Georg Simmel

Georg Simmel

Yazar
7.9/10
9 Kişi
·
31
Okunma
·
12
Beğeni
·
974
Gösterim
Adı:
Georg Simmel
Unvan:
Alman Sosyolog ve Filozof
Doğum:
Berlin, Almanya, 1 Mart 1858
Ölüm:
Strasbourg, Fransa, 28 Eylül 1918
Georg Simmel (d. 1 Mart 1858, Berlin – ö. 28 Eylül 1918, Strassburg) Alman Sosyolojisi'nin kurucularından Alman sosyolog ve filozof.

Berlin'de Yahudi bir ailede doğdu. Babasının erken ölümü üzerine kendisini yetiştiren Katolik bakıcısı sebebiyle bir Katolik olarak büyütüldü. Ferdinand Tönnies ile birlikte Alman Sosyolojisinin kurucularındandır. Çalışmaları toplumsal form kavramının sosyoloji literatürüne kazandırılmasını sağlamıştır. Bu yüzden uluslarası litaratürde formların sosyoloğu olarak bilinir. Daha çok toplumsal etkileşimcilik kavramı üzerinde durmuştur. Türkçe'ye tercüme edilmiş eserleri arasında en bilineni "Philosophie der Geldes" (Paranın Felsefesi)'dir. Simmel'in 20. yüzyıl boyunca, kent ve modernite sosyolojisi, kültürel kuram ve eleştirel düşünce üzerindeki etkisi, 21. yüzyılda da özellikle "kültürel çalışmalar" alanında ve Zygmund Bauman gibi "postmodernite kuramları" aracılığıyla sürdürmektedir. Kendisi aynı zamanda mikro sosyoloji kavramını da litaratüre kazandırmıştır. Bireyin ve toplumun incelenmesi sırasında daha küçük olgularında incelenmesi gerektiğini savunmuştur. Modanın da sosyolojisini yapmıştır. Ona göre moda bireyi hem ayrıştıran hemde diğerlerine benzeten bir olgu olması nedeni ile insanın zihnindeki çift duruma da hitap ettiğini belirtmiştir.
Dionysos benzeri özgür ruhluluk ardında - adil olmayan bir şekilde, ama daha az acı da olmayan — keyfi çıkarılan adanmayı hayal kırıklığından sorumlu tutmak için bile olsa böyle davranabilecek bir yoksulluk bırakabilir. Oluşma şeklimiz dolayısıyla, belirtildiği gibi, hayatımızın temeli olarak sadece belirli bir oranda hakikat ve hata değil, aynı zamanda hayat-unsurlanmızın resminde de benzer bir kesinlik ve belirsizlik karışımına da ihtiyaç duyarız. Bir şeyi köküne kadar net bir şekilde görebilmemiz onun çekiciliğinin sınırını da bize gösterir ve fantezimizin gerçeğe katkıda bulunmasına izin vermez. Bu kaybı hiçbir gerçeklik telafi edemez; çünkü mahrum olduğumuz hayal gücünün eylemi kendi kendine gerçekleşen bir eylemdir, hiçbir karşılıklılık ya da keyif tarafından kalıcı olarak yeri doldurulamaz. Karşımızdaki kişinin bize sadece gittikçe artan bir hediye vermesi yetmez, aynı zamanda umutlar ve idealleştirmeler, kendisinin bile bilmediği gizli güzellik ve çekiciliklerle onu kandırma ihtimali de vermesi gerekir. Ancak, bizim tarafımızdan ama onun iyiliği için bütün bunları elden çıkartma şeklimiz, inancın bilginin yerini aldığı ara bölge olan kişiliğinin belirsiz ufkudur. Burada sadece illüzyon, ya da iyimserlik, ya da kendi kendini kandırmanın söz konusu olmadığı görülmelidir. Daha çok, diğer kişinin en yüksek seviyedeki çekiciliği bizim için korunacaksa, tarafımıza kısmen belirsizlik ya da erişilemezlik formunda sunulması gerekir.
Georg Simmel
Sayfa 23 - Pinhan Yayıncılık (2. Baskı)
Sevgi, doğuşundan sorumlu olan sevilene ait tüm öznitelikleri arkada bırakmıştır.
Georg Simmel
Sayfa 118 - Pinhan Yayıncılık
Benjamin için de uygarlığın bütün nesneleri, aynı zamanda birer barbarlık ürünüydü.
Georg Simmel
Sayfa 14 - Sunuş, David Frisby
Gizlilik, hayatın mahrem içerikleri alanına saygı duyan bir adalet hissinden başka bir şey değildir.
Georg Simmel
Sayfa 16 - Pinhan Yayıncılık (2. Baskı)
Para mübadelesinin başlıca yatakları olan büyük şehirler şeylerin satın alınabilirliğini daha küçük yerleşim yerlerine göre çok daha etkileyici bir biçimde öne çıkarlar. Bu yüzdendir ki şehirler aynı zamanda dünyadan bezme tavrının da gerçek mekanıdırlar.
“Gerçek şu ki, hayvanların tersine, insanlık dünyanın doğal düzeniyle sorgusuz sualsiz bütünleşmez, aksine ondan kopar, kendini onun karşısına yerleştirir, ondan taleplerde bulunur, onunla mücadele eder, onu ihlal eder ve onun tarafından ihlal edilir.”
İlkel ilişkilerde yalan söylemenin sosyolojik açıdan kısmen mazur görülüşüne ilave olarak, yalanın pozitif bir işlevini de gözlemlememiz gerek. Grubun ilk organizasyonu, katmanlaşması ve merkezileşmesinin söz konusu olduğu durumlarda, süreç zayıf olanın zihinsel ve fiziksel olarak üstün olana itaat etmesi yoluyla gerçekleştirilir. Başarılı olan yalan — yani fark edilmeyen - hiç şüphesiz bir zihinsel üstünlüğü ve daha az kurnaz zihinlere rehberlik yapma ve egemen olma becerisini ifade eder. Bu, eşit ölçüde acımasız, ama bazen fiziksel yasa kadar uygun ruhsal bir zorbalıktır; örneğin, zekânın terbiyesi için bir seçme aracı olarak; çoğunluğun azınlık için çalışmasını sağlama, üstün kültürel ürünlerin üretimi için boş zamanı güvenceye alma yöntemi olarak; grubun liderliğini kimin yapacağını belirlemek için. Amaçlar ne kadar tartışmasız sonuçlar doğuran yöntemlerle gerçekleştirilirse yalan söylemeye o kadar az gerek duyulur ve etik değersizlik bilinci için o kadar fazla yer açılır.
Georg Simmel
Sayfa 10 - Pinhan Yayıncılık (2. Baskı)
İşin doğası gereği,insanlar arasındaki bütün ilişkiler birbirleri hakkında bir şeyler bildikleri ön koşuluna dayanır.
İnsan ilişkisi normalde ilişkili kişiler arasındaki düşünce şeklinin belirli ortak özelliklere sahip olduğu koşuluna dayanır;başka deyişle,nesnel ruhsal içerik ortak materyali oluşturur ve bu ortak materyal sosyal ilişkilerin akışındaki bireysel aşamalarda gelişir.Bu ruhsal içerik toplamının türü ve en temel aracı ortak dildir.Ancak biraz daha yakında bakarsak burada bahsedilen ortak temel sadece hepimizin eşit ölçüde bildiği ya da özel bir örnekte,kişinin diğerinin ruhsal içeriği olarak kabul ettiği şeyden oluşmaz; birinin sahip olduğu ama diğerinin bilmediği bilgi de önemli bir yer tutar.Eksiksiz karşılıklı şeffaflık diye bir şey olsaydı,insanların birbirleriyle kurdukları ilişkiler hayal edilemeyecek bir şekilde değişirdi.
İnsanların güven konularından başlayarak topluma geçiş yapıyor.Insan ilişkilerinde güven kavramını ve buna bağlı olarak da aralarında ki gizlilik olaylarına biraz karışık da olsa değiniyor.Ben bu kitabı bir daha okumayı düşünüyorum çünkü gözden bir şeyleri kaçırdığıma inanıyorum bu kitabı okurken dikkatinizin yüksek olduğu bir zamanı seçmenizi öneriyorum.
Kimlik tartışmaları, ötekilik veya haricilik çalışmaları ile bilinen birçok sosyolog ve sosysl bilimcinin çalışmalarının adeta haplar şeklinde bir araya getirildiği derleme kitaptır. Özellikle Schütz'ün makalesini tavsiye ederim.
Frankfurt okulundan, 60 sonrası sosyal teorilere kadar büyük etkileyici kitlesi olan Simmel kitaplarından derlenmiş denemelerden oluşmaktadır. Unutulmaya yüz tutmuşken modernleşme teorileri ile birlikte değeri farkedilen düşünür , modern dünyanın para sabit , dakiklik ve ölçülebilirlik üzerine kurulduğu , duyu sosyolojisinden, kültüre tarihin ve sosyolojinin nasıl mümkün olduğu , gruplardan , mekana kadar geniş yelpezade bir bilgi ortaya koymuştur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Georg Simmel
Unvan:
Alman Sosyolog ve Filozof
Doğum:
Berlin, Almanya, 1 Mart 1858
Ölüm:
Strasbourg, Fransa, 28 Eylül 1918
Georg Simmel (d. 1 Mart 1858, Berlin – ö. 28 Eylül 1918, Strassburg) Alman Sosyolojisi'nin kurucularından Alman sosyolog ve filozof.

Berlin'de Yahudi bir ailede doğdu. Babasının erken ölümü üzerine kendisini yetiştiren Katolik bakıcısı sebebiyle bir Katolik olarak büyütüldü. Ferdinand Tönnies ile birlikte Alman Sosyolojisinin kurucularındandır. Çalışmaları toplumsal form kavramının sosyoloji literatürüne kazandırılmasını sağlamıştır. Bu yüzden uluslarası litaratürde formların sosyoloğu olarak bilinir. Daha çok toplumsal etkileşimcilik kavramı üzerinde durmuştur. Türkçe'ye tercüme edilmiş eserleri arasında en bilineni "Philosophie der Geldes" (Paranın Felsefesi)'dir. Simmel'in 20. yüzyıl boyunca, kent ve modernite sosyolojisi, kültürel kuram ve eleştirel düşünce üzerindeki etkisi, 21. yüzyılda da özellikle "kültürel çalışmalar" alanında ve Zygmund Bauman gibi "postmodernite kuramları" aracılığıyla sürdürmektedir. Kendisi aynı zamanda mikro sosyoloji kavramını da litaratüre kazandırmıştır. Bireyin ve toplumun incelenmesi sırasında daha küçük olgularında incelenmesi gerektiğini savunmuştur. Modanın da sosyolojisini yapmıştır. Ona göre moda bireyi hem ayrıştıran hemde diğerlerine benzeten bir olgu olması nedeni ile insanın zihnindeki çift duruma da hitap ettiğini belirtmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 31 okur okudu.
  • 96 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.