Sanal mekana dahil olan kişiler belli bir mesafeden en amansız hastalıklarla ilgili yorumlar yaparak, hiç alt edemeyecekleri düşmanlarına meydan okur. Burada çok güzel görünmek ya da hiç beklenmedik bir anda çekip gitmek, hiçbir çaba göstermeksizin bir tıkla kişinin sevmediği, acı çektiği bir durumdan uzaklaşması ya da tehlikenin dibine kadar sokulması mümkündür. Bir yanardağın patlaması, binlerce kişinin öldüğü bir deprem ve arkasından gelen tsunami felaketi ya da kay kayla kayan bir çocuğun tehlikeli manevraları kişiye bu estetik tecrübe sayesinde haz verir, çünkü tehlike kendisinden uzaktadır. Bundan dolayı sanal mekânda en çok paylaşılan (viral olan) içeriklerin daha çok felaket haberleri olması şaşırtıcı değildir. Her gün binlerce ölüm haberini, ölen kişilerin bedenleri teşhir edilerek, savaş ortamında çekilmiş fotoğraf veya videoları, işkence görüntülerini, çocuk istismarı vs. gibi birçok içeriği milyonlarca kişi izler ve bu tür içerikleri sosyal medya ortamlarında paylaşır. Kişi bu tür içerikleri oluştururken de paylaşırken de daima gayri şahsi (impersonal) bir kimliğe bürünür, aynı zamanda içeriğin kendisini oluşturan toplumsal olgular da gayri şahsi bir karaktere büründürülerek algılanır. Buradaki en nirengi nokta dehşet verici bir manzaranın kişinin kendisini güvenli hissettiği bir yerden izlenmesidir.