Hasan Hanefi

Hasan Hanefi

Yazar
7.2/10
5 Kişi
·
14
Okunma
·
2
Beğeni
·
446
Gösterim
Adı:
Hasan Hanefi
Unvan:
Mısırlı Akademisyen, Felsefeci, Yazar
Doğum:
1935
Ben Hasan Hanefi. Kahire Üniversitesi edebiyat fakültesinde felsefe hocasıyım. Kendimi Müslüman bir düşünür olarak tarif ediyorum. 1954 de hapsedilmeden önce Seyyid Kutub'un öğrencisiydim. Ondan İslam'da sosyal adaleti, İslam'ın kapitalizmle savaşını, dünya barışı ve İslam'ı, İslam düşüncesinin özelliklerini, bu dinin geleceğini öğrendim.
Kuran'ın hakkında konuştuğu "başka dünya" , aslında "bu dünya'nın "başka" olabileceğine değin inançtır, insanlar kendi eylemleriyle bu dünyayı değiştirebildikleri müddetçe bu mümkündür.
İlerleme,demokrasi,gelişme,ulusal bağımsızlık,kurtuluş Tanrı yerine geçen yeni sözcüklerdir. İslam geleneğinde varolan mükemmel,sonsuz,ebedi,cevher anlamındaki sözcüklerin modern karşılıklarıdır.
Özgür irade Tanrı'yla değil, dünya ile bağlaşım halindedir. İnsanın davranış özgürlüğüne sınır koyan Tanrı değil, dünyadır. Yaşam ve ölüm, eylem ve mutluluk için sorumlu olan Tanrı değil - toplumdur.
Coğrafi çevrenin davranış ve ümranda önemli bir etken olduğu doğrudur. Ancak, yegane etken değildir, aynı zamanda zorunlu etkende değildir.
İslam dünyasında geliştirilmiş, çoğu teolojik tezler, "Sultan"ın (hükümet'in) gücünü korumayı amaçlamaktadır. Sultan'ın yüceltilmesi çoğu kez Tanrı'nın yüceltilmesiyle paralellik arzetmektedir: Sultan'a şükr ile Tanrı'ya şükr elele yürümektedir. Bu mekanizma, medya yoluyla hiç bu kadar mükemmel işletilmemiştir.
“İlahiyatta âlem, bilgi, varlık ve değer ikiye ayrılmıştır: Hissi âlem-akli âlem, görülen âlem-görülmeyen âlem, maddi âlem-sûrî alem, sonlu âlem-sonsuz âlem(...) İşte bu ilahiyat bizi ikiye ayırmış, bizim ya ikisini birbirinden ayırıp sûfî olmamızı, ya da ikisini barıştırarak maddede yahut maddedeyken ruhta olmamızı istemiştir. İşte gök ile yer arasındaki bu ikilik, bizim yerden aldığımızı göğe, gökten aldığımızı yere vermemize neden olmuştur. Böylece yeryüzü, ayaklarımızın altında kaybolmuştur.”
Sufiler dünyayı kurtarmaktan ümit kesince, nefsi kurtarmaya yöneldiler. Dışardaki amel (davranış) değiştikten sonra içe, açık eylem değiştikten sonra gizliliğe ve kitlelerin hareketinden uzaklaşmalarından sonra kapalı topluluklara sığındılar.
272 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
Kitap bir çok önemli ismi bir arada barındırıyor.
12 kişinin görüşlerinden oluşuyor bakış acılarından aile kurumunu değerlendirme şekillerinden.
Bu da bi avantaj bence farklı farklı olan ama aynı konuya değinen yazıları okumuş ve beyin fırtınası oluşmuş oluyor bu sayede .
Kitabın içinden şu şahane bölümle devam ediyim incelememe:

Allah teala insanı yaratmış, ona bilgi edinme ve bilgiyi kullanma kabiliyeti vermiş (Rahman,4)
Onu başıboş bırakmamış ( kıyamet, 36)
Yeryüzünün halifesi kılmış (Enam,165 ;yunus,14)
Kokuşmuş çamur mertebesinden kainatın gözbebeği mertebesine kendi irade ve çabasıyla
Yükselmesini amaç kılmış (Tin ,5;Şems,10)
Erkek olsun kadın olsun kim salih bir amelde bulunursa , bunun karşılığının kendisine eksiksiz ödeneceğini (Nisa,124) ifade buyurmuştur.

Severek okudum altını çizdiğim cok fazla yer oldu daha çok kadın eksenli bakan kişilerin de yazıları mevcuttu. Kadın toplumda sürekli (maalesef)ezilen olduğu için bunun daha önde tutulması bana normal geldi.
Yeni bir çalışma, soruşturma bu yüzden
Çok geniş bir perspektifle bakabilmek adına kesinlikle okuyun derim.
Iyi okumalar dilerim ;)
272 syf.
·Beğendi·10/10
Herkese her bireye tek tek tavsiye ederim. İçinde farklı görüşleri barındıran özellikle kadın, modernizm, İslam arasındaki ilişkiyi çok güzel açıklayan bilgiler var. İslamda var olduğu sanılan ve kadınları küçümsemek dışlamak için uydurulan hadislere yer yer değinilmiş. Ayrıca ailenin psikolojik olarak ele alınması konusunda Kemal Sayar da birtakım düşüncelerini yazmış yani kitap sosyolojik psikolojik dini ictimai olarak her yönden aile kavramını detaylıca açıklamış. Mükemmeldi..
272 syf.
·16 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitapta aile olgusundan çok kadınların hakları ve yaşadıkları haksızlıklar konu edinilmiş.
Kitapta mütedeyyin bildiğimiz yazarlarla beraber aslında uzmanlık alanı felsefe edebiyat sosyoloji olan yazarlar da var. Mehmet Görmez, Ramazan Kayan ve Turgay Aldemir selefi görüşe yakınken Hayretin Karaman biraz ılımlı bir söylem geliştiriyor. Ancak bazı yazarlar beyin yikama faaliyeti gudercesine ayetleri bireysel bir yorumlamadan geçirerek hadislerin aksini ispat etmeye çalışıyor. feministçe ve başından beri islamin yaşantısı olarak devam eden normlara adetlere kültüre tam zıt bir söylem geliştiriyor. Hasan Hanefi Alev Erkilet ve Özellikle Hayri Kirbasoglu kadın konusunda islama yepyeni!!! bir yaşantıyı empoze etmeye çalışıyor.

Hayri Kirbasoglu ilahiyat ilminden fersah fersah uzakta, adeta feminist bir edayla konuşuyor. Doğrusu yazısından rahatsız oldum.

Kitapta en çok Said Hatipoglunun yazısını beğendim. Turgay Aldemir in yazısını okurken kendimi bir fikir dünyasında akıp gidiyormuş gibi hissettim. Iyi okumalar

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan Hanefi
Unvan:
Mısırlı Akademisyen, Felsefeci, Yazar
Doğum:
1935
Ben Hasan Hanefi. Kahire Üniversitesi edebiyat fakültesinde felsefe hocasıyım. Kendimi Müslüman bir düşünür olarak tarif ediyorum. 1954 de hapsedilmeden önce Seyyid Kutub'un öğrencisiydim. Ondan İslam'da sosyal adaleti, İslam'ın kapitalizmle savaşını, dünya barışı ve İslam'ı, İslam düşüncesinin özelliklerini, bu dinin geleceğini öğrendim.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 14 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 46 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.