Feyza Kartopu

Feyza Kartopu

YazarEditör
9.3/10
36 Kişi
·
65
Okunma
·
24
Beğeni
·
363
Gösterim
Çocuklar ise köyün dilediği yerinde oynar, çığlıkları bulutlara değerdi. Birisi de çıkıp, “ Azıcık susun” demezdi. Çünkü yeryüzü sadece yetişkinlerin himayesinde değildi. Çocuklar da tavanından yerine kadar sahibiydi doğanın.
Feyza Kartopu
Sayfa 61 - Cezve çocuk, 1. Baskı
İyi ki girebildikleri bir gölleri, üstünden atlayabilecekleri kayaları, üzerine kuşlar gibi tünedikleri alıç ağaçları, yemyeşil bostanları ve içlerine uzanıp uykuya daldıkları dev eğrelti otları vardı.
Yemek yedim, güldüm, güldürdüm, hüzünlendim. Bu kadar duyguyu bir arada yaşadığım tek yer bu mezarlar köyüydü.
Evet, hem ibadet edebilir hem şiir okuyabilir hem de gülebilirdiniz burda. Burası, zıtlıklardan doğan uyumun yaşandığı tek yer olarak hafızama kazınmıştı. Burası, yani ölüler evi!
Bir çiçek tarlasında uyumak nedir bilir misiniz? Ya da sırtını gıdıklayan saman demetlerine aldırmadan bir samanlıkta sabahlamak? Peki ya sırtınızı limon ağaçlarına dayayarak hayaller kurmak ve henüz gidemediğiniz şehirler hakkında düşlere dalmak nedir, bilir misiniz? Ben bilirim. Hem de pekiyi bilirim.
“Artık hiçbir şey eskisi gibi büyülü ve güzel değil, “ dedi Mine.
Evet, evet! diye bağırdılar hep bir ağızdan.
“Her şey güzeldi eskiden. Güler yüzlü ve dostçaydı her şey!”
Salyangozlar vücutlarındaki nemi korumak için toprağın altında yaşıyor ve bir tek yağmur yağınca toprağın üstüne çıkıyordu.
144 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitaplar vardır beklerken heyecanlanır, okurken heyecanlanır ve bitirince şimdi ben bu kitabı hangi güzel cümlelerle anlatırım da kitabın hakkını verebilirim diye düşünürsünüz.
İşte Salyangoz Avcıları böyle bir kitap.
Sevgili Feyza Kartopu nun benim kitap okumamda tesiri çoktur. Çünkü uzun zamandır takip ettiklerimden. Tavsiye ettiği kitapları hep çok severek okudum. Bugün bir çok kitabı okuyabildiysem onun sayesindedir.
Şimdi onun kalbinden geçen kelimelerin elimde kitap şeklinde olması kulağıma gelen tatlı bir melodi gibi..
Ve kitaba gelecek olursak nasıl tatlı bir kitap, sevimli bir çocuk gibi. Sanki o sevimli çocuk elimden tuttu da beni diyar diyar gezdirdi. İstanbul’dan Buhara’ya oradan Bağdat’a çok keyifli bir yolculuk. Düşünebiliyor musunuz bir çocuk sürekli gözlerinizin içine bakıyor ve sizi hayal dünyanızda hem öğretici hem eğlendiren ve düşündüren bir yolculuğa çıkarıyor.

“Bir çiçek tarlasında uyumak nedir bilir misiniz? Ya da sırtını gıdıklayan saman demetlerine aldırmadan bir samanlıkta sabahlamak? Peki ya sırtınızı limon ağaçlarına dayayarak hayaller kurmak ve henüz gidemediğiniz şehirler hakkında düşlere dalmak nedir, bilir misiniz? Ben bilirim. Hem de pekiyi bilirim.”(syf:129)

Evet tam olarak bu, kitabı okurken bir ağacın gölgesinde hayallere dalıp fesleğenden tutun da hercai menekşeler, reyhanlar, yabani otlar miss gibi domates kokusu ve ismini ilk defa duyduğum ağaçlardan ve çiçeklerlerden bir esinti duydum. Hele okurken ağzıma tadı gelen kuzu kulağını hiç unutmam. Çıksa da yesek️ Bir ağacın dalına oturup alıç yiyen çocuklarla birlikte oturdum ve yitip giden çocukluğuma baktım. O çocukluğumdaki heyecanı yeniden hatırladım, ılık rüzgarlar esti içimde.

“İyi ki girebildikleri bir gölleri, üstünden atlayabilecekleri kayaları, üzerine kuşlar gibi tünedikleri alıç ağaçları, yemyeşil bostanları ve içlerine uzanıp uykuya daldıkları dev eğrelti otları vardı.” (syf:104)

Şu cümlelerin hatrı öyle çok ki bende..
ve bunu yaşayabilen çocuklar öyle çok şanslı ki.
Çünkü “Artık hiçbir şey eskisi gibi büyülü ve güzel değil, “ dedi Mine.
Evet, evet! diye bağırdılar hep bir ağızdan.
“Her şey güzeldi eskiden. Güler yüzlü ve dostçaydı her şey!” (Syf:131)
Evet eskiden daha şanslıydık ve güzeldi her şey. Şu an maddi imkanların içinde bu güzelliklerden mahrum olarak büyüyor çocuklarımız. Kalbini merhametini vicdanını, çocukluğunu besleyebileceğimiz alanlar öyle azaldı ki.
Ama buna rağmen Son olarak kitapta Mine’nin dediği gibi “marifet şimdi ne yaptığımızda, yapabildiğimizde..”
Sevgili Feyzacım Canımm Feyzacım diyor ki bize; hâlâ güzel bir çocukluk hediye edebiliriz çocuklarımıza ve kendimize..
Çok uzun tuttum biliyorum ama ne desem az kalacak.
Kitabı okurken ve sonunda yüzümde beliren gülümsemenin tadı paha biçilemez benim için.
Sevgili Feyza hep yaz çünkü kalemine güzel kalbine çocuklarımızın ve bizlerin ihtiyacı var.
Salyangoz Avcıları Feyza Kartopu
144 syf.
Ve bu ayın son kitabı da biter, bir çocuk kitabı okudum ama bence her yaşa hitap eden bir kitaptı, kitap sayesinde gidemediğim kadim şehirlere gittim çok güzeldi okuyun okutun şiddetle tavsiye ederim.
144 syf.
·Beğendi·9/10
Sevgili Feyza Kartopu Hanıma teşekkür ederim öncelikle böyle güzel bir kitabı bizlere sunduğu için.Bir solukta okudum, çok keyifliydi.Çocuk edebiyatı deyip geçmeyin, bu kitaptan öğreneceklerimiz var. Mesela ceviz dozildiği. Hem kitabın sonunda oyuncağın nasıl yapılacağı anlatılmış. Ayrıca. Kadim şehirleri (Bağdat gibi) çok hoş bir şekilde anlatmış ki insan o zamanlarda, o yerlerde yaşamak istiyor.
|| "Ane gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz." sözündeki Ane'nin Bağdat'ta bir uçurum olduğunu biliyor muydunuz? Ben bu kitapta öğrendim. :)
144 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yazarın Harika betimlemesi sayesinde sanki anlattığı yerlerde gibiydim.Cok keyifli bi kitapti.cocuklarin Egir koku macerasini kahkaha ile okudum teşekkürler @feyzakartopu Salyangoz Avcıları Feyza Kartopu
144 syf.
·4 günde·Beğendi
Feyza Kartopu'nu yazarlık serüvenini bir kitapla taçlandırmadan önce tanıma şerefine erişmiştim. Kendisini, yaptıklarını, uğraşlarını severek ve hayran olarak takip eder ve kendisine ulaşma fırsatı bulduğumda ablam diyerek hitap ederim. Bu kadar gönülden ve samimiyane kıymet verdiğim insanın kitabını da çıkar çıkmaz güle oynaya satın almıştım tabii ki. Okumaya başlamam biraz zaman aldı ancak okurken büyük bir keyif aldım. Eğlendiren, içine çeken ve bilmediğiniz şeyleri ince ince işleyerek öğreten bir anlatımla kaleme almış kitabını. İstanbul, Buhara gibi tarih yüklü şehirleri böyle bir anlatımla okuyabilmek ne hoş. Böyle eserlerle aynı döneme denk gelip, bunları okuyarak büyüyen çocuklar ne şanslı! Velhasıl kelâm bir yetişkinin bile beğenerek okuduğu bir eseri çocuklar sevmeyip de ne yapsın. Okuyup okutun, alın hediye edin, çocuklara çikolata şeker değil nitelikli kitaplar ikram edin
144 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Feyza hanım inceliğini eserinde de göstermiş, çok tatlı, çok şirin müthiş cezbedici bir masal. Masallar diyarında Taner, Ozan,Mine,Meddah ve KANBER Amcayla gezinmek oldukça keyifliydi.
144 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sadece okuyup geçecekseniz boş verin ama önce okuyup sonra çocuğunuzla içindekiler hakkında sohbet edecekseniz elinizde güzel bir çocuk kitabı duruyor demektir... İster şehirlerden, ister bitkilerden, ister hayvanlardan, ister eski zamanlardan yani sohbet konusu bol... Keyifli okumalar
144 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Köyde birkaç çocuğun, aileleri tarafından biraz da zorla salyangoz toplamaları için köyün bir kenarındaki tepeye gönderilmeleri ile başlıyor macera. Salyangoz toplarlarken bir mağara ve mağara içinde küpler buluyorlar. Küplerden gerçek bir hazine çıkarıyorlar ama para edecek bir şey değil. Bu hazine ve köyün bilge bakkalı Kanber Amca sayesinde bundan yüzyıllar öncesinde türlü türlü diyarlara, adını çokça duyduğumuz o büyülü, kadim şehirlere gidiyorlar. Bir çocuk kitabı idi, ki bitirip üzerine iki gün daha geçirmeme rağmen hala etkisinden çıkamamam, çocuk yanımın kuvvetini mi gösterir, yoksa kitabın her yaşa uygunluğunu mu siz karar verin. İnce ayrıntılar, satır arası alt metinler, bazen kitabı kapatıp bir süre düşünmeme sebep oldu. Bazı ifadeler kalbimi ısıttı; “görmek için gözlerini kapattılar.” ifadesi gibi. Velhasıl, bize bizi anlatan, kadim şehirlerin sokaklarında dolaşmamızı, o şehirlerin insanlarının yüzlerine bakmamızı, baktığımızı görmemizi sağlama gayretinde bir kitaptı. Tavsiyemdir, sevgiyle :)
36 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
“Çocukların güneş gibi parıldayan yüzlerini göremeyeceksem, dostlarımla asma yapraklarının altında neşeyle sohbet edemeyeceksem, pürneşe şarkılar mırıldanan menekşelere kulak veremeyeceksem yaşadığımı nasıl anlarım?” dedi Mavi.

“Bahçemde salınan begonvillerin, nergislerin ve sardunyaların kokusunu alamayacaksam, bostanımdan ışıl ışıl bir bahar havası yeşertemeyeceksem, dalından koparılan taze bir domatese gülümsemeyeceksem yaşadığımı nasıl anlarım?” dedi Mavi.

Satırlar şiir gibi değil mi? Şiir gibi bir kitap.
Evet yaşamak bu kadar basit, bir o kadar büyülü ve güzel bir duygu aslında.
Fakat biz güzellikleri göremeyecek kadar uzaklaştık doğadan. Farkındalığımızı kaybettik.
Toprakla uğraşan, toprağın bereketini herşeyin üstünde tutan, ağaçları sevip bir budağının kırılmasına bile gönlü razı olmayan dedelerin nenelerin bizler gibi topraktan uzaklaşmış yaşadığı dünyayı malesef çöplük haline getiren torunları olduk.
Kendimizden başka doğadaki canlıların yaşama hakkı olduğunu unuttuk aslında. Sadece biz varız gibi düşünüyoruz halbuki es geçtiğimiz o kadar çok canlı var ki yeryüzünde. Ve yanından geçip gittiğimiz onca doğal güzelliğin kıymetini bilemeyip atıklarla doldurduk her bir yeri.
Kendimizi tüketmeye o kadar kaptırmıştık ki tüm bunların olduğunu farkedemedik bile.
İşte kitap tam da bu noktada başlıyor yaşadığı yeri sevemeyen her şeyin farkında olup arayış içinde olan Mavi ve Mişima ve Maya’nın öyküsü. Evlerini sırtlarına alıp hayal ettiği dünyayı bulmaya çalışan oradan oraya göç edenlerin öyküsü. Yolculukları bazen bir şehirden başka bir şehire bazen denizin dibine bazen de gökyüzüne bulutların arasına. Maalesef her yer bozulmuştu denizler ne eski deniz gökyüzü ne eski gökyüzüydü yıldızlar bile eskisi gibi değildi.
Hiçbir şeyin hayal ettikleri gibi olmadığını anladıklarında değişime kendilerinden kendi dünyalarından başlamaya karar verdiler. Bir umut yeşerdi içlerinde.
Bundan sonrasını biz hayal edelim nasıl bir dünya istiyoruz kendimiz ve çocuklarımız için. Hadi hayal dünyanızda sizde bir yolculuğa çıkın. İhtiyacımız olan hayal edip karar vermek ve tek bir adım atmak diyor canım Feyzacım..
Umudumuzu tazeliyor inancımızı yeniliyor.
Dedim ya şiir gibi bir kitap su gibi berrak.. Baktığınızda kendinizi gördüğünüz..




Kitabın kazandırdıklarından birkaçını maddelendirdim:

1/ Poşetler, plastik şişeleri çok fazla kullanıyoruz, her şeyi çöp yapıyoruz aşrı tüketiciyiz,
2/Elma, muz vb. bir çok atık için Kompost alanı fikrine bayıldım.
3/ insan düşlerinin peşinden gidecek kadar cesareti olmalı
4/ doğal yaşam alanları hepimiz için çok çok önemli, bizimle birlikte diğer canlıların yaşam haklarının ve alanlarının olduğunu unutma.
3/ sevgili Feyza’nın ilk kitabı salyangoz avcılarında da dediği bir şey var “eskiden şöyleydi her şey daha güzeldi” diye hayıflanmak yerine bugün ne yaptığımız ne yapabildiğimiz önemli aslında.
Evet bize demek istiyor ki kitap nereye gidersek gidelim gökyüzüne de çıksak, denizin dibine de insek başka şehirlere de gitsek değişen bir şey yok hayal ettiğiniz dünya yok çünkü onu biz bozduk, denizleri atıklarla kirlettik, hayvanlara poşetlerle, su şişesi vs. ile zarar verdik. Gökyüzünün havasını bile değiştirdik bazı yerlerde gökyüzü hep gri mesela.
Netice olarak çözüm bir yerden başka bir yere gitmekten ziyade kendimizden başlayarak bir farkındalık oluşturmak ve etrafımıza bunu yaymak. Çünkü biliyoruz ki biz değişirsek dünya değişir. Çocuklarımıza temiz bir dünya bırakmak için farkındalık oluşturmak için bu kitabı okumaya ne dersiniz.
Ben bu kitabın güzel şeylere vesile olacağına çok inanıyorum onun için lütfen okuyalım okutalım çözümler üretelim.
Hadi bizde bir adım atalım..

Başka Bir Dünya Feyza Kartopu
136 syf.
Ve bir çocuk kitabın daha sonuna geldim.Bakın kitabın baş kahramanı Cevher neler diyor;
Eğer bir dilek hakkım olsaydı zamanda bir yolculuğa çıkıp geçmiş günlere gitmeyi dilerdim.Mesela 1400 yıl öncesine.Hava, kara ve deniz taşıtlarından çok daha farklı bir araca biner de giderdim.Mesela dümenli bir kitap ile.Aslında bu hayalim pek de imkansız değil etraflıca düşününce.Öyle ise Kur'an'daki kısa surelerin iniş hikayeleri için var mısınız benimle zamanda yolculuk etmeye? Ben harika bir yolculuk yaptım hadi durmayın sizde kitabınızı alın Cevher'in zaman yolculuğuna katılın çocuklarınızla, öğrencilerinizle veya kendi başınıza, şiddetle tavsiye ederim okuyun ve okutun çok seveceksiniz eminim benim gibi, her daim kitapla kalın.

Yazarın biyografisi

Adı:
Feyza Kartopu
Unvan:
Öğretmen, Yazar

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 65 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 24 okur okuyacak.