Geri Bildirim
Evelio Rosero

Evelio Rosero

8.0/10
6 Kişi
·
10
Okunma
·
1
Beğeni
·
273
Gösterim
Adı:
Evelio Rosero
Unvan:
Kolombiyalı Gazeteci, Yazar
Doğum:
20 Mart 1958
Ölüm:
Bogota , Kolombiya , Kolombiya
Mum ışığında ayakkabılarıma bakıyorum, sonra ayakkabılarımı çıkarıp ayaklarıma bakıyorum: Tırnaklarım kancalar gibi dallanıp budaklanmış; aynı şekilde el tırnaklarım da yırtıcı kuşların pençelerine benzemiş, şu an savaştayız, diyorum kendi kendime, her şey birbiriyle bağlantılı, hayır hayır sebep savaş değil, sadece Otilia gittiğinden beri tırnaklarımı kesmiyorum; o benim tırnaklarımı keserdi, ben de onunkileri, böylece eğilip bükülmek zorunda kalmazdık, hatırlasana; ve vücutlarımız ağrımasın diye; aynı şekilde, o gittiğinden beri ne sakalımı tıraş ediyorum ne de bu yaşıma rağmen dökülmemekte direnen saçımı kestiriyorum, bir sabah kendi halimi gördüm, sadece bir sabah farkında olmadan aynaya baktım ve kendimi tanıyamadım. Tevekkeli değil, Geraldina son görüşmemizde, birkaç aydan beri ne zaman yanlarına yaklaşsam sohbetlerine ara veren ve bana sanki delirmişim gibi bakan kadınlar ve erkekler gibi davranarak beni endişeyle inceledi, sen bana ne derdin, Otilia, sen bana nasıl bakardın? Seni düşünmek sadece acı veriyor bunu kabul etmek üzücü, özellikle de senin bedeninin canlı yakınlığı, soluk alıp verişin, uykunda söylediğin anlamsız sözcüklerin olmadan yatakta sırt üstü yatarken. İşte bu yüzden, uyumaya  çalıştığımda kendimi başka şeyler düşünmeye zorluyorum, Otilia ama er ya da geç illaki seninle konuşmaya ve sana anlatmaya başlıyorum; çünkü hayatımın bir bölümünü sensiz geçirdikten sonra ancak bu şekilde uykuya dalabiliyorum, Otilia ve uzun bir uyku çekiyor ama dinlenemiyorum: Rüyamda ölüleri gördüm; Mauricio Rey, Doktor Orduz; yeniden uyuyabilmeye ve farkında olmadan, sanki sen beni duyabilecekmişsin gibi, yüksek sesle konuşmaya başladığım bugün bana onları hatırlatan muhtemelen Oye'yle yaptığım sohbet oldu, "Bu ne biçim bir hayat," diyorum görünmez Otilia'ya, "Mauricio Rey ve doktor öldüler, Marcos Saldarriaga ise muhtemelen hâlâ yaşıyor."
   Eğer burada olsaydın, bana, "Bırak, yaşayan yaşasın, ölen de ölsün sen bu işe karışma," diyeceğinden eminim Otilia.
   Sesini neredeyse duyar gibiyim.
‘... Tanrı’nın seçtiği tek bir pazar günü bile, tek bir sabah bile yok dinlenebileceğimiz; çünkü Tanrı’nın insanları her gün yemek yiyorlar ve bizler yemek hazırlamak zorundayız, bu kadar basit işte, şayet yemek pişirmezsek ölürler. Bir günde kaç kilometre yol kat ediyoruz, kim bilir.’
Karanlık dört bir yana uzanıyordu, sessizlik ve soğuk da beraberinde. Derken, onu selamlayan bir hilal belirdi fırtına bulutlarının arasından ve griye boyadı kuytuları, bir şarıltı duyuldu, hafif hafif titreyen bir su sesi ve uzaklarda, sanki karanlığın içinde yeniden doğmuşlarcasına, su teknesinin çevresindeki üç Lilia ilişti gözüne, üçü de eğilmişti, kollarını suya uzatmış, kımıltısız duruyorlardı.
Her biri buz kesmiş su teknesinde bir kedi boğuyordu.
‘Neden boğuyorsunuz onları?’ diyebildi sonunda ve Lilia’lara doğru yürüdü.
‘Nasıl boğmayız,’ diye yanıtladılar su teknesinin altında yatan altı gölgeyi göstererek. ‘Uzun zaman önce uyarmıştık onları. ‘İçinizden biri aranıyor bakın,’ dedik onlara, ‘yemek pişirmemize fırsat vermiyorsunuz, hırsızlıklarınızla bizi üzüyorsunuz, karnınızı doyuruyoruz, üstüne bir de hırsızlık yapıyorsunuz, yemek vermiyoruz daha çok hırsızlık yapıyorsunuz, ne yapacağız böyle, kediler?’ dedik. ‘Hayatımızda sizin gibi kediler görmedik, hele de sen, Almida.’
Ve taşın üstündeki gölgelerden birini gösterdiler.
2016 yılında Türk okuru, Latin Edebiyatının yeni bir ismi ile tanıştı. Kolombiyalı yazar Evelio Rosero’nun iki kitabı, aynı anda, Can Yayınları tarafından okurların ilgisine sunuldu. Bu kitaplardan birisi “Öğle Yemekleri”, diğeri ise “Ordular”. “Öğle Yemekleri” orijinal dilinde, 2001 yılında, “Ordular” ise 2006 yılında yayınlanmış.

Sabit Fikir Dergisinin, Türkiye’de 2016 yılında yayınevleri tarafından basımı yapılmış en iyi 50 roman listesinde, “Öğle Yemekleri” 20. Sırada yer almıştı. Kitap benim dikkatimi de bu listede çekti. “Kutsalı günah çıkarmaya davet eden” tanıtıcı metninin de etkisi ile 2016’nın son okuma listemde yerini aldı.

119 sayfadan oluşan kitabı, romandan çok uzun bir hikâye olarak değerlendirmek mümkün. Bu değerlendirmeyi kitabın içeriği de haklı çıkarıyor. Yaklaşık 24 saati kapsayan bir anlatıyı içeren, karakterlerin derinliğine işlenmediği, geçmişten gelen izlerin gölge gibi düştüğü bir zaman kesiti hikâyesi.

Hikâye, Kolombiya’nın başkenti Bogota’da bir kilisede geçiyor ve hikâye boyunca dışarıya hiç adım atmıyoruz. Kilisenin pederinin özel talebi ile, her gün farklı bir muhtaç grubuna yönelik düzenlenen öğle yemeklerinde, ihtiyarlar için düzenlenen günle açılıyor sahne. Aynı anda hikâyenin baş kahramanı, kambur peder yardımcısı Tancredo ile tanışıyoruz. İhtiyarların öğle yemeklerini bekleyişlerini, yemek yemelerini anlatan sahneler oldukça ilgi çekici;

“…diğer yaşlılarsa , içlerinden birinin ölmesine rağmen, yemeğe devam ettiler gönül rahatlığıyla ve gülüşüp eğlendiler merhumun ardından, yemeğine kondular, ‘Artık işine yaramaz bu senin.’ Şapkasına, atkısına, mendiline ya da ayakkabılarına el koydular.”

Hikaye, peder Almedia ve zangoç Machado’nun öğle yemekleri için yeni fikirler geliştirmek istemeleri ile başlıyor. Ancak, hikâye kısa sürede bir yasak aşk hikâyesi ne dönüşüyor. Bir geceliğine bir ayini yönetmek için gelen bir başka pederin dâhil olduğu yağışlı gecede, Latin Edebiyatının imgeli, puslu ve sırlı çerçevesi hikâyenin üzerine çöküyor.

Her ne kadar kilisenin dışına çıkmasak da, öğle yemeklerinin değerlendirmesi üzerinden Kolombiya toplumunun, özellikle muhtaçların durumunu görebiliyoruz. Zaten bir toplumun da en zayıf halkası kadar güçlü olduğunu düşünecek olursak, muhtaçların genel yoğunluğu ve muhtaçlık düzeyleri bir toplumu analiz etmemize yardımcı olur.

Bu noktada, kitaptan da anladığımız kadarı ile, Kolombiya da, Latin Amerika ülkelerinin genel dengesiz, eşitliksiz toplum yapısından azade değil. Eşitsizliğin olduğu yerde, kutsallar bu açığı kapatmak yolunda girişimde bulunuyor ama bu yol ne yazık ki, kısa vadeli çözümün ötesine geçmiyor. Çözüm derinleşmediği ölçüde de, sığ içeriğin yüzeyindeki yaldızlar kısa sürede dökülmeye başlıyor. Kitapta bir kilisenin içten içe nasıl çürüdüğünü gözlemliyoruz. Aslen ülkemizdeki yurt ve pansiyonlardaki tacizleri, kurban bağışları, yardım kampanyaları üzerinden yapılan yolsuzlukları düşününce, bu durumun kutsalın rengine göre değişiklik göstermediğini görüyoruz.

Evelio Rosero, bu konuyu kör gözün parmağına dile getirmiyor. Ama hikâyenin ruhuna sızan “kutsalı günah çıkarmaya davet eden” anlayışı görmemek mümkün değil.
Hikâyede karakterler çok fazla derin işlenmese de, destek karakterler fazlası ile renkli; Kilisenin çalışanı 3 Lilia’lar, kilisenin müdavimleri “Kent Derneğinin yaşlı hanımefendileri”, geçici peder Matamoros…

Romanların ve hikâyelerin, farklı toplumları, yaşamları tanımaya katkısı göz önüne alındığında, “Öğle Yemekleri” bu işlevi fazlası ile yerine getiriyor. Latin edebiyatı ise Türk edebiyatına oldukça dost bir edebiyat. Gabriel Garcia Marquez’in takipçilerinden olduğu iddia edilen Evelio Rosero ile tanışmak, Latin Edebiyatı severler için kaçınılmaz bir görev olmalı.
Latin amerika yeni Marquez ini doğuruyor. Yıkımın, yok oluşun normalliğine donuk bir bakış açısı. Bahçe duvarının önünde patlamayı unutmuş bir el bombası. Ve elbette aşk.
Evelio Rosero’nun türkçeye çevirilen 2. ve son kitabı.
Durum bakış açısını Marquez’e çok benzettiğim fakat yazın türüne ‘büyülü gerçekçilik’ denemeyecek bir yazar. Rosero’nun stili daha çok ‘büyüsüz’ büyülü gerçekçilik olarak tanımlanabilir. Ki bence bu diğeri kadar zorlu bir zeka yolculuğu, kalem ve hayal gücü becerisi gerektiren bir stil. Hayata dair, ancak olabileceklerin en uç örneklerinin sergilendiği ve bunun okur tarafından yadırganamayacak kadar ustalıkla işlendiği bir eser ‘Öğle Yemekleri’.
Sarhoş bir rahip, katil aşçılar, kilise mihrabında sevişen bir çift ve suç baronu bir kilise bağışçısı.
Kitabın sonundaki çözülme kısmı ise okuyucuyu tebessüm ettirecek kadar enteresan.
Değer verilmesi gereken bir yazar Evelio Rosero. En azından G.G.Marquez’i severek okuyanlarca kesinlikle okunması gereken bir yazar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Evelio Rosero
Unvan:
Kolombiyalı Gazeteci, Yazar
Doğum:
20 Mart 1958
Ölüm:
Bogota , Kolombiya , Kolombiya

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 10 okur okudu.
  • 22 okur okuyacak.