Fecri Afak Dergisi

Fecri Afak Dergisi

Dergi
9.8/10
24 Kişi
·
35
Okunma
·
10
Beğeni
·
160
Gösterim
Adı:
Fecri Afak Dergisi
Tam adı:
ISSN: 2717-8382
Doğum:
Sivas, Türkiye, 2013
Edebiyat ve Fikriyat Dergisi

Cemil Meriç “Bu Ülke”de şöyle diyor: “Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok defa tek bir insanın eseri, tek düşüncenin yankısıdır. Dergi ise bir zekâlar topluluğunun yankısı. Bir neslin vasiyetnamesidir, daha doğrusu mesajı.” Bir de genç, heyecan dolu, ve taze yüreklere sahip birkaç arkadaşınız varsa işte bir derginin çıkması tıpkı bir refleks gibi kaçınılmazdır...
"Teselliden nasibim yok, hâzan ağlar bahârımda
Bugün bir hânumânsız serseriyim öz diyârımda"
-Mehmed Akif Ersoy/Bülbül-
Yazmak, içimden çıkmaya çalışan soluk bir çığlık gibi çırpınıyor yüreğimde.
...
Biliyorum, içimden doğan sözcükler özgürlüğümün ayak sesleri.
Fecri Afak Dergisi
Sayfa 10 - Semanur Darımla
24 syf.
·8/10 puan
Dergiyi @ahtarumarolduk arkadaşimız sayesinden tanıdım. Ve okuduğum her sayı ayrı bir güzel her sayfasina daha çok özen vermişler. Beni heyecanlandırman ve mutlu eden bir dergi.Bu derginin 8. Sayı değil daha fazla sayı olmasını isterdim. Dergimizin ilk sayısı 2013 yayınlamaya başlamiş. Sayının az olması ve her okurun okumasını tavsiye ederim. Kısa oldu biraz ama.

Keyifli okumalar dilerim.



http://www.fecriafakdergisi.com/?m=1 linki bıraķıyorum okumak isteyen veya okumayı düşünen herkese tavsiye ederim.



Fecri Afak - Sayı 1 ile ilgili alıntılarımı ekleyip incelemi bitirmek isterim.


#123698922


#124104701


#124015876



Hayırlı akşamlar dilerim.
24 syf.
Dergi kültürüm oluşsun diye düşünüp,  popüler dergilerin hangi sayısından başlasam diye araştırma yaparken, tesadüfen bu dergi karşıma çıktı ve bu yolda attığım ilk adım oldu (kültürsüzlük işte ne yaparsınız) Beni heyecanlandıran, yol gösteren,  hem bitirmek için can attığım hem de tadı damağımda kalan okumalar yaptım. İlk sayı ile silinmez ve silinmesi istenilmeyen derin bir çizgi çizdiklerini düşünüyorum.  Dergiye web sitesinden ulaşabiliyorsunuz, bu sayede Allah rızası için ortaya konulmuş çalışmalardan nasiplenmek mümkün :) Kıymetli ve  hatırı sayılır dergilerden önce taşrada oluşturulan dergilerden biriyle başlamam isabetli oldu bence . 2013 yılında yayımlanmaya başlayan dergi günümüze kadar sadece sekiz sayı çıkarabilmiş. Sayının  az olması nedeniyle tüm sayıları okumak istiyorum, inşAllah okuyacağım.

http://www.fecriafakdergisi.com/?m=1
28 syf.
Kendisini tamamen sanaldaki hayır işlerine vakfetmişti. Bir gece bilgisayar başında uyukluyordu. Gözlerinden uyku akıyor ama sanal sorumlulukları onu uyanık olmaya itiyordu. Derken bilgisayar birden bire kapandı. Lamba hâlâ yanık olduğundan elektrikler gitmemişti demek ki. Hemen bilgisayarın elektrik bağlantılarını kontrol etmeye koyuldu. Ve büyük bir sarsıntı ile kendini yerde buldu. Elektrik çarpmış ve ölmüştü. Daha ne olup bittiğini anlayamadan kendini hesap gününde buldu. Amel defterleri incelendi. İyilikleri, kötülükleri tartıldı. Hakkındaki hüküm verilmişti ama hükmün ne yönde olduğunu bilemedi. Kolundan tutup götürmeye başladılar. Nereye gittiğini bilmiyordu ama cenneti umuyordu. Derken bir bilgisayarın başına getirdiler. Ekranı gösterdiler. Kocaman harflerle www. cennet. com yazdığını gördü. Sonra seslendiler bir yerden: Ne duruyorsun. Tıkla gir! Dehşetle uyandı. Bilgisayarın başında uyuyakalmıştı. Her şeyin bir rüya olduğunu anladı… Rüya aklını başına getirdi mi? Kendine çeki düzen verdi mi? Sonrasında neler oldu bilinmiyor.

Ali Yıldız
24 syf.
Aşinayım bu soğuk kaldırımlara, ikimizinde özü 'toprak'. O, mekansızların sefil sancısı, ben vuslat zincirinin ebedi kurbanı. Fani hayatın peşinde gidiyoruz aheste aheste. Lakin başım dönüyor. Boğuluyorum, bu sokağın yeis girdaplarında. Maskeler ardına gizlenmiş yüzler korkutuyor beni. Titriyorum. Ta hücrelerime kadar yüzlerce, binlerce yabancı göz; siyahıyla, elasıyla, yeşiliyle, mavisiyle. Hepsinin kesiştiği noktada bir gurbet geçiyor. Peki bunca gurbet kime? Kime çıkıyor bu uzun gurbet sokakları? Zihnimde korkunç bir kahkaha tufanı esiyor ve dalga dalga yayılıyor tüm beşeriyete:
'Efendiler, unutmayın ki bütün ruhlar Mahkeme-i Kübra'ya, bütün yollar kabristana çıkar.'

Memduh Turan
30 syf.
Bir niyetimin neticesinde tüm sayılarını okumaya başladığım bu nacizane dergi hakkında beşinci sayıyı bitirince gözlemlerimi paylaşmak istedim. Öncelikle derginin ilk sayılarını okurken her sayfayı çevirdiğinizde bir amaç uğrunda çaba gösteren taze yüreklerin o ilk heyecanını hissedebiliyordunuz. Punto seçimi olsun, yazı şekli seçimi olsun, sayfayı kullanma şekli olsun, çeşitli görsellerle süslenmiş sayfalar olsun, hatta sayının birinde osmanlıca sözlerin olduğu bir sayfa vardı benim gibi ilgilenenleri için bulmaca tadındaydı diyebilirim velhasıl sizi sıkmıyor ve keyifli okumalar yapmanızı sağlıyordu ( bu arada pek anlamam bu tasarım işinden ). İlk sayılarda karşılaştığım tasarımı sonraki sayılarda görmek güçleşmeye, estetiğe verilen önemin ise azalmaya başladığını gözlemledim. Yahu benim için içerik önemli banane tasarımından derseniz içerik olarak dergi bi önceki sayıdan daha iyi vaziyette karşılıyor sizi ve kalitenin arttığını hissediyorsunuz. İlk beş sayıdan benim en beğendiğim dördüncü sayı olmuştu. İçerik dolu doluydu diyebilirim, yeni şeyler öğrendiğim de oldu bildiğim ve ilgilendiğim şeylerin farklı yorumlarıyla karşılaştığım da oldu. Gelgelelim beşinci sayıya:
Bir önceki sayıdan sonra hayal kırıklığına uğradım. Derginin kapağını açar açmaz karşınıza çıkan ilk yazı  birinci sayıdaki yazı ile aynıydı, bu beni rahatsız etti. Ama en çok rahatsız edense şu oldu ki başka bir yazıda  beğendiğim bir cümlenin altını çizerken cümlenin kesme işaretinden sonrası gelmedi, oyuncağının parcasını kaybetmiş çocuk gibi oldum ve bir iki dakika yazının devamını aradım vallahi üzücüydü halen de merak ediyorum nerde o yazının devamı?
24 syf.
- Bizler toplumun ve zihinlerin ince kıvrımlarında yol alan seyyahlarız. Sözlerimiz önemsenmez çoğu kez. Biraz delilik katılır yaptığımız işlere. Adımız çıkar bilmediğimiz yerlerde. Biz gibi olmak ister herkes, -biraz- ama hiç kimse bizim gibi olmak istemez. İnsanlar korkar şairlikten, bunu kendileri de bilmez. Aykırı olmaktan kime ne ! Akşam evine giden bir memurun sevinci hiç olmadı içimizde. Asık suratlı olmak yakıştırıldı bize. Herkes söyleyeceği sözü bizden ödünç alarak söylemenin zevkini tadarken, o sözün bizim hangi fikir mengenemizden geçerek çıktığını hiç düşünmedi: düşünmek görevini bize bırakmışlardı. Yanlışlarımızı bizim yüzümüze demir balyozlarla çarpanların dillerinde, yine bizim sözlerimiz vardı. Yaftalanmış fikirlerimiz çoktan çalınmıştı bizden... Şimdi soruyorsunuz Maveraünnehir nereye dökülür diye. Bu sözü size veren de bir şair değil mi? Öyleyse eminim ki cevap yine sizin bizden (ç)almış olduğunuz sözlerden birinde.

Sefa Toprak
30 syf.
ABD Kongre Kütüphanesi

Kitap ve raf sayısı bakımından dünyanın en büyük kütüphanesi olarak kabul edilmektedir. 164 milyon esere ev sahipliği yapmaktadır. Bunlar arasında 38 milyon kitap, 70 milyon el yazması, 3.6 milyon kayıt, 14 milyon fotoğraf, 5,5 milyon harita bu devasa kütüphaneyi dünyadaki en değerli kültür hazinelerinden biri haline getirmektedir.

İngiltere Mili Kütüphanesi

Dünyanın en büyük ikinci kütüphanesi olarak bilinen İngiltere Milli Kütüphanesi (The British Library), 150 milyondan fazla eseri barındıran bir koleksiyona sahip bulunuyor. 1753’te kurulan İngiliz Müzesi’nin bir parçası olan, 1972’de çıkarılan yasayla müzeden ayrılan kütüphanenin koleksiyonunda el yazmaları, haritalar, gazete ve dergi nüshaları, çizimler, müzik notaları, ses kayıtları ve patent belgeleri bulunuyor.

Rusya Devlet Kütüphanesi

Rusya’nın “devlet arşivi” statüsündeki Moskova’daki Rusya Devlet Kütüphanesi (National Library of Russia) de 43 milyon parça kitap ve arşiv malzemesine ev sahipliği yapıyor. Rusça dışında 247 farklı dilde belge içeren kütüphane, 1862 yılında kapılarını açtı. “Leninka” olarak anılan kütüphane özel harita, müzik, ses kaydı, nadir eser ve bilimsel tez koleksiyonlarını barındırıyor.

Japonya Ulusal Meclis Kütüphanesi

Japonya Ulusal Meclis Kütüphanesi (National Diet Library), 1890’da kurulan Japon İmparatorluk Meclisi’nin farklı kamaralarına ait 2 kütüphane ile 1872’de kurulan Japon İmparatorluk Kütüphanesi’nin mirasçısı olarak 1948’de kuruldu. Arşivinde 41 milyondan fazla eser olan kütüphanenin giriş duvarında Yunanca ve Japonca olarak “Hakikat özgürleştirir” ifadeleri dikkati çekiyor. Kütüphanenin misyonunu “kanun koyuculara kamu politikalarında doğru yol gösterecek kaynakları sağlamak” olarak ifade ediliyor.

Çin Milli Kütüphanesi

Çin Milli Kütüphanesi (The National Library of China), 115 farklı dilde 35 milyonu aşkın kitap, yazıt ve tarihi koleksiyondan oluşuyor. Çing Hanedanlığı (1644-1912) tarafından 1909-1912’de başkent Pekin’in kent merkezinde kurulan kütüphane, her yıl 5 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlıyor. Kütüphanenin dijital ortama aktarılan verileri bin 323 terabayta ulaşıyor. Bu bilgilerden sonra İlber Ortaylı hocanın da kitaplarında belirtmiş olduğu iki önemli kütüphanemizden bahsetmek istiyorum.

İslam Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi

Bu kıymetli kütüphane 1984 yılında İslâm Ansiklopedisi’nin hazırlanması sırasında ihtiyaç duyulacak yayınları toplamak ve bunları ilim âleminin istifadesine sunmak amacı ile kurulmuştur. İslam tarihi, kültürü ve medeniyeti ile ilgili 300 binden fazla kitap, yekunü 226 bin sayıyı bulan süreli yayın, 23 bin civarında Osmanlı kadı sicili ve daha pek çok kıymetli belgeler ülkemize ilmi ve kültürel anlamda hizmet etmektedir.

Beştepe Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi

Geçtiğimiz günlerde açılan ve ülkemizin en büyük kütüphanesi olma özelliğini taşıyan Millet Kütüphanesi, 201 km raf uzunluğuyla dikkat çekmektedir. Bünyesinde 2 milyon kitap ve 2 milyon süreli yayın barındıran devasa kütüphane mimarı yapısıyla da ziyaretçilerin ilgisini celp etmektedir. Kütüphanenin “dünyaya açılan kapısı” sayılan Cihannüma Salonunda ve Nadir Eserler Kütüphanesinin, kubbesinin altında yer alan kemerde Alak Suresi’nin 4. ve 5. ayetlerinin Türkçe meali olan, “O kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini öğretendir” yazıları okunmaktadır. Millet Kütüphanesi’nde, 5-10 yaş grubu çocuklar için Nasreddin Hoca Kütüphanesi, 10-15 yaş çocuklar için Gençlik Kütüphanesi, ses ve görüntü kütüphanesi, nadir eserler kütüphanesi, araştırma kütüphanesi, Cihannüma Salonu, süreli yayınlar salonu, okuma salonları, Selçuklu Müze ve Sergi Salonu, mücellithane, 500 kişilik konferans salonu, teknoloji sınıfları, mesleki eğitim sınıfları, özel grup çalışma odaları, film izleme alanları, mescit, restoran ve kafeterya yer alıyor. Kütüphaneye Ahmet Burak Erdoğan, merhum müzisyen ve bestekar Cinuçen Tanrıkorur, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Mehmet Şevket Eygi’nin de arasında olduğu pek çok kişi şahsi kütüphanelerini ve arşivini bağışlamıştır.

| Samet Temir

Yazarın biyografisi

Adı:
Fecri Afak Dergisi
Tam adı:
ISSN: 2717-8382
Doğum:
Sivas, Türkiye, 2013
Edebiyat ve Fikriyat Dergisi

Cemil Meriç “Bu Ülke”de şöyle diyor: “Dergi hür tefekkürün kalesi, belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap çok defa tek bir insanın eseri, tek düşüncenin yankısıdır. Dergi ise bir zekâlar topluluğunun yankısı. Bir neslin vasiyetnamesidir, daha doğrusu mesajı.” Bir de genç, heyecan dolu, ve taze yüreklere sahip birkaç arkadaşınız varsa işte bir derginin çıkması tıpkı bir refleks gibi kaçınılmazdır...

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 35 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 3 okur okuyacak.