Filiz Tarı

Filiz Tarı

Yazar
8.0/10
2 Kişi
·
3
Okunma
·
1
Beğeni
·
49
Gösterim
“Çocukluğumu yaşamak istedikçe bana engel olmaları, içimde yeni açmaya çalışan çiçeklerimi daha açmadan solduruyordu. ‘Ah çocukluk’ sen ne harika bir şeysin ki hala sana olan özlemim bitmiyor. Belki de özlemim, yaşayamadığımız çocukluğumuzdur. Belki de özlemim, çocukluğumuzda hayallerini kurup da yaşayamadan toprağa gömdüğümüz umutlarımızdır.”
"Yüreğimdeki maziden gelen acıları kâğıda dökerek ne kadar silebilirim bilemiyorum. Ne kadar unutmak istesen de, bazen öyle bir hatırlatıyor ki en ufak kelimeler. Sanki tekrar yüzüne tokat atar gibi mazin buluşuyor seninle. lşte o anda geri dönüyorsun hatırlamak istemediğin acı dolu günlerine. "
"Ben yaşamın bize önce sevgiyi öğretmesi gerektiğini düşünüyorum. Aldığımız sevgi, zaten sevgisini bize sunana saygı olarak dönecektir."
"Bazen hayat o kadar acı vuruyor ki insanın yüzüne, hiçbir şey gelmiyor elinden. Çaresizce hayatın sana sunmuş olduklarını seyrediyorsun. Yaşamak istemesen de yaşıyorsun, tüm başına gelenleri. Mutsuzluktan ve umutsuzluktan elin ayağın tutmasa da mecbur bırakıyor seni yola devam etmeye. Zaman içinde pişman olacağını bildiğin halde, yine de engel olamıyorsun, korkuyla vermiş olduğun kararlarına. O an için huzur istiyorsun biraz da olsa. Çünkü bedenin doymuş zaten acıya. Daha fazla yük ve korku istemiyorsun üzerinde."
214 syf.
·Beğendi·9/10
Bazı kitaplar sizin yüreğinizde bir etki bırakır ve yutkunsanız bile geçmez. İşte o kitaplardan biri benim için Hayatın Soğuk Yüzü oldu. Okurken bağırmak çağırmak isterken bir yandan da daha neler olacak diye okumaya devam ettim. Bu kitapta sorulması gereken en büyük soru bana göre; Her şeye rağmen bir kişiyi affeder misiniz?

Aldatma gibi düşünmeyin. Size karşı şiddet uygulayan birini saygıdan dolayı affeder misiniz? O hatalarını fark edip sizin için bir şeyler yapmaya çalışsa da geçmişi unutup affedebilir misiniz ? İşte cevabı herkese göre değişen katı kuralların bile çiğnenerek düşünülmesi gereken sorular.

Dünya'da bulunan ailelerin en zoru da babasından korkarak yetişen daha doğrusu yetiştirilen çocukların yaşadıkları. Bu çocuklar birde babasından şiddet görüyorsa o zaman hayatları aslında en güzel çağlarında bir yıkımın başlangıcına şahitlik ediyorlar. Bu yıkıma karşı bir şey yapamayarak sadece bitmesini bekleyerek.

Kitapta öğretmen olan bir babanın eve gelmesinden korkan çocukların yaşadıklarına şahit olarak kitabı okuyoruz. Aslında mutlu bir akşam olmalı değil mi? Beş çocuk (anlatıcı ikinci büyük çocuk Şükran) ve annelerinin zorlu hayatı. Babaları eve her sarhoş geldiğinde yaşanılan olayları okurken bağırdığımı yutkunduğumu hatırlıyorum. Nasıl? sorusu aklımda kazınırken Şükran'ın okul hayatı öğretmeninin babası olmasıyla eklenen tohumlar birer birer çürüyor. Yoksa her öğretmen babası gibi mi?

Babası yaptığı hataları fark ettiğine yaşattıklarını anladığında onlar için bir şeyler yapmak istediğinde sizce yaşanılanlar unutur mu ?

Okurken yüzüme yüzüme çarpan hayatın soğuk yüzü ile kitabı bitirdiğimde ne diyeceğimi bilemedim. Bazı kitaplar yorumsuzdur ne dersek eksik kalır; işte bu kitap belki de yaşanılan her şeyin gerçek olmasıyla bana bu duyguyu hissettirdi.

Bana göre bu kitabın herkesin okuyup bazı şeylerden ders çıkarması gereken hatta bu dersleri hayatında uygulayarak yaşamına devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Güzel bir Dünya dileği ile.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.