicholas
Olivia ise sıradan Amerikalı kahve dükkanında çalışan bir kız. Ama prensimizin kalbini çaldı ve kendi kalbini de prensimize kaptırdı.
Masal gibi bir kitap okumak isterseniz kesinlikle tavsiye ediyorum.
Iyi okumalar..
Kitapla kalın...
300 syf.
·9/10
Emma Chase'nin yine güzel bir kitabıyla karşılaştım. Yazarımız romantik tarzda olan akıcı ve sürükleyici kitaplar yazıyor.
Spoi içerir
Bu kitapta Nicholas'ın kardeşi olan çapkın uslanmaz ve artık veliaht prensimiz olan Henry'nin hikayesini okuyoruz. Henry veliaht prenslik ona kalınca bocalıyor ve bunalıma giriyor. Bu sırada Amerikalı bir yapımcı ona bir teklifle geldi. Prensimizin kendine eş seçmesi için asillerden oluşan 20 kızla bir şov yapmasını ve şovun sonunda bir kızla nişanlanacaktı. Kızlardan olan Pen'nin ablası Sarah ile karşılaşınca ve ondan etkilenince işler değişti Henry için
Güzel di
Iyi okumalar
Kitapla kalın..
352 syf.
·1/10
Yerli ve milli ergen yazarlardan sıkılmıştım ki şekerim bu ablanın kitabıyla tanıştım. Muhtemelen dünyanın en rezil kitap fikrini uygulama konusunda bu kadına baskı uygulamışlar ve ortaya bu ağaç israfı çıkmış.

Yazara kendi diliyle "What a f* book is this!" demek istiyorum. Bildiğin erkenci kuş ayol bu. Hatta Erkenci Kuş Reloaded ... Gençler gerçekten bu kitapları okuyorlar mı ve okuduklarından ne anlıyorlar bilmek istiyorum. Edebiyat namına sıfır. Cümle yok. Safi diyalog diyaloglar da zaten "lanet olasıca telefonum nerede" tadında. Neden bu kadar boktan kitaplar basıyor yayıncılar anlamak zor.

Okumayın okutmayın hatta bulduğunuz yerde imha edin bu kitabı.
Kitap değil kağıt israfı! Yahu her şeyi geçtim, kapağa koyduğunuz hırt nedir öyle ayol! Barzonun tekini yaka bağır açık kapağa koymak nasıl bir beyin israfı? Bu ablanın başka bir kitabına da denk gelip yine iğrenmiştim ki fark ettim aynı serinin devamıymış. Asil Teklif, Asil Duygular, Asil Sex, Asil Bok, Asil Osuruk... Böyle devam edecek herhalde. Gerzek yazarın bir asalet saplantısı var herhalde. Kitap tamamıyla bir erkeğe bakıp bakıp iç geçirme seansından ibaret. Anlatıcının sürekli aman gülünce nasıl da seksi oluyor, aman kızınca nasıl da kabarıyor, aman yatakta şöyle iyi, aman ayakta böyle güzel... şeklinde histerik yakınmalarına maruz kalıyoruz. Şekerim bir ara kendimi Feriştah Yenge'nin Mükremin Çıtır fentezileri içerisinde kaybolmuş gibi hissettim. Evet kitap tam olarak da bir Feriştah imzası taşıyor. Yer yer gözlerim "Edeleli kollar" şeklinde iç geçirmeler aradı. Şu kitabı okuyup da beğenen insanla ne muhabbet edilir, ne çay içilir, ne tatile çıkılır ne de yemeğe gidilir... İğrenç bir ağaç katliamı.
164 syf.
·13 günde
Kitabı yarım bırakınca insan eksik hissediyor kendini o yüzden bitirmeye karar verdim bu saçma kitabı, konusunu hiç sevmedim çok terbiyesizce yazılmış ve basit kitap tavsiye etmiyorum kesinlikle vereceğiniz paraya değmez.
360 syf.
Lux serisinin devamı, yani yan seri diyelim, bilenler bilir bu seri muhteşemdi, yazarın dili, kitabın konusu süperdi 474 sayfalık bir kitabı 1 günde bitirdim. Fantastik , bilimkurgu seven arkadaşlar, hâlâ Bu yazarın kitaplarını okumadıysa, hemen alsın okusun, bu katagoriyi okuyanlar asla pişman olmaz. Ben severek bütün kitaplarını okudum.
136 syf.
Ne yazik ki elimde olan bir kitap olduğu için mecburen okudum, birinci kitap dan tek farkı farklı aylar farklı adamlar konusu yine berbat, çok çabuk bitiyor koca seri elinizde olsa bir günde bitirirsiniz.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Yazarın ilk iki kitabını da okumuş biri olarak bu romanı da son derece akıcı ve sürükleyici ve her ne şekilde oluyorsa bir şekilde yine çarçabuk okundu ve bitti sonuç keyifliydi eğlenceliydi üstelik yine +20 di. :))
380 syf.
·1 günde·6/10
Alıntılarımı da ekledikten ve parmaklarımı birbirine geçirip şöyle bir çıtırdattıktan sonra sıra geldi "Tutku Oyunları" serisine ilişkin yorumumu yazmaya.
Söyleyecek çok şeyim var. Öncelikle yapılmış olan yorumlara değinmek isterim. Eleştiriler, serinin ilk kitabındaki şiddete yönelikti. Bu beni seriyi okumaktan alıkoymuştu. Şöyle ki; Grinin elli tonu kopyası bir roman grubu daha mı? diye düşündüğüm için. Şimdi şunu açıklığa kavuşturmak isterim; ne denli dehşetana eleştiriler almış olsa da Grinin Elli Tonunun bir fenomen olduğu gerçeğini kimse inkar edemez. Geçtiğimiz yıllarda Ankara'da yapılan bir psikologlar toplantısının gündemine bile damga vurmuş bir seridir Grinin Elli Tonu ve beraberinde Gabriel Serisi ve Crossfire Serisi ile birlikte. Bunu niye belirtme ihtiyacı hissettim? Dünya üzerinde bu tarz romanlara gösterilen büyük ilginin bir nedeni olduğu gerçeğinden dolayı. Yani artık bir romandaki bu tarz içerik bir eleştiri nedeni olmaktan çıkmış durumda. Ve daha da ötesi bu seride yazar her bir romanın başında uyarısını yapmış ve içeriğindeki şiddet ve sapkınlıkları üzeri örtülü bir şekilde geçip gitmiştir.
(Detaylara ilişkin tek kaygınız kendi hayal gücü sınırlarınızdır kısacası!)

Gelelim seriye:
Konuya kısaca değinmek gerekirse Claire Nichols adlı yirmilerinin sonlarındaki genç bir kadının bir gün uyanıp kendisini gerçekte kim olduğunu bilmediği ultra zengin kırklı yaşlardaki Anthony Rawlings adlı bir adamın lüks malikanesinin bir odasında esir bulması ile başlayan olayları konu alan bir seri.
Serinin ilk kitabında Anthony Rawlings'in Claire'e uyguladığı psikolojik, fizyolojik ve cinsel şiddet, serinin eleştirilmesine sebep olan unsurlar. Bir süre boyunca adamın yaptıklarına Claire gibi bir anlam verememek oldukça gerilim dolu anlar yaşatıyor.
Ve üç kitaplık bir serinin iç yüzünü de aslında bu sebepler oluşturuyor.

Seriye aslında psikolojik gerilim türü olarak yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Bence tam anlamı ile bir aşk romanı kesinlikle değildi (Kapağındaki maskeli kadın resimlerine ya da ismine aldanmamak gerekiyor yani) Mütemadiyen geri planda sebebe dair gizemler sürüp giderken, Anthony ve Claire arasında yaşanan psikolojik ve zihinsel savaşa özellikle Claire'in hayatında yer alan insanların dahil oluş süreci gerilimi belirli bir çıtanın altına düşmeden alıp götürmeyi başarmıştı. Claire'in tek kişinin varlığı ile yarattığı görünmez hapishane içinde yaşadığı ikilemler gel gitler yer yer onun adına kahrolmanıza çoğu zamanda elinizin altında olsa saçını başını yoluvermek istemenize sebep oluyor. Ama kendisinin de kendisini tanımlamak da kullandığı tabirle ister Stockholm sendromu olarak adlandırın isterseniz başka uygun ya da uygunsuz (!) sıfatlar kullanın yaşadığı çatışmalar bence olayların gidişatı ve şahsi analizleri ile anlaşılabilir ve hak verilebilir şekle ustaca getirilmişti.
Ben seriye en başta sonu nedeni ile olumsuz bir eleştiri yapmak isterim. Olaylar iyice çetrefilleşmişken sayfalar ise azaldıkça panik duygusu ile internette bir anda serinin kaç kitap olduğuna bakmak aklıma geldi. Çünkü kalan safya sayısına bir sonun sığdırılabileceğine inanmam imkansızdı. (İki elim kanda olsa romanın sonuna asla bakmama gibi bir huyum var ne yazık ki)
Evet, 3 ciltti. Ve gerçekten o kalan azıcık sayfa sayısına da bir son sığdırılmıştı. İnanamadım. Gerçi yazar orjinal romanlarının ardından aralara buçukluklar attırmış ama bizde yok. Olsaydı da hüsranımı telafi edemezdi. Onca sayfa tüm o gerilime, çözüm arayışlarına, Claire'in git gellerine katlandıktan sonra....

Serinin sonunda pek çok şey gün yüzüne çıktığında Anthony'nin Claire'e yaptıklarının boyutunun amacını aşmış olduğunu görmek de neden yani dedirten cinstendi.

Özellikle üçüncü romanda bazı bölümlerdeki olayların lüzumu var mıydı dedirttiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Seriye sonradan katılan karakterlerin dahil edilme sürecinde verilen pek çok ayrıntının olayların akışı ile bir noktada kesişmesini beklerken böyle bir anın hiç gelmemesi gibi. Evet bu süreç de okurken aklınızda başka hikayeler yazmanıza ve gerilmenize katkı sağlıyor ama yazarın amacının bu olup olmadığına şüphe duyduğum için şimdi boşunaymış demeden geçemiyorum.

Bir esinlenme (!!!) fazlasıyla hissedilen bir durumdu bence. Yukarıda adı geçen romanların ve buna benzerlerinin bir ortaya karışığı halinde. Ama kategoriler kesinlikle farklıydı.

Her bölümün başındaki alıntılar gelen kısma bağlantılı ve çok şıklardı (Zaten neredeyse tamamı buraya aktarılmış durumda:))

Markalar amacını aşan sıklıkta kullanılmıştı. Biz anlamıştık zaten Anthony'nin çok çok çooook zengin olduğunu:)

Mekan tasvirleri bence güzeldi. Bolca yer verilmişti ve neredeyse dünyanın pek çok meşhur köşesindendi.

Dediğim gibi son çok daha detaylı ve can alıcı şekilde bağlanmalıydı. O ana gelene değin yaşananlar bunu gerektiriyordu. Ciddi hüsrana sebep oldu. Ama bu kısmı ve o ilk andan itibaren Claire'in adına yapmasını istediğiniz şeyleri yapmadığını da göz ardı edersek heyecan dolu bir seriydi.

DÜZELTME/ÖZÜR:
Serinin dilimize çevrilme çalışmaları olan bir kitabı daha olduğunu bir 1000Kitap okuru sayesinde öğrenip yayınevinden araştırdım. Daha önceki bir kitap ikiye bölünüp yayınlanmış (Yüzleşme ve Hesaplaşma). Son kitapta da benzer bir durum olmaz ise 4. kitap değerlendirmeler için asıl kriterleri içinde barındıracak. O nedenle serinin sonuna dair hissettiğim hayal kırıklıklarını dile getirdiğim tüm kelimelerimi geri alıyorum. Okumaya devam.
456 syf.
·23 günde·Beğendi·8/10
Yine bir güncelleme mağduru kitabım daha oldu. Truth bitti, 3. kitabı bile okudum, hatta yeni bir kitaba bile başladım ama bu aralar kitap okumaya bile o kadar az zamanım kalıyorki burada güncelleme yapmayı unutmuşum.

Truth ilk kitaptaki faciadan sonra benim için bu seride yeni bir soluk diyebiliriz. Yorumumu okuyanlar bilir ben ilk kitaptan ve Anthony'den açık ve net bir şekilde nefret ediyorum. Bu kitaptaysa ilginç, kendine hakim olmaya çalışan bir Anthony, ayakları üstünde durmaya çalışan bir Claire vardı. E bir yandan da gizem, sır derken bana okutturdu kendini kitap... Tamam ilk kitabın sonu çok iyiydi -ki ben sırf bu son nedeniyle seriye deavm ettim- ama bu kitabı da bayağı beğendim diyebilirim. Olaylar çok başka yerlere ilerledi.

Seri benim için daha iyi ve anlamlı bir hale dönüştü diyebiliriz. Bazı yerler bana fazla uzatılmış gelse de kurgu gayet iyiydi. Herkese iyi okumalar ;)

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 717 okur okudu.
  • 29 okur okuyor.
  • 358 okur okuyacak.
  • 16 okur yarım bıraktı.