Fethi Aytuna

Fethi Aytuna

YazarÇevirmen
7.8/10
139 Kişi
·
354
Okunma
·
1
Beğeni
·
97
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
272 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Tanıtım Bülteninden: ...

Roberta Rich’in Venedik’te Bir Yahudi kitabının aşk dolu kahramanları Hanna ve Isaac Levy, Venedik’ten sürgün edilince Kostantiniyye’de yeni bir hayat kurarlar. Isaac ipek kumaşlar üretirken Hanna’nın ebelik konusundaki namı Sultan 3. Murad’ın görkemli haremine kadar ulaşır. Ancak güzel kızlar kadar entrikalarla da dolu bu haremde yaşanacaklar, Hanna’nın hayatını ya kurtaracak ya da söndürecektir.
Ansızın saraya çağrılarak padişahın yeni gözdesini muayene etmesi istenen Hanna, masum bir genç kızın hayatıyla kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. Hanna, kocasının aşkı sayesinde her şeyin üstesinden gelebileceğini düşünürken Venedik’ten gelen sürpriz bir misafir, saray entrikalarını aratmayacak sinsi planlarıyla ortaya çıkar.Roma’daki Yahudi mahallesinden Kostantiniyye’nin gürültülü sokaklarına ve Sultan 3. Murad’ın şatafatlı haremine uzanan bu baharat kokulu yolculukta, Hanna ve Isaac’ın yaşadıklarını bir solukta okuyacaksınız.....Dilini zarif, süslü cümleleriyle bezeyan eylemiş, açık ayrıntılara sahip tarihi roman.Keyifli okumalar diliyorum.
278 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Medlere bağlı olarak yaşayan Ahameniş Hanedanı(Persler), bağlı bulundukları efendilerine isyan ederek Pers İmparatorluğunu kurarlar. Kitapta Persler yerine sık sık Ahameniş ifadesi geçmektedir. Ahamenişler, Pers İmparatorluğunu kuran hanedanın adıdır. Pers İmparatorluğu, Yunan şehir devletlerinin güçlü olduğu dönemde Ege Bölgesi, Yunan adaları ve Balkanlarda Yunan şehir devletleriyle mücadele ederler. Büyük İskender, Doğu seferinde Pers İmparatorluğunu yıkarak topraklarına hakim olur. Ölümünün ardından Pers toprakları İskender'in komutanlarından Seleukos tarafından kurulan devletin idaresinde kalır.


Sonrasında ise Sasani İmparatorluğu kurulur. Sasaniler, uzun yıllar özellikle 250 yılı ve sonrasında Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ile mücadele eder. Doğu Roma ile yapılan savaşlarda zayıflayan Sasani İmparatorluğu netice itibariyle İslam orduları tarafından yıkılır. 1502 yılına kadar bölgede Selçuklular, Harizmşahlar, Moğollar, Akkoyunlu ve Karakoyunlu devletleri ve Timur varlık gösterir. Bu tarihe kadar yarı islami Sünni yarı Pers/Zerdüşt hayat yaşayan halkın kaderi 1502 yılında Şah İsmail'in Safevi Tarikatı'nın başına geçmesiyle değişir. Bölge Şiileşir. Sonrasında Kaçar Hanedanı, Pehlevi Hanedanı bölgede hüküm sürer ve 1979'da medreselerdeki molla öğrencilerin başı çektiği ayaklanmalarla İran İslam Cumhuriyeti ile kitap tamamlanmaktadır.

Kitap, İran'ın her siyasi dönüşümde radikal değişimler yaşadığını ancak bu değişimlere rağmen Pers/Sasani kültüründen izler taşıdığını savunur. Örneğin kitap, Türk-İslam Medeniyetinde de yer bulmuş adil hükümdar anlayışının 531-579 yılları arasında Sasani İmparatoru olan I. Hüsrev'den geldiğini ifade etmektedir. Bildiğimiz bir çok masalda yer bulan adil hükümdar Anuşirvan işte bu Sasani İmparatoru I.Hüsrev'dir. Tabi adil hükümdar anlayışı sadece Sasaniler ve İran toplumunun etkisiyle oluşmasa da anlaşılan önemli bir katkı yapmış olarak kabul edilebilir. Neticede İslam öncesi Türk tarihinde de yöneticinin adil ve halkının çıkarını gözeteni makbul idi.


Şah İsmail, 1502'de Safevi Devletini kurarak bölgede yeniden bir siyasi teşekkül kurarken bunu Şii temeller üzerine kuruyor. Devamında gelen Kaçarlar ve PEhleviler de bu Şii etki ile devleti yönetiyor. Şii etkisi, 1500'lü yıllardan itibaren İran coğrafyasındaki yönetimlerde zaman zaman muhalefet zaman zaman ise iktidar destekçisi olarak varlığını sürekli hissettiriyor.

19 ve 20. Yüzyılda İran coğrafyasının Rusya, İngiltere ve Fransa arasında git gel politikalarla yönetildiğini görüyoruz. Bir süre sonra Fransa çekilirken Fransa yerini Almanya alıyor. İngiltere, Hindistan'a giden yolun güvenliği için İran'a büyük önem verirken Almanya ise Hindistan'a giden yolda İngiltere'yi sekteye uğratmak için İran'da boy gösteriyor. İran, kuzeyi Rusya'da güneyi İngiltere'de kalacak şekilde paylaşılıyor. Bu paylaşım İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar etkisini sürdürürken savaş sonunda İngiltere yerine ABD devreye giriyor. İran şahları önce ingiltere sonra ise ABD güdümünde politikalar güdüyor. Başbakan olan Musaddık, İran petrolünden İran halkının da yarı yarıya pay alması için uğraşır bu mücadelesi onu halkın gözünde önemli bir payeye yüksektir ancak güç zehirlenmesine kapılır ve kendisine destek olan halkı unutur. Hem halk desteğinden yoksun kalması hem de Petrol geliri konusunda Şah ve ABD ile sürtüşmesi 1953'de Başbakanlıktan uzaklaştırılmasına sebep olur. Musaddık sonrasında Muhammed Rıza Şah ülkesini ABD güdümünde demir yumrukla yönetirken atılan İslam karşıtı adımlar medreselerdeki öğrenciler ve dini kesimi rahatsız eder.



İlk önce bu rahatsızlığın ifade edilmesi olarak başlayan eylemler Rıza Şah'ın ülkeden kaçmasıyla otorite boşluğuna dönüşür. İlk etapta kimsenin aklına İslami Devrim gelmez. Şah'ın kaçmasıyla Fransa'daki sürgünden dönme imkanı bulan Humeyni ülkede başsız olan sokak olaylarının başına geçer. Ülkede kontrolü sağlar. Halkın amacı devrim olmadığından herkes Şah gitsin de ne olursa olsun diye düşünürken bir de bakarlar ki medreselerin desteğiyle Humeyni devletin başıma geçmiş. Her devrim önce kendi çocuklarının başını yer düsturundan hareket edersek Humeyni ve İran Devrimi de önce kendisine rakip olan herkesi baskı ile sindirir. Sonra ise İslam Devriminin kurumsal ve ideolojik yapısı oluşturulur.

Sade anlatımlı kısa ve öz bilgilerle insanı sıkmadan geniş bir tarihi dönem kitapta anlatılmıştır. Herkes rahatlıkla sıkılmadan okuyabilir.
704 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kitap, alanlarında uzman akademisyenler tarafından yazılan kimi uzun kimi kısa 26 makaleden oluşmaktadır. İslam Dünyası, Sünnilik, Şiilik ile Emeviler ve Abbasiler üzerine orijinal tespitlerin yer aldığı makaleler okuyucuyu bilgilendirmekte ve İslam Dünyasının günümüze kadar gelen sorunları hakkında insanı fikir sahibi yapmaktadır.


İslam Dünyasında başlayan fikir ayrılıklarının Şiilik olarak vucut bulması ve Şah İsmail öncülüğündeki Safevilerle birlikte din haline gelmesi süreçleri oldukça detaylı anlatılmıştır.

Makaleler, I.Dünya Savaşı sonrasında başlayan Ortadoğu'nun kendini bulma arayışlarının, emperyalizm, onların gönüllü temsilcileri ve kısır döngüye hapsolmuş halk üçgeninde krize dönüşmesini ve bir bataklık olarak varlığını devam ettirmesini acı olaylarla göz önüne sermektedir.

Makaleleri yazan akademisyenlerin içinde bulunduğumuz coğrafyanın dışından olması, bölge sorunlarına daha doğru bir yaklaşım sergilemelerine imkan tanıyor.
470 syf.
·89 günde·Beğendi·7/10
Yazarın tarzını bilen bilir fena ürkütür gerer gerer sona lastik gibi bırakır da ondan biliyorum roman mı romanı tabi ki de okudum :) lakin roman karakterleri bana biraz fazla geldi kim kimdi neydi derken komaya girip girip çıkmış kadar oldum ama güzeldi be yaw işte saçma sapan şeytani şeylerle dolu bir kurguydu rüyalarınıza girer mi bilemem ama benim için romanın konusu bir haftadan fazla yaşayacak gibi değil... :))
775 syf.
·3 günde·Puan vermedi
John Roberts tarafından ele alınan Avrupa Tarihi kitabı.

Kitap, sınırların oluşumuyla başlayor. Daha sonra ilk Avrupalıları anlatıyor. Burada yazar Antropolojik sorgulamaların yanı sıra Fizyolojik sorgulamaları da ele alıyor. Bu sorgulamalardan sonra “Taş Devri”nden başlayarak, sorası ile insanlık tarihinde çağ açıp kapatan bütün devirlerin Avrupa kıtasına geliş tarihini ve yansımalarını ele alıyor. Avrupa’ya göç eden medeniyetlerin ve milliyetlerin bu kıtaya hangi tarihte nasıl geldiklerine de değiniyor yazar. Sonra da sırasıyla klasik uygarlıklardan, dinlerin Avrupa’daki yükselişine ve son olarak modern Avrupa’ya kadar ele alıyor.

Güzel bir kitap, okunması faydalı olur.

Felsefe okuyun, düşünün, Felsefe ile kalın...
256 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Mustafa Kemal Atatürk'ü en iyi anlatan kitapların başında İngiliz yazarların yazdığı kitaplar var. Bunun en önemli nedenlerin birisi, aldıkları yenilgi ve karşılaştıkları çaresizliği dibine kadar hissetmiş olmaları ve karşılarındaki deha'ya olan meraklarıdır. Çok gündeme gelmez ama; Amerika'da özellikle yüksek rütbeli askerler, günümüzde de olmak üzere, Atatürk'e olan hayranlıklarını gizlemiyor ve onun hakkında bir çok kitap yazıyor, araştırma yapıyor ve bir çok söyleşiye katılıyorlar. Onu örnek gösteriyorlar.

Austin Bay, Mustafa Kemal Atatürk'ün detaylı bir hayat anlatımını değil, savaş taktikleri, bilgisi, ileri görüşlülüğü üzerine bir kitap yazmış.

Özellikle Lord Kinross'un Atatürk'ünden sonra bu kitabı okuduğunuzda bazı detayları daha da pekiştiriyorsunuz lakin; Lord Kinross'un Atatürk kitabı okuduğum en iyi biyografilerden. Bilgiye doyma noktasına geliyorsunuz. Yetmiyor ama o bambaşka bir eser.

Austin Bay, kısa ve önemli bir eser çıkarmış ortaya. Yurt dışında da büyük ses getiren eser, bunun boşa olmadığını okduğunuzda size net olarak gösteriyor. Bir askeri deha üzerine yazılmış bu kitap, tabi ki göğsümüzü kabartıyor. Mustafa Kemal'in liderlik özelliği ve ani ve nokta atışı kararlarının detaylarına ulaşacaksınız. ve bu kararların oluşma aşamalarına konuk olacaksınız.

"Değişen bir dünyada değişimin yazarlarına dair söylenebilecek yeni bir şey her zaman vardır. Austin Bay, Atatürk'ün aldığı kararların ne kadar yerinde olduğunu ve bunların modern askerî doktrince de doğrulandığını ikna edici bir biçimde göstererek Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ve şekillendiren Mustafa Kemal'i daha iyi anlamamızı sağlıyor. Bu, Atatürk'ün yaşamı ve başarılarını anlatan bu kısa ve öz yapıtı tavsiye etmek için yeterli bir neden. Kitap, dünyanın büyük askerî liderlerini anlatan bu dizide Atatürk'ün de yer almasını haklı çıkarıyor."
-Andrew Mango-

"Heyecanlı… Etkileyici… Bay'ın kısa, canlı ve okunmaya değer çalışması Atatürk'ün askerî kariyerini ustalıkla gözler önüne seriyor."
-New Criterion-

"Bu kitap Atatürk'ün askerî zaferlerini ve iktidara yükselişini kısa, öz ve akıcı bir şekilde anlatan bir çalışma. Onun 20. yüzyılın en başarılı devrimcisi olmasını sağlayan niteliklerini vurgulayıp ete kemiğe büründüren bir anlatı."
-Stephen Kinzer-

Kitabı önemle öneriyor ve herkese keyifli okumalar diliyorum.
270 syf.
·Beğendi·8/10
Bu benim tarihsel anlamda okuduğum ilk romandı. Sıkıcı olacağını düşünmüştüm ama konusu olsun, anlatımı olsun itiraf etmeliyim ki beni oldukça şaşırttı. Her konuda imkansızı başarması biraz abartılı olsa da okunmaya değer.
448 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Futbolla ilginiz olsun olmasın okunması gereken bir kitap olarak düşünüyorum. Kitabın eleştireceğim noktası biraz dağınık gitmiş kronolojik bir sıra yok. Kafanız zaman zaman karışabilir. Onun haricin de zaman zaman güldüren bir takım hikayeler mevcut. Türk takımları baya bir yerde geçiyor. Bursa spor Galatasaray, Fener bahçe ismi verilmese de Beşiktaş. Cüneyt Çakırı da baya bir yad etmiş. Malum madrid maçı bilen bilir Kitap da futbol açısından Ferguson ne kadar büyük bir teknik adam olduğunu açık ve net bir şekilde görüyorsunuz. Bizim ligimiz de bir takım teknik adam diye geçeninler keşke açıp bu kitabı okusa diye içinden geçiriyor insan.
775 syf.
·Puan vermedi
Tek cilde sığdırılmış bir Avrupa Tarihi kitabı olması sebebiyle kesinlikle ilgi çekici ve Tarih meraklılarının seveceği bir eser. Bunun yani sıra yeterince detaylı değil. Maalesef Roma Imparatorlugunun parçalanmasından Rönesans dönemine kadar geçen süre hayli üstünkörü geçilmiş. Yine de tek solukta Aktık Cağdan Günümüze Avrupa Tarihini tek solukta okumak kavrayışı kolaylaştırıyor. Kitabın en büyük artısı üslubunun akıcılığı ve belli bir sitematik dahilinde sebep sonuç ilişkisi ile ve Kita tarihini yeryüzündeki diğer kitalarla ilişkilendirerek anlatması olmuş diyebilirim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 354 okur okudu.
  • 27 okur okuyor.
  • 376 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.