Esra Kökkılıç Bal

Esra Kökkılıç Bal

ÇevirmenEditör
8.9/10
190 Kişi
·
654
Okunma
·
1
Beğeni
·
102
Gösterim
Adı:
Esra Kökkılıç Bal
Unvan:
Çevirmen, Editör
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
269 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yıllar süren bir esaret. Şiddet, istismar, kölelik... daha çocuk yaşta benliğini ve kimliğini tamamen yok etmek icin uğraşan ruh hastası.... okurken okadar çok etkilendim ki. Boğazım düğüm düğüm oldu. Bir insana bu işkenceler nasil yapılabilir aklım almıyo. Benim aklımın almadığını küçük bir kızın yaşamış olmasi cok daha kötü. En çok da natascha yi kaçıran ruh hastası adamın ona beni neden kaçırdın? Diye soran natascha ya hep bir kölem olsun istedim" demesi. Size anlatamayacağım kadar gerçek dışı ama bir okadar da gerçek bir hayat hikayesi. Incelemeyi yazarken bile okadar zorlanıyorum ki . Muhakkak okunmalı.
Bir çocuğun en saf ve sevimli halidir Prens.
Prens in bildiği tek şey sevmek ve sorumluluk hissettiği çiçeğidir; Prens evine dönme vakti gelmeden bildiklerini çok masum bir şekilde insanlardan birine öğretecek ve evine geri dönecektir.
“Hakikatin mayası gözle görülmez.”
272 syf.
·9/10
Tüylerim diken diken bir halde inanamayarak okudum bu kitabı. Küçük bir kıza yaşatılan bu dehşet hayatı herkes okumalı. Küçük bir kızın yıllarca yaşadığı esareti onun cümleleriyle okumak inanılmazdı. Kaçırılması alıkonması yaşadıkları ve kurtuluş hikayesi herbiri teker teker dehşete düşürdü beni heyecanla okudum ben bu kitabı. Keşke gerçek olmasaydı dedirten gerçek bir hayat hikayesi. Okuyun.
288 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
İlk kitabını büyük beğeniyle okumuştum. Bu ikinci kitapta ilkinde aldığım tadı alamadım. Sanki bir şeyler eksik gibiydi. Kötü değildi ama ilki gibi de değildi. Devam kitapları böyle değil midir zaten? Üçüncü kitabı da olacakmış. Fakat tahminimce daha yazılmadı. Yazıldıysa da henüz çevrilmedi. Vaktiniz varsa kafanızı dağıtacak bir macera-romantik türünde kitap arıyorsanız okuyabilirsiniz.
272 syf.
·4 günde
   Pegasus Yayınları'ndan çıkan 1998'de Wolfgang Priklopil tarafından kaçırılarak 8 buçuk yıl  boyunca köle hayatı yaşayan Natascha Kampusch'ün kendi yaşamını kaleme aldığı hapis kaldığı o 8 buçuk yıl içerisinde neler yaşadığını anlattığı yaşanmış olaylar dizisini anlatan bir kitap. Tam bir kurtuluş hikayesi.

   1998 yılında okula giderken kaçırılan Kampusch, o yıllarda henüz 10 yaşındaymış. Onu kaçıran Wolfgang Priklopil  küçük kızı kurtulmayı başardığı 2006 yılına kadar, Viyana’daki evinin garajında, penceresiz bir bölmede tutuyor. Yalnız garaj derken kafanızda normal bir garaj canlanmasın.Delice bir zeka ile hazırlanmış çok kalın bir betondan ve dışarıdan görülmesi asla mümkün olmayacak şekilde gizlenmiş. Dışarıdan herhangi bir ses duyulması da imkansız. Kaçırılmasına anlam veremeyen ve adama sürekli bunu soran küçük kız bir kaç yıldan sonra "her zaman bir kölem olsun istemiştim" yanıtını alır. Kitapta gördüğü şiddeti, adamın bunu tekrar tekrar yaparken  yaşadığı  psikopatça hazzı anlatmış. Kurtulduğu dönemde muhabirlerin ve televizyon programlarının aksine Natascha, cinsel istismar olan bölümü anlatacak gücü bulamadığından kendine saklayarak yazmamış. Aslında anlatım açısından mutlaka okunmalı diyeceğim edebi bir eser olmayabilir. Ama vazgeçmemeyi, pes etmemeyi, karşı çıkmayı, kendi hayatını en zor koşullar da bile savunmayı sonuna kadar direnmeyi, ne kadar baskı ve şiddet görürseniz hayatta kalmanın mümkün olduğunu anlatan bu gerçek yaşam öyküsünü okumalısınız. Etkilenmemek mümkün değil
272 syf.
·1 günde
Merhaba arkadaşlar. Size yürek burkan bir kitaptan bahsedeceğim. İlk olarak şunu bilmenizi istiyorum. Bu kitapta anlatılan şeyler gerçek ve yaşayan kişi de kitabın yazarıdır.
Natascha 10 yaşında küçük bir kızdır. Yaşadıkları bölge tehlikelidir. Bu yüzden annesi küçük kızı her gün okula bırakır. Fakat arkadaşları tarafından bu yüzden zorbalığa maruz kalır. 2 Mart günü annesinden izin kopartıp okula tek başına gitmek için yola çıkar. Biraz ilerledikten sonra yolda beyaz bir minibüs görür. Annesinin bu şekilde bir olayla karşılaştığında karşıya geç dediği gelir aklına ama bunu uygulamaz. Biraz ilerledikten sonra adam onu alır ve minibüsün içine atar. Adam onu evde yaptığı bir hücreye atar. Ve Natascha'nın yürek burkan hikayesi böyle başladı. 3096 gün boyunca bir hücrede Wolfgang Priklopil tarafından esir tutuldu. Bu zaman içinde hem duygusal hem de fiziksel istismara maruz kaldı.
Onun yaşadığı şeyleri burada özetleyip anlatamıyorum maalesef. Bu dediklerimi anlamanız için alıp okumanız gerek. Pişman olmayacaksınız eğer okursanız. Birçok şey katacak bu kitap. Her ne olursa olsun hep bir umut vardır derler ya. Evet işte bu kitapta 8 yılı aşkın bir sürede yine bitmeyen umudu, bir kurtulma hikayesini okuyacaksınız.
Kitabı okurken aklıma çok soru takıldı. Natascha o evde bunları yaşarken evin önünden geçen biri içerde olan şeyleri bilmiyordu. Kim bilir kaç böyle kaç evin önünden geçtik. Hâlâ kaç çocuk var haberimiz olmadan bunları yaşayan? Bitecek mi bir gün bu çocuk istismarı? Peki o minik bedenler canavarlardan kurtulabilecek mi? Bunlara cevap veremiyorum ama bir an önce son bulmasını istiyorum.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sağlıklı günler dilerim.
224 syf.
·Puan vermedi
Kitap derin düşüncelere daldıran okuyucunun anlamak için çaba sarfetmesi gereken bir kitap ben beğendim fakat okuyucu anlamak için biraz çaba sarf etmeli sonunda kitabın bizlere ne kadar bilgi katacağını anlayabiliriz
272 syf.
·9 günde·7/10
Otobiyografik roman tarzı yazılmış ancak benzerlerinden fazla yüzeysel bir anlatımla yazılmış olması okurken çok da yaşanılanlara hakim olamıyorsunuz. En azından ben okurken öyle hissettim diyelim. On yaşındayken psikolojik sorunlu bir adam tarafından kaçırılan Natascha 'nın sekiz buçuk yıl zindan misali beş metrekarelik bir odadaki fiziksel ve psikolojik şiddetin anlatıldığı bir kitap. İstemediği konuları es geçmiş, aç bıraktı, inşaat ve ağır ev işleri yaptırdı, yumruk attı, tekme attı gibi şiddetten başka hiç bir konuya girmedi. Anlatım şekli der zamanda bir ileri iki geri şeklinde olunca pek ilgiyle okuyamadım. Gerçi yaşanmış gerçek bir hayat hikayesi açısından kesinlikle tüyler ürpertici, hiç bir çocuğun başına böyle bir şey gelmesin tabi ki. Ama kitabı okurken olaylar arasında kopukluk olması kitaba tam olarak adapte etmedi.
224 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İnsanların yaş aldıkça, büyüdükçe insani ve temel değerlerden uzaklaşmalarını, hatta yozlaşmalarını masum Küçük Prens'in gözlerinden bize aktarır. Herkese katacak birşeyler var bu kitapta okunmalı
288 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Merhabalar sevgili kitap dostlarım geçtiğimiz haftalarda ilk kitabını okuduğum #yüzüncükraliçe serisinin sonu öyle bir yerde bitmişti ki, dayanamayıp hemen ikinci kitabı olan #ateşkraliçesi 'ni #okudum.
.
İlk kitapta 100. Eş olarak tahtta yerini sağlamlaştırmak için dövüşen Kalinda, kitabın sonunda minik çaplı bir isyan başlatmış olabilir Evet Kalinda süpersin Serinin devamında, halkının yaşamının tehlikede olduğunun farkına varan Kalinda, bu kez İmparatorluğun geleceği için dövüşecek. Ne diyoruz o vakit #dövüşbaşlasın...
.
Ancak bu sefer dövüşlere, bıçak, balta yanında olağanüstü güçler de katılacak.. Yer yerinden oynayacak.. Nasıl mı? Cevabı kitabımızda der ilgililerine bu güzel seriyi tavsiye ederim. Kitapla Kalın Evde Kalın sağlıkla kalın. Ancak serinin üçleme olduğunu hayret, dehşet ve üzüntüyle fark ettim. Bir de dilimize henüz çevrilmediğini Sevgili yayınevimiz ilgililerine duyurulur

Yazarın biyografisi

Adı:
Esra Kökkılıç Bal
Unvan:
Çevirmen, Editör

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 654 okur okudu.
  • 21 okur okuyor.
  • 272 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.