Halil Aydınalp

Halil Aydınalp

YazarÇevirmen
8.5/10
6 Kişi
·
22
Okunma
·
0
Beğeni
·
120
Gösterim
Adı:
Halil Aydınalp
Tam adı:
Doç. Dr. Halil Aydınalp
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
Gerede
Gerede’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. Yüksek öğrenimini 2001’de Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladı. Din Sosyolojisi alanında Ankara Üniversitesi’nde yüksek lisans, Marmara Üniversitesi’nde doktora yaptı. The City University of New York ve The New School üniversitelerinde alanıyla ilgili eğitim aldı. Halen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Din Sosyolojisi Anabilim Dalı’nda Doç. Dr. olarak görev yapmaktadır. Alanıyla ilgili bilimsel makaleleri ve tebliğleri yanında, telif ve tercüme yayınlanmış kitapları şunlardır: İntihar Eylemleri Ekseninde Din ve Terör, Birleşik Yayınları, Ankara 2011; Yüksek Din Öğretimi ve Dini Köktencilik, Çamlıca Yayınları, İstanbul 2011; Din Kurumu Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma: Gerede’de Dini Hayat, Gerede Belediyesi Yayınları, İstanbul 2012; Din Sosyolojisine Giriş: Çağdaş ve Klasik Kuramlar, İnger Furseth-Pal Repstad, Birleşik Yayınları, Ankara 2011 (İhsan Çapcıoğlu ile birlikte tercüme); Din Sosyolojisine Giriş, Phil Zukerman, , Birleşik Yayınları, 2. Baskı, Ankara 2009 (İhsan Çapcıoğlu ile birlikte tercüme)
Orta Doğu ve Ön Asya'da derinleşerek ve genişleyerek yeni verimli talep alanları açmaya çalışan kapitalizmin, Büyük Orta Doğu Projesi çerçevesinde demokratik islam anlayışını geliştirmek için dünya müslümanlarını köktenciler, gelenekselciler, ılımlı İslamcılar ve seküler laikler şeklinde dörtlü bir sınıflandırmaya tabi tutması dikkat çekmektedir.
Özel olarak Ortadoğu'da genel olarak islam dünyasında Müslüman köktenciliği ve Batı karşıtlığının dikkat çekici bir kimlik haline gelmesinin islam dünyasının çeşitli bölgelerindeki Amerikan müdahaleciliği görmezden gelinerek sadece demokratik değerleri reddetme ya da modernleşmeye karşı çıkma şeklinde okunması doğru bir yaklaşım olarak görünmemektedir. Kapitalist dünya sisteminin temsilcisi ve koruyucusu ABD, neredeyse tamamının müslüman topluluklardan oluştuğu bir coğrafyada ortaya koyduğu Büyük Ortadoğu Vizyonuyla, kendi politikalarını hür eşit adil ve insancıl olacak devletlerarası bir sistemden yana değil, kârın ve maksimum faydanın kendi elinde kalacağı reel politik üzerine kurmaktadır. İşgal ve dengesiz güç kullanımı üzerine kurulu bir siyaset anlayışının daima Müslüman köktenciliğini tırmandıracağı söylenebilir.
Afganistan'ın 1979'da Ruslar tarafından işgal edilmesi cihat ve şehitlik ekseninde İslam'da var olan mücadele ruhunun bir kez daha dirilmesine sebep olmuştur. İslam topraklarının işgal edilmesinin cihadı farz-ı ayn haline getirmesi dünyanın farklı bölgelerinden müslümanların Afganistan coğrafyasına akın etmesini sağlamıştır. El Kaide bölgede var olan islam kardeşliği ve mücadele ruhunun küresel bir örgüte çevrilmesiyle ortaya çıkmıştır. Önce Ruslara sonra kendi ülkesindeki kraliyet ailesi ve bütün Arap rejimlerine savaş açan Usame bin Ladin daha sonra özellikle çevresindeki Mısır kökenli Arapların etkisiyle İsrail ve Amerikan hedeflerine yönelik asimetrik bir çatışma süreci başlatmıştır.
Müslüman köktenciliği modern dönemde I. Dünya Savaşı sonrası bağımsızlıklarını kaybeden ve İngiliz egemenliği altında kalan bölgelerde patlak vermiştir. Yerel bir vakıa olan Benna liderliğindeki Müslüman Kardeşler ya da Mevudi'nin önderliğini yaptığı Cemaati İslami öncelikle sömürgeciliğin tetiklediği bir sosyal Yapı içinde adeta bir kendine dönüş ve ihya hareketi olarak başlamıştır. İlerleyen dönemde seküler elitlerin ve otokratik yönetimlerin küfürle itham edilmesi radikalleşmenin çok daha
sert bir boyut kazandığı ikinci evreye girilmiştir. İki dinamiğin Müslüman köktenciliğinin kurumsallaşmasında rol oynadığı görülmektedir. İlki en büyük değer olarak bağımsızlık ve egemenlik haklarının kaybedillmesiyle ortaya çıkan kaotik durumdur. İkincisi sömürge valilerinin işgalcilerin beklenti ve özlemleri doğrultusunda hareket eden seküler yönetim anlayışıdır.
İran İslam Devrimi Batı tipi modernleşme algısına karşı bir reaksiyon ve İslamın politik teorisinin Şii yorumu üzerinde katı ve eylem de içeren bir ısrar olarak görülebilir.
271 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
İslam Dünyasında köktendincilik önemli bir konudur. Bu konu üzerinde konuşurken genellikle oryantalist bakış açılarına İslamî kurban ediyoruz.

Köktendinciliğin ortaya çıkışı bir çok otorite tarafından 1.Dünya Savaşı sonrasında oluşan siyasi sisteme dayandırılır. Savaş sonunda İslam dünyasına İngiltere egemen olur. Bu ise islam dünyasında öfkeye sebep olur. Emperyalistlerin güdümünden çıkmaya çalışan hareketler bir sonuç elde edemeyince başlangıçta ılımlı olan hareketleri karşılaştıkları her zorlukta biraz daha radikalleşir.

İsrail Devletinin kurulması İslam Dünyası için atlatılamayacak bir tramvadır. Halkta oluşan öfke aynı oranda ülkeleri yöneten batı güdümündeki yöneticilerde karşılık bulmaz. Bu ise halkı iyiden iyiye yöneticilerine düşün gözüyle bakmalarına sebep olur.

Batı'nın Ortadoğu'da yaptığı her faaliyet radikal bir şekilde karşılık bulur. Afganistan'ın işgal edilmesi ise askeri eğitimden yoksun olan bu kitlenin profesyonel katillere dönüşmesini sağlar. Çünkü Afganistan'da ABD desteğiyle Sovyet Rusya'ya karşı mücadele eden bu kitle her türlü patlayıcı madde yapımı her türlü silah kullanma ve askeri faaliyetler alanında önemli tecrübeler kazanırlar. Savaş bitiminde ülkelerine dönen kitle öğrendiklerini kendi ülkelerinin batı güdümündeki yöneticilerine uygulamaya onları da aşarak doğrudan Batılı devletlere saldırmaya başlarlar.

İşte günümüzdeki radikal islami formatlı grupların ortaya çıkış hikayesi genel anlamda bu şekilde olmuştur.

Kitap, bu konular ışığında islami radikalizmin oluşmasına sebep olan noktaları bilimsel bir metotla ele alıyor. Sadece dini varsayımlar üzerinden değil radikalizmin oluşmasındaki sosyolojik ve psikolojik unsurları da inceliyor.

Radikalizmin oluşması ve değerlendirilmesine dair basma kalıp düşüncelerin dışına çıkmak isteyenlerin okuması gereken bir kitap. İslam dünyasının bugün ki halini anlama noktasında da önemli katkıları olacağına inanıyorum.
238 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitap anlatım biçimi olarak terimsel kavramları ve açıklamaları anlaşılabilir bir düzeyde. Yazar bir konuda değindiği bilgiye ileriki sayfalarda yeniden yer vererek o konuda daha cok bilgi sahibi olmamizi ezberden çıkmayı sağlıyor
Sosyolojik bir bakış açısıyla dinin hayatımızdaki yerini birçok etkenle ele alıp incelemiş inançların sosyal hayati etkilediği kadar sosyal hayatın da dini ne şekilde etkilediğini örneklerle - daha çok batı inançlarıni esas alarak- anlatmıştır.
Kitabın daha çok giriş niteliğinde olmasına rağmen yazar hemen hemen dinin etkilediği ve etkilendiği her durumu ortaya koysa da bazı soruları politik bir çerçevede ele almamıstir Dinin politik değerlerle nasıl işlendiği ve bunun insan uzerine hem dini hem siyasal etkilerininin ne şekilde olduğunu işlememesi kitapta gördüğüm bir eksikliktir.
Dünyada çok fazla müslüman olduğunu belirtmesine rağmen araştırmalarını ve genellemelerini daha çok batı dinleri uzerinden yapmış , batı dinlerinde önceden gunah sayılan fikirlerin bugün değiştirildiğini ele alırken islamiyetin böyle bir durumda olmadığını günahların ve yasakların hep aynı kaldığını yazar belirtmemiş ve bunun sosyolojik tarafını ele almamıştır
Bununla beraber yabancı olduğumuz birçok inanış biçimini bunların zaman içinde değişim ve gelişiminin nasil olduğunu öğreniyor ve kendin yaşamından da örnekler vermesiyle bakış açımızı genişletiyoruz

Yazarın biyografisi

Adı:
Halil Aydınalp
Tam adı:
Doç. Dr. Halil Aydınalp
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
Gerede
Gerede’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. Yüksek öğrenimini 2001’de Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladı. Din Sosyolojisi alanında Ankara Üniversitesi’nde yüksek lisans, Marmara Üniversitesi’nde doktora yaptı. The City University of New York ve The New School üniversitelerinde alanıyla ilgili eğitim aldı. Halen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Din Sosyolojisi Anabilim Dalı’nda Doç. Dr. olarak görev yapmaktadır. Alanıyla ilgili bilimsel makaleleri ve tebliğleri yanında, telif ve tercüme yayınlanmış kitapları şunlardır: İntihar Eylemleri Ekseninde Din ve Terör, Birleşik Yayınları, Ankara 2011; Yüksek Din Öğretimi ve Dini Köktencilik, Çamlıca Yayınları, İstanbul 2011; Din Kurumu Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma: Gerede’de Dini Hayat, Gerede Belediyesi Yayınları, İstanbul 2012; Din Sosyolojisine Giriş: Çağdaş ve Klasik Kuramlar, İnger Furseth-Pal Repstad, Birleşik Yayınları, Ankara 2011 (İhsan Çapcıoğlu ile birlikte tercüme); Din Sosyolojisine Giriş, Phil Zukerman, , Birleşik Yayınları, 2. Baskı, Ankara 2009 (İhsan Çapcıoğlu ile birlikte tercüme)

Yazar istatistikleri

  • 22 okur okudu.
  • 12 okur okuyacak.